İçeriğe geç

Dilhun

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Dilhun

Bölüm 4

4. Bölüm

Hayat benim için tam anlamıyla bitmiş gibi hissediyordum. İstemediğim halde mecbur kaldığım bu evlikte kocam olacak adam yani Erkan bana hayatı zindan edecekmiş gibi görünüyor...

1 aydır evliyiz ama ben Erkan'ı doğru düzgün görmüyordum.

Sabah erkenden işe gidiyordu gece 2'de geliyordu.

Hiç bir şekilde bir birimizi görmüyorduk. Hiç bir şekilde bir sofraya berber oturup yemek yemedik. Ben ondan kaçıyor, o benden kaçıyordu.

Peki ya bu evlilik nereye kadar böyle devam eder ki? Aaa pardon bu evlilik sadece 1 yıl devam edecekti unutmuşum... Bir anda gerçek evli olduğumuzu düşünüp dert yanmıştım.

Bu sabah erken kalkıp bir şeyleri düzene koymak istiyordum.

Tamam 1 yıl boyunca birlikte kalacaksak, bende bu süre boyunca bir aile olarak, bu evin kadını olarak, bu evi ayakta tutacağım ve buna bugün erkenden kahvaltı hazırlayıp birlikte kahvaltı etmekle başlayacağım..

Ne olursa olsun bu evde 1 yıl bir bir birimize katlanmak zorundayız. Bir birimize zehir etmek yerine iyi geçinmeliyiz... Sabah erken kalkıp mutfağa girip kahvaltı hazırlarken bir yandan da börek yapıyordum.

Erkan'ın nasıl börek sevdiğini bilmediğim için her çeşitten yapmıştım... Masayı hazırlayıp börekleri de alıp sofraya koyarken Erkan'da aşağıya iniyordu...

"Günaydın" dediğimde bana kısa bir bakış atıp kafasını varla yok arası kısa bir şekilde salladı...

"Kahvaltı hazır sen geç otur ben çayları doldurayım" dedim

"Kahvaltı yapmayacağım" diye sert bir şekilde konuştu..

"Aç karınla işe gidilmez ama"

"Bana gerçekten karımışsın gibi davranmayı kes" diye bağırdığında bir anda boğazımın kuruduğunu yutkunmakta zorlandığımı hissettim. Oysaki ben ona kötü bir şey yapmadım ki..

Bu neyin nefretti?

Diliyle söylemese bile gözleri bağırarak söylüyordu benden nefret ettiğini... "Ben sadece kahvaltı hazırladım bunun karılıkla bir alakası yok" diye kısık bir sesle konuştum.

"Hazırlama senden böyle bir şey istemedim" deyip bağırıp çıktı evden.

Bu nasıl bir şey böyle ben sadece kahvaltı yapmak istemiştim.

Bu nefret nerden geliyor bu adama? Ben ne yaptım ki benden bu kadar nefret ediyor? Oysa ki bende onun gibi bu evliliğe mecbur bırakılmıştım ve onunla iletişime geçmeme asla izin vermiyordu.

Dolan gözlerimi bir süre kapatıp akmalarına izin verdim ve daha sonra derin bir nefes alıp sofrayı toplayıp bulaşıkları da makineye verip bahçeye çıkıp oturdum...

1 aydır bunu her gün yapıyorum bahçeye çıkıp etraftaki kuş seslerini dinliyordum.

Çok farklı bir mahalleydi hiç kimse yoktu sadece 3 ev vardı birinde biz oturuyoruz, diğer ikisi ise boştu ve bu baya sıkıcı bir durum. Çünkü ben alışmıştım hareketli renkli mahalleme. Makaledeki sesten uyumak mümkün olmazsa bile buraya göre daha iyi ve gerçekten samimi içten bir yerdi...

Ben halen öylece düşünürken birden karışımızda ki evin kapısının önünde büyük bir kamyon yanaştı.. Allah'ın taktiri işte ben öyle evler boş derken karşınızdaki eve birileri taşınıyor...

İnşallah iyi komşulardır ve bana da arkadaş olurlar. Gelen kamyonda ki eşyaları eve taşıyan adamları görünce yanlış olmaması için eve girip gelen komşulara akşam için yemek yapmaya başladım.

Bizim mahallede hep böyle olur eğer yeni birileri gelirse akşam için yemek yapılır ve götürülürdü... Burada olan tek komşuda ben olduğum için severek yemek yapma ya başladım. Hem zaten Erkan'da eve geç geldiği için doğru düzgün yemek yapıp yiyemiyordum en azında bu bahaneyle bende yemiş olurum.

Hızlı bir şekilde yemekleri yapıp odama çıkıp üzerime feracemi giyip karşı eve doğru gitmeye başladım.

Bismillah deyip zile bastığımda kapıyı 60 yaşlarında, beyaz tülbentli bir teyze açmıştı.

"Selamün Aleyküm" dediğimde bana gülerek baktı.

"Aleyküm selam kızım"

"Teyzecim ben karşı evde oturuyorum. Akşam yemek yapamazsınız diye bunları size getirdim"

"Hoş geldin kızım buyur geç içeriye" dediğinde içeriye çekinerek girmiştim aslında ben kapıda yemek verip geri dönmeyi düşünüyordum. Ama teyze buyur edince girmiştim.

Birlikte salona girdiğimizde evde teyzeden başka kimse yoktu. Elimdekileri masanın üzerine koyduğum da teyzede gülen yüzüyle beni izliyordu.

"Ne zahmet ettin kızım"

"Ne zahmetti. Bu arada hoş geldiniz. Benim adım Zübeyde"

"Hoş bulduk güzel kızım benim adımda Hatice... çay yapmıştım içer misin kızım"

"Hiç zahmet etmeyin zaten yeterince işiniz var sizin"

"Ne zahmeti otur sen ben hemen birer bardak getiririm"

"O zaman ben yardım edeyim size" deyip beraber mutfağa gittik.

Birlikte çay içtikten sorma ben yaşlı kadın olduğu için evini düzeltmesine de yardım etmiştim.

Kolumda ki saate baktığımda baya geç olduğunu fark etmiştim. Zaten havada kararmıştı.

"Ben artık müsaadenizi isteyeyim baya geç oldu" dediğimde yaşlı teyze bana gülerek baktı.

"Çok sağ ol kızım sen olmasaydın ben bu kadar işi tek başıma yapamazdım" dediğinde bende gülüp ellerini tuttum.

"Ne demek benim içinde iyi oldu hem evde boş boş oturmaktan daha iyi" deyip gülerek bahçeye doğru çıktık. Tam eve gidecekken bahçenin kapısı açıldı ve içeriye 28 yaşlarında esmer bir adam girdi

"Hoş geldin oğlum" diye seslendi Hatice teyze

"Hoş bulduk anneannem" deyip hemen elini öptü Hatice teyzenin. Demek Hatice teyzenin birlikte yaşayacağı torunu bu. Bugün bana torunuyla birlikte sadece yaşadığını söylemişti.

"Tanıştırayım oğlum bu Zübeyde karşı komşumuz" deyip bu kez bana döndü

"Bu da benim torunum Ali kendisi doktor" dediğin de güldüm

"Memnun oldum" dedi Ali

"Bende" dedim yere bakarak

"Zübeyde" diye bir bağırınca arkamı döndüğümde bana sinirli gözlerle bakan Erkan'ı gördüğümde yutkunmaya çalıştım.

Resmen sinirden kudurmuş gibi duruyordu.

"Şey ben gidiyim hayırlı geceler" diyerek hemen oradan çıkıp Erkan'ın yanına geldim.

"Eve" dediğinde kafamı sallayıp eve doğru gidip anahtarla kapıyı açıp içerir girdiğim de Erkan'da girip kapıyı gürültülü bir şekilde kapattı.

"Ne işin vardı senin orda" diye bağırdığın da bir an korkudan irkildim

"Şey ben hoş geldine gitmek istedim yemek götürüp" diye kısık bir şekilde konuştum.

"Sana ne milletin gelmesinden"

"Be..."

"Adam akılı dur benim canımı sıkma budan sonra benden habersiz adımın bu kapıdan dışarıya atmayacaksın..... bu ne lan böyle evlendiğim kadın gecenin yarısı adamlarla konuşuyor.... babamın bulacağı kızda bu kadar olur zaten" diye bağırıp gittiğinde bende koltuğa oturup hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.

Ben asıl bir adamla evlendim böyle? Nasıl iğrenç yakıştırma bu.... Ne kadar kolay bir insanı iğrenç şeyleri yakıştırmak

Bölüm sonu

1 yorum