Bu Ateş Kesidi’nde son maceranız..
Ateş Hükümdarını yenme zamanı geldi.
Eskiden devam ettiğiniz patikayı buldunuz.Bu yol sizi doğrudan karşınızdaki yıkık saraya götürüyor.Çevresinde lav koruyucuları var.Bunların sadece volkanlara ait yaratıklar olmadığını anlıyorsunuz.İşin son aşaması olduğu için korkuyorsunuz.Fakat bunu yapmanız lazım.Tereddüt ederek saraya doğru ilerliyorsunuz.Şuana kadar dört farklı yaratık keşfettiniz.Kehanetini unutmayın.
Ne kadar çok yaratık keşfederseniz,yenme şansınız o kadar artar.Bu size yolculuğunuzun başında söylendi.Bu söze bir türlü güvenemiyorsunuz ama elinizde olan tek silah bu.Bunun için kehanete inanmalısınız.
Saraya yaklaşırken etrsfınıza bakıyorsunuz.Çevrenizdeki iskeletler büyük ihtimalle Hükümdarı’ yenmeyi başaramamış kahramanlar.
Falat siz bu işte kararlısınız.Çantanızı açıyorsunuz ve gizli silahınızı çıkarıyorsunuz.Tek kullanımlık olduğundan bu anı beklediniz.Elinizdeki şey ateş canavarlarını anında yere yığabilecek güçte bir mıknatıs.Özel olarak sizin için lavdan üretildi.Ateş canavarlarını yenmenin en iyi yolu budur.Onları kendileriyle sınamak.Mıknatısı onlara doğrultuyorsunuz ve hepsi yavaş yavaş yere dökülmeye başlıyor.Eriyor gibiler ama ateşin erimesi size biraz saçma geliyorMıknatısın büyülü olduğunu düşünüyorsunuz ve sarayın kapısını büyük bir hınçla açıyorsunuz.İşte orada.Ateş Hükümdarı tahtında oturuyor.Simsiyah bir iskelet,kafasındaki miğfer onun savaşçı ruhunu öne çıkarıyor.Elinde bir asa var.Ucunda ise alevler tutuşuyor.Ateş fışkıran göz yuvaları size doğru bakıyor.Ayağa kalkıyor ve asasını size doğrultuyor.Siz ise defterinizi açıp isimleri okumaya başlıyorsunuz.Okuduğunuz her kelimede Ateş Hükümdarı daha zayıflıyor.En son iskelet halinde bulunan büyücü yere düşüyor ve asası toprağa karışıyor.
Hala yaşıyor,bundan sonrası ise size bağlı.Onu yenmek zorundasınız.Ateş Kesidi’nin özgürlüğü için.Burda bulunan insanların özgürlüğü için.Kılıcınızı elinize alıyorsunuz ve iskeletin başını kesiyorsunuz.Fakat Ateş Hükümdarı bir insan değil.O büyüle hayatta kalıyor.Kara büyü ile..
Ayağa kalkıyor ve kafasını yerine takıyor.
Başka bir kahraman daha..”diyor boğuk sesiyle.Biraz tırstınız ama devam etmeye karar veriyorsunuz.Elleri ile size ateş fışkırtıyor.Şanslısınızki isabet ettiremiyor.Bu sefer sarayın tavanında olan turuncu parçaları görüyorsunuz.Bütün odaya zehirli bir duman salgılıyorlar.Bu duman hakkında bir kitap okumuştunuz.Sizin görmenizi engelleyecek ve hiçbir duyunuzun çalışmasına izin vermeyecek.Çantanızdan çıkarttığınız maskeyi takıyorsunuz.Bu maske gözünüze,kulağınıza ver burnunuza kadar uzanıyor.Kılıcınızı rastgele sallıyorsunuz.Lakin Ateş Hükümdarı burda değil.Kaçtığını düşünüyorsunuz.Bu sizin en büyük yanılgınız..Az sonra olacakları tahmin edemezdiniz.
Dumanlar gittiğinde hala görmekte zorlanıyorsunuz.Fakat bir siluet size doğru yürüyor.İşinizin bittiğini düşünüyorsunuz.Yanınıza bakıyorsunuz.Ateş Hükümdarı yerle vir olmuş durumda.Bir anda aydınlanıyorsunuz.Ateş Hükümdarı yenilmişse,size dığru gelen kişi kim?
Siluet size doğru yaklaşıyor ve en sonunda görünür hale geliyor.Önünüzde genç bir kadın var ve sizi kaldırmak için elini uzatıyor.
“Merhaba,ben Beth”
….
