Tanrısal katın zamanı, ölümlülerin "zaman" diye uydurdukları kavramdan biraz farklıydı burada geçen milyon yıl insanlar için bir kaç yüz yıla denkidi. Alkar’ın yarattığı o yüce mekanda, yıldız çekirdeğinin içinde hapsolan Peri için o milyon yıl, sadece bitmek bilmeyen bir sessizlikten ibaretti. Peri’nin duyguları yıldızın atmosferine bir ayna gibi yansıyordu ;yalnızlığının hüznü yıldızı mutlak bir buz çağı ,öfkesi ise bi süpernova yaratma potansyeline sahipti.
Lord Alkar, gözlerinin önündeki bu kozmik felaketin tehlikesini göz ardı edemez ,"Yeter," dedi sesi, mekandaki tüm boşlukları sarsarak. "Duyguları tüm işi bozuyor ,anlaşılan yaptıklarım ona yetmemiş. Bi büyü daha onu bu yıldızla tamamen bir eder"
Alkar ın sesi kısıldı. "Onu sindirmem için zihnini yeniden mühürlemem gerekecek"
Zaman tanrıçası, Alkar’ın niyetini sezdiğinde araya girdi. "Hayır," dedi - artık bu zaman işine alışmıştı-"Ona daha fazla müdahale etme. Onu atmosferle bir etmek olabilecek durumları periler için sadece daha ölümcül kılar."
Alkar, küçümseyen bir bakışla ona döndü. "Peki ya teklifin nedir? Müdahale etmessek yıldız patlar ki bu hem onun hem periler hemde...-" Lord sözünü böldü "bu ..onlar için iyi olmaz"
Tanrıça’nın gözleri, çekirdeğin içine, o karanlık yalnızlığa odaklandı. "Dilek hakkımı ona ver. Derdi neyse çözsün..."
Lord Alkar bir an duraksadı, dudaklarında çarpık ve meraklı bir gülümseme belirdi. Bu insanlar gerçekten bedelleri umursamıyor... ama madem bunu o istedi ozaman yapabileceği tek şey tanrıçanın kaderini ellerinden kayıp gidişini izlemekti. "Madem bunu istiyorsun..." dedi ve elini havaya kaldırarak gerçekliği büktü.
Peri’ye iletilen o kadim, tanrısal enerji bir saniyeliğine çekirdeği aydınlattı. Peri, yılların verdiği acıyla titreyen ellerini kalbine götürdü ve tek bir kelime fısıldadı: "Yalnızlığıma bi son ver."
Dilek Küresi, evrenin üst boyutundan iyiliğin ışığını içine çekti bu boyuta düşen gölgesinden bir peri yarattı . Dilek gerçekleşti; Peri nin kollatındaki o küre kocaman bi ışık saçtı,ışık söndüğünde ise yıldızın yeryüzünde minik , masum bir peri kızı belirdi. Peri’nin gözlerinden akan yaşlar yıldızın ısısını dengeledi, atmosfer yatıştı.
Peri’nin daha önce hiç fark etmediği şeyler belirmeye başladı. O küçük kızın yaydığı ışık, daha önce sadece birer hayal sandığı diğer perileri aydınlatmıştı. Peri, binlerce yıldır yalnız olduğunu sanırken, aslında etrafının diğer perilerle çevrili olduğunu gördü; hepsi oradaydı, hepsi ışığın ona sunduğu bu yeni görme yetisiyle ortaya çıkmıştı.
Işık Lord ve tanrıçaya da ulaşmıştı...
Tanrıça ,Lord a döndü "Peki bunun bedeli ne olucak?"
Lord yıldızdan ve doğan o periden gözünü ayrımadı "bilmiyorum ...o periyi ben yaratmadım"
Yıldızda yaşayan o periler,doğmuş küçük peri bebeğine sahip çıktılar ve ilgilendiler .
Fakat Cosmos un değişmez dengesine göre Işık olan yerde gölgede olur...
Alkar gücünün bi kısmını bu yıldızdan alıyor