Erkan öyle evden çekip gittikten sonra bende arka tarafta ki bahçeye geçip çardakta oturdum.
Saat gecenin 1 ama benim gözüme gram uyku girmiyordu...
Havada hafif bir rüzgar esintisi vardı bende çardakta oturup bu rüzgarın yüzüme vurmasına izin veriyordum. Rüzgar her değdiğinde yüzüme sanki içim titriyordu. Erkan'ın ima ettiği şey canımı yakmıştı.
Ben sadece teyzenin yanına gitmiştim, torunu son anda çıktı ben konuşmamıştım bile.... ama o öyle düşünmemişti.
"Ne yapıyorsun burada" diye arkadan gelen sese baktığımda Erkan gelmiş kapıdan bakıyordu.
"Oturuyorum" diyip tekrar önüne döndüm
"İçeri gir hava serin" dedi
"Girmek istemiyorum" dedim umursamaz bir şekilde.
Hem ona ne ya istediğim gibi otururum.
"Kızım girsene içeri saat kaç oldu. Küçük çocuk gibi inatlaşacak mısın "diye bağırdı
"Hayır burada oturmak istiyorum rahat bırakır mısın beni" dedim
"Ne halin varsa gör.... ama hasta olduğunda umurumda olmazsın bunu bil" deyip gitmişti...
Sanki normalde çok umurundayım da. Hasta olunca umurunda olmazmışım.... çokta umurumda benimde.....
Havva gerçekten soğumuştu ama bende bir kere inat ettim girmeyecektim içeriye.
Kaç saattir burada duruyorum bilmiyorum ama uyku git gide beni sarmaya başlamıştı.
Oturduğum çardakta uzanıp yıldız izlemeye başladım.
Zifiri karanlığın için de nokta halinde parlıyorlardı.
Biraz daha öylece seyrederken közlerimin kapanmasıyla uykuya daldım...
Bir anda biri kucağına alıp havalandığımı hissettiğimde gözlerimi zorlukla açtığımda birinin kucağında olduğumu anladım.
"Ne.... oluyor" diye zorlukla konuştum çünkü boğazım sanki kurumuş gibiydi.
"Ne olacak burada uyuya kalmışsın ve ateşin çıkmış" diye konuştuğunda kucağında olduğum kişinin Erkan olduğunu anladım...
"Saat kaç ki..... hem benim boğazım çok ağrıyor" diye zorlu konuştum
"Saat gecenin 5 ve sen bu havada dışarda yatarsan tabi boğazların ağrır" diye sert bir şekilde konuşup yürümeye başladı.
"Ben hava almak istedim"
"Ne havası bu gece gece..... sırf inadından girmeden içeriye, çocuk gibisin" dediğinde gözlerimi yumdum boğazım çok ağrıyordu ,konuşacak durumda değildim ve çok üşüyordum.
Erkan'a biraz daha sokuldum.
Erkan merdivenlerden yukarıya çıkınca bir anda burnuma bir koku geldi.
"Bir koku var" dedim
"Nasıl bir koku"
"Sanki toprak kokusu geliyor" deyip gözü kapalı bir şekilde kokuyu içime çekmeye başladığımda Erkan'ın boynunu kolladığını fark ettim.
"Senden geliyor bu koku" dedim. Baş döndürücü ve etkileyici bir kokuydu.
"Kötümü yani" deyip beni yatağa uzandırdı.
"Hayır ben çok severim toprak kokusunu.... sanki etrafta yağmur yağmışta her yeri sonradan toprak kokusu sarmış gibi kokuyorsun" gözlerim kapalı kendimde olmadan konuşuyordum.
"Hasta hasta sen bana mı yürüyorsun ama iyileşince bunları hatırlatırım sana "deyip güldüğünü duydum.
"Uykum var ve ben çok üşüyorum rahat bırak beni.." deyip uyurken Erkan gene beni kucağına aldı.
"Uyumak yok önce duş alman gerekiyor ateşin var" deyip beni bu kez bir yere oturturdu. Ama öyle uykum vardı gözlerimi açamıyordum.
"Ya uyk...... aaaaaaa" diye bir anda bağırıp gözlerini açtığımda banyodaydım ve Erkan başım daha aşağı buz gibi su döküyordu.
"Ya dökme çok soğuk üşüyorum" diye bağırdım... üşümekten dişlerim bir birine değiyordu...
"Ateşin var dayan biraz" dedi
"Sırılsıklam oldum yeter artık.... elbisem ıslandığı için daha çok üşüyorum" dedim
tam anlamıyla kendime gelmiştim. Sağ olsun Erkan da benim başımda ki tülbentim dahil kıyafetle suyun altında tutmuştu.
"Tamam yeter bu kadar zaten. Sende hemen üzerini değiştir bende sana ilaç getireceğim" deyip beni kucağına alıp dolabın önüne getirdiğinde üzerinden akan su her yeri ıslatmıştı.
"Tamam sen çık artık dondum zaten" dediğimde Erkânda hemen çıktı.
Ben hızlı bir şekilde üzerimi çıkartıp hemen pijamalarımı giyip başıma yeni bir tülbent takıp, hemen yatağın içine girdim..
Pislik yaaa dondurdu beni resmen... Ayyy birde boğazım çok açıyordu... Uykumda zaten çok var.. Tam uykuya dalacakken Erkan'ın sesiyle yarım kalmıştı.
"Kalk hadi şu ilacı iç rahatlatır seni" dediğinde hafif bir şekilde kalıp elinde ki ilacı alıp içtim
"Teşekkür ederim" dediğim de bir şey demeden yatağın diğer tarafına geçip uzandı.
"Burada yatmayacaksın herhalde" diye sordum
"Ateşin biraz düştü tekrar çıkar diye bu gece buradayım.... gerçi gecede bitti ya neyse. Hadi sen yat ben buradayım ateşin gene çıkarsa hastaneye gideriz" deyip gözlerini yumdu.
Bende tekrar yerime uzandım çok halsiz olduğum için onunla uğraşamayacağım...
Uyuyordum ki sanki Erkan'ın kulağıma hayal meyal bir şeyler fısıldadığını duyuyor gibiydim...
"Sende tıpkı bir manolya çiçeği gibi kokuyorsun tıpkı onun gibi. Genel de saf ve beyazsın" dediğini duyuyor gibiydim ama ben daha fazla dayanamayıp Sonunda uykumun kollarına bıraktım kendimi...
***
Sabah gözlerimi zorlukla açtım. Dudaklarım kurumuş, bütün vücudum halsizdi. Kolumu kaldıracak gücüm bile yoktu. Neler olduğuna dair hiç bir şey de hatırlamıyordum...
Yavaş adımlarla kalkıp tam oda dan çıkacakken kapının önünde Erkan'ın telefonla biriyle konuştuğunu duydum.
"Hayır Sedef"
(....)
"Evet evlendim ama senin düşündüğün gibi değil. Zorunlu bir evlilik oldu"
(.....)
"Tamam canım akşama gelirim öyle konuşuruz hem bende seni özledim ona göre hazırlan"dedi
Erkan öyle konuştukça ben orda kala kal kaldım.
Sedef kimdi ki ?
Akşam geleceğim ona göre hazırlan derken????