İçeriğe geç

Durakta Kalanlar

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Durakta Kalanlar

Bölüm 5

5. Bölüm: Her Şey Yolundaymış Gibi

Zamanın nasıl geçtiğini bazen gerçekten anlamıyordum. Bir bakmışsın günler haftalara, haftalar aylara dönüşmüş. Bir zamanlar her gününü merakla beklediğin şeyler, şimdi hatırladığında yüzünde küçük bir gülümseme bırakmaktan öteye geçmiyordu. Hayat, sen fark etmeden kendi yolunu çiziyordu.

Benim hayatımda da öyle olmuştu.

Okula gidiyor, derslerime giriyor, arkadaşlarımla vakit geçiriyor, eve geldiğimde bazen ders çalışıyor bazen de kendime ayırdığım zamanın tadını çıkarıyordum. Her şey sıradandı. Belki de uzun zamandır ilk kez sıradanlıktan şikâyet etmiyordum.

Telefonum eskisi kadar ilgimi çekmiyordu. Bildirim geldiğinde hemen bakmak zorunda hissetmiyor, biri çevrimiçi olduğunda ne yaptığını düşünmüyordum. Önceden küçük bir mesajın bile bütün günümü değiştirebildiği zamanları hatırlayınca kendime şaşırıyordum.

İnsan gerçekten değişiyordu.

Hem de bazen bunu değiştirmeye çalışmadan yapıyordu.

Apo'yla aramızdaki konuşmalar da ara sıra devam ediyordu. Bazen bir hikâyeme cevap veriyor, bazen okulda yaşadığımız komik bir olay hakkında konuşuyorduk. Aramızda herhangi bir soğukluk yoktu ama eskiden olduğu gibi birbirimize anlatacak bir sürü şeyimiz de kalmamıştı.

Bir gün okul çıkışında arkadaşlarımla yürürken onun adını duydum.

— Apo'yu gördün mü bugün? diye sordu arkadaşlarımdan biri.

— Yok, neden?

— Öylesine sordum.

Konuşma orada bitti. Ben de yoluma devam ettim. Bir zamanlar onun adı geçtiğinde ister istemez dikkat kesilen ben, şimdi üzerinde durmadan başka bir konudan bahsedebiliyordum.

Bu kötü bir şey değildi.

Aksine, kendimi daha rahat hissediyordum. Bir insanla konuşmayı bırakmak, ona düşman olmak anlamına gelmiyordu. Bazı tanışıklıklar hayatında kalıyor ama zamanla başka bir yere yerleşiyordu.

Apo da benim için öyle bir yere yerleşmişti.

Ne tamamen yabancıydı ne de eskisi kadar yakındı.

Sadece tanıdığım biriydi.

---

Gizemli çocukla olan konuşmalarımız da neredeyse aynı hâle gelmişti.

Bazen günlerce haberleşmiyorduk. Sonra ansızın bir mesaj geliyor, kısa bir sohbet ediyor ve yine sessizliğe dönüyorduk. Artık onun kim olduğunu öğrenmek için kendimi zorlamıyordum. Merakım tamamen bitmiş miydi, emin değildim. Ama merak ettiğim her şeyin peşinden gitmek zorunda olmadığımı öğrenmiştim.

Bir akşam mesaj attı.

Gizemli çocuk: Uzun zamandır konuşmuyoruz.

Mesajı okuyup kısa bir süre düşündüm.

Ben: Evet, biraz öyle oldu.

Gizemli çocuk: Unuttun mu beni?

İstemeden gülümsedim. Eskiden bu soruya ne cevap vereceğimi uzun uzun düşünürdüm. Şimdi ise aklımdan geçen şeyi olduğu gibi yazdım.

Ben: Unutmadım. Sadece eskisi kadar telefonda değilim.

Gizemli çocuk: İyi yapıyorsun.

Ben: Sen de pek yazmıyorsun zaten.

Mesajımı gördü ama hemen cevap vermedi. Birkaç dakika sonra tek bir cümle yazdı.

Gizemli çocuk: Bazen yazmak isteyip yazamıyor insan.

Cümlesini okudum. Belki de haklıydı. Bazen insanın söyleyecek çok şeyi oluyor ama nereden başlayacağını bilemiyordu. Bazen de konuşmak istediği hâlde kendisini geri çekiyordu.

Neden böyle söylediğini sormadım.

Ben: Olabilir.

Konuşmamız orada sona erdi.

Telefonu kapattım ve masamdaki defterime döndüm. Eskiden olsa o cümleyi tekrar tekrar düşünürdüm. Şimdi ise aklımda yalnızca birkaç saniye kaldı.

Belki de büyümek, her sorunun cevabını bulmak değildi. Bazen cevapsız kalan sorularla yaşamayı öğrenmekti.

---

Aradan birkaç hafta daha geçti.

Günler birbirine benzerken bile aralarında küçük farklılıklar vardı. Bazen okulda çok gülüyor, bazen eve gelip hiçbir şey yapmak istemiyordum. Bazen gelecekle ilgili planlar kuruyor, bazen de bütün düşüncelerimi bir kenara bırakıp sevdiğim bir filmi açıyordum.

Hayatımda büyük bir değişiklik yoktu.

En azından ben öyle sanıyordum.

Bir cuma günü okuldan eve geldiğimde telefonuma göz gezdirdim. Arkadaş grubumuzda bir sürü mesaj vardı. Herkes bir şeyler konuşuyor, birbirine fotoğraflar gönderiyordu. Ben de sohbete katılıp birkaç mesaj yazdım.

Sonra arkadaşlarımdan biri özelden mesaj attı.

Arkadaşım: Sana bir şey anlatacağım.

Ben: Anlat bakalım.

Arkadaşım: Ama şimdi değil, yarın yüz yüze anlatırım.

Ben: Niye? Merak ettim şimdi.

Arkadaşım: Yarın anlatırım dedim ya. 😂

Güldüm ve telefonu bıraktım. Arkadaşımın bu tavırlarına alışkındım. Her şeyi son ana kadar gizemli hâle getirmeyi seviyordu.

Ertesi gün ne anlatacağını merak etsem de üzerinde fazla durmadım.

Sonuçta anlatacağı şeyin benimle ne ilgisi olabilirdi ki?

---

O gece yatağıma uzanıp tavana baktım. Son zamanlarda ilk kez kendimi gerçekten sakin hissediyordum. Kimsenin mesajını beklemiyor, birilerinin davranışlarını anlamlandırmaya çalışmıyordum.

Apo'yla tanıştığım ilk günü hatırladım. O zamanlar onunla konuşmanın bana nasıl hissettirdiğini, her yeni mesajda neden gülümsediğimi düşündüm. Ardından gizemli çocuğun ilk mesajları geldi aklıma. Kim olduğunu bilmeden onu merak ettiğim günler…

Hepsi çok uzak zamanlarda yaşanmış gibi geliyordu.

Oysa aradan öyle uzun bir süre de geçmemişti.

Kendi kendime gülümsedim.

Bazı şeyler yaşanırken çok büyük görünüyordu. Sonra zaman geçiyor ve geriye yalnızca küçük bir anı kalıyordu. O anının güzel mi kötü mü olduğunu bile bazen tam olarak hatırlayamıyordun.

Telefonum masanın üzerinde titredi.

Ekrana baktım. Arkadaşım yeni bir mesaj göndermişti.

Arkadaşım: Yarın unutma, sana anlatacağım şeyi.

Ben: Unutmadım ya. 😂

Telefonu kapattım.

Ertesi günün sıradan geçeceğini düşünüyordum. Okula gidecek, arkadaşlarımla konuşacak, belki biraz gülecek ve eve dönecektim.

Her şey yolundaymış gibi görünüyordu.

Ve bazen insanın en hazırlıksız olduğu an, hayatının yeniden değişmeye başladığı andı.

Ben henüz bunu bilmiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.