İçeriğe geç

Doğru mu Aşk mı? / Batu-Umut-Akut

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Doğru mu Aşk mı? / Batu-Umut-Akut

Bölüm 5

Yarım

Sertan hoca yine mahvetmişti bizi. Hepimiz bir köşeye çekilmiş, uzanıyor ya da oturuyorduk. Ayberk ve Ege bir köşede dinlenirken bir şeyler izlerken gülüşüyor, Kemal'de yorgunluğunu onlara sataşarak gideriyordu.

Oğuzhan ise Ardaya çıkarttığı tişörtünü,

"Cam açık Arda üşüteceksin"

diye söylenerek giydirmeye çalışıyordu. Arda'ysa;

"Yanıyorum, bırak da biraz böyle durayım, sen kendine bak." diye kızıyordu.

Ben de uzanırken elimde tuttuğum tişörtümü sallayarak serinlemeye çalışıyordum.

Moralim oldukça bozuktu ama belli etmemeye çalışıyordum. Çünkü Oğuzhan fırsat buldukça gözleriyle beni kontrol ediyor ve fark etmediğimi sanıyordu.

"Rahat bıraksana çocuğu, ben de çıkardım rahat böyle." dedim Oğuzhan'a dönüp

"Yeni atlattı hastalığı 1 haftadır hasta zaten." dedi Arda'ya bakarak, sonra bana dönüp

"İyiliği için diyorum kendi bilir" dedi sakince.

Peki anlamında yüzümü ekşitmiş ve devam etmemiştim konuşmaya. Bugün asla konsantre olamamıştım derse. Akut ve miraç olmadığı için koreoda zorlanıyorduk. Ve performans gününe 2 gün kalmıştı. Aslında performans çok da umurumda değildi. Akut'un sağ salim dönmesini istiyordum. İstediğim tek şey buydu.

Tişörtümü alıp biraz hava almak için kapının önüne çıktığımda ilerideki bankta oturan Efe hoca ve Umut'u gördüm. Umut gitarını akort ediyor Efe hoca da yanında sigarasını içiyordu. Yanlarına doğru ilerledim. Efe hoca onlara doğru yaklaştığımı görünce

"Ooo Batu naber ya?" kocaman gülümseyerek o tatlı enerjisiyle söylemişti bunu.

"İyiyim hocam ya siz naber?" dedim benzer bir tonlama yapmaya çalışarak. Umut kıkırdamıştı bana bakarak, sanırım bende komik durmuştu.

"İyi ben de, yoruldunuz mu çok?" dedi bilmiyormuşçasına kocaman sırıtarak.

"Yorulduk hocam valla" dedim. "Hava almaya çıktım biraz, camları açtık ama bunaltıcıydı hala"

Sigarasını son kez çekip söndürdükten sonra iki adım ilerideki çöp kutusuna atıp bize doğru döndü.

"Ben de yorucam az sonra" kıkırdayarak söylemişti. hoşuna gidiyordu. Yanıma yaklaşıp elini omzuma yerleştirdi;

"Az daha dinlen hava al, 10dk ya başlarım derse" ben onaylayarak başımı sallarken Umut'a dönüp;

"Sen de kendine gel bir an önce, Let's go" dedi gülen enerjik sesiyle ve içeriye doğru ilerledi.

Gitarında çizimler olduğunu fark ettim. Turuncu pembe halkalardan desen oluşturulmuştu.

"Gitarın güzelmiş" dedim parmağımla göstererek.

"Saol" son tele geçmişti.

"Sen mi yaptın desenleri?" diye sordum merakla. Çizim yapabilmek çok havalı gelmişti hep.

"Akut" diye cevap verdi. Kısa cevaplar vermesini konuşmak istememesine bağlayıp tam uzaklaşacaktım ki;

"Üşümüyor musun?" dedi tellere parmaklarıyla nazikçe vururken, kafasını kaldırıp kaşlarıyla üstümü işaret etti. tişörtümün sadece bir kolunu geçirmiştim, kalanı omzumun üstünden sırtıma dökülüyordu. Karnım ve sol göğsüm açıktaydı.

"İçerisi çok bunaltıcıydı." dedim çekinerek.

"Dışarısı soğuk" dedi beklemeden ve bankı işaret etti gözleriyle "Gel otur"

Başımla onaylayıp yanına geçmiştim şimdi, O ise parmaklarını teller arasında gezdiriyordu. Birkaç saniye sonra sakin ve huzurlu bir melodi yayılmaya başlamıştı bahçeye. Arada biraz mırıldanıyordu.

Hafif rüzgar esmeye başlamıştı. Diğer kolumu geçirdikten sonra dizlerimi karnıma doğru çekip ayaklarımı banka koydum. Kendimi çok rahat hissediyordum. Melodinin etkisiyle başımı da dizlerimin üzerine koymuş Umut'un gitar üzerinde hareket eden parmaklarına bakmaya başlamıştım.

Hislerimi ne kadar engellemeye çalışıyor olsam da bu anın tadını çıkartmak ve hissetmek istiyordum.

Çalmayı bitirdiğinde doğrulup alkışladım.

"Çok güzelmiş" dedim.

"Yarım" dedi gözlerini kısarak

"Sözleri mi yarım?" diye sordum.

"Adı" dedi gitarı kucağından indirip.

Kenara bıraktığı gitar çantasına uzandı. Ben de derse geç kalmamak için ayaklanmıştım yavaşça. O sırada telefonum çaldı, arayan Miraç'tı. Heyecanla ve hızla telefonu açıp kulağıma götürdüm.

"Miraç?" dedim merakla. Umut az önceki sakin halinden tamamen çıkmış bir şekilde hızla bana doğru dönmüştü. Merakla ve korkuyla yüzüme bakıyordu Miraç konuşurken.

"Akut uyandı Batu, akşama taburcu olabilirmiş." dedi Miraç.

Sesi neşeli geliyordu. Duyduklarım çok rahatlatmıştı. Farkında olmadan tuttuğum nefesimi verip gözlerimi Umut'tan ayırmıştım.

"Yapabileceğim bir şey var mı?" dedim sakince. Umut meraktan ayağa kalkmıştı.

Miraç yapabileceğim bir şey olmadığını söylemişti. İçim rahat bir şekilde akşamı bekleyecektim artık. Telefonu kapatır kapatmaz;

"N'olmuş" dedi Umut telaşla, gözleri kocaman açılmıştı ve zaten şişik gözleri extra yorgun gösteriyordu şimdi onu.

"Uyanmış" dedim. Mimikleri çok değişmemişti fakat rahatladığı anlaşılıyordu. Gergin duruşu daha rahatlamıştı;

"Ne zaman taburcu olurmuş, bir şey demişler mi?" dedi daha sakin ama ilgili şekilde;

"Akşam geleceklermiş" dedim. Ve gülümsedim. Gözleri doluydu, ağlamamaya çalışıyordu sanırım, alt dudağını ısırıp bıraktıktan sonra kafasını aşağı eğmişti.

Rahatlamanın getirdiği gözyaşlarıydı sanırım bunlar. Dayanamayıp elimi omzuna koydum. Ne diyeceğimi bilemiyordum.

Çok küçük adımlamıştı bana doğru. Başı hala aşağıdaydı muhtemelen ağlamasını görmemi istemiyordu. Elleriyle gözlerini siliyordu şimdi.

Ben de ona doğru yaklaştım birazcık daha, omzunu sıvazlıyor rahat edebileceğini hissettirmeye çalışıyordum.

Kalbim yerinden çıkacak gibiydi, Parfüm kokusu ilk defa bu kadar net geliyordu burnuma. Sarılmak istiyordum ama fazlaydı bu kadarı. Ama bu kadarı da yeterdi. Fazlasını istemeye hakkım da cesaretim de yoktu zaten. Bugün yeterince dozunu almıştım. Aynı ortamda 2. defa baş başa kalmıştık.

Bir süre bu şekilde durduktan sonra kafasını kaldırıp yüzüme doğru baktı

"Teşekkür ederim."

Sonra fermuarını yarıda bıraktığı çantasını kapatıp sırtına aldıktan sonra birlikte içeriye yürüdük.

Bu da böyle bir bölüm..

Sonraki bölümde Miraç ve Akut geri dönüyor olacak efendim.

Umarım beğenmişsinizdir ✈︎

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.