İçeriğe geç

Doğru Ya Da Yanlış

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Doğru Ya Da Yanlış

Bölüm 8

Söz Verdi,Gelecek

Yaklaşık 12 saattir güvenlik odasında Mark'ı bekliyorduk. Aç susuz kalmıştım. Neredeyse bir gündür hiçbir şey yiyip içmediğim için midem kazınmaya başlamıştı ama Daniel benden daha kötüydü.

Sürekli yutkunuyordu ve rengi sararıyordu. Yanına emekleyerek gittim "İyi Misin?"dedim.Zorlukla bana bakıp " iyiyim "dedi ama sesi kesik kesik gelmişti.

"Ne kadardır yemek yemiyorsun ya da su içmiyorsun" dedim zorlukla bakıp "2 gün" dedi." Olivia daha fazla bekleyemeyiz. En azından yiyecek bir şeyler bulmalıyız."dedi. Haklıydı.

Tam cevap verecektim ki hastaların çığlıkları yükseldi. Bütün koridor inlerken ayağa kalkıp kapının camından baktım."Açın!" diye bağırdı Mark. Kapının kilidini arka cebimden çıkardım ve hızlıca ellerim titrerken kapıyı açtım arkasından 5 tane hasta koşarken Mark'ın içeriye girmesiyle ikimiz beraber kapıyı kapatmaya çalıştık ama çok güçlüydüler.

5'i birden kapıya yüklenmesiyle kapının kısa sürede açılacağını anladım.

"Sıkı dur, sakın açmalarına izin verme" dedim "Nereye?"diye sorarken hızlıca kapıyı bıraktım ve arkadaki ışıkları aldım"Çekil!" diye bağırmıştım ki Mark anında çekildi. Hastaların hepsi üstüme gelirken işığı açtım.

Öyle bir acıdan çığırıyorlardı ki tek elimle kulağımı kapatabildiğim kadar kapattım. Hastalar ışıktan

kaçıyordu. Hatalara baktığımda çok iğrenç bir şekilde tenlerinin yanıp eridiğini gördüm. Odadan çıktıktan sonra Mark kapıyı kapattı. İkimiz de korkudan nefes nefese kalmışken ona baktım ve

kolundaki kanları gördüm.

Yoksa...Yoksa hastalardan biri mi yapmıştı ama şuana kadar dönüşmesi gerekiyordu.

Yanına gitmek için bir adım atmıştım ki diğer adımımı atamadım. "Koluna ne oldu?" dedim sakin kalmaya çalışarak

"Önemli bir şey değil sizin izninizi tamamen kaybetsinler diye kendi kolumu kullanmam gerekti ses yeterli gelmeyince kolumu kestim yakında iyileşir merak etme" dedi.

"Tamam" dedim. "Hadi ışıkları alalım da çıkalım. Daniel..." dedim ve ona döndüm.

Gözleri kapalıydı. Yanına gittim ve hafiften koluna dokundum.

"Daniel" dedim. Uyanmıyordu. Panikleyip Mark'a baktım.

"Mark neden uyanmıyor?" dedim endişeli bir

şekilde. "Bilmiyorum"dedi. "Ona yiyecek bir şeyler bulmalıyız."dedim. "Ölü olmadığına emin misin?" diye sordu.

Kalp atışlarım hızlanırken "Hayır, yaşıyor" dedim. "Olivia onu taşıyamayız. Onu burada bırakmalıyız."dedi"Hayır seni bırakmadım senin geleceğine inanmıştım çünkü söz verdin şimdi sen bana daniel'i bırak diyorsun arkadaşım olan seni bile bırakmadım bekledim şimdi nasıl olur da sevgilimi bırakmamı istersin." dedim.

"tamam ben taşırım" dedi"Önce kantin veya mutfağa gitmeliyiz bir şeyler bulmalıyız."dedim. "Yoksa açlıktan ve susuzluktan öleceğiz." dedim " Tamam önce kantine gidelim yiyecek bir şeyler bulalım daha sonra o insanları alırız bir yere toplarız." dedi.

"Sonra ne olacak Mark yani o inanları topladıktan sonra" dedim.

"Bilmiyorum duruma göre bakarız.Sırayla gidelim önce insanları toplayalım.."dedi.

"Tamam" dedim. Mark, Daniel'i sırtına alırken ben de bir çantaya ışıkların hepsini doldurdum bir tanesini de elime aldım.

Daniel'in yere düşürdüğü tableti aldım ama kırıldığını gördüm."Hayır ya"dedim "Ne oldu" dedi Mark bana bakarak" Hastaları artık önceden göremeyeceğiz."dedim tableti göstererek. Tam Mark bir şeyler söyleyecekti ki ışıklar bir anda gitti. Panikleyip ayağa kalktım etrafıma baktım ama hiçbir şey göremedim. Tableti yer koyup ellerimin titremesini durdurmaya çalışarak ışığı açtım.

Mark'a baktığımda durduğu yerde olmadığını gördüm"Mark!"dedim ama hiçbir ses yoktu. Ne bir ayak sesi ne de bir nefes alış sesi. Korkmaya başlarken yavaşça kapıya baktim etraf çok karanlık olduğu için etrafı sadece yeşil ışıkla görebiliyordum.

Kapı açıktı.

Burada neler oluyordu?

Kapı açıktı ama ben açılma sesi dahi duymamıştım. Yavaşça dışarıya çıktım. Önce sağ koridora baktım hiçbir şey görünmüyordu.

Mark nereye gitmişti?

Gitse bile bana neden haber vermemişti?

Yavaşça sol koridora döndüm oranın da boş olduğunu gördüm.

Nereye gidecektim? Ne yapmam gerekiyordu

Gözlerim dolmuşken içeriye geri girip kapıyı kilitledim. Bacaklarımı kendime çekip yere oturdum.

Sessizce ağladım. Mark yoktu, Daniel yoktu, David zaten hep yalandı. Etrafımda artık bana yardım edecek hiçkimse yoktu.

Hafızamı kaybetmiştim ve yapayalnızdım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.