Okyanusla gökyüzü gibiydik seninle, ikimizde maviydik, birlikte gibiydik.
Aslında hiç birleşmemiştik
💔 💔 💔
Yaz mevsiminin ayrı bir havası vardır. Yaz aynı zamanda aşkın mevsimidir. Hoş kasımda da aşk başka derler ama aslında yaz bir başkadır...
Yorucu geçen bir yılın ardından sevgilisiyle tatile çıkmak ister insan. Deniz, kum, güneş... Hatta Rıza hayalindeki tatilin bir adım ötesine geçip sevgilisine evlenme teklifi etmeyi planlıyordu. O da isterse yıldırım nikahıyla evlenebilirlerdi bile.
Heyecandan eli ayağına tutmazken yüzük kutusunu cebine attı. 2 sene önce yine bir yaz günü tanışmışlardı. Ve yine bir yaz akşamı evlenme teklifi edecekti. Teklifin tamamen sürpriz olmasını istiyordu. Haber vermeden sevgilisinin evine gittiğinde sürprizin büyüğünün kendisini beklediğinden habersizdi.
Öpmeye kıyamadığı kız arkadaşının dudaklarını başkası öpüyordu ve o da bu durumdan rahatsızmış gibi görünmüyordu. Cebinde vermeye hazırlandığı yüzüğüyle bir süre onları izledi. Gördüklerinin farklı bir açıklaması olamazdı ama yine de öfkeyle kalkmak istemiyordu.
Sevgilisini öpen adam gittiğinde neler olduğunu öğrenmek için Özge’nin yanına gitti. Mantıklı bir açıklamasının olmasını umuyordu. Özge’yi çok seviyordu ve diğer ihtimali aklına getirmeye çekiniyordu.
“Özge.” Rıza’nın ciddi duruşu ve giden adamın arkasından ters ters bakmasına bakılırsa az önce olanları gördüğünü anlamıştı kadın. Lafı fazla uzatmadan Rıza’ya az önce gördüğü hoş olmayan manzarayı izah etti.
Son 2 aydır bir ilişkileri olduğunu, onu sevdiğini söylediğinde Rıza yıkılmıştı. 2 aydır bir şey anlamaması gayet normaldi çünkü Özge mutlu görünüyordu, gülüyordu, gözleri Rıza’ya aşkla bakıyordu.
Ne değişmişti? Neyi fark edememişti?
Rıza onu çok sevdiğini, bir boşlukta olduğunu ve yanlış yaptığını anlatmaya çalışıyordu sevdiği kadına. O adamla bir daha görüşmezse tüm bu olanları unutup yollarına devam edebileceklerini bile söyledi. Sevgilisini ve mutlu ilişkisini geri istiyordu...
💔 💔 💔
Aldatılmayı kimse sindiremez. Hele de evlenme teklifi edeceği gün aptal durumuna düşmek Rıza’nın da zoruna gitmişti. Özge ve yeni sevgilisini takip etmeye başlamıştı. Özge’ye onunla mutlu olamayacağını kanıtlayıp sevdiği kadını geri kazanmak istiyordu.
Birlikte boğaz turuna çıktıklarındaki sarmaş dolaş hallerini görmektense kendini boğazın sularında boğmayı tercih ederdi. Belki aralarında bir soğukluk bir terslik görür de sevgilisini geri kazanır ümidiyle attıkları her adımda onları izliyordu.
Gittikleri kafede, gezdikleri sokaklarda, oturdukları banklarda... Her yere gidiyordu onlarla birlikte. Yazın güzel günlerini Özge’yle birlikte geçireceğine, eski sevgilisini ve onun yeni sevgilisini izlemekle kalbini kırıyordu. Oysaki ne güzel hayalleri vardı. Evlendikten sonra İzmir’e onun ailesinin olduğu şehre taşınmayı düşünüyordu. ‘Sorun sende değil bende’ diyerek Özge’nin kendisinden ayrılacağını nerden bilebilirdi ki?
Umudunu kaybetmeye başlamıştı. Özge o adamla mutlu görünüyordu. Defalarca aramasına, barışmak istemesine rağmen ona ulaşamamıştı. Bir süre sonra da engellendiği için onunla iletişim kuramamıştı. Ayrıldıklarını kabullenmekten ve peşlerini bırakmaktan başka çaresi kalmamıştı.
Ancak başka bir gün boğaz turuna yalnız çıktı. Çektiği aşk acısını atlatmaya çalışıyordu. Nasıl olur da Özge’nin bu ilişkide mutsuz olduğunu görememiş, aldatıldığını anlayamamıştı? Kendi aptallığına yanarken yine o adamı gördü vapurda. Kafayı ona taktığı için her yerde onu gördüğünü sanmıştı ama tekrar baktığında gerçekten de oydu. Bu defa yanında başka bir kadın vardı ve samimi görünüyorlardı. İstediği açığı vazgeçtiği zamanda bulmuştu işte.
İnsan yaşattığını yaşamadan ölmezmiş. Özge de aldatılmanın nasıl bir şey olduğunu öğrenecekti. Bunun için deliller toplayıp, aldatıldığını gösterecekti. Özge anca bu şekilde anlardı kalp kırıklığının ne demek olduğunu. Gerçek sevginin kimde olduğunu gösterip sevgilisini geri kazanacaktı.
Yapacakları hemen kafasında belirmeye başlamıştı. Ve vakit kaybetmeden işe koyuldu. Vapurdan inip sevdiğini elinden alan adamı takip edip, kadınla birlikte yakınlaştıklarını gösteren fotoğraflar çekti. Ancak kadının yüzünü göremiyordu. Siyah saçlarını savura savura yürürken bir kez olsun görse, yüzünü çekse yeterdi.
Biraz gezindikten sonra geldikleri yer Sirkeci garıydı. Uzaktan onları izlediğinde gişeye gittiklerine, bir şeyler konuştuklarına şahit olmuştu ve ayrılırlarken de ellerinde bilet olduğunu gördü. Onlar gider gitmez gişedeki görevliye az önce gelen çiftin nereye bileti aldığını sordu. Aldığı cevap Kars olmuştu. Sevgilisiyle birlikte tatile çıktıklarını ispatlamalıydı. Hiç düşünmeden doğu ekspresine aynı saate bir bilet aldı.