ŞİMDİ ŞÖYLE Kİ BUNLAR BENİM İLK KİTAPLARIMDAN OLDUĞU İÇİN NEREDE BİTİRECEĞİMİ BİLEMEDİM. BU YÜZDEN BANA YARDIMCI OLURSANIZ SEVİNİRİM
Ertesi gün tekrar işe gitmek için uyandım. Ama saate baktığımda henüz çok erken di ben de yatakta kendime gelmeyi bekledim. İlk önce etrafıma baktım sonra telefonumu elime alıp karıştırmaya başladım.
Gelen bildirimlere baktığımda şef mesaj atmıştı. Neden bu kadar geç kaldığımı soruyordu. Sıkıntı şuydu ki bizim anlaşmamız öğleden sonraydı ben oraya 4 de gitmeliydim. 4 de orda olmalıydım ama beni erkenden orda bekliyorlardı sebebini bilmiyordum ama yine de saatimden önce gitmiycektim. Saate baktığımda 4 e geliyordu evden çıktım.
Hazırdım zaten.Her zamanki gibi kulaklığımı takıp ilerledim. Şu sıralar en sevdiğim müzik çalıyordu. "Kafile" düşüncelere dalmış bir şekilde ilerliyordum zira ailem hiç iyi durumda değildi. İş hayatım ise zaten boka sarıyordu. Zorlanıyordum. Böyle düşünceli düşünceli ilerlerken birine çarptım. Kulaklığımın teki düşmüştü eğilip alıcaktım ama karşımdaki çocukta eğilince yüz ifademdeki donukluğu bozmadan baktım yüzüne. "Özür dilerim" dedi adını bilmediğim çocuk. Bense sadece suratına bakıp ilerledim şuan zerre kadar konuşasım yoktu zira. Ben kulaklığımın tekini kulağıma takıp ilerledim oysa bana bakıyordu bakışlarını sırtımda hissediyordum. Ama aldırış etmeden yürümeye başladım. İşe geldiğimde Mert bey kapıda beni bekliyordu. Kulaklığım takılı donuk ifademle içeri girdim. Bir şeyler söylüyordu farkındaydım ama duymuyordum. Ve açıkçası kulaklıklarımı hiç mi hiç çıkarmak istemiyordum zira saçma sapan şeyler söylediğinden emindim. Ve tercih hakkım olmadığı için kulaklıklarımı çıkarıp kutusuna koydum.
Bana sinirli bakıyordu. Sinirli bir şekilde konuşmaya başladı " Sen beni dinlemiyor muydun?!" Dedi sesi fazlasıyla sabretmeye çalışıyormuş gibi çıkmıştı. Bende donuk ifademle bakmaya devam edip " Hayır Mert bey ben sizi duymadım. İkisi arasında fark var." Dedim. Ve kendimi tebrik ediyorum aferim kızım sana kovulman garantili. Dedi bir yanım diğer yanımsa amaaann kovulursan kovul nolcak ki dedim. Ama ben hala donuk bir suratla bakmayı sürdürüyordum. Mert beyin ise tahammül sınırlarını fazla zorlamışım gibi bakıyordu. Bir kaç saniye suratına baktım bir şey demedi bende gitmeye karar verip arkamı dönmüştüm ki "Nereye?!" Diye bağırdı. Bende gayet sakin bir şekilde " İşimi yapmaya" dedim. Mert bey ise sabır çekti ve söze girdi. " Bugün senin işin burda değil." Dedi sorgular gözlerle baktığım vakit " Katılmam gereken bir parti var senin de gelmeni istiyorum." Dedi. Bende hafif şaşırmış ve donuk ifademi korumayı çalışarak "Bir partide sizin yanınızda işim ne onu anlayamadım." Dedim zira ben sadece basit bir garsondum. Mert bey kaşlarını kaldırarak baktı bana hem sorguluyor hem de şaşırmış gibi bir ifadesi vardı ama ben hala ifadesiz şekilde bakıyordum.
Ne diyeceğini bekledim. Bir kaç saniye ama bir şey demeyince arkamı dönüp gittim. Dükkan çok doluydu yemek yiycek vaktim yoktu hemen önlüğümü giyip işe koyuldum.Akşam iş bitiminde canım çıkmıştı. Sadece geldiğim zaman değil kapanana kadar müşteri kaynıyordu. Çok yorulmuştum bu saatten sonra tek temennim eve gidip uyumaktı. İşten ayrılıp eve giderken her zamanki gibi kulaklıklarımı takmıştım etrafıma baktığımda kimse yoktu eve geç gidiyordum yoldaki bütün dükkanlar kapalıydı.
Bende kafama göre hareket ettim kimse yokken dans edip şarkı söylerdim. Ve bunu çok severdim. Ben her zaman ki gibi dans ederken bir yere çarptım. Duvar sandım ilk başta ama değildi. Kafamı kaldırıp baktığımda sabah ki çocuktu. "İkiniz arasında çok fark var." Dedi. Ukala bir tavırla. Bende durup öylece bir baktım saçım yüzümün önüne gelmiş bakıyordum ona. Sonra aklım başıma geldi ve saçlarımı geri çektim. Yüzüne sorgular bir şekilde bakıp " İkiniz derken?" Dedim. Hafifçe gülümserken " Sabahki sen ve şuanki sen. Sabah çok ifadesizdün şimdi ise sokak ortasında dans ediyorsun." Dedi.
Sinir olmuştum ona neydi yani ister dans ederim istersem düz bir şekilde yürürüm yani ona ne!!!! Kaşlarımı çatıp " Sana ne!" Dedim hafif sinirli bir şekilde bu halim onu daha da neşenlendirdi. Onun bu ukala suratına daha fazla tahammül edemezdim bu yüzden suratına sinirle bakarak ordan gitmeye yeltendim ve başarılı da oldum. Oysa onun o tavrından sonra bir şeyler yapmasını beklerdim... Yapmadı.
Arkamı dönüp baktım sadece bakıyordu arkamdan. Daha fazla garip olmasın diye önüme döndüm direkt ve ilerlemeye başladım o arkamda olduğu için şarkı da söyleyemedim. Kısa bir yürüyüşten sonra eve gelmiştim. Babam uyuyordu. Kardeşim beni karşılıyordu her zaman. Murat'ı kapıda gördüğüm zaman mutlu olmuştum. Sırıtarak " Napıyon lan?' dedim. O da aynı şekilde " İyi abla ne olsun?" dedi.
Onunla kısa bir selamlaşmadan sonra odama ilerledim. Birazcık ders çalıştım ve yattım ertesi gün işe gittiğimde kendimi yorgun hissediyordum ben barda baygın baygın takılırken karşımda birisi belirdi kafamı kaldırıp baktığımda bu Mert beydi. Bana neden hala hazırlanmadığımı sordu.
Kafam karışık bir şekilde " Ne için?" Diye sordum kafam allak bullaktı. Dün çalıştığım şeyler aklımdaydı. Sabaha kadar çalışmıştım. Mert bey derin bir nefes alıp, bunu sabır çeker gibi yapmıştı. " Davet için Buse." Dedi net bir şekilde.
Bende ona " Mert bey sizin zaten bir sevgiliniz var sizinle birlikte gitmem doğru olmaz." Dedim. O ise " Buse sana daha kaç defa söylemem lazım Ceyda ile aramızda bir şey yok." Hafiften sinirlenmeye başlamıştı. Derin bir nefes aldım. " Ona göre öyle değil ama." Dedim. " O size çok aşık ve aşkına sahip çıkıyor. Beni takip edip tehdit ettiğine göre." Dedim ikincisini sessiz söylemiştim ama duymuştu sanırım şaşkın ve sinirli bir sesle " NE?!" dedi. " Ne ne? Dedim bende.
O " Buse, Ceyda seni takip etti mi etmedi mi?" Diye sordu. Yutkunarak " Onu sesli mi söyledim ben ya?" diye şaşırmış ve utangaç bir ifadeyle Mert bey' e döndüm. Bana yukardan soru sorar gözlerle bakıyordu. Bende bıkkın bir şekilde derin bir nefes alarak iç çektim ve '' Evet'' dedim. O da sabır çekercesine derin bir nefes aldı ve '' Hadi hazırlan gidiyoruz'' dedi.
Tam itiraz edecektim ki arkasını bile dönmeden '' İtiraz istemiyorum.'' dedi. Çok netti. Mert Bey beni evime bırakabileceğini söylemişti bense buna gerek olmadığını ve kendi başıma gidebileceğimi söyledim. Ben eve giderken telefonuma bildirim geldi ve saat sekiz gibi beni evden alacağını söyledi, ve saat yediydi!!! Bu bir kadına yapılır mı ama ya? Bir kadından bir saat içinde hazırlanmasını nasıl bekler bir insan.
⌚
Yaklaşık bir buçuk saat sonra neredeyse hazır olmuştum. Annemler nereye gideceğimi sorup duruyordu bende onları '' Arkadaşlarla takılacağız biraz'' deyip geçiştirdim ve telefonum susmuyordu Mert Bey sürekli arayıp mesaj atıyordu en son açmak zorunda kaldım ve bağıran sesini duyar duymaz telefonu kulağımdan çektim. Sakin konuşmaya başladığın fark ettiğim an telefonu kulağıma tekrar koydum. Ve sakin kalmaya çalışarak '' Neredeyse hazırım Mert Bey. Bir iki dakikaya aşağıdayım.'' dedim ve bir şey demediği için kapattım telefonu, beş dakika sonra aşağıya inmiştim ve Mert Bey gerçekten çok sinir olmuştu, vakit kaybetmeyi sevmezdi. Vakti çok önemliydi o yüzden şuan bana çok kızgındı. Tam bir şey diyecekti ki yüzünü bana döndü ve nutku tutulmuş bir şekilde bakmaya başladı. Elimi aşağıya yukarıya doğru salladım dikkatini vermesi için ama çok kısa bir süre bana bakakalmıştı. Sonra gözlerime baktı ve bir şeyler mırıldandı ama ben ne dediğini duymadım. Sonra ise geçmem için sağ koltuğu gösterdi bende sağ koltuğa oturdum. Mert Bey de sürücü koltuğuna geçtiğinde gitmeye başlamıştık yol boyunca ne o ne de ben tek kelime dahi etmemiştik en sonunda gideceğimiz yere vardığımızda hep beraber inmiştik. Mert Bey kolunu açtı ve bende girdim. Geldiğimiz yer çok lüks bir yerdi, çok güzeldi. Tıpkı filmlerdeki gibi yerde kırmızı bir halı vardı. Mert beyle birlikte ilerlemeye başladık. İçerde basın da varmış. Fotoğrafımızı çekeceklerdi ve ben bunu hiç istemiyordum. Mert beyin yanında durmuştum, titriyor ve sık sık nefes alıp veriyordum. Kulağıma doğru eğilip sakinleşmemi söyledi. Oysa benim anksiyetem tutmuştu ve hiç de sakinleşecek gibi değildim. Mert beye '' Su var mı?'' diye sordum. Yan taraftan birilerine el işareti yaptı ve bir kaç dakika sonra elime bir şişe su verilmişti. Hemen alıp içtim suyu. Başka şeyler düşünmeye çalıştım. En yakın arkadaşım Burcu'yu düşünmeye başlamıştım. Onunla gayet eğleniyorduk. Eğlendiğimiz anlarımızı getirdim aklıma ve yavaş yavaş sakinleşmeye başladım.
Heyecandan fazla sık nefesler alıyordum ve bu azalmaya başlamıştı. Buradan ayrıldıktan sonra kesinlikle Burculara gidecektim ve bu gece için Mert Beyin bana yapması gereken açıklamalar vardı. Nefes alışverişim normale döndüğünde Mert Bey beni hafifçe çekiştirerek ileri doğru gitmemiz gerektiğini söylemişti. Bende ona ayak uydurmaya çalışıyordum. Zira benim gibi birinin bu davette ne işinin oluğunu hala çözememiştim. İçerisi tıpkı filmlerde gördüğüm gibi dekore edilmişti. Sosyeteye yaraşır şekilde...
Bu gece için siyah bir elbise tercih etmiştim. Bu akşam için, Mert bey şık bir şey giymemi söylemişti ve olabildiğince şık giyinmeye çalışmıştım ama becerebildiğimi sanmıyordum doğrusu. Kalın askılı siyah düz bir elbise gümüş sade bir kolye, ucunda kelebek vardı kolyenin ve de kalp şeklinde bir bilezik takmıştım. Saçlarımı maşa yapmayı istedim ama bir saatte bu uzun saçlarımı şekillendiremezdim. Saçlarım çok düz ve ince olduğu için şekillenmiyordu açıkçası o yüzden tarayıp çıkmıştım.
Mert beyle en sonunda içeri girmiştim. Sandığımın aksine basın yoktu burada. Ben her ne kadar bir tatlıcı da çalışsam da Mert beylerin varlıkları bunlarla sınırları değildi. Gördüğüm üzere Türkiye'nin de ileri gelen aileleri vardı burada zaman zaman magazinlerde gördüğüm. Ben etrafı incelerken Mert bey beni masalardan birine doğru götürüyordu. Benim gözüm bir yerde takılı kalmıştı. Büfede. Burada her şey vardı. Aklımda bunları yediğim anın hayalini kuruyordum ancak ben sosyeteleri sadece televizyonda görmüştüm ve yemek yemek için çatal bıçak kullananlara gıcık oluyordum. Mert beye doğru uzanıp '' Bu gece ziyafet olacak mı?'' diye sordum.
Yoksa sadece böyle aç aç yemeklere mi bakacağız diye geçirdim içimden. Dudak büzerek.
Mert bey dediklerimi duymuş olacak ki '' Hayır Buse aç aç bakmayacaksın dilersen gidip yiyebilirsin.'' dedi gülerek. Bende cevap olarak 'Gidersem geri dönemem.' diye geçirdim içimden. Allahtan bunu dışarıdan söylememiştim. '' Herkes ne zaman yemeye başlayacak ki?'' diye sordum Mert beye. Gayet sakin bir tavırla ''Birazdan...'' dedi. Bende beklemeye koyuldum. Beklerken de az önce yaptığım gibi etrafı inceliyordum. Ve bir sahne olduğunu gördüm. Sahnenin üstünde bir kaç tane müzisyen duruyordu ve çalıyorlardı enstrümanlarını. Bir de mikrofon vardı ama kimse yoktu şarkı söyleyen. Ben hülyalara dalmışken Mert bey eğilip kulağıma ''Çok güzel olmuşsun.'' diye fısıldadı.
Fısıldadığı için huylanmıştım, ona döndüğümde sakin bir şekilde gülümsüyordu. Bende aynı sakinlikle '' Teşekkür ederim Mert bey.'' dedim. ve gerildiğim için tekrar etrafa bakmaya başlamıştım ki içimi bir huzursuzluk kapladı. Ve mikrofondan bir ses geldi, birisi mikrofonun çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için parmağıyla vuruyordu. Sahneye baktığımda karşımda Ceyda vardı. Derin bir nefes alıp verdim. Anlaşılan o ki Ceyda'yla biraz daha muhatap olacaktım ve ben daha şimdiden sıkılmaya başlamıştım. Dönüp Mert beye baktığımda sinirlenmeye başladığını gördüm. Oysaki ben gayet sakindim. Ceyda mikrofonu alıp konuşmaya başladı '' Bayanlar ve baylar, sevgili konuklar; Bu akşam burada olduğunuz içim miteşekkirim ve benim sizlere söylemek istediğim çok önemli bir şey var.'' O kadar insanın içinden doğruca bana bakıyordu. Bana ve Mert beye, gözlerinde bana karşı saf nefret vardı.
'' Bildiğiniz üzere benim bir sevgilim vardı. Mert Özdemir. Bu gece buraya onunla birlikte gelmeyi çok istemiştim ama o yanında başka bir kızla gelmeyi tercih etti. Beni aldattığı o kızla.'' Derin bir nefes aldım bu ilk defa başıma gelmiyordu. Liseden beri erkek arkadaşlarımın sevgilileri beni hep kıskanmıştı ve her seferinde ağza alınmayacak şeyler söylerlerdi. Her ne kadar sevgililerinden uzak dursam da. Böyle bir şey ilk defa geliyordu yine de başıma...
Herkes bana bakıyordu hissediyordum. Mert bey yanımdan bağırarak '' Ceyda ne saçmalıyorsun in şuradan!!!'' diye bağırdı sinirle. Bense içimdeki öfkeye rağmen gayet sakin bir şekilde sahneye doğru ilerleyerek devam ettim. Mert beyin ve salondaki herkesin bakışlarını üzerimde hissediyordum. Sahneye çıktığımda gözlerimle salonu baştan sona taradım herkes ne diyeceğimi merak ediyordu.
Mikrofona yaklaştım ve " Hepinizin bildiği gibi Ceyda Hanım Mert Bey'in sevgilisiydi ama artık değil. Bende bu davette Mert Bey'in sevgilisi sıfatıyla bulunmuyorum zaten. Ceyda hanımı ne kadar tanırsınız bilemem ama" burada mikrofona biraz daha yaklaşıp kısık sesle konuştum. " Kendisi biraz saplantılıdır."
Tam bir burjuva gibi konuşmuştum ve bunu kendimden hiç beklemiyordum. Kafamı yana çevirerek Ceyda'ya baktım öfkeyle bana bakıyordu. Salondakiler ise şaşkınlık içindeydi. Birazdan üstüme atlayacak gibi duruyordu. Yaptı da. Ben hemen geri çekildim Mert bey ve güvenlikler sahneye koştu. Güvenliklerden birisi Ceyda'yı tutuyordu. Sahneden inerken ona son kez dönüp baktım ve salondan çıktım.