Saat sabahın beşiydi,söylenildiği gibi okulun bahçesinde bekliyorduk.Bizim sınıfın geneli gelmişti.Son iki kişi kalmıştı.Uraz ve Buse her zaman her yere geç kalıyorlardı.Neyseki daha fazla bizi bekletmediler ve ben oflamaya başladığım sırada okulum kapısından içeri girdiler. Çok fazla üşümeye başlamıştım.Bu yüzden Çağla'ya haber verip otobüse bindim.En arka sırada camın önüne oturdum.Anıl,Sarp,Uraz ve Çağla aynı anda içeri girmişti.Çağla'nın yüzünden düşen bin parçaydı.Oflayarak yanıma geldi.
-Sera,Neva falan diğer otobüsle gidecekmiş,akıl yoksunlarıyla yolculuk yapmak zorundayız.
Derken gözleri ile hala bir yere yerlesmemis olan Sarpları işaret etti.Daha otobüsün kalkmasına bir saat vardı.Müdür bizi bilgilendirmek amacıyla konuşma yapacağı için 1 saat boyunca kaba bir tabirle mal gibi bekleyecektik.En azından zamanımı boşa harcamamak için yarım yamalak yaptığım makyajımı düzeltmek amacıyla lavaboya doğru ilerledim.Aynanın karşısına geçip makyajımı sildim ve kızlarla yaparız diye yanımda getirdiğim kil maskesini yüzüme sürdüm.Kurumasını beklerken tiktokta video kaydırıyordum.İçeri birinin girdiğini çıkan fazla sesten anlamıştım ve bakışlarımı kapı tarafına çevirdim.İçeriye zorla atılmış gibi duran Sarp'ı karşımda görünce ve kapı gürültülü bir şekilde kapanınca büyük bir çığlık attım.O da çığlık atmaya başlamıştı.Sonrasında aslında ilk başta sormam gereken en mantıklı soruyu sordum.
-Senin burada ne işin var?
-Yüzünde ne var?
Sorumun cevabı bu değildi.Ona doğru yaklaştım ve onu arkasına doğru döndürüp ittirmeye başladım.Kapıyı açmaya çalıştım ama açılmıyordu.
-Ne yani burada mı kaldık?
Diye bir soru yönelttim.Kapının arkasından bir ses geldi.Allah kahretsin!Bu Çağla'nın sesiydi yani bizi bilerek buraya kitlemislerdi.
-Eğer aranızdaki sorunu çözemezsiniz 2 gün boyunca burada aç susuz kalırsınız benden söylemesi.
O an aklıma ilk gelen şey aç olduğumdu zaten doğru düzgün birsey yemiyordum kaç gündür,açlıktan ölüyordum resmen.Ağlamaklı gözlerle Sarp'a baktım.
-Sarp biz makyaj malzemesiyle nasıl doyucaz?
Sarp bana dik dik bakıyordu.Hatta ne demeye çalıştığımı bile anlamadığına emindim.Bu sefer Anıl'ın sesi geldi.
-10 dakika sonra geri geleceğiz eğer barışmadıysanız Nehir'in kirpik kıvırıcısı ve rujları ile doymaya çalışacaksınız.
Aklıma çok mantıklı bir fikir geldi.Yani bence öyleydi.Bizi duymalarını engellemek amacıyla Sarp'ı kolundan tutarak geriye çektim.
-Bana bak orijinal civciv.Şimdi buradan çıkmak için barışmamız gerek yani seninle asla barışmak istemiyorum ama burada kalmamak için eskisi gibi yakın davranmamız gerekiyor.Yani barışmasakta yalandan barışmış gibi yapacağız.
-Ben sanki seninle barışmaya çok meraklıydım.
Diyerek benimle inatlaşmaya başladı.Ama çatışmaya devam etmeyecektim.
-Eskisi gibi olacağız yani en azından onlar varken.
Dediğim gibi beni duvar ile kendi arasına alması bir oldu.O sırada hızlıca yaptığım topuzumdan bir tutam saç yüzüme düştü.Sarp ise işaret parmağı ve orta parmaklarını birleştirip önüme düşen tutamı parmaklarına sardı.Sonrada kulağımın arkasına sıkıştırdı.Fısıltılı bir ses tonu kullanıyordu.
-Böyle mi?
Hicbirsey diyemedim,sadece kafamı sallamakla yetindim.Yüzümün yandığını hissediyordum.Dur bir saniye bu utançtan değildi,maske fazla yüzümde beklemişti.
-Sarp yanıyor!
-Ne yanıyor?Kalbin dimi bu yakışıklılığa dayanamadı.
-Sarp yüzüm yanıyor?
-Ne?
Derken hızlıca beni bilegimden tutup lavabonun önüne doğru çekti.Sonra suyu açıp kil maskesini temizlemeye başladı.Hemen kenarda duran peceteden birkaç yaprak alıp yüzümü silmeye yardımcı oluyordu.Elinden peçeteyi alacağım sırada elini benden uzaklaştırdı.
-Ben silerim yüzünü sevgilim,sen yorulma.
Anlamaz bakışlarla ona bakıyordum.
-Sarp iyi misin,ne saçmalıyorsun?
Gözleri ile kapıyı işaret etti.Daha sonra ise kapı açıldı.Uraz konuşmaya başladı.
-Ya sen artık ex yengem değilsin.Çok mutluyum Allah'ım.
Boş ve anlamsız bakışlarımla Uraz'a bakıyordum.Sarp ise peçeteyi çöpe attıktan sonra yanıma geldi elini ve elini belime yerleştirdi.Etrafımızda kimse olmadığı bir vakit hesabını soracaktım.Aklımın bir köşesine bunu not almıştım.Hatta beyefendiye yetmemiş birde beni boynumdan öpmüştü.
-Hadi sevgilim sen arkadaşlarınıda al git biz Çağla'yla makyajımızı yapalım.
Gıcık ve çekilmez bir ses tonu kullanmıştım.Sevgilim kelimesinide bastırarak söylemiştim.Erkekler çıktıktan sonra Çağla'ya sinirli bakışlarla bakıyordum.
-Neden bunu yaptın?
Dudakları büzerek bana baktı.
-Biz barışamıyoruz madem siz barışın istedim,özür dilerim.
Dedikten sonra kollarını omzuma sardı.Kızamıyordum ona.Çok tatlı oluyordu böyle.Daha sonra hızlıca makyajımızı bitirdik.Herkes otobüse binmisti.1 saat boyunca bu saçma işlerle uğramamış olsaydık ilk önce otobüse benim bineceğime emindim.İlk başta oturduğum yere geçtim.Sarplar ortalıkta gözükmüyordu.Çağla'nın yanıma oturacağı sırada biri onu kolundan çekti.Bu Uraz'dı,fırsattan istifade Sarp'da yanıma oturdu.Onun yanına Çağla ve Uraz oturdu.Kalan boşluğa ise Anıl'a yerleşti.Sarp'a hiç pas vermeden kulaklığımı takıp müzik dinlemeye başladım.Bir süre sonra bir hareketlilik hissettim.Sağ kulağımdaki kulaklığı Sarp alıp kendi kulağına taktı.Teoman-Sevdim seni bir kere.Sarp şarkıya eşlik ediyordu.
"Sevdim seni bir kere başkasını sevemem,deli diyorlar bana desinler değişemem,desinler değişemem."
Bu hali çok tatlıydı ama ona taviz vermek istemiyordum.Aynı zamanda kulaklığı geri alırsam barışmadığımız anlaşılabilirdi.Bu riski alamazdım.O yüzden bir tepki vermedim.Başımı koltuğa yasladım ve gözlerimi kapadım.
🫶🏻🫶🏻
Gözlerimi açtığımda hava aydınlanmıştı.Şuanda yerimden hiç kalkmak istemiyordum çok rahattım ama tuvalete gitmem gerekiyordu.Zaten otobüs duruyordu.Büyük ihtimalle mola vermiştik.Yeni uyanmış sesi ile Sarp konuştu.
-Uyandın mı uyuyan güzel?
Ne?Ben Sarp'ın omzunda mı uyumuştum?Beyefendinin omzunun durumu nasıldı acaba?Neyse konumuz bu değil.Hızla başımı omzundan kaldırdım.Cevap bile vermeden yerimden kalktım ve lavaboya doğru ilerledim.