Bodrumda kilitli kalmamızın üstünden neredeyse 1 hafta geçmişti. O günden beri Kerem, yakın arkadaşım olmuştu.
Sabah, okula giderken Kerem’le karşılaştım. Nefes nefese sanki bana yetişmeye çalışıyor gibiydi.
-Ekin beklesene!
-Noldu?
-Sana yetişmeye çalışıyorum.
Gülmeye başladım. Her sabah böyleydi.
...
Derste öylece otururken koluma buruşmuş bi kağıt çarptı. Yerden alıp etrafıma baktım. Kerem bana doğru bakıyordu. Herhalde o atmıştı. Açıp içine baktım.
“Kerem’in senden hoşlandığını düşünüyorsan yanılıyorsun.”
Bu neydi şimdi? Biri benim canımı sıkmak istiyordu belli ki. Kafamı kaldırıp etrafa yeniden baktım. Tam o an İlayda’yla göz göze geldim. Sonra önüne dönüp arkadaşlarıyla konuşmaya başladı.
O mu yapmıştı bilmiyordum ama sonuçta herkes olabilirdi. Kerem’e baktım, defterine bir şeyler karalıyordu.
Teneffüs zili çalınca tuvalete gittim. Ben kabindeyken içeri birileri girdi.
-Onu kıskanıyorsun.
-Saçmalama.
-Kerem’in Ekin’e olan ilgisi seni rahatsız ediyor işte, kabul et.
-Off, tamam Işıl, sus artık yok öyle bir şey.
-Bu ses bana tanıdık gelmişti. İlayda mı?
-Ne? Onlar sevgili bile değiller.
-Henüz.
-Işıl!!
-Ne var? Kör değiliz sonuçta.
-Neyse çıkalım artık.
Ayak sesleri uzaklaşınca derin bir nefes verdim. Gerçekten Kerem’le benim böyle dedikodularımız mı vardı? İyi de biz sadece arkadaştık. Başka bir şey yoktu.
...
Sınıfa geldiğimde de herkes kendi arasında konuşuyordu. Kerem’in bana baktığını farkettim. Hiç bir şey söylemeden sırama oturdum. Yanıma geldi.
-Ekin İyimisin?
-Ha? İyiyim, biraz dalgınım sadece.
-Tamam ama bişey olursa yanıma gel.
-Tamam.
Bu sırada hoca da sınıfa girmişti. Ayakta kimse kalmayınca tahtaya bişeyler yazmaya başladı.
-Çocuklar, hepinize bir proje ödevi vericem.
Bütün sınıf aynı anda yakınmaya başladı.
Kerem:
-Hocam daha geçen hafta vermiştiniz.
Sınıfta onu onayladı.
-Gürültü yapmayın! Bu seferki ödev farklı olucak, herkes ikişerli gruplara ayrılacak.
Işıl:
-Bu seferki proje ne peki hocam?
-İstediğiniz herhangi bir konu seçip onunla ilgili bir oyun yapacaksınız, sözlülerinize buradan not vereceğim. Toplam da 2 haftanız var.
Beyza:
-Grupları nasıl seçicez hocam?
-Kura ile, herkes gelip kendi eşini seçsin.
Sonrasında beraber toplanıp herkesin adını küçük kağıtlara yazdık. Sıra kura çekmeye gelmişti.
Herkes sırayla rastgele kağıt çekmeye başladı. Sınıfın yarısı bitmişti.
Sonra sıra Kerem' e geldi. Ayağa kalkıp hocanın yanına gitti ve önüne ilk gelen kağıdı aldı.
Neden bilmiyordum ama nefesimi tuttum, acaba kimdi ona çıkan?
Yanıma geldi kağıdı açmıştı, bana doğru uzatıp;
-Ekin, sensin.
Ben mi, ona ben mi çıkmıştım? Cidden bu kader falan mıydı? Biz şimdi aynı projede mi yer alacaktık?
Şaşkınlığımı gizleyemeyip ,
-Ne? Nasıl, biz beraber miyiz?
-Evet, beraberiz.
-...
-Tamam, peki ne zaman başlarız?
-Bence hemen başlayalım, yani sonuçta 2 hafta var az bi süre...
-Peki...
-Yani istersen hemen başlamayız ,benim için sadece bir ödev değil aslında.
İçimi nedense bir sıcaklık kapladı.
-Ne?
-H-hiç, sonra görüşürüz.
-Görüşürüz.
Konuşmamızdan sonra kızların yanına gittim, biraz farklı bir konuşmaydı ama sonuçta biz aynı bizdik. Yani hiçbir sorun yoktu.
Yanlarına gittiğimde Pelin bana göz kırparak,
-Hadi yine iyisin.
-Ne?
-Kerem’le yani.
Beyza da imalı bir şekilde başını salladı.
Yüzümün kızardığını hissettim.
-Ne alaka , saçmalamayın.
-Hm hm..
Neyse en azından onunla beraberdim.