İf you wanna run away wit me,
İ know a galaxy
And i can take you for a ride
İ had a premonition that we fell into a rythm
Where the music don't stop for life
Levitating-Dua Lipa
----------------
Birkaç gün hızlıca geçmişti bile. Ekibimiz GK ilaç konusunu hâlâ araştırırken bazı tuhaf bilgiler edinmişti.
Kor ekibindekiler hakkında, geçmişleri ve kendileri hakkında.
Ayrıca Nermin Akgün'den yeni bir rapor gelmişti. Ekiple yakınlaşmalıydık, onlardan bilgi almalıydık. Bizim de aklımıza kız kıza pijama partisinden başka bir şey gelmedi.
Bence birisini pijamalarıyla görmek bile yakınlaşmaktır. Duru ve Selin'le GK ekibi olarak ilk toplandığımızda bizim evde pijama partisi yapmıştık. Hepimiz daha çok küçüktük, çok eğlenmiştik. Annem ve babam yanımdaydı.
Babamla PES atmıştık. 3'e 1 olarak bizi yenmişti.
Anıları kenara koyarak patlamış mısırları tabağa koydum ve cipsleri masanın üstüne yerleştirdim.
Her şey hazır duruyordu: kutu oyunları, farklı çeşit cipsler, film siteleri ve Deniz kimliğime uygun ayıcıklı pijamamla ben.
Saçlarımı her zamanki şekilde topuz yaparak beklemeye başladım.
Birkaç gün önce Atlas'tan Ece'nin numarasını aldım, güya teşekkür amaçlı. Teşekkür ederken sözü evire çevire partiye getirdim ve hazır bahsetmişken onu da getirerek Zeyno'yu dahil ettim.
Birazcık da duygu sömürüsü ile kabul etti.
Atlas ile sadece ekmek almaya vesaire çıkarken karşılaşıyorduk. Ayaküstü birkaç kelime sohbet ediyorduk. Yavaş yavaş yaklaşıyordum. Atlas zannettiğimden çok daha fazlası gibi geliyor bazen.
Dün yine bir boks maçına gitmiş mesela ama bu sefer kıl payı olarak kazanmıştı.
Neden bunu yaptığını sordum ona. Bu kadar sanatsal ve duygusal birisinin neden insanlara acı çektirmeyi sevdiğini sordum.
"Bunu yapmayı sevdiğimi mi zannediyorsun?" dedi alay ederek.
Sanki yanlış bir şey dedim. Allah Allah.
Atlas'ı bu gece geri plana atacaktım. Atmam gerekiyordu. Hedefim ekibin hepsiydi ve bu gece kız gecesiydi.
Kapının çalmasıyla yerimden fırlayarak kapıyı açtım. Hepsi beraber gelmişlerdi: Selin, Duru, Ece, Zeyno.
"Hoş geldiniz." Sonunu uzatarak içeriye aldım herkesi.
"Naber?" diyerek elimi sıktı Zeyno. Ben de elimi uzatarak karşılık verdim.
"Ne kastınız ya, kız kızayız. Sallayın az dünyayı." diyerek boynuma atladı Selin. Onu hafifçe kaldırarak etrafımda döndürdüm.
Ee, uzun boy işe yarıyor.
"Aşkım." diye sarıldı Duru.
"Siz niye beraber geldiniz?" dedim onlara dönerek.
"Biz Ece'yle birbirimize numaralarımızı vermiştik. Konuştuk işte şöyle böyle diye, Ece hepimizi topladı arabasıyla."
Umarım gerçek evinizden almamıştır.
"Çok güzel." dedim ve Ece'ye döndüm. "O gece için tekrar sağ ol, beni evine aldın."
İlacı da sen verdin. Ne tatlı değil mi? Hem hasta ediyor hem tedavi ediyor. Kapitalizmin destekçisi olabilir misiniz Ece Hanım?
"Rica ederim, ne demek. Mira gelmedi mi?"
"Annesi hastalanmış dün, serum yemiş. Onun yanına gitti."
Herkes geçmiş olsun diyerek kafasını hafifçe eğdi.
Öyle bir şey yoktu. Sadece bir uyarı almıştık. Nermin Akgün göreve Mira'yı göndermişti. Eğer destek gerekirse yarın bizleri de onun yanına gönderecekti.
Hep beraber oturma odasına geçtik.
"Eee, ilk olarak ne yapıyoruz?" dedi Selin.
"Bence biraz atıştırmalık yerken birbirimize sorular soralım. Buluşmamızın nedeni de bu değil mi? Siz olmasaydınız Deniz'in başına kim bilir neler gelirdi..." dedi Duru ve bir tabak cipsi kendi önüne aldı.
"Peki, ilk ben başlıyorum. Ece, kendini 5 kelime ile tanımlarsan ne dersin?" dedi Selin koltukta yayılarak.
"İyimser biriyim, aşırı sadığım. Eski sevgilime 4 yıl takıntılı kalmıştım." Göz devirerek bize geri döndü. "Konuşkan bir yapım var, bence hoşuma gidiyor konuşmak. Cesurum. Mantık ve duygusal ilişkilerimi aynı anda yürütebiliyorum."
Kaşlarımı kaldırıp kafa salladım. Bayağı iyiydi.
"Peki, sıra bende... Duru, kaç kişiye âşık oldun?" dedi Ece, cipslerle uğraşan Duru'ya.
Duru kafasını cips kasesinden kaldırarak bize döndü.
"Aşk nedir? Yani ben aşkı tanımlayamıyorum şu anda. Evet, çok istiyorum, gerçek aşka inanıyorum ama ne demek bilmiyorum." dedi gülerek.
"Bence aşk uğruna canını verecek bir şey değil, uğruna karşındakinin canını verecek bir şey. Yani düşünsenize, iki kişi çok âşık ve birisi diğeri için kendini öldürüyor. Hayatta kalanın acısını anlamak çok zor. Acıyı hayatta kalan kişi çeker." dedim duvara dalarak.
Ben hiç âşık oldum mu diye zihnimi gezindirdim.
Aklıma Atlas geliyordu. Tanımadığım Atlas.
"Güzel bir felsefeydi." dedi Zeyno.
"Eğer aşk buysa galiba hiç âşık olmadım." dedi Duru.
"Peki Zeyno, biraz ailenden bahset."
Gelmiştik sorgu sorularına.
"Klasik, tek çocuğum aslında. Küçükken beni hep desteklerdi ailem..."
"Sonra ne oldu?" dedi Selin, Zeyno'ya yaklaşarak.
"Yurt dışında yaşamaya başladılar. Ben Türkiye'de kalmak istedim. Arkadaşlarım burada, mesleğim burada." dedi. Sesi çatlamamak için zor duruyordu.
"Senin mesleğin ne ki?" dedi Selin.
"Yazılımcıyım. Bir şirkette oyun programlamaları falan yapıyorum şu anda." dedi ve eliyle sahte bir bilgisayar yaptı, taklit ederek.
"Peki, aşk türlerinden en sevdiğin ne?" dedi Zeyno ve dönerek birini seçmeye odaklandı.
Tam bana gelecekken yanımdaki Duru'yu işaret etti.
"Duru, ben mi?" diye kafa salladı ve düşünmeye başladı.
"Ben ilk görüşte aşkı seviyorum ya, çok tatlı geliyor."
Demesiyle Selin'in yastığı Duru'ya fırlatması bir oldu.
"İlk görüşte aşk diye bir şey yoktur tatlım. İlk görüşte hormonlar vardır. Bir erkek ilk görüşte sana âşık olduğunu düşünüyorsa bil ki hormoneldir, yani engelle."
Kahkaha attım ve Selin'in uzattığı eline beşlik çaktım.
Haklılık = Selin.
Duru ikimize göz devirerek Ece'ye döndü.
"Peki Ece, Toprak ile bayağı yakın gibisin. Aranızda bir şeyler mi var?"
Asla beklemiyordum bu soruyu. Duru'ya döndüm. Doğaçlama takılalım demiştik ama bunu asla beklemiyordum. Selin de beklemiyor olacak ki o da Duru'ya bakıyordu. Birkaç saniye üçümüz birbirimize baktık ve hızla toparlandık.
"Eskiden olsa olabilir derdim ama şu anda kesinlikle abla kardeş olarak takılıyoruz diyebilirim." dedi, gülümsedi ve bana döndü.
"Ya sence Deniz? Sence Atlas yakışıklı mı?"
Derin bir nefes alırken soruyu düşündüm.
Yanımda oturan Duru'nun hafifçe sırtıma dokunmasından bir şeyler olduğunu sezdim.
İşte o anda dank etti.
Tuzak.
Kaşlarımı çattım ve Ece'ye döndüm.
"Atlas hangisiydi?" dedim.
Çattığı kaşlarını düzelterek gülümsedi.
"Ne demek hangisiydi?"
"Ekibinizdeki herkesin ismini tam ezberleyemedim. Atlas hangisi oluyordu?" dedim bozuntuya vermeden.
"Partideki çocuklardan birisi. Bizim ekipten değildi. Sadece bana seni çok beğendiğini söylemişti."
Anlar şekilde kafa salladım.
Düşmedim.
Bu seferlik tuzağa düşmedim.
...
Rahatlayarak Duru'ya döndüm ve kafamı omzuna yatırdım.
Bir süre boş sohbetlerimiz devam etti ve kayda değer pek bilgi elde edemedim.
Ama artık en sevdikleri yemekleri, içecekleri, alerjilerini, favori film ve dizilerini ve asıl memleketlerini öğrenmiştim.
Bunun için ayrı bir rapor hazırlasam iyi olur diye düşünerek tüm konuşmaları ses kaydına almıştım.
Sonunda film izlemeye karar verdiğimizde ses kaydını durdurdum ve telefonumu tezgâha bırakarak biraz daha yiyecek getirdim.
"Korku izleyelim." dedi Selin, gözleri parlıyordu bunu söylerken.
"Korkmak için 2 saatimi bir filme veremem, sağ ol. Romcom izleyelim." dedi Duru ve yerden kalkarak koltuğa oturdu.
"Ev sahibi Deniz, o seçsin." dedi Ece bana dönerek ve kumandayı uzattı.
"Misafirlerimi kıracak değilim." Kumandayı aldım ve Zeyno'ya verdim. "Hak senindir."
Zeyno elimden kumandayı kaparak filmleri gezindi ve Mamma Mia'da durdu.
"Bunu açıyorum."
Sonunda film seçmenin mutluluğuyla koltukta yayılmış Selin'i ittirerek yanına geçtim ve izlemeye başladık.
Her şarkıda beraber söylerken başta bize göz devirse de sonra en yüksek sesi çıkan kişi olan Selin'le film sonu biraz dalga geçtikten sonra bir playlist açtık.
Rihanna, Beyoncé ve benzeri şarkılar çalıyor, çılgınlar gibi karaoke yaparak dans ediyorduk.
Sonunda biraz yorulunca balkona çıktık.
Tüm bu süreç boyunca Ece ve Zeyno'yu tek tek takip etmiş, telefonuma notlar almıştım.
Açıkları, benim açık verdiklerim, ne konuda ağzımı aradıkları...
Biraz rahatlayarak ben de diğerlerinin arkasından atıştırmalıkları getirip balkona çıktım.
"Rüzgâr."
R harfini bastırarak gözlerini kapattı Ece. Rüzgârı hissetmeyi seviyordu.
Belki de özgür hissettirdiği içindir.
Balkona daha mobilya almadığım için mutfaktaki sandalyeleri çekmiş, elimizde cipsler ve kolalarla oturuyorduk.
Duru bir anda ellerini çırparak dikkat çekti.
"Peki kızlar, sizce dansöz mü zenne mi?"
Yine saçma şeyler soruyordu ama bu sorunun cevabı netti.
"Açık ara zennedir." dedim gururla.
"Dansöz bence." dedi Selin.
"Zennedir ya, onlardaki o cilve kimsede yok." dedi Ece.
Bana destek vermesiyle beşlik çakarak güldük.
Arkama dönmemle Atlas'ı görmem bir oldu.
Kalbimin hızlandığını hissedebiliyordum.
Nedenini bilmediğim bir şekilde hızlanıyordu.
Korkuyor muydum?
Ama niye?
"Seni kendime nasıl âşık ederim diye sorduğumda bana 'isteklerim seni aşar' demiştin ya. Haklıymışsın Deniz, o kadar iyi kıvırtamam."
Arkasında Tuna, Kerem ve Mert kahkaha atmamak için kendilerini zor tutuyordu.
Arkamdan gelen kızların kıkırdamalarını net şekilde duyuyordum. Arkamda olan elimle onlara hafif bir şekilde hareket ettirerek susun demeye çalıştım.
Pek anlamış gibi davranmadılar.
"Naber?" diyebildim sadece.
Utanıyordum.
Neden utandığımı bilmiyordum ama utanıyordum.
"Zenne olsam para takar mısın?" dedi benimle alay ederek.
Gözlerim büyüdü, ne yapacağımı bilemedim.
"Naber?"
Dudaklarımdan başka kelime çıkamıyormuş gibi davranıyordum.
En azından doğaldı.
Utanıyor olmam bile doğaldı.
"Siz niye ayaktasınız?" dedi Selin yanıma gelerek.
"Gidiyoruz. Yaz bitmeden tatil yapalım dedik. Mersin'e gideceğiz, bir otelde takılacağız." dedi Atlas ve duvara yaklaştı.
"Gelir misiniz? Orada zenne olur."
İyice yerin dibine batmış halimle dik durdum ve Atlas'a yaklaştım.
"Zenneleri severim, Toprakları değil. Eksiyi artıyla çarparsan sonuç eksi olur. Yani işin içinde sen varsa, ne kadar istediğim bir şey dahi olsa sonucum yine eksi olur."
Umarım anlatabilmişimdir.
Kaşlarını kaldırdı ve bana baktı.
"Matematiğine hayran kaldım. Pekâlâ, bayan mantık." dedi ve elimi sıkarak pes etti.
Aklıma sadece bu geldi, ne bekliyordunuz ya?
"Defolun artık." diye çıkıştı arkamdan Zeyno.
Arkadaşlarını sevdiği ne kadar da belli oluyordu.
Gülümseyerek kafamı eğdim.
"Görüşürüz, bayan mantık."
"Görüşeceğiz, komşu bey."
Onun alaylarına tehditkâr şekilde cevap verdim.
Sırıtarak giden Atlas'ı izledikten sonra kızlara döndüm.
"Aranızda bir şey yoksa benim de adım Ece olmasın."
"Peki sana Ece demeyelim, Ada diyelim." dedim göz devirerek.
"Bas bayağı bir şeyler var işte Deniz, uzatma kabul et." dedi Duru elimi tutarak.
"Aşk benlik değil. O benimle uğraşıyor, ben de karşılık veriyorum işte." dedim.
"Aşk senin için kötü bir karar mı?" dedi Selin kolunu omzuma atarak.
"Evet öyle. Aşk benden sizi bile alabilir." dedim Selin'le Duru'nun elini tutarak.
"Bizi kimse senden alamaz." dedi Selin sırtımı sıvazlayarak.
Aşktan korkan masum bir kız rolüme Ece ve Zeyno düşmüş gibi yanıma gelip bana sarıldılar.
"Teşekkürler kızlar." dedim hafif duygusallaşarak.
Ciddiyim ama.
Yani gerçekten buna ihtiyacım varmış galiba.
Bir sarılmaya, bir güven duygusuna...
Oturma odasında yer yataklarını kurarak hep beraber yataklara girdik.
"Peki sizce-"
"DURU!"
Hep bir ağızdan uyarınca sonunda Duru sustu ve uyumamıza izin verdi.
-----------BÖLÜM SONU---------