Atlas gitmişti 2 gündür konuşmuyoruz
Sabah attığım mesaj hâlâ cevaplanmamıştı.
Atlas.
Bir kere aradım.
Açmadı.
Bir daha.
Yine yok.
Bir daha.
Telefon kapandı.
Sinirle telefonu yatağa attım.
“Tamam ya. Madem konuşmak istemiyorsun.”
Ama içimde bir huzursuzluk vardı.
Ogün olanlardan sonra Atlas’ın ortadan kaybolması normal değildi.
Birden aklıma bir şey geldi.
Ogün Atlas telefonunu masada bırakmıştı.
Bende daha evinden çıkmamıştım telefonu fatkettim.(Tabikide merak etmiyordum kiminle konuştuğunu heh)
Bir süre telefona baktım.
Yapmalı mıyım?
…Yaptım.
Telefon açıktı.
Rehbere girdim.
En son konuştuğu kişi:
Murat
Numarayı almıştım.
Bugün o yaptığım şey geldi ve
Muratı aradım.
Telefon açıldı.
“kimsin”
“Melis.”
Sessizlik.
Sonra çocuk şaşırdı.
“Melis?”
“Atlas nerede?”
Murat birkaç saniye sustu.
Sonra:
“Bir baloda.”
Kaşımı çattım.
“Ne balosu?”
"Atlasın gitmesi gereken bir balo"
"Nerde bu balo"
*Adres atar*
Telefon kapandı.
(Murat'ın adresi atmasının nedeni atladım başını belaya sokmasını istememesiydi en azından Melis onu engellerdi)
Melisin balo elbisesi:

Bir saat sonra balonun olduğu yere geldim.
Bina aşırı büyüktü.
Müzik dışarı kadar geliyordu.
Kapıya yürüdüm.
Görevli önüme geçti.
“Davetiyeniz?”
Yoktu.
Tam dönecekken yanımdan biri geçti.
Siyah takım elbiseli bir adam.
Durdu.
Bana baktı.
Sonra hafif güldü
Kaş kaldırdım.
Çocuk elini uzattı.
“Kayra.”
Durdu.
“Arkadaş benimle gelecek.”
Görevli hemen kenara çekildi.
Şaşkın şekilde içeri girdim.
—*kayrayla tanışıp konuşurlar ama Melis mimiklerinden ve kendine karşı hareketlerini sevmez)
Salon çok kalabalıktı.
Işıklar.
Müzik.
İnsanlar.
Tam etrafa bakarken…
Birisi kolumdan tuttu.
Döndüm.
Atlas.
Yüzü bir anda değişti.
“Sen burada ne yapıyorsun?”
Kollarımı bağladım.
“Telefonlara dönmüyorsun.”
Atlas kaşlarını çattı.
“Kimle geldin?”
Arkamdan ses geldi.
“Ben getirdim.”
Kayra.
Atlas’ın yüzü sertleşti.
“Sen.”
Kayra sırıttı.
Atlas bana döndü.
“Melis sen kiminle geldiğinin farkında mısın?”
Omuz silktim.
“En azından yardım etti”
Atlas sustu.
Sonra alçak sesle:
“Sen kimlere bulaştığını bilmiyorsun.”
Göz devirdim.
“Bir tek sen biliyorsun zaten.”
"Eee meliscim bir kadeh içelimmi"
Atlas araya girdi
"Hayır."
"Senmi karar veriyorsun"
"Melisle aynı ortamda bulunmayacaksın"
Kayra sırıttı
Atlas dalacakken
Tam o sırada müzik değişti.
Sunucunun sesi geldi:
“Dans vakti!”
İnsanlar piste geçti.
Ben atlasla konuşmadığım için kenarda duruyordum.
Kayra yanıma geldi.
Elini uzattı.
“Bir dans?”
Atlas anında baktı.
Ben de baktığını gördüm.
Bir an düşündüm.
Sonra…
Kayra’nın elini tuttum.
“Olur.”
(Tabikide atlası gıcık etmek içindi hıh)
Piste çıktık.
Dans etmeye başladık.
Normal bir danstı.
Ama gözüm sürekli Atlas’taydı.
Atlas köşede durmuştu.
Elinde bardak vardı.
İlk başta bakmıyormuş gibi yaptı.
Sonra göz göze geldik.
Kayra hafif eğildi.
“Bunu onu kızdırmak için yapıyorsun.”
"Ne alaka banane ondan hem sırf senle dans ediyorum diye niye kızsın"
Bir dönüş yaptık.
Tekrar Atlas’a baktım.
Bu sefer gözünü kaçırmadı.
Elindeki bardağı biraz fazla sıktı.
Çıt.
Durdu.
Sonra—
ÇAT.
Bardak elinde kırıldı.
Yanındaki çocuk şaşkın:
“Oğlum ne yapıyon?”
Atlas aşağı baktı.
Elindeki parçaları masaya bıraktı.
Ama hâlâ bize bakıyordu.
Kayra bunu gördü.
Hafif sırıttı.
Bir dönüş daha yaptırdı.
Atlas bu sefer yürümeye başladı.
Direkt bize.
Önümüzde durdu.
Önce Kayra’ya baktı.
Sonra bana.
Sesi sakindi.
Ama fazla sakindi.
“Bitti mi?”
Kayra güldü.
“Ne?”
Atlas gözünü ayırmadan konuştu.
“Dans.”
Sessizlik.
Sonra bana baktı.
“Konuşacağız.”
İlk defa…
Atlas sinirli değil gibi görünüyordu.
Daha kötüydü.
Kıskanmış gibi.
494 kelimemi huh 😌 Lütfen kitabı okuyunn🫶🏻😔

