Emma ve Amala kiliseye gider ve rahibe olanları anlatır. Rahip onlara cinler hakkında bilgisi olmadığını, ancak Seraphina isimli bir büyücünün yanına gitmelerini söyler. Onlar büyücünün yanına giderler ve olayları ona anlatırlar. Seraphina ağlamaya başladı ve elindeki iki tane birbirine benzeyen kızın fotosunu çıkarır.
Seraphina: "16 yıl önce iki tane kızım evden kaçarak o eve gittiler ve geri gelmediler. Onlar öldüler. Size yardım edeceğim."
Emma: "Başınız sağ olsun, teşekkür ederim!"
Gölgenin sesi, derin ve soğuk bir şekilde, "Sizi izliyorum," dedi. Emma ve Amala, korkuyla geri çekildi ama aralarındaki bağ onları durduruyordu. Gölgenin yüzü, bir zamanlar tanıdık olan kızların yüzlerine dönüşmeye başladı; gözleri boş ve cansızdı.
"Burada hapsolduk, şimdi sizin sırasınız," dedi. O an, etraflarında karanlık hızla yoğunlaşmaya başladı ve derin bir sessizlik her şeyi kapladı. Bir anda Emma ve Amala'nın varlığı sanki havada silinmiş gibi yok oldu.
Karanlık, onları yuttu ve sadece fısıldayan bir ses kaldı: "Arkana bak, yanındayım, benden kaçamazsın." Karanlığın içinde Emma ve Amala, aniden bir soğuk rüzgar hissettiler. Ardından, etraflarında fısıldayan sesler belirmeye başladı; bunlar, cinlerin lanetli sözleriydi. Emma, "Ne oluyor?" diye haykırdı ama cevap alamadı. Karanlık, onları daha da sıkıştırırken, Seraphina’nın çığlıkları uzaklardan yankılandı.
"Emma! Amala! Kaçın!" diye bağırıyordu, ama sesi karanlığa karışıp kayboldu. Gözleri karanlıkta bir şeylerin hareket ettiğini gördü; ince, korkunç eller, onları yakalamaya çalışıyordu. İkili panikle etraflarını araştırırken, garip ve rahatsız edici görüntüler belirmeye başladı; başlarındaki gölgeler giderek daha belirgin hale geliyordu.
Bir anda Emma ve Amala gözlerini açtılar. Her şeyin bir rüya olduğunu düşündüler, ama kalp atışları hala hızlıydı. "Bu sadece bir kabus," dedi Amala, ama derin bir korku içlerini kemiriyordu. Karanlıkta yankılanan Seraphina’nın çığlıkları, rüyalarında bile onları takip ediyordu.
"Bu hiç bitmeyecek," dedi Emma, korkuyla. Emma ve Amala, Seraphina’nın gerçek olduğunu inanarak onun yanına gittiler.




