İçeriğe geç

Driver And His Little Rabbit

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Driver And His Little Rabbit

Bölüm 1

1. Bölüm

Bu kurgu instagram povundan ortaya çıkmıştır. Oy verirseniz mutlu olurum >

(Yaş farkı var jungkook - 16

Taehyung - 27 )

.

.

.

.

Elindeki günlüğünü bir yere saklamalıydı. Annesi onun adımlarını sürekli sürekli takip ediyordu. Derin bir nefes verdi ve hızlıca yatağın altına koydu. Umarım annesi bulamazdı. Oraya kendine bile itiraf etmekte zorlandığı şeyleri yazıyordu.

"Jungkook! Servisin geldi çık şu artık odadan!"

"T-tamam anne!"

Çantasını omzuna taktı ve odasından çıktı. Annesi mutfaktan ona seslendi. "Baban sana harçlık bıraktı. Sehpanın üstünde. "

Harçlık mı?

Jungkook'a hiç harçlık verilmezdi. Şimdi ise... Gerçi bu şaşkınlığı çokta sürmedi ... Won. Hiç bir ederi yoktu. Genede aldı ve cebine attı.

Evinden çıktı servisine yürüdü.

Hemen bir boş koltuğa geçti. Çantasını kucağına aldı ve başını çantasına dayadı. Yanaklarını öne çıkarıyordu bu görüntü.

Yalnız giderdi okula. Yalnız gelirdi. Okulu da sevmez verilen ödevlerin çoğunu da yapmazdı. Aslında okulu biraz da katlanılmaz kılan şey de okulun popüler kişileriydi.

Kimse bunlara bir şey diyemediğinden onlarda güçlerini masumlarda kullanırlardı. Tıpkı jungkook gibi.

Jungkook yerinde biraz daha sinmişken servis tekrar bir evin önünde durdu. Ve tekrar tekrar...

Servis yavaş yavaş dolarken artık bir kaç kişi da ayakta durmaya başladı. Jungkook biraz daha cam kenarına sindi ve ayakta duran bir kişi jungkook'un yanına gelmişti.

"Kaçıncı sınıfsın sen?"

Jungkook kendinden uzun duran bu kişiden biraz korkarak sesinin titremesine mani olamamıştı.

"İkinci sınıfım. " son sınıf gibi duruyordu.

"İyi kalk o zaman. " çocuk başını yana yatırdı ve adeta Jungkook ile alay edercesine dudağını büzdü.

"Senin gibi minnak tipler büyüklere saygılı olmalı değil mi?"

Jungkook yutkundu ve daha fazla bir şey demeden kucağında çantası ile ayağa kalktı.

Hemen bir köşeye çekilmeye çalışsada insanların arasında eziliyordu. "Ah, pardon bir dakika. "

Arkalara doğru gidemeden hemen yere düşmüştü. "Aman tanrım" bi kız ona bakarken elini uzatmıştı. Jungkook ele bakmış, ardından yanakları kızarmıştı.

Hiçbir zaman arkadaşı olmamıştı. Heleki kızlarla arası hiç iyi değildi. Bir kız onunla konuşmaya çalışsa başını eğiyor terliyor veya kaçıyordu.

Şimdi ise kızla çok yakınlardı. Jungkook başını eğdi ve elini tutmayı reddetti. Onun yerine ayağa kalkmaya kendi çalıştı ama bunu yaparken otobüsün bozuk yolda gitmesi nedeniyle yerinde tökezlemişti. Bir kaç hakaret sonrası ayağa kalkmayı başarmıştı.

Sabah kötü başlamıştı. Günü çok iyi geçeceğe benzemiyordu ve gerçekten okula gidesi yoktu.

🍓

Sınıfına girdiğinde çekingen bir şekilde arka sıralardaki yerine oturdu. Çantasından İngilizce materyallerini çıkardı.

Kimseye bakmadan sırasına bakıyordu jungkook. Ama bir zorba gücünü tatmin etmek isterse her zaman masumlara saldırırdı. Jungkook'un kitaplarını devirerek sırasına oturmuştu dördüncü sınıf öğrencisi Minhan.

Genç oğlanın minik elleri yumruk olmuştu.

Ama sesini çıkaramadı.

"Sen derslere katılır mıydın?"

"Hyung... G-gene ne yaptım?" boncuk boncuk siyah gözlerini Minhan'a doğru kaldırdı. "Bana baksana sen... Yoksa ağlayacak mısın?"

Çantasını ayağı ile devirir. Jungkook'un gözleri ıslak ıslak olurken ayağa kalkıp çantasını ve kitaplarını almaya başladı.

Bir insanın çantasına veya eşyalarına zarar verip yere atmak fiziksel şiddettir.

"Annen gibi ağlıyorsun Jungkook. Geçen gece babamla yakaladım. İnliyordu orospu!"

Jungkook sertçe yutkundu. Bu da ne demekti? Annesi evliydi. Babasını aldatmış olamazdı. Ama aklından da geçmiyor değildi. Geçenlerde teyzesigile gidecekti. Ya da kendisini kandırmıştı.

"Sen... Sen yalan söylüyorsun. "

"Kanıt var elimde. İstersen yayayım okula. Net bir şekilde görürsün. "

Buna dayanamam.

"Hayır. Hyung lütfen. Lütfen kimseye söyleme. Bu aramızda kalsın ne olur. "

İki elini birleştirip Minhan'a yalvarmaya başlamıştı. Herkes onlara bakarken Minhan sırıttı ve Jungkook'a ayağı ile tekme attı.

"Ah," jungkook yere düşerken Minhan acımasızca ona üstten üste bakmaya başladı. "Elimden çekeceğin var Jeon Jungkook! Annenin bedelini sana ödeteceğim. "

Neden ben? Neden neden neden! Her şeyden bıkmış gibi hissediyorum. Annemin yaptığı şeyin bedelini ben ödeyeceksem neden nefes alıyorum ki?

Ama babam bunu öğrenirse annemi yaşatmaz. Annemin ölmesini istemiyorum. O beni sevmesede o benim annem. Bazı şeyleri kabullenebilirim. Katlanacağım buna evet.

Jungkook burnunu çekerek ayağa kalktı. Herkes ona nefretle bakıyordu sanki. Hepsinden kurtulmak istedi. Çantasını yerden aldı ve kitaplarını çantasına doldurdu.

Ceketini giyip çantasını sırtına taktı ve sınıftan çıktı. Bay Lee'ye gözükmeden okuldan kaçacaktı. Jungkook defalarca okuldan kaçtığı için bunda tecrübesi vardı evet ama çekirge bir zıplar iki zıplar üçüncüye yakalanırdı.

Temkinli davranarak arka bahçeye gitti. Güvenlik telefonla konuşuyordu. İçinden saymaya başladı. Ona kadar sandıktan sonra duvara zıpladı ve atladı. Güvenlik muhtemelen onu görmüştü ama geri de dönecek değildi.

Elinden geldiğince hızlı koşmaya çalıştı. Yol bozuktu bu yüzden bir taşa takılıp düşmesi ile başını kaldırıma çarpmıştı. Ağzından bir inilti sulu gözlerinden bir damla yaş ve acı dolu yarası her yeri bulanık görmesine neden olmuştu. "Aman tanrım. Şimdi ne yapacağım?"

Aksilikler peşimi bırakmıyor.

Ayağa kalktı ve bir duvardan tutuna tutuna yürümeye çalıştı. Bir eli alnındaki yarasındaydı.

Topallayarak gidiyordu. Çok mutsuzdu. Kendini yalnız hissediyordu. Annesine sarılamazdı. Özellikle babasına.

Jungkook hiç sevgi görmemişti. En çok sevgiye muhtaçtı. Bir sarılma onun kalbindeki tüm yaraları çözerdi. Genellikle bunu yapardı zaten okuldan kaçıp başkalarına sarılırdı.

Tabi ki bunu öylece yaparsa herkesin onu deli sanacağını biliyordu.

Delinin tanımını bile bilmiyorum. Toplumdan dolayu her şeye otomatik karar veriyorum.

Sahil kenarı bir banka oturdu ve çantasından bir peçete çıkartıp yarasına tampon yaptı. "Bu azıcık harçlığım ile tavşan kıyafetini kiralayabilirim. Nuna Daha önce bedavadan vermiş olabilir ama artık yüzsüzlük yapamam. "

Terzi dükkânına doğru yürüdü. Çarşı bu saatlerde çok kalabalıktı. İçi şimdiden kıpır kıpır olmuştu bile.

"Nuna ben geldim. " onun öz ablası değildi belki. Ama saygıdan ötürü ve ara sıra derdini dinlemesinden dolayı ona nuna derdi Jungkook. Asıl ismi Park Milen'di.

"Jungkook. Nerden çıktın sen? Gene okuldan mı kaçtın? Hih! Tanrım alnına ne oldu. "

Jungkook elleri ile telaş etmemesini gösteren bir işaret yaptı. "Nuna nuna endişelenme. Gerçekten ufacık bir yara. "

"Ufacıksa ufacık. Gel bakalım yaranı tedavi edelim. "

"Yah hayır ben bunun için-"

"Jungkook lafıma karşı mı geliyorsun?"

Hafifçe tebessüm etti. Gerçekten beni anlayan tek kişisin nuna. Bunu dışından söylemeye çekindi ve Bayan Park'ın gösterdiği yere oturdu. Elleri dizilerinde minik yumruk şeklindeydi.

Milen getirdiği ilk yardım malzemeleri ile hızlıca tentürdiyot ve pamuk çıkardı. Yavaş hareketlerle onun alnını temizledi.

"Tanrı korusun bu beyin kanamasına bile yol açar" genç oğlanın gözleri korku karışık şaşkınlık ile açılmıştı. "N-nasıl?"

"Dediğim gibi. Bugün uyuma istersen. Hastanaye gidelim ya da. "

O zaman ailemin haberi olur. Bu tehlikeyi göze alabilirim.

"Şey gitmesekte olur. Zaten ben şey için geldim nuna" isteğini söyleyemeden yanakları kızardı. "Anladım ben anladım. O kıyafeti giymek isteyeceksin. Peki peki. "

"Kiralayabilirim. Bugün babam bana harçlık bırakmış. "

"Paran sende kalsın. Hadi bakalım bitti. Güçlü çocuksun sen Jungkook. Aferim!"

Yanağından bir makas aldı. O tavşana benzeyen gülümsemesini ortaya sergiledi.

🍓

"Bayım... İnsanları mutlu etmeye çalışıyorum. Acaba bana sarılmak ister miydiniz?"

Adam Jungkook'a tip tip bakarken cevap vermeye tenezzül bile etmeden onu başından gönderdi.

Küçük Jungkook 'un kırılmıştı kalbi ama daha sarılacak çok kişi vardı.

"Merhaba efendim. " çocuklu bir kadına doğru yaklaştı ve ona "sarılmak ister misiniz? Mutlu olmanın ilacı sarılmaktır. " kadın tavşan kılıklı çocuğun tatlı görüntüsüne dayanamadı ve sarıldı

Jungkook'un kalbi şimdi mutluluktan atarken küçük çocuklada sarıldı. Minik kalbi şimdi kocaman olmuştu.

Bu saatlerce sürer giderken kimileri onu reddediyor, kimi ise kırmayıp sarılıyordu.

Jungkook mutluluktan zıplayarak sokakta dolaşırken sinirli duran ve ciddi kişiliğinden ödün vermeyen motorlu birinin o tarafa yaklaştığını gördü.

Jungkook üzülmüştü ona karşı. "O da mutlu olmalı. " motora doğru koşmaya başladı.

~~~~

🍓

Devam edecek...

Oyların

ızı ve yorumlarınızı bekliyorum.

Hemen yazmaya çalışacağım🤗

Bu arada yazım yanlışı olabilir. Tekrar okumayacağım. Belki sonra tekrar düzenlerim.

Hoşçakalın! 😍😘💜

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.