İçeriğe geç

Distopik Takip

Bölüm 22 · 2 dk okuma

Distopik Takip

Bölüm 22

Karar-1. Kısım

Yüce Son ve Şah-ı Zar toplantı odasında Vekil Mo ile birlikte istişare içerisindelerdi. Mo genzini temizledikten sonra ortadaki masaya haritayı açtı ve planın üstünden geçti.

“Morphoz’un dediğine göre askerlerimiz Şarlken Ormanı’nda konuşlanacak. Vadinin bitim kısmında, ağaçlık alanın arttığı yerde okçularımız olacak ve ilk saldırıyı onlar yapacak.” burada Zar araya girdi.

“Vadinin yan taraflarında da en az yirmişer lejyon asker yerleştirilecek. Onların başında Del ve Yüzbaşı Karın bulunacak. Savaşın en kızgın anında önce top ve oklarla saldırıya başlayacaklar. Ardından benim işaretimle birlikte düşmanın üstüne yürüyecekler.”

“Peki düşmanın arkasından saldıracak olan 10 lejyon ne durumda?” diyerek çok yerinde bir soru sordu Son. Bunun üzerine Mo masanın altındaki çekmeceden gemi ve asker maketlerini çıkardı.

“Vadinin diğer ucu Karanlık Deniz‘e iniyor. Huffman ve ordusu gemilerden inip karaya çıkınca askerlerimiz savaş meydanından arkalarına dolanacak. Savaş esnasında verilecek olan işaretle birlikte harekete geçerek Alamet askerlerine arkadan saldıracaklar.” Son yine düşünceliydi. En sonunda merak ettiği soruyu sordu.

“Ya gemilerde asker bırakırlarsa. Bu durumda pusuda bekleyen askerlerimize saldırmazlar mı?”

“Biz bunu da düşündük kralım. Önlem olarak ejder kullanıcılar göklerde kimseye görünmeden sessizce uçarak savaşın gidişatını izleyecekler. Aksi bir durum olursa da savaşa dahil olacaklar.”

“Hazır ejderhalardan bahsetmişken bizim acilen Morphoz’a da yoldaş bulmamız gerekiyor.” dedi Zar.

“Elimizi çabuk tutup savaştan önce yoldaşına kavuşturabilirsek şayet kazanma olasılığımız artar.”

Odada derin bir sessizlik oluşmuştu. Son ve Mo, Zar’a hak veriyorlardı fakat bir yoldaş edinmek çok kolay değildi. Tersine zaman alan zor bir işti. Yoldaşlar, sahiplerinin gücünü katlardı. Tüm vekiller bu yüzden sekiz yaşından itibaren yoldaşlarını ediniyordu. Kimilerinin yoldaşı ejderhalar, kimilerinin mızrak kuyruklu yılanlar, kimilerinin üç başlı aslanlar, kimilerinin de anka kuşu veya sirenlerdi. Bu durum şakaya gelmeyecek kadar ciddi olduğundan muhafızlara yoldaş arama hazırlıklarına başlamalarını emrettiler. Ardından savaş planını gözden geçirip dağıldılar ve herkes kendi işinin başına döndü.

Bir süre sonra uzun boylu bir muhafız Son’un odasına girdi. Elinde rulo yapılmış bir kağıt vardı.

“Kralım. General Del ve Morphoz’dan bir pusula geldi.” dedi. Son muhafıza yaklaşarak elinde tuttuğu kağıdı aldı ve okumaya başladı.

Sevgili kralımız. Eğer bu pusula elinize geçtiyse hazırlıklara başlayabilişiniz. Çünkü Alamet Ülkesi’ndeki keşfimiz başarıyla sonlandı. En yakın zamanda topraklarımıza adım atmış olacağız. Tam dört at arabası dolusu cephanelik elde ettik. Yalnız döndüğümüz zaman sizinle çok önemli bir konuyu konuşmamız gerekiyor. Terus bana sizin bu konu hakkında bilgi sahibi olduğunuzu söyledi. Ayrıca bir yoldaşa da ihtiyacım olduğunu söyledi. Ama önemli olan konu bu değil. Traliçe Triya. Geldiğim zaman bu kadın hakkında en ince detayına kadar bilgi almak isterim.

Kızıl Morphoz

Mektubu okuduktan sonra Yüce Son epey gerilmişti. Önünde bekleyen muhafızı dışarı gönderdikten sonra Şah-ı Zar’ı çağırttı. Neyse ki fazla beklemesi gerekmemişti. Zar odaya girince babasının yüzünün bembeyaz olduğunu gördü ve hemen yemek masasına oturtup bir bardak su verdi.

“Neler oluyor baba? Neyin var?”

“Morphoz bir pusula göndermiş. Okusana.” Zar şaşkın şaşkın pusulayı alıp okudu. Sonuna geldiğinde ise babası gibi şoka uğradı. Triya.

“O Triya’yı nereden biliyor?”

“Terus’un kızı. Terus, Morphoz Rehzen’in içinde olduğu için öğrenmiş olmalı.”

“Peki onun kim olduğunu neden öğrenmek istiyor? Terus neden bundan bahsetsin ki?”

“Belli ki bir şekilde karşılaşmışlar. Başka açıklaması olamaz.”

Bölüm sonu

1 yorum