Okula hatta sınıfımın kapısının önüne bunun için mi geldin cidden?
İnanamayan gözlerle ona bakarken o da sırıtmaya devam ediyordu. Ya rabbim sen sabır ver!
-Tüm sınıfın diline sırf bu yüzden mi düşürüyorsun beni cidden?
Dişlerimin arasından sakin kalmaya çabalayarak devam ettiğimde yüzündeki sırıtış genişlemiş ve hafifçe üzerime doğru eğilmişti.
-Ne o erkek arkadaşın sanarlar diye mi korkuyorsun yoksa? Bekle seni bu korkudan kurtarayım hemen.
Diyerek bir anda sınıfın kapısına yöneldiğinde hızla kolundan tutarak sınıftan içeri girmesine engel olmuştum.
-Gerizekalı mısın Cem napıyorsun? Antremanın yok mu senin oğlum ya yürüsene sen işine!
Kendimi tutamayarak sesimi yükselttiğimde Cem kınayan bakışlarla bakmıştı gözlerime.
-Neyse İrem İpekçi'yi daha fazla sinirlendirmeyelim. Bu gün okul çıkışı da halledelim şu düello işini.
Heh şöyle adam ol der gibi baktıktan sonra yüzüne üzerimdeki sinirden bir anda kurtuluvermiştim.
-Bu gün olmaz. Öğleden sonra üç tane resmi maçım var. Onlara gitmeliyim.
Cem'in kaşları verdiğim cevapla çatılmıştı.
-Ne maçı ya nerden çıktı bu resmi maç?
Diye söylenmeye başladığında ise başımı hafifçe sağa sola sallamıştım.
-Normalde rakibimsin diye söylemeyi düşünmüyordum ama şöyle bir düşününce bu gün maçımın olması senin için iyi bir fırsat aslında. Tabi kullanmayı bilirsen.
Tam cümlemi bitirdiğim sırada ders zilinin çalmasıda bir olmuştu. Cem'in yüzünde az önce söylediklerimi anladığını gösteren bilmiş bir gülümseme otururken bende hafifçe tebessüm etmiştim. Neyse zekiydi en azından, neyi ima ettiğimi anlıyordu.
-Neyse ders başlayacak birazdan hadi git artık.
Diye sınıfın kapısındanda kovduktan sonra sınıfa girerek yerime geçmiştim bende. Tabi sırama oturur oturmaz Asya'nın meraklı gözleri karşılamıştı beni.
-Kim o İrem tanıdığın birisi mi?
Diye sorduğunda ona dönerek başımı hafifçe aşağı yukarı sallamıştım.
-Gittiğim dövüş kursunun en iyilerinden.
-Ciddi misin? Bizim okulda mı okuyor yoksa?
Asya'nın bu hevesli haline yandan bir bakış attıktan sonra umursamaz bir şekilde omuz silkmiştim.
-Hayır. Bu okuldan değil. İki gün önce meydan okuduğum için gelmiş.
Asya bana "Hadi canım ciddi olamazsın" temalı bakışlarından gönderirken bir yandan da inanmadığını belli eden bir ses tonuyla " İrem çocuk senin iki katın. Ona meydan okumuş olamazsın cidden! " dediğinde ses tonunda ki "onu hayatta yenemezsin sen" iması sinirlerimi bozmaya yetmişti bile. Dışarıdan bakınca tek hamlede devrilecek gibi falan mı duruyordum anlamıyorum ki. Tam ağzımı açıp Asya'yı tersleyeceğim sırada edebiyat hocasının sınıfa girmesiyle söyleyeceklerimi sonraya bırakmak zorunda kalmıştım.
Çıkış zilinin çalmasıyla yüzümde huzurlu bir ifadeyle kendimi okulun bahçesine attıktan sonra hızlı adımlarla bahçe kapısına yönelmiştim. Bu gün haftanın son günü olması yüzümdeki bu huzurlu ifadenin en büyük sebebiydi. İki gün okul yoktu çünkü. Huzurluydum bu yüzden ta ki bahçe kapısının önünde Mete Cem'i görene kadar.. Adımlarım yavaşlayarak tam okul çıkışının önünde durduğunda Cem ile gözlerimiz kesişmişti kahvenin en açık tonu olan gözleri benim siyah gözlerimle buluştuğunda yüzüne her zamanki alaycı sırıtışını yerleştirerek yanıma gelmişti.
-Cem??
-Ne? Neden öküzü yüzerken görmüş gibi şaşkın şaşkın bakıyorsun kızım maçım var demedin mi? Bende izlemeye geliyorum işte.
Kendimi tutamayarak yaptığı benzetmeye güldüğümde bakışları gülüşüme kaymıştı. Benim bakışlarım da onun dudaklarından eksik olmayan sırıtışına takılırken hafifçe boğazımı temizleyerek kendime gelmiş ve gözlerimi tekrar kahverengi gözlerine çıkarmıştım.
-Okuluma gelmişsin Cem, dövüşün yapılacağı mekana değil.
Ters tavrımdan taviz vermeden Cem'i yanıtladığımda Cem elini ensesine götürerek hafifçe sırıtmıştı.
-Maçın yapılacağı yeri nerden bileyim ben İrem? Söylemesen maçın olduğunu bile bilmeyecektim bugün.
Dediğinde yüzüne tip tip bakmıştım. Bir insan sırıtarak tersleyebilir miydi karşısındakini? Az önce Cem tam olarak bunu yapmıştı çünkü. Söylediklerinin haklılık payını düşündükten sonra sesimi çıkartmadan yürümeye devam etmiştim. O da arkamdan bana yetişerek yürümeye başladığında ortama oluşan sessizlikten rahatsız olmuş ve Cem'e sataşarak sessizliği bozmaya karar vermiştim.
-Böyle yapmaya devam edersen gerçekten sevgilim sanmaya başlayacaklar seni.
Huzursuz çıkan ses tonum bana yandan bir bakış atmasına neden okurken ifadesiz bir ses tonuyla cevaplamıştı beni.
-Tamam gelmem bir daha okuluna rahatsız olduysan.
Alınıp alınmadığını anlamak için yüzüne baktığımda dümdüz bir şekilde karşısına bakan mimiksiz suratıyla karşı karşıya kalmıştım. Peki... Alınacağı kadar samimi değildik zaten değil mi? Alınması için bir neden yoktu yani ortada. Dövüşlerin yapılacağı salona geldiğimizde Ali hoca bizi kapıda karşılamıştı. Cem'i görmeyi beklemediğinden olsa gerek yanımda onu görünce yüzünde oluşan şaşkınlık beş metre öteden görünecek cinstendi. Gözüm seyircilere kaydığında maça çıkacağım son iki rakibimin de beni izlemeye geldiğini görmem yüzümde bilmiş bir gülümsemenin yayılmasına neden olmuştu. Dövüşürken kullandığım taktikleri öğrenmeye çalışan sadece Cem olmayacaktı anlaşılan. Sırt çantamı Cem'in yanına bıraktıktan sonra üzerimi değiştirmeye gitmiştim..
Karşımdaki kızı büyük bir dikkatle incelerken hakemin maçı başlatmasıyla kız hızlı bir atak yapmış ve sert yumruklarını üzerime doğru savurmaya başlamıştığı. Savurduğu yumrukları onun gibi hızlı bir savunmayla savuştururken bir yandan da kafamdan analiz yapıyordum. Kız benden kiloluydu, yumruklarını art arda ve sert bir şekilde yüzümü hedef alarak savuruyordu. Yüzümü korumak için önüme siper ettiğim kollarım önümü kapattığı için kıza sert bir hamlede de bulunamıyordum. Güzel taktik. Ama maç sonsuza kadar böyle devam edemezdi değil mi? Kızın yüzüme savurduğu yumruklara kollarımı siper etmeye devam ederken sağ ayağımla kızın beline sert bir tekme indirmiştim. Kızın duruşu değişmesede beline indirdiğim tekmeyle yumrukları seyrekleşmişti. Bende bu boşluktan yararlanarak hızla kızın üzerine atılmış ve durumu tersine çevirmiştim. Artık savunmayı yapan taraf oydu. Kız ona savurduğum yumruklardan birisini havada yakalamak için bir hamle yaptığında ondan hızlı davranarak boştaki kolunu tutmuş ve iki kolunu da kızın arkasında sabitleyerek kızı yere sermiştim. Kız birkaç saniye içinde pes ettiğini belirten hareketi yaparak ellerini yere vurmaya başladığında ise kızı serbest bırakarak ayağa kalkmıştım. Hakem sahaya girip elimi havaya kaldırarak kazandığımı ilan ettiği sırada ise Mete Cem ile göz göze gelmiştik. Yüzündeki keyifli bir gülümsemeyle ellerini havaya kaldırarak küçük hareketlerle beni alkışlamaya başladığında ise bende ona aynı şekilde sırıtarak karşılık vermiştim. Yakında sen de aynı yerde olacaksın der gibi yeri işaret ettiğimde ise dudağındaki sırıtış daha da genişlemişti. Benim ona attığım meydan okuyan bakışların tıpkısının aynısını bana geri gönderirken kameranın onun önüne geçmesiyle bakışlarımı kameraya çevirerek gülümsemiştim. O sırada salondan heyecanlı bir ses duyulmuştu.
-Bu inanılmaz arkadaşlar!! İrem İpekçi rakibini bir dakika içinde yere serdi resmen!
Az önceki maç resmi bir maç olduğu için dövüştüğümüz her bir an kayıt altına alınmıştı. Maç çok bilinmeyen bir spor kanalında yayımlandığı için tabiki çok izleyicisi de yoktu. Zaten çok fazla izleyici beni gereceğinden halimden de gayet memnundum zaten. Asıl izleyici ve hayran kitlesine sahip olanlar profesyonel olan dövüşçülerdi. Yani Mete Cem ve arkadaşları...
Ali hocanın sıradaki maçın başladığını söylemesiyle kendime gelerek tekrar ringe çıkmıştım :)
Gün sonunda ise aynı heyecanlı sesin ağzından dökülen cümleler aynen şöyleydi:
-Bu kız cidden inanılmaz sayın seyirciler. Üç rakibinin üçünüde bir dakika içerisinde nakavt etti. Yetkililer İrem'i hayran gözlerle izledikten sonra bir üst lige geçmesinde ortak karar aldılar!!