İçeriğe geç

Diplomalı Sanıklar

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Diplomalı Sanıklar

Bölüm 5

SANIK KÜRSÜSÜ

5. BÖLÜM: SANIK KÜRSÜSÜ

Eski avukatlık ofisinin camlarına vuran yağmur damlaları, içerideki ölümcül sessizliği bozmaya yetmiyordu. Metro koridorundaki o fırtınalı sarılmanın ardından adam, Elif’i ve bavullarını arabasına koyup sessizce buraya getirmişti.

Elif, üzerine örtülen battaniyenin altında, elindeki sıcak çay kupasına bakıyordu. Gözleri ağlamaktan kızarmıştı ama bakışlarında artık ağlamaklı bir çaresizlik değil, donuk bir öfke vardı.

Adam, masasının kenarına yaslanmış, kollarını göğsünde birleştirmiş bir halde Elif’i izliyordu. Sesi her zamankinden daha alçak ama sarsıcıydı:

— Evden atıldığını anladım... Ama metrodaki o halin sadece evsiz kalmaktan değildi, Doktor Hanım. Oraya gelmeden önce ne oldu? Anlat ki, o şerefsizlerin üzerine yürürken eksik basamak kalmasın.

Elif derin bir nefes aldı. Çay kupasını tutan parmakları bembeyaz kesilmişti. O iğrenç anlar tekrar zihninde canlandı:

— Hastaneye gittim... dedi, sesi titreyerek. — Ev sahibi polisi ve hastane yönetimini bahane edip beni kapıya koyunca, son bir umutla belki konuşur, bu iftirayı geri çekmesini isterim sandım. Yalvaracaktım gerekirse.

Adamın gözleri kısıldı, gövdesi gerildi. Elif devam etti:

— Hastane bahçesinde, herkesin, diğer asistanların ve hastaların gözü önünde karşılaştık. Benimle resmen dalga geçti. "Bakıyorum da sokakta kalmışsın Doktor Hanım, o kibirli duruşuna ne oldu?" dedi. Herkes bize bakıyordu. Sonra o iğrenç ses tonuyla kulağıma eğildi...

Elif yutkundu, gözünden bir damla yaş süzüldü ama hemen sildi:

— "Eğer herkesin ortasında diz çöküp benden özür dilersen, ayağımı öpersen seni affederim. Hakkındaki şikayeti çekerim, hastaneye sıfırdan bir temizlik görevlisi olarak geri dönmeni sağlarım. Belki gözüme girersen ileride tekrar önlüğünü giyersin" dedi. Herkesin içinde beni öyle bir küçük düşürdü ki... Oradan nasıl kaçtığımı, metroya kendimi nasıl attığımı hatırlamıyorum bile.

Adamın dişlerini sıktığı dışarıdan bile belli oluyordu. Çenesi kasılmış, yumrukları sıkılmaktan bembeyaz olmuştu. Birkaç saniye hiçbir şey söylemedi, sadece odanın içinde fırtına öncesi bir sessizlik gibi gezindi. Sonra aniden masanın üzerindeki o kalın, tozlu dosyayı Elif’in önüne sertçe bıraktı.

— Güzel... dedi adam, sesi adeta buz tutmuştu. — Demek seni diz çöktürüp temizlikçi yapacaktı. Şimdi izle bakalım, biz onu o fildişi kulesinden aşağı nasıl fırlatacağız.

Adam dosyayı açtı. İçinden onlarca hastane raporu, ilaç faturası ve bilgisayar dökümü çıktı. Elif şaşkınlıkla belgelere bakarken, adam parmağıyla bir ismi işaret etti:

— Bu adam holdinglerin, hastane zincirinin tepesindeki o kutsal profesörün ta kendisi. Ama arkasında çevirdiği şey tam bir bataklık. Bu hastaneye yurt dışından çok pahalı, deneysel kanser ilaçları giriyor gibi gösteriliyor. Hastalardan ve devletten milyonlarca lira toplanıyor. Ama gerçekte o ilaçlar hastalara hiç verilmiyor! Hastalara sadece vitamin ve ağrı kesici basıp, gerçek ilaçları karaborsada zenginlere satıyorlar.

Elif’in gözleri dehşetle açıldı:

— Ne? Bu... Bu cinayet! İnsanların hayatıyla oynuyorlar!

— Dur, asıl bomba şimdi geliyor, dedi adam ve dosyanın en altındaki epikriz raporunu çekip Elif’in önüne fırlattı. — Bu sahte ilaç raporlarının, "İlaç hastaya başarıyla uygulanmıştır" denilen o sahte belgelerin altında kimin imzası ve kaşesi var bak bakalım?

Elif kağıda baktı. Sayfanın sağ alt köşesinde kendi adı, ünvanı ve dijital imzası duruyordu.

— Bu... Bu imza benim değil! Ben bu hastayı hiç görmedim bile! diye haykırdı Elif ayağa fırlayarak.

Adam öne doğru eğildi, gözlerindeki o öldürücü, keskin ışıkla Elif’in gözlerinin içine baktı:

— Şimdi anladın mı Doktor Hanım? Seni sadece taciz ettiği için ya da canı sıkıldığı için harcamadı. Sen onun altındaki asistan kadrosundaydın. Bu sahteciliği fark etmeyesin diye, işler patladığında suçu tamamen senin üstüne yıkıp kendilerini aklasınlar diye seni kurban seçtiler. Seni çoktan o mahkemenin sanık sandalyesine oturtmuşlar.

Elif’in nefesi kesildi. Karşısındaki adamın zekası ve önündeki bu korkunç gerçek, içindeki o kırılmış gururu devasa bir intikam ateşine dönüştürdü. Kupayı masaya bıraktı, adamın tam karşısında dikildi:

— Şimdi ne yapıyoruz?

Adamın dudaklarının kenarında, o ilk günkü alaycı ama bu kez intikam dolu, karanlık gülüş belirdi. Ceketini eline aldı:

— Şimdi roller değişiyor. Onlar bizi sistemin dışına itip 'Sanık' yaptı. Ama bu sahte imzalar, onların kendi iplerini çekeceği düğüm olacak. Hazırlan Doktor... Yarın sabah o profesörün hastane odasına, hayatının en büyük kabusu olarak giriyoruz.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.