İçeriğe geç

Doktor Kızım

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Doktor Kızım

Bölüm 1

•BÖLÜM 1•

𓆩❦︎𓆪

"Merhaba"

Diyerek karşıma oturan adama baktım.

Genç, uzun boylu ve zayıf bir yapıya sahipti.

"Tanışıyor muyuz?" Diye sordum. Adam yüzüme bir iki saniye baktıktan sonra başını hayır anlamında sağa sola salladı.

"Tanışmadığımız için mi İstanbul'da bulunan binlerce kafe arasında benim bulduğum kafeyi bulup, bir çok boş masa olmasına rağmen tam olarak benim masama oturup, merhaba dedin?"

"Enteresan bir soru açıkçası. Hayır."

"Bu aralar psikolojim iyi değil lütfen başka birini rahatsız eder misin?"

"Neden? Yoksa tıp fakültesinden mezun olduğun gün babanın ölüm haberini alıp, İki gün kendine gelemediğin için sana fırsat gösterelen hastanedeki işine daha başlamadan son verilip, babanın nereden geldiğini bilmediğin borçları yüzünden evden atılıp, şuan cebindeki son paranla lüks bir kafe de kahve içecekken senin rahatını bozduğum için mi?"

Diye sormasıyla bir an beynim yandı. "Sen?" Diyerek parmağını ona işaret ettim. "Sen tüm bunları nereden biliyorsun?"

"Falcıyım ben."

"Ha?" Yüzümdeki şaşkın ifadeyle gülmeye başladım. Gülmem gittikçe bir kahkahaya dönüşürken o da bana eşlik etmeye başlamıştı. Psikolojim bozulmuştu bu sefer harbiden bozulmuştu.

"İyi misin?"

Diye sordu gülmesini sonlandırarak. O an gözümden bir yaş aktı. Değildim. İyi falan değildim.

"Değilsin sanırım peki ya sana yarın evleneceğini söylesem kendini nasıl hissedersin?"

"Şizofrenlik ilginç bir şeymiş gerçekten. Olmayan şahıslarla konuşuyorum şaka gibi!"

"Müjgan Arsal babanızın Alkın Arsal'ın

cinayetinin işlemek suretiyle tutuklanacaksınız."

Diyerek ayağı kalktığında kaşlarımı çattım. Cebindeki polis kimliğini çıkartıp, bana çevirdi. Kafedeki herkesin bakışları bize dönmüştü. "Sen ne dediğinin farkında mısın?" Diye sordum öfkeyle. "Katili ben miyim yani."

"Size gerekli açıklamayı karakolda yapacağız. Buyurun lütfen."

***

"Babamın katili falan değilim! Bu ne aptalca bir suçtur lütfen biraz daha mantıklı düşünün!" Diye bağırdım o arabayı sürerken. Kafe de zorluk çıkarınca da kelepçelenmiştim de...

Arabaya bindiğinizden beri konuşmuyordu. Sinirle güldüm. "Şaka mısınız kardeşim! Aç şunu gideyim! Zaten mental çöküşteyim bir de katil mi olmuşum yani? Babamın ölümünü duyunca neler yaşadığımı biliyor musunuz?"

"Katiller çoğu zaman beklenmedik kisiler çıkıyor."

"O zaman siz gidin ve kendinizi suçlayın!" Derin bir nefes alıp devam ettim "Ben şahsen asla katilin siz olduğunu düşünmezdim. Eminim diğerleri de!"

O susup otobandan ormanlık bir alana doğru girmişti. "Karakola gitmiyoruz? Buralar tenha yerler?" Bana istediği zaman cevap vermesi sinirimi fazlasıyla bozmuştu. Ellerimi havaya kaldırarak ona doğru uzattım."Şu kelepçeyi aç bari!"

Cevap vermeyeceğini anlayınca yolun bitmesini bekledim. Başka çarem yoktu...

Polis olarak beni tutuklayıp, karakola gidiceğimizi söylemişti fakat şuan karakola gitmeyeceğimden yüzde yüz emindim. Belki öldürecekti beni? Korkunç bir düşünceydi doğrusu. Ama bir yandan da kurtulmaktı. Bu hayattan, yaşadıklarımdan, yaşayacaklarımdan kurtulmak.

Bir yerde durduğumuz da camdan dışarıya baktım. Büyük bir dağ evinin önündeki garaj kapısında durduğumuzu fark ettim. O araçtan inip, kapıyı açtı veyahut açtırdı. Kapı açılınca arabaya geri binip, garaja doğru sürdü. Neyin peşindeydi bu Allah aşkına?

O arabadan inip, benim tarafımdaki kapıyı açtı, ve beni indirdi. Ardından beni eve doğru çevirdi.

"Müstakbel eşinle yeni eviniz."

Diyerek evi gösterdiğinde kaşlarımı çattım. "Af buyur?"

"Pek sevimli birisi değil doğrusu. Öfkelenmesi uzun sürmüyor. Sen 'a' desen kuduracak bir insan. Ama duygularını saklayabiliyor. Ciddi ortamlarda hatalarını tek tek hafızasına hazır, eve geldiğinizde ise hesap sorar. O yüzden ben başta karşıydım bu evliliğe sonuçta gençsin.

"Çok çok afedersin bölüyorum ama ne hakkında konuşuyorsun şuanda?"

"E müstakbel eşin hakkında konuşuyorum?

Yüzüne ifadesiz bir şekilde bakıyordu. Bu adam şizofren mi acaba? Konuşmaya devam etti.

"Her neyse ona verilen bir emanet olduğun için onunla evlenmelisin. Üstelik bizim için fazlasıyla önemli bir insansın. İleride doğacak çocuğunda aynı şekilde.

Tüm bunları dedikten sonra başımı anlıyorum anlamında yukarı aşağı salladım. "Anlıyorum. hiç psikoloğa gittin mi? Dilersen beraber seanslar yapabiliriz. Özünde doktorum ama psikoloji de okudum."

"Doktor demişken bizim hastanede işe başlaman için müstakbel eşini ikna ettim. Ona kalsa evden çıkman için hastanelik olman gerekir ama ben senin için her şeyi hallettim yanlış anlama takıntılı bir aşık falan değilim.

Sadece iyi bir yaşam sürmeni istiyorum."

"Peki. Ne zaman göndericeksin beni?" Diye sorduğum da bana bakarak sırıttı. Veya gülümsedi mi demeliyim? Kolumu tutup beni eve doğru çekiştirdi. Kapının önünde zile bastıktan sonra siyaha kuşanmış bir adam açtı kapıyı.

Yanımdaki adam konuşmaya başladı

"Nasılsın matkap?"

Karşımda duran siyaha bürünen adamın adını öğrendiğim iyi olmuştu.

"İyiyim bora bey sizler nasılsınız?"

Yanımdaki adama baktım ismini Bora olduğunu öğrendiğim kişi elini kalbine götürdü.

"Elhamdülillah, iyiyim Allah'a şükür."

Kafamı ondan çevirip Matkap'a bakmaya başladım.

"Kaptan içeride. Ben etrafa bakınmaya çıkacağım."

Kaptan?

Kulaklarıma boranın sesi geldi o sıra.

"İyi olur. Hayırlı işler."

"EyvAllah"

Kısa süren muhataptan sonra 'Matkap' denilen adam çıktı. Bora denilen adam ise beni tekrar kolumdan çekip çekerek içeriye doğru yürümemi sağladı. Aynı zamanda ise konuşuyordu.

"Gerçek ismini bilmiyorum. Bir adamı matkap ile deldiğine şahit olduğumdan beri ona matkap derim. Cebinde silah yerine matkap taşıyor ruh hastası. Yanlış anlama dedikodu yapmıyorum onun hakkında böyle düşündüğümü kendiside biliyor zaten."

Benim burada ne işim vardı? Allah aşkına matkap ile insan delen şahıslarla aynı çatının altındayım. Şimdi bağırıp çağırsam beni de delmelerinden korkuyorum.

Büyük oturma odasına giriş yaptığımızda

Koltukta oturmuş bir adam vardı. Kaptan dedikleri adam bu olsa gerek. Matkap denilen adamdan farkı yoktu oda siyah giyinmişti. Tek farkları vücut yapıları olabilir. Bu adam matkap denilen adamın aksine daha zayıftı. Ama yinede iriydi.

Etrafta koca bir sessilik vardı ve bu sessizliği bozan bora olmuştu.

"Selamünaleyküm kaptan."

"Aleykümselam."

Adamın bakışları bana kayınca beni baştan aşağıya süzdü. Her noktamı ezberlemek istiyormuş gibi bakıyordu.

Yada matkap ile nerelerimi deleceğini düşünüyordu.

Bu düşünce yutkunmama sebep olmuştu.

♱

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.