DOĞRU KARAR...
3. Bölüm — Gerçeğin Eşiğinde
Bazen bir kapının açılması, insanın bütün hayatını değiştirmeye yeter. Elif o kapının ardında ne bulacağını bilmiyordu. Tek bildiği, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıydı.
1. Sahne — Kapı Açılıyor
Saat 16.42
Kapının kilidi döndü.
Elif'in elindeki tatlı kutusu hafifçe titredi. Birkaç saniye önce duyduğu sözler hâlâ kulaklarında yankılanıyordu.
“Elif'in hiçbir şeyden haberi yok, değil mi?”
Ardından gelen o cümle...
“Güzel. Çünkü öğrenirse her şey biter.”
Kapı açıldı.
Aras karşısında duruyordu. Yüzündeki ifade, Elif'i gördüğü anda değişti. Önce şaşkınlık, ardından anlaşılması zor bir korku belirdi gözlerinde.
— Elif?
Elif cevap vermedi.
Aras kapının önünde bir adım geri çekildi.
— Senin burada ne işin var?
Elif acı bir gülümsemeyle başını kaldırdı.
— Gerçekten bunu mu soruyorsun?
— Hayır, yani... Ben bugün gelemeyeceğimi söylemiştim.
— Evet. Söyledin.
Elif elindeki kutuyu kaldırdı.
— Ben de seni özlediğim için sana küçük bir sürpriz yapmaya geldim. En sevdiğin tatlıyı aldım. Birkaç dakikalığına bile olsa yüzünü göreyim istedim.
Aras kutuya baktı. Sonra yeniden Elif'in gözlerine...
— Elif, dinle...
— Az önce kiminle konuşuyordun?
Aras'ın yüzü gerildi.
— Ne?
— Telefonla konuşuyordun. Bir şey duydum.
— Yanlış anlamışsın.
Elif'in gözleri doldu ama ağlamamak için kendini tuttu.
— Ben daha ne duyduğumu söylemedim ki, Aras.
Sessizlik.
İşte o an Elif'in içindeki bütün şüpheler biraz daha büyüdü.
Aras bir şey söylemek için ağzını açtı ama kelimeler boğazında düğümlendi.
— İçeri geçelim, olur mu?
Elif yerinden kıpırdamadı.
— Neden? İçeride duymamam gereken başka şeyler mi var?
— Elif, saçmalama.
— Saçmalıyor muyum?
Sesi titremişti. Aras bunu fark edince ona yaklaştı.
— Güzelim, lütfen. Beni yanlış anlıyorsun.
Elif başını iki yana salladı.
— Bana bir kez olsun doğruyu söyle. Sadece bir kez. Benden sakladığın bir şey var mı?
Aras gözlerini kaçırdı.
Bir saniye.
Belki iki.
Ama Elif için o kısacık sessizlik bile yeterince uzundu.
— Anladım, dedi Elif.
— Hayır, anlamadın!
— O zaman anlat!
Aras sustu.
Elif elindeki kutuyu kapının yanındaki küçük sehpaya bıraktı.
— Biliyor musun, ben senden mükemmel olmanı hiç istemedim. Her zaman yanımda olmanı da beklemedim. İşin olabilir, arkadaşların olabilir, kendine ayırmak istediğin zamanın olabilir. Bunların hiçbirine kızmam.
Bir an durdu.
— Ama bana yalan söyleme, Aras. Ne olur, bana yalan söyleme.
Aras'ın bakışları yumuşadı. Elif'in elini tutmak istedi ama Elif geri çekildi.
Bu hareket, Aras'ın yüzündeki ifadeyi değiştirdi.
İlk kez Elif'in gerçekten uzaklaşabileceğini hissetmişti.
— Seni seviyorum, dedi Aras.
Elif'in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
— Ben sana ne sorduğumu unuttum mu sanıyorsun?
Aras cevap veremedi.
Elif arkasını döndü.
— Elif, gitme!
Bu kez durdu ama arkasına bakmadı.
— Bana gerçeği anlatmak istediğin zaman ara. Ama bana bir daha sadece beni sevdiğini söyleyerek konuyu kapatmaya çalışma.
Ve yürümeye başladı.
Aras kapının önünde kaldı.
Sehpanın üzerindeki tatlı kutusuna baktı.
Sonra telefonuna...
Ekranda hâlâ cevaplamadığı bir mesaj duruyordu.
“Artık daha fazla bekleyemem.”
Aras gözlerini kapattı.
— Her şeyi mahvedeceğim...
---
2. Sahne — Bir Arkadaşın Sezgisi
Elif, apartmandan çıkar çıkmaz Zeynep'i aradı.
— Alo? Elif, ne oldu? Sesin neden böyle?
Elif konuşmaya çalıştı ama sesi çıkmadı.
— Elif?
— Zeynep... Yanına gelebilir miyim?
— Tabii ki. Neredesin sen?
— Aras'ın evindeydim.
Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu.
— Bir şey mi öğrendin?
Elif gözlerini sildi.
— Bilmiyorum. Belki de öğrenmemem gereken bir şeyi duydum.
— Tamam. Olduğun yerde kal. Geliyorum.
Zeynep telefonu kapattıktan yaklaşık yirmi dakika sonra Elif'in yanına ulaştı. Onu görünce hiçbir şey sormadan sarıldı.
Elif arkadaşının omzuna başını yasladı.
— Ben çok mu safım, Zeynep?
— Hayır. Neden böyle söylüyorsun?
— Çünkü bir şeylerin değiştiğini fark ettim ama yine de kendimi kandırmaya devam ettim. Her seferinde ona bir bahane buldum.
Zeynep, Elif'in yüzüne baktı.
— Birini sevmek saflık değil. Ona güvenmek de değil. Ama bir şey seni sürekli huzursuz ediyorsa kendini susturmak zorunda değilsin.
Elif derin bir nefes aldı.
— Telefonda konuşuyordu. Benim hiçbir şeyden haberim olmadığını söyledi. Sonra öğrenirsem her şeyin biteceğini söyledi.
Zeynep'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
— Aynen böyle mi söyledi?
— Evet.
— Peki, kiminle konuşuyordu?
— Bilmiyorum. Sormaya çalıştım ama hiçbir şey anlatmadı.
Zeynep birkaç adım yürüyüp durdu.
— Elif, bu normal değil.
— Biliyorum.
— Peki, ne yapacaksın?
Elif cevap vermek için acele etmedi.
Önünden geçen arabaları izledi. Yağmur yeniden başlamıştı. İnsanlar şemsiyelerini açarken Elif, başına düşen damlaları fark etmiyordu bile.
— Gerçeği öğreneceğim, dedi sonunda.
Zeynep ona döndü.
— Ya öğrendiğin şey seni üzerse?
Elif'in gözleri doldu ama bu kez ağlamadı.
— Bilmemek daha çok üzüyor.
Zeynep arkadaşının elini tuttu.
— O zaman yalnız değilsin. Ne olursa olsun yanındayım.
Elif hafifçe gülümsedi.
Ama o sırada cebindeki telefon titredi.
Aras arıyordu.
Elif ekrana baktı. Arama sona erdi.
Birkaç saniye sonra bir mesaj geldi.
Aras: Lütfen beni dinle. Sana anlatmam gereken şeyler var.
Elif mesajı Zeynep'e gösterdi.
— Sence ne yapmalıyım?
Zeynep hemen cevap vermedi.
— Bence onu dinle. Ama söylediklerini sorgulamaktan korkma.
Elif telefonu eline aldı.
Elif: Yarın konuşacağız. Bana yalan söylemeden.
Mesajı gönderdi.
Aras'tan cevap hemen geldi.
Aras: Söz veriyorum.
Elif ekrana bakarken içinden bir ses, bu sözün daha önce de verildiğini hatırlattı.
Ve bazı sözler, tekrarlandıkça daha az anlam taşımaya başlıyordu.
---
3. Sahne — Beklenmedik Karşılaşma
Ertesi gün, saat 14.15.
Elif, Zeynep'le buluşacakları kafeye doğru yürüyordu. Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı. Aras'ın söylediklerini, söylemediklerini ve kapının önünde yaşananları defalarca düşünmüştü.
Bir yandan ondan açıklama bekliyor, diğer yandan duyacağı cevaptan korkuyordu.
Kafenin önüne geldiğinde telefonuna bir bildirim düştü.
Aras: Bugün gelemeyeceğim. Lütfen bana biraz zaman ver.
Elif ekrana birkaç saniye baktı.
Sonra telefonu kilitledi.
— İnanılır gibi değil...
İçeri girdiğinde Zeynep henüz gelmemişti. Pencere kenarındaki masaya oturdu ve kendine bir içecek söyledi.
Tam telefonunu çantasına koyarken masanın yanındaki kişi durdu.
— Elif?
Elif başını kaldırdı.
Karşısında tanımadığı biri vardı.
— Evet, buyurun?
Kişi bir an tereddüt etti. Sanki söyleyeceği cümleyi kafasında defalarca kurmuş ama şimdi nasıl başlayacağını unutmuş gibiydi.
— Seninle konuşmam gerekiyor.
Elif kaşlarını çattı.
— Tanışıyor muyuz?
— Doğrudan tanışmıyoruz.
— O zaman beni nereden tanıyorsun?
Kısa bir sessizlik yaşandı.
— Aras'ı tanıyorum.
Elif'in parmakları masanın kenarına tutundu.
— Aras'la ne işin var?
— Sana bir şey sormam gerekiyor. Ama lütfen önce beni dinle.
Elif'in kalbi hızlandı.
— Ne hakkında?
Kişi etrafına baktıktan sonra yeniden Elif'e döndü.
— Son zamanlarda Aras'ın davranışlarının değiştiğini fark ettin mi?
Elif'in yüzü soldu.
Bu soru...
Zeynep de ona aynı soruyu sormuştu.
— Sen nereden biliyorsun? diye sordu Elif.
— Çünkü bazı şeyler göründüğü gibi değil.
— Ne demek bu? Açık konuş!
Kişi derin bir nefes aldı.
— Sana her şeyi anlatamam. En azından şu an değil. Ama bir şeyi bilmeni istiyorum: Aras'ın sana anlatmadığı bir konu var.
Elif'in boğazı düğümlendi.
— Bunu zaten biliyorum. Bana ne sakladığını söyle!
— Keşke söyleyebilsem.
— O zaman neden geldin?
Bu kez karşısındaki kişi gözlerini kaçırmadı.
— Çünkü gerçeği öğrenmeyi hak ediyorsun.
Elif'in içindeki öfke ve korku birbirine karıştı.
— Herkes bana gerçeği hak ettiğimi söylüyor ama kimse gerçeği anlatmıyor! Siz benden ne istiyorsunuz?
Kişi cevap vermeden önce kısa bir süre bekledi.
— Aras'la hemen yüzleşme.
Elif şaşkınlıkla baktı.
— Ne?
— Lütfen. Önce bazı şeyleri öğren. Sonra kararını ver.
Elif ayağa kalktı.
— Hayır. Artık kimsenin bana ne yapacağımı söylemesine ihtiyacım yok.
Tam o sırada kapı açıldı.
Zeynep içeri girdi.
Elif arkadaşını görünce ona doğru döndü. Yeniden masaya baktığında karşısındaki kişi çoktan uzaklaşmıştı.
— Bir dakika! Daha bitmedi!
Elif kapıya kadar gitti ama dışarı çıktığında kalabalığın arasında kimi arayacağını bilemedi.
Zeynep yanına geldi.
— Elif? Ne oldu? Kiminle konuşuyordun?
Elif cevap veremedi.
— Elif, iyi misin?
Elif yavaşça arkadaşına döndü.
— Aras'ı tanıyan biri geldi. Bana onun benden bir şey sakladığını söyledi.
Zeynep'in gözleri büyüdü.
— Kimdi?
— Bilmiyorum. Adını bile öğrenemedim.
— Peki, sana ne söyledi?
Elif dudaklarını birbirine bastırdı.
— Aras'la hemen yüzleşmememi söyledi.
Zeynep bir süre düşündü.
— Sence neden?
Elif başını iki yana salladı.
— Bilmiyorum. Ama artık beklemek istemiyorum.
Tam o sırada telefonu yeniden titredi.
Bu kez Aras'tan mesaj gelmemişti.
Ekranda, az önce karşılaştığı kişiden geldiğini düşündüğü bir bildirim vardı.
Bilinmeyen numara: Sana söylemem gereken bir şey daha var. Aras'ın sana anlattığı hikâyenin tamamı doğru değil.
Elif'in elleri buz kesti.
Mesajın altında ikinci bir satır belirdi.
Bilinmeyen numara: Ama en büyük sorun, sana neyi sakladığı değil... bunu ne zamandır sakladığı.
Elif ekrana bakakaldı.
Zeynep telefonunu elinden alıp mesajı okudu.
— Elif...
Elif'in gözleri doldu.
— Ne zamandır, Zeynep?
— Bilmiyorum.
— Ya en başından beri bana yalan söylüyorsa?
Zeynep cevap veremedi.
Çünkü ikisi de aynı sorudan korkuyordu.
Elif'in telefonu bir kez daha titredi.
Yeni bir mesaj.
Bu kez yalnızca birkaç kelime vardı.
Bilinmeyen numara: Aras'a sor: Geçen hafta neden sana yalan söyledi?
Elif'in kalbi hızla atmaya başladı.
Geçen hafta...
Aras'ın kendisine anlattığı şeyi hatırladı. O gün bütün akşam evde olduğunu, kimseyle görüşmediğini söylemişti.
Elif yavaşça başını kaldırdı.
— Zeynep, geçen hafta Aras'ın nerede olduğunu öğrenmem gerekiyor.
Zeynep arkadaşının elini tuttu.
— O zaman birlikte öğreniriz.
Elif telefonunu sıkıca kavradı.
Artık yalnızca Aras'ın kendisinden uzaklaşmasından korkmuyordu.
Onunla geçirdiği bütün güzel anıların, sandığı kadar gerçek olmamasından korkuyordu.
Ve belki de en acısı buydu.
Birini kaybetmekten korkarken, aslında hiç tanımadığın birini sevmiş olabileceğini fark etmek...
---
Bölüm Sonu
O akşam Aras, telefonunu eline aldı ve Elif'in konuşmasını bekledi.
Elif ise mesajları tekrar tekrar okuyordu.
Birbirlerinden yalnızca birkaç kilometre uzaktaydılar.
Ama aralarındaki mesafe, ilk kez bu kadar büyüktü.
Aras yeni bir mesaj yazdı.
Aras: Elif, lütfen. Seni kaybetmek istemiyorum.
Elif mesajı okudu.
Uzun süre cevap vermedi.
Sonunda yalnızca bir cümle yazdı.
Elif: O zaman bana kaybetmekten korktuğun şeyin ne olduğunu söyle.
Aras'ın ekranında mesaj belirdi.
Yazıyor işareti çıktı.
Kayboldu.
Yeniden çıktı.
Ama cevap gelmedi.
Aras telefonunu masaya bıraktı ve ellerini yüzüne kapattı.
Çünkü Elif'in sorduğu sorunun cevabını biliyordu.
Ve o cevabı verirse, hiçbir şeyin eskisi gibi kalmayacağını da biliyordu.
DEVAM EDECEK...
Aras'ın sakladığı sır neydi? Gizemli konuk neden Elif'e yardım etmek istiyordu? Ve Elif, gerçeği öğrendiğinde hâlâ Aras'a aynı gözlerle bakabilecek miydi?