Nergis (geçmişi anlatır)
İzmir Limanı’ndaki veri merkezine girdiğimde bunun geri dönüşü olmadığını biliyordum.
Resmî kayıtlarda orası bir lojistik arşiviydi. Gerçekteyse devletle yeraltı ağlarının ortak kullandığı, kimlerin yaşayıp kimlerin silineceğine karar verilen bir sistemdi.
Ben o sisteme sızdım.
Beni tutan bir kurum yoktu.
Parayla çalışıyordum.
Kim öderse değil; neyin doğru olduğuna ikna ederse.
O gece amacım basitti:
İç savaşta “kaybolan” insanların listesine ulaşmak.
Kayıp değil, silinmişlerdi.
Sisteme girmem on üç dakika sürdü.
Çıkmam gerekiyordu ama çıkmadım.
Çünkü bir dosya gördüm.
Akel.
İki kardeş.
Biri resmî olarak aranıyor.
Diğeri devletin içinde ama görünmez.
Karan Akel’in adını ilk kez orada okudum.
Tam dosyayı kopyaladığım anda alarm düştü.
Gerçek alarm. Sahte değil.
Birinin beni özellikle beklediğini anladım.
Kaçamadım.
Alt kata indirdiler.
Sorgu yoktu.
Soru yoktu.
Silinmem gerekiyordu.
İşte o anda kapı patladı.
Felix’i ilk kez orada gördüm.
Sanki oraya ait değilmiş gibi rahat, ama her hamlesi hesaplıydı.
Arkasında Asil vardı.
Ve en son Karan.
Beni çıkardılar.
Nasıl olduğunu detaylandırmadılar.
Ama o geceden sonra İzmir benim için sadece bir şehir olmadı.
Bir eşikti.
Ve ben yanlış tarafa geçmiş olabilirdim.