Eli titreyerek, "Beni rahat bırak Malfoy, yoksa bu asayı vücudunda hissedersin," dedi. "Yalnız bir şey unutuyorsun, Potter," dedi Draco ve kulağına yaklaşıp fısıldayarak, "Ben her zaman üstte olurum." Harry, kıpkırmızı olmuş bir şekilde bir iki adım geriye doğru atmıştı. Bunu fark eden Draco, Harry’nin üstüne yürümeye başladı; ta ki Harry’nin sırtı ağaçla birleşene kadar. Harry, sırtında hissettiği ağaçla kaçacak yeri kalmadığını fark ederek pes etti. "Benden ne istiyorsun Malfoy?" Kulağına eğilip sırıtarak, "Bence ne istediğim gayet belli, Potter." Draco, bir elini Harry’nin boynunda gezdirirken diğer eliyle ağacı tutuyordu. Harry, boynunda nazikçe hareket eden el karşısında savunmasız bir şekilde yutkundu. "Benimle oynamayı bırak Malfoy, ikimiz de amacını biliyoruz." Draco, ciddiyetini belli etmek istercesine vücutlarının arasındaki mesafeyi sıfıra indirerek kafasını eğip Harry’nin yüzünü incelemeye başladı. Harry, tüm vücudunu saran sıcaklıkla nefesini tutarak Draco’dan gözlerini kaçırdı. O sırada uzaktan, gözleri dolu bir şekilde izleyen Simon gözyaşlarını tutamadı. Yanına gelen Allerno’yu bile fark etmemişti. Yanına oturan Allerno, "Biliyorum, benden pek haz etmiyorsun. Gerçi pek bir farkımız yok. Ama iyi misin?" diyerek merakla sordu. Allerno’nun sesiyle irkilen Simon, ağlayarak, "Dalgamı geçiyorsun? Görmüyor musun şunları? Sevdiğim adam abime deli gibi âşık! Nasıl iyi olabilirim, söylesene!" diyerek ağlamaya devam etti. Allerno, şaşkınca Simon’a bakarak, "Sen... Draco? Tabii ya... Anlamalıydım. Gerçi durumumuz pek farklı değil," diyerek teselli etmeye çalıştı ama pek başarılı olduğu söylenemezdi. Simon, Allerno’ya bakarak, "Nasıl yani?" diyerek cevap bekledi. "Boşversene..." diyerek yutkundu. İstemsizce sesi aciz ve incinmiş çıkmıştı. Simon, Allerno’ya bakarak, "Anlamıyorum... Siz Malfoy’lar abimde ne buluyorsunuz ki? Ben her zaman ailenin yakışıklısı, en iyisi olmuşken neden abim? Neden ben değil?" diyerek isyan etti. Allerno, Simon’un bu söylediğiyle onu ilk kez bu kadar yakından inceledi. Ve haklıydı; Harry’e bakılacak olursa, Simon, Allerno’ya göre çok daha çekiciydi. Allerno bunun senelerdir farkındaydı... Gözleri ağlamaktan şişmiş olsa bile. "Simon..." diyerek dayanamadı Allerno. "Efendim Malfoy? Dalgamı geçeceksin?" diyerek tepki verdi. Dalga geçilmesinden gerçek anlamda nefret ediyordu. Allerno gülerek, "Hayır, dalga geçmeyeceğim." Kafasının arkasını kaşıyarak, "İstersen sarılabilirim." Simon’un gerçekten buna ihtiyacı vardı. Ama bu teklifin Allerno’dan gelmesini hiç beklemezdi. Birkaç saniye ciddi olup olmadığını anlamaya çalıştıysa da, pek umursamayıp kucağına oturup sıkıca sarılarak ağlamaya devam etti. Kafasını boynuna gömdüğünden Allerno, her gözyaşını hissediyordu ve boynuna düşen her damla sanki kalbine bir darbe vuruyordu. Allerno sadece koluna sarılmasını beklerken, kucağındaki genci şaşkın bir şekilde süzdü. Erkekliğinin üstündeki baskı onun irkilmesine neden olsa da, şu an tek düşünebildiği şey Simon’un mutluluğu ve büyüleyici kokusuydu. Eli istemsizce Simon’un saçlarına gitti ve okşamaya başladı. Harry’e nazaran saçları gayet düzgün olan gencin saçları, Allerno yüzünden dağılmıştı. Bir süre sonra Simon’un nefesi ritmik bir hale geldi. Allerno onu uzaklaştırıp yüzünü görmeye çalıştıysa da, Simon’un kenetlenmiş kolları yüzünden bir milim bile uzaklaştıramadı. Gerçi pek uğraşmadı, çünkü Simon’un canını yakmaya korkuyordu. Bir anlığına aklına Harry ve kardeşi geldi. O yöne bakınca Draco’nun yere oturmuş, ağaca yaslanmış şekilde gökyüzünü izlediğini ve bir yandan da kalbini tuttuğunu gördü. Harry ise ortalıkta yoktu, belli ki kaçmıştı. Ama bu Allerno’nun pek umrunda olmadı. Çünkü şu an tek odağı, kucağındaki gencin yumuşak teni ve büyüleyici kokusuydu... Birkaç saat boyunca orada duran gençler, hava kararıncaya kadar zamanın ilerlediğinin farkında bile değillerdi. Gerçi Simon saatlerdir uyuyor olsa da, Allerno onu izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı bile. Gece karanlığı yüzünden Simon’un yüzünü rahat göremeyince fark etti akşam olduğunu. Bir anlığına uyandırmayı düşünmüştü ama bu anın bitmesini istemeyerek sabahlamayı bile aklından geçirmişti. Ta ki Simon rahat etmek için Allerno’ya sürtünene kadar... Allerno hafifçe yutkunup, daha fazla hareket etmesin diye sıkıca sarıldı. Akşam serinliğinde sıcak kollarla sarılan Simon, daha çok sırnaşarak Allerno’ya iyice yanaştı ve bu durum Allerno’yu zor duruma bıraktı. Ta ki Simon gülerek Allerno’nun suratına bakana kadar. "İki saattir neden beni izliyorsun?" sırıtarak sordu Simon. "Sen iki saattir uyanık mıydın?" diyerek şaşırdı. Simon onaylar şekilde kafasını sallayınca, Allerno tek hamlede Simon’u altına alıp, "Neden kalkmadın kucağımdan? Sırnaştın o zaman! Cevap ver bakalım, Simon Bey!" diyerek sırıttı. Simon, Allerno’nun kucağında olduğu için hâlâ bacakları beline sarılıydı. Bulundukları pozisyonu ve yaptığı şeyin farkına varınca bacaklarını indirip kıpkırmızı oldu. Allerno hâlâ bir cevap beklerken Simon’un tek dediği şey, "Çok rahattı, napayım? Hiç bu kadar rahat uyuduğumu hatırlamıyorum," diyerek kendini savunmaya çalıştı. Allerno, "Bana bir uyku borçlusun," diyerek çıkıştı. "Ne?" "Senin yüzünden, emin ol ki 2 saatten fazla bir süredir uyumuyorum. Uyurken pozisyon değiştiririm de rahatın bozulur, uyanırsın diye..." diyerek sebep sundu. Simon ister istemez haklı buldu. Saatlerdir uyumuştu ve Allerno ona o kadar iyi hissettirmişti ki kollarının arasından çıkmak istememişti. Allerno gerilerek, "Zaten bir yere yaslanmadığım için belim tutuldu," diyerek isyan ettiği anda Simon pişman olmuş şekilde Allerno’ya baktı. "Özür dilerim," dedi, yüzü düşmüştü. "Özür dilemene gerek yok. Sabahkinden daha mutluysan hiçbir sorun yok," diyerek Simon’u rahatlatmaya çalıştı. "Kendimden başka kimseyi düşünmediğim için özür dilerim. Neden abimi tercih ettiğinizi şimdi anlayabiliyorum," gözleri dolmuştu ve berbat hissetmeye başlamıştı. Allerno bir anda üstünden kalkıp tekrar kucağına çekip sıkıca sarıldı. "Saçmalamayı bırak Potter." Allerno arkaya doğru yatarak Simon’u üstüne yatırdı ve sarılmaya devam etti. "Sen mükemmel birisin, böyle düşünmeyi kes." Gülümseyerek, "He, bir de bana uyku dışında bir masaj borçlusun." Simon istemsizce kıkırdar. "Sen gerçekten iyi bir insansın. Seni alan yaşadı valla." "Aptalsın Potter." "Ne? Ben ne diyorum, sen nasıl karşılık veriyorsun? Kabasın Malfoy, kabasın!" Üstünden tam kalkacakken, Allerno’nun sarılmasıyla hareket bile edemez. "Bırak beni Malfoy!" "Gerçekten aptalsın Ma–Potter." Omzuna vurarak, "Senden nefret ediyorum Allerno Malfoy." "Ahh! Acıttın!" diyerek omzunu tutar. Simon özür dileyerek, "O kadar sert vurmamıştım aslında ya... Uff, bakayım morarmış mı?" Allerno gülümser ve içinden bir büyü mırıldanarak vurduğu yerin sağlam bir şekilde morarmasını sağlar. Uzun kollu dar bady giydiği için direkt üstünü çıkarır. Simon, gördüğü manzara karşısında (şaheser, sanat eseri, sütun, dünyanın 7. harikası) yutkunur ve omzuna bakar. "Oha... Mosmor olmuş! Özür dilerim, bu kadar moraracağını tahmin etmiyordum. Dur krem getireyim, her gün sürersin geçer, olur mu?" "Hayır." "Ne? Neden hayır ya? Mosmor olmuş!" "Ben öyle şeyleri unuturum. Sürmeyi, etmeyi falan... Boşuna getirme. En fazla 1 ay spor yapamam. He bir de omzumu falan kullanamam, üstüne yatamam, ağrıdan o kadar." "Daha ne kaldı? Bir de benden 4 yaş büyük olacaksın. Kullan şu kafanı biraz. Getiriyorum, bekle burada." Simon kucağından kalkmaya çalışırken Allerno, tek koluyla sıkıca sarılır. "Boşuna gidip kendini yorma, unuturum ben." Simon Allerno’nun vücuduna bakarak, "Bu güzelim vücutta bir morluk izi kalmasını istemezsin herhalde." Allerno sırıtarak, "Hoşuna gitti herhalde. Bu arada o izi bırakan kişiye bağlı. Mesel–" "Mesela izi bırakan kişi abim olsaydı, hiç problem etmezdin," diyerek lafını kesti Simon. "Hayır, sorun ederdim. Özellikle Harry'se." "Ne? Ama sen Harry’den hoşl–" "Hayır, ben hiçbir zaman Harry’den hoşlanmadım. Evet, hoşla– Aşık olduğum biri var. Ve evet, Harry’nin çok yakınında. Ve hayır, Harry ile oynamıyordum. Haberi var ve sadece bana yardım ediyordu. Oh be, rahatladım." "Şey... Anladım. Tamam. Ben gideyim krem getireyim o zaman." "Ya, sürmeyeceğim. Boşuna uğraşma." "Gerekirse 1–2 hafta boyunca ben sürerim. O iz geçecek. Vücudunda kalması doğru olmaz çü–" "Çünkü bu izin sahibi sensin." "Aynen öyle," diyerek kalkıp krem almaya gitti. "Bu çocuk gerçekten aptal... Tek sorun, ben bir aptala aşığım."
Bölüm 6
4
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.