İlk günden beri tam 1 hafta geçmişti. Şimdiden bile bişeylerin değiştiğini hissedebiliyordum. Yeni arkadaşlıklar, yeni şeyler ve gruplaşmalar. Genel olarak sınıftaki herkes samimiydi, yinede ben her zamanki gibi kendim takılıyordum. Biraz yalnız olsada alışmıştım ve hala daha iletişimde zorlanıyordum.
-Ekiiin!!
-Ha? Efendim?
-Ders beden, hadi geç kalacağız.
-Tamam geliyorum.
...
Hoca yoklama aldıktan sonra herkes bişeyler yapmaya başlamıştı. Bende Pelinleri takip edip yanlarına gittim. Çünkü başka yapacak bişeyim yoktu ve tek başıma olursam garip olabilirdi. Ortaokulda yaptığımız gibi yine badminton oynayacaktık.
-Arkadaşlar raket yetmiyor 5 kişiyiz.
Raket yetmemişmiydi? Bir kişi fazlaydı. Benim dışımda herkes çok istekli görünüyordu. Bu yüzden gitsem iyi olur diye düşündüm. Hem birileri oyun dışı kalmazdı.
-Ee napacağız? Bir eksik var. Hocaya soralım.
-Olur, Ekin sen sorup gelsene.
-Ha! Tamam.
Sonra hocanın yanına gittim, ben gittiğimde orada biri daha vardı. Hoca beni görünce bana doğru döndü.
- Şey hocam bizim raket eksiğimiz varda.
-Heh sende tam yerinde geldin, bugün bayağı bi eksiğimiz var. İkiniz hazır buradayken bodrumdan alıp gelin bi 2-3 tane eşya.
Ne! Bir erkekle, tanımadığım biriyle yalnız bir yeremi gidecektim? Ne yapcam, ya çok tuhaf davranırsam ya da garip olursa, ama neyse yapacak bişey yok hem bu çok normal birşey değil mi?
Yanımdaki çocuk hocayı onayladıktan sonra beraber merdivenlere doğru yürümeye başladık. Biraz gergin bir hava vardı bu yüzden bende biraz gerilmiştim.
Biz sessizce yürürken çocuk birden:
-Ş-şey adın Ekin' di değil mi?
-Ha?! A-a evet adım Ekin. Senin?
- Kerem ben, memnun oldum.
-Bende...
Merdivenlerden aşağı indik, bodrum karanlıktı. Yürümeye devam ettik. Açıkçası bende nereye gittiğimizi bilmiyordum.
-Nerede olduğunu biliyormusun?
Maalesef hayırr
-B-bilmiyorum.
-Ciddimisin keşke sorsaydık, neyse odalara bakalım o zaman.
-Olur.
Üstünde spor eşyaları yazan bir kapı gördük ve içeri girdik.
-Bulduk sanırım.
-...
Kapı arkamızdan kapanmıştı bizde acele etmeden eşyaları almaya başladık. O top aldı bende raketleri ama sonra yaptığı şey beni biraz şaşırttı.
-Dur, sana biraz yardım edeyim. O elindeki fazla.
-Ha! G-gerek yoktu ama...
-Sorun değil.
O an gözlerine yakın olduğumuz için biraz daha dikkatli bakabilmiştim, açık kahveydiler ve derin bakışları vardı.
-N-ne, neden öyle baktın ki?
-Ha! Ö-özür dilerim farketmemişim.
- ...
Çok garip bir an olmuştu, ama neyse burdan çıkacaktık hemen nasıl olsa. Bu sırada da Kerem kapıya yönelmişti.
-Lan, kapı açılmıyor?
Ne açılmıyormuydu, hayır hayır hayır çok gerilmiştim. Kesin şimdi çok kasıntı duruyorumdur zaten, ya burda kalırsak sonra herkes yanlış anlarsa!
-Bende deneyeyim.
Ama olmadı kapı cidden açılmıyordu. Kerem elindekileri bırakıp kapıya yöneldi. İyice zorladı hatta tekme attı ama olmadı.
-Sanırım kilitli kaldık, i-ikimiz.
Tamam benimle bir yerde kapalı kalmak onu cidden rahatsız etmiş olmalıydı. Bunun için ondan üzgünüm ama ne yazık ki yapabileceğim hiçbir şey yoktu.
-Ne yapacağız?
-Bilmiyorum, hocayı beklemekten başka çağremiz yok sanırım.
Böylece eşyaları bırakıp bir köşede oturup beklemeye başladık. Zaman geçtikçe nefesim daralıyordu, kendimi ses çıkmasın diye zorlamamda ayrıydı tabi. Kerem de bir kapıya bir yere bakıyordu. Sanırım nasıl çıkacağımızı düşünüyordu. Bende dizlerimi kendime çekmiş, gergin bir şekilde etrafa bakınıyordum. Nefesim de gitgide zorlaşmıştı.
-Ekin
-H-ha noldu?
-İyimisin?
-İyiyim.
Cevabım beklediğimden hızlı olmuştu.
-Eminmisin?
-E-evet.
Aslında iyi falan değildim. İlk kez bir erkekle bir yerde kapana kısılmıştım. Hafif karanlık, havasız bu ortamda ayrıca gerildiğimide ona belli etmek istemiyordum. Zaten bana katlanmak zorundaydı.
-Tamam ama bir şey olursa söyle.
Başımı salladım. Sonra konuştum.
- Buarada ilk haftadan bir yerde kapalı kalacağımı düşünmezdim.
-Bende, en azından yalnız değilim.
Bunu söylerken gülümsemişti.
- Y-yani bu benim yüzümden olmadı ama...
-Ne?
-Benimle burda kalman gerekti.
Cidden kendimi aptal gibi hissediyordum, onu zor duruma ben sokmadım belki ama sonuçta bana katlanmak zorundaydı.
-Ekin senin bir suçun yok ki. Hoca gönderdi bizi.
-Ama...
-Hem merak etme seni suçlamıyorum. Gerçekten.
Ses tonu o kadar normaldi ki biraz olsa da rahatlamıştım.
Biraz sonra cebinden telefonunu çıkartıp baktı, bende aynısını yaptım.
-Seninki çekiyor mu?
Maalesef ki hayırr
-H-hayır.
-Harika
Bunu o kadar komik ciddi bir şekilde söylemişti ki gülmüştüm.
Kerem' de gülmeye başlamıştı.
-Bak güldürdüm seni.
-Ne?
-Biraz önce gergin gibiydin.
Sustum. Sessizlik oldu. Farketmediğini sanmıştım. Ama nefesimde kötüleşiyordu demir eksikliğim sağ olsun.
- Çok mu belli?
-Biraz.
Biran ne diyeceğimi bilemedim.
- Özür dilerim.
-Neden özür diledin?
Cevap vermedim. Daha doğrusu veremedim, boğazım düğümlenmisti.
-Tamam istersen konuşuruz, istersen sessizce bekleriz.
Buna çok şaşırmıştım. İnsanlar genelde bana "Neden böylesin, ya da garipsin" derlerdi. İlk kez de biri bana bunu söylemişti.
Kendimi biraz daha iyi hissetmiştim.
-Konuşabiliriz..
-Tamam o zaman sana çok önemli bir soru, futbolu sever misin?
Ne, ben mi? Bu dünyada en alakam olmayan konu.
-Yani severim ama çok değil.
Keremin yüzü düştü.
-Yazık.
Bu defa gerçekten güldüm.
-Ne?
-Çok şey kaçırıyorsun.
-Anime daha iyi.
Biran sustuk. Kerem bana baktı.
-Anime mi izliyorsun?
-E-evet
-Bende arada izliyorum.
-Gerçekten mi?
-Evet çok değil ama.
İlk defa konuşurken sesimin tiremediğini farkettim.
Belkide bişeyler sandığım kadar garip değildi.
Belkide Kerem gerçekten iyi birisiydi.
-Buarada seni okulda pek bişey yerken görmüyorum.
-N-ne?
-Yani öğlenleri pek bişey yemiyorsun da.
-Ha, e-evet çok aç olmuyorum.
Farketti mi? İyide nasıl?
-N-neyse, öylesine merak ettim sadece.
-Ha peki..
Belki de Kerem sandığımdan daha dikkatli biriydi?
-Ş-şey..
-Evet?
Tam o anda kapı açıldı ve Kerem' in sözü yarıda kaldı.
-Çocuklar, kusura bakmayın bizim hademe bilmeden kapıyı kilitlemiş. İyisiniz ya?
-İyiyiz hocam bir sıkıntı yok.
-Tamam hadi siz çıkın gerisini biz hallederiz.
Sonrasın da Kerem' le beraber sınıfa doğru gittik. Bu sefer konuşmadık ama hava gergin değil huzurluydu.