Saat 7'ye çeyrek vardı üstüme daha şık bişeyler giymiştim ve dış kapıda kağanın gelmesini bekliyordum ki çok beklememe gerek kalmadan bana yaklaşan farları gördüm, hemen yanımda durduktan sonra arabaya bindim.
-niye dışarda bekliyosun bu yağmurda hasta Olcan.
-hastayım zaten.
-pera
Dedi uyarıcı bi sesle
-onu kastederek demediğimi biliyosun.
-bişi olmaz gidelim hadi.
~
Daha önce de sinamasına geldiğimiz yerin tam önüne arabayı park etmiştik tam arabadan incektikki.
-senin hırkanı getirdim.
Çantamdan çıkardığım hırkasını ona uzattım ama elimi geri itti.
-şimdilik senin çantamda kalsın.
Neden diye sorgilicaktım ama sorgulamadan çantama geri koydum ve arabadan indim.
Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyordu hemen kapıya koştum iki dakkikada sırıl sıklam olmulmultum ve hafiften üşüyodum , şık olcam diye ince uzun kollu bişey giymiştim hayır yani kime şık görüncem acaba.
-üşüyomusun?
-hı?
-biraz dudakların morarmış gibi üşüyomusun?
-hı yok üşümüyorum.
-peki gel çıkalım üst kata.
Teras katı beni büyülemişti her yerde gruplar halinde birkaç kişi ve oturuyodu terasın üstü kapalı ve hertatafı camdı yağmurun cama çarpma sesleri kulağımı doldururken kağan hafifçe belimden tutup beni köşedeki tam camın önünde olan armut koltuklardan birine oturtu.
-hemen geliyorum.
Bu hareketi beni etkiliyordu, hayır o benim doktorum bu doğru değil yapamam aşık olamam.
Çantamı çıkartıp armut koltuğumun yanına yasladım anda önümde iki çift ayakkabı gördüm bu ayakkabıların sahibi tabiki kapandı elinde iki tane sıcak çikolata ile bana bakıyordu , iki bardağıda bana uzattı.
-benimkinide tutarmısın.
-tabi.
-dikkat et elin yanmasın.
İki bardağıda bana niye verdiğini anlamamaşıtım ki çantamın fermuarını açıp içinden hırkasını çıkartı ve sonra nazikçe omuzlarıma koydu , elimden kendi bardağını alıp karşındaki armut koltuğa oturdu.
- çenen titriyodu üşüme diye.
-teşekkür ederim düşüncen için.
Her hareketi beni etkilerken mantıklı düşünmek ve cevap vermek kolay değildi, elimdeki sıcak çikolatayı içmek için dudağıma yaklaştırdığımda aniden dudağının yandığını hissettim
-iyimisin çok yandımı.
-iyiyim ya ufak bı sıcaklık işte.
Dudağımdaki çikolatayı yaladım.
-hımm, bu çok güzel normal sıcak çikolatalardan farklı gibi.
-hemen farketmene şaşırdım çoğu kişi bunu hemen ayırdedemez, içine birkaç damla portakal ve vanilya koyuyorlar.
-ölmeden bunu tamam güzel oldu.
Kağanın yüzü düştü birden , patavatsızcamı olmuştu biraz.
Kağan öne doğru eğilip boltaki eli ile elimi tuttu o an elimi çekmem gerektiğini biliyordum ama yapamadım.
- ölmiceksin uygun dönör bulmaya çalışıyorum ve bikaç tane buldum iki üç test yaptıktan sonra uyuyosa hemen ameliyat olcaksın tamam mı.
Gözlerim dolmuştu
-yaşayabilcem yani
-elimden geleni yapcam.
Ona sarılmak istedim ama kendime engel olmalıydım onun elini sıkı sıkı tutmak istedim ama yapmamalıydım sadece onun gözlerinin içine bakıyodum sanki gözlerimi okuyabiliyodu sanki ruhumu biliyodu sanki aynı şeyleri düşlüyoduk.
Gözlerini gözlerimden ayırdı ve armut koltuğa kendini bıraktı yağmur hiddetini arttırmıştı ikimizde sıcak çikolatamızı içip dışarıyı seyrediyoduk ama ikimiznde düşüncelere daldığını biliyordum.
Sıcak çikolatamın son yudumunu içtikten sonra başımı kağana çevirdim o zaten bana bakıyordu.
-ne oldu?
-Hiç... Sadece gözlerinin bukadar yeşil olduğunu daha önce farketmemeişim
-şimdimi farketin.
-şimdi yakından bakıyorum.
Bakışları yüzümdeki çillere kaydı.
-Bunlarda yenimi.
Güldüm
-çillerim onlar.
-biliyorum , sana yakışıyor.
Saçlarımı omzumun arkasına attım, kağanın bakışları saçlarıma yöneldi.
-birde saçların yağmurda daha güzel.
Kağan sanki yanlış bişey yapmış gibi kafasını iki yana hafifçe salladı sankini kendini uyarıyodu.
-neayse... Bu akşamı sevdinmi?
-evet
-güzel çünkü ben bu akşamı bir kereyle bırakmak istemiyorum.
-yani?
-yani bir sonraki sıcak çikolatayıda benimle içmeni istiyorum ve sobrakinide de sonrakileride.
-Bunu bi teklif olarakmı anlamalıyım.
-nasıl anlamak istiyosan anla ama cevabını sonsuza kadar beklicem.
Bu bi çıkma teklifimiydi?
