İçeriğe geç

Dilek yıldızı

Bölüm 8 · 10 dk okuma

Dilek yıldızı

Bölüm 8

Bölüm 8

*BÖLÜM-8 DİLEK YILDIZI*

*Yarışma bölgesinde*

Yarışma yerine gittiğimizde eşler açıklandı,dövüşeceğim kişi erkekti. Tüm sinirimi ondan çıkarabileceğim o halde ne güzel...

*Murat hoca* : gençler telefonları kapayıp verin bakalım.

Telefonları bıraktık.

*Nehir* : takım toplanın!

Herkes toplandığında o kadar heyecanlıydım ki oturup ağlayacaktım.

*Nehir* : bu yarışı kazanın,ilk defa kendinizi zorlayın. Bu işe çocukken başladık,bu yerlere gelene kadar hepimiz farklı bir çaba verdik,sakın pes etmeyin!

Herkes kendi yerlerini alırken rakibimle el sıkıştık adı Stefan'dı ama Türkçe konuşabiliyordu bu yüzden anlamakta zorlanmayacaktım.

*Stefan* : bu güzelliğe yazık olacak kaybetmek.

Daha çok sinirlendim.

*Nehir* : ama böyle karaktersize kaybetmek çok yakışacak.

Bizde puan sistemi çok farklıydı,yapılan hareketlere ve reflekslere göre puan verilirdi ve kazananı 1 hafta içinde söylerlerdi ve bu 1 haftada insan kafayı yerdi. Ben bu konularda çok sabırsız olduğum için 1 hafta resmen duygusal bir çöküş yaşıyordum. Duygularım sürekli değişiyordu.

Neyse gelelim asıl konumuza...

Stefan ile bariz bir göz savaşı içindeydik,ilk atağı tekme atarak yapacaktı ki eğildim,edildiğim an ona bacağımı savurup çelme taktım,dengesini korumuştu.karnına yumruğumu geçirdim,kısa süre sonra karnıma bir tekme yedim kabul bu acıttı! Kendimi kapana kısılmış hissederken aklıma Sabah Tunç'un söyledikleri geldi

*Sabah (geçmiş-kısa anlatım)*

*Tunç* : eğer kaybedecek gibi olursan karşında baban varmış gibi düşün.

*Nehir* : babam olarak hayal edersem daha çok kapana kısılırım babam benden çok güçlü.

*Tunç* : hayır,o küçük Nehir'den daha güçlüydü sen ondan hem stratejik hem mantık olarak çok üstünsün,ayrıca eğer senin düşündüğün kadar güçlü olsaydı küçük bir kızı dövmez,kendi kollarını koza yapıp seni sarmalar ve sevgisiyle büyütürdü şiddeti ile değil.

*Günümüz*

Kaybedeceğini anlamıştım, Tunç'un söylediklerini denedim,babama olan tüm kırgınlığımı o çocuktan çıkarırken ağlamamak için zor duruyor ve bilincimi kaybetmiş bir şekilde Stefan ile savaşıyordum. En son jüriler durmayacağımızı anladıklarında yarışı bitirmişti. Bizim dışımızda herkes yarışı bitirmişti,bizi izliyorlardı.

☆

Otobüse oturmuştu herkes. Ben cam kenarına geçmiş her zamanki gibi sessizce göz yaşı döküyordum.

*Okulda*

Okula gelmiştim,yorgundum ve şuan sınıfta sırada uyuyordum. Zeynep'i bulamamış ve sırama geçip uyku için hazırlanmıştım ki Zeynep yanıma geldi.

*Zeynep* : otobüste ağlamışsın yine!

Sitemle söylediği şeye kaşlarımı çattım.

*Nehir* : sen nereden biliyorsun?

*Zeynep* : kızım biliyorum işte ne yapacaksın,hem ben senin moralini düzeltecek birşey biliyorum.

*Nehir* : neymiş o?

*Zeynep* : Badmintoooonnnn!

*Nehir* : Zeynep hayır yaaaa!

Veeee...evet beni duymamış,spor salonuna badminton oynamaya getirmişti zorla ben ise odaklanamadığım için berbat ötesi oynuyordum.

*Zeynep* : karşında tavus varmış gibi oyna!

Evet,tunç'a böyle sesleniyoruz ben sırf ona tavus kafalı dediğim için.

*Nehir* : kızım onunla ne ilgisi var yorgunum,odaklanamıyorum.

Biraz zaman geçtikten sonra ısınıyordum ısındıkça daha iyi oynuyordum,iyi oynadıkça keyfim yerine geliyordu.

*Zeynep* : NEHİR GERİ GİTME!

Aklımda tek şey dönüyordu -ahmedim of'a bas gardaşım- daha ne dediğini kavrayamadan geri geri zıplamıştım kiiii -PAT!

Tunç'un üzerine düşmüştüm.

*Nehir* : Ben neden sürekli senin üstüne düşüyorum?

*Tunç* : Çok yerinde bir soru,sen neden hep benim üzerime düşüyorsun?

Utançla kalktığımda oynamaya devam ettik ama Tunç beni izliyordu ve ben bu düşünceyle oynayamıyordum.

*Zeynep* : Ben çok yoruldum. Bırakıyorum oyunu.

*Nehir* : hayır ya,daha enerjimi atamadıııımmmm.

*Zeynep* : iyi,Tunç! Kalk oyna Nehir'le ayakların çalışsın.

*Tunç* : hay hay efendim.

Onunla güzel oynuyordum ama şimdi doğruya doğru Zeynep ile daha iyi oynuyorduk ve onunlayken daha çok eğleniyordum. Tunç ile oynarken rekabete dönüştümüştüm. Muhtemelen o yüzden iyi oynuyordum.

Zil çaldığında iyice terlemiş ve yorulmuştum Zeynep ile tuvalete gidip elimi yüzümü yıkadım. Sınıfa doğru gittim,Tunç ve Emir okul nöbetçisiydi bu yüzden onlar derse girmiyordu ve bizim dersimiz matematikti lanet olsun ne kadar şanslılar yaaa...

☆

Zeynep dersten tiksinerek uyurken,ben birşeyler anlamaya çalışıyordum o sırada kurtarıcı gibi kapı çaldı Sarp abi,Tunç ve Emir geldi.

*Emir* : iyi dersler hocam kusura bakmayın bölüyorum Nehir'i müdür çağırdı.

Kalbim deli gibi atıyor ve tüm sınıf bana bakıyordu Zeynep bana öyle bir bakıyordu ki "ne boklar yedin be" der gibi bakıyordu resmen. Kafamı bilmiyorum anlamında salladım,sınıftan Zeynep de arkamdan geliyordu, korkuyla merdivenlerden iniyordum tam ayağım kayıyordu ki formanın kapüşonından biri beni tuttu kaçamak bir bakış attım, Sarp abi tutmuştu ona teşekkür edip heyecanla alt kata inmeye devam ettim.

Müdür odasına geldim kapının önünde heyecan ve korku sayesinde bir stres aldı bedenimi, içeri girdim müdür gururlu gözlerle bakıyordu bana.

*Müdür* : tebrikler Nehir,rakibine attığın büyük farkla birinci oldun,hem sen hem rehberinde olduğun takım ülkeler arası dövüş sanatında derece yaptınız başarılarınızın devamını diliyorum.

Gözlerim dolmuştu çok mutluydum,çıkmak üzere kapıya döndüğümde 4 çift göz bana bakıyordu Emir,Zeynep,Sarp ve Tunç birden Zeynep sevinçle üstüme atladı.

*Zeynep* : BAŞARDIN NEHİR BAŞARDIN!

Daha sonra sarp abi Zeynep'i itip bana sıkıca sarılmış daha sonra Tunç elimi sıkmıştı mutluluktan bilincimi yitirmiş gibi hiçbirşey algılayamıyordum,rüya gibi geliyordu. Tunç elimi sıkmış ve Sarp ise sarıldığı için abim kıskançlık yapmış ve muhtemel olarak onları dövme girişimi yapıyordu. Ama Zeynep onu tutuyordu dışarıdan mutlu sevinen bir arkadşa grubu olarak gözüksek de içerisi tam bir kaos sahnesiydi. Müdür odasından çıktıktan sonra bizim takımı topladım ve birkaç belge almak için yola çıktık. Dönüş yolunda saate baktığımda tenefüs olduğunu gördüm. Aklımda bir plan vardı ve onu yapmazsam çok içimde kalırdı.

*Nehir* : hocam?

*Müdür* : efendim Nehir?

*Nehir* : yarışmayı düzgün kutlayamadık,arabadan müzik açıp kornaya bassak,kazandığımızı duymayan kalmasın!

*Müdür* : bu nasıl bir fikir kızım?

*Tunç* : Nehir çok haklı hocam,güzel ve komik bir anımız olur.

*Müdür* : iyi madem,çok istediniz ne açalım?

Tunç ile birbirimize bakıp sırıttık ne açacağımız çok belliydi.

*Tunç&Nehir* : cilveloy

Ahmet yüzünü buruşturdu

*Ahmet* : bu nasıl bir şarkı seçimidir ya?

*Müdür* : yok gayet iyi. Bu şarkı olacak.

Şarkı açıldığında sesi fulledik,okulun önünde durduk

_İndim dere ırmağa hoy_ _nanayda_

_Cilveloy nanayda_

_Zeytin dalı kırmaya hoy_ _nanayda_

_Cilveloy nanayda_

_(...)_

Detayları anlatmak isterdim ama detay yok,müzik açtıktan sonra okula girdik,tüm herkes başımıza toplandı,tebrik etti,sonra ise sınıfa geri döndüm son 1 saat ders kalmıştı: İngilizce ve o da her zaman olduğu gibi boştu,bu bilgiyi öğrenir öğrenmez soluğu kantinde aldık. Ben tost aldım ikimize,Zeynep ise sodaları aldı. Yiyip içtikten sonra sınıfa gittik sıranın üzerinde not vardı.

*Zeynep* : Nehir,aşığın not bırakmış sana.

*Nehir* : bundan sonra kantine gitmeyeceğim ne zaman kantine gitsem not bırakıyor!

*Zeynep* : not yazmasını istemiyor musun?

*Nehir* : istiyorum ama kim olduğunu çok merak ediyorum.

Dııt yalnış cevap aklımda bir kişi var abim gibi gördüğüm o mu yoksa Tunç mu diye merak ediyorum. Ne alaka diye soracaksanız bunun kesinliği yok ve bazı şüphelerim var Tunç'a karşı kirli ve pis bir şüphe onu doğrulamadan ona yaklaşmam gerek bu yüzden herşeyi sineye çekiyorum.

*Zeynep* : diyelim ki o kişi abin olarak gördüğün biri ya da sevdiğin biri ama abin olarak gördüğün kişi sana daha çok değer veriyor ve seviyor hangisini seçersin?

Bu soru karşısında bocaladım,dışımdan mı söyledim ben onu?

*Nehir* : emin değilim, sanırım davranışlarını ölçer geçmişte bana nasıl davrandıklarına en önemlisi ise gözlerine bakardım gözler ruhu hem gizleyen hem de açığa çıkaran bir defter olabiliyor bazen.

*Zeynep* : anladım...

Bir şey söylemek istiyor ama benim kırılmamdan korkuyormuş gibi bir hali vardı.

*Nehir* : bir sorun mu var Zeynep?

*Zeynep* : yok hayır yani, varda şuan söylemenin sırası değil galiba.

Üstüne gitmemek açısından sustum.

*Zeynep* : bana soru soracağına notu açta okuyalım.

*Nehir* : haklısın ya unutmuşum.

Not: *selam Nehir bu sefer duygularımı değil duygularını anlatacağım kendini sana değil sana kendini anlatacağım,yarışmayı kazandın tebrik ederim ben orada yoktum ama bir videoda gördüm,çok yardımı olan biri attı video siz tanışıyorsunuz sanırım sana bir konuda yardım edecek hesabını buraya bırakıyorum(...)çok fazla konuyu dağıtmadan söyleyeyim karşındaki kişiye nefret eder gibi bakıyordun bunu herkes fark etti ama ben bir şey daha gördüm; bu koca nefretin içinde acı sanki çok yakın birini düşlüyormuş gibiydin bu sana zarar verir Nehir lütfen kendine bunu yapma. En yakın zamanda karşına çıkacağım*

Ne! Bu da ne şimdi? Karşıma çıkacakmış...benim...babam bile sevmemişti beni ve şuan bir başka erkek beni düşünüyordu benden önce gözlerimin içinde saklı olanları biliyordu oraya gelmese bile beni görmenin yolunu buluyordu.

*Zeynep* : Nehir düşüncelere dalma.

Düşüncelerimi susturdum.

*Zeynep* : dışarı çıkalım hava alırsın

( *Yazardan not: bu kısımda lütfen zıttı e buonı- maneskin dinleyinn* )

Bir şey demedim elimde telefon vardı hesaba yazdım isim tanıdık geldi aktifti ve bazı şeyler konuştuk şuan söyleyemediğim şeyler elinde kanıt da vardı ama bana not yazan kişi hariç her şeyi söylemişti onu gizli tutmuş aklımda çok fazla şüpheyi aklamıştı artık Tunç'a güvenemezdim. Bundan sonra kendimi bile kandıracak bir oyunculuk yapacak düşüncelerimle bile bana oynadığı oyunları bildiğimi geçirmeyecektim aklımdan bundan sonra o bana değil ben ona oyun oynayacaktım hala eksik şeyler olsa da bazı şeyler kesinleşmişti şaşırmamış ve garip bir şekilde üzülmemiştim üzerimde bir sevinç vardı. O zehirli düşünceler ve planlar beni kontrol ediyordu intikamımı ya ben alacaktım ya da beni sevenler alacaktı öğrendiğim bir diğer şey ise üvey olmamdı bunu ise duyduğumda şaşırmıştım ama gerçek ailem ile o bana yardım eden hesabına yazdığım çocuk çok yakınmış ve en yakın zamanda tanışmak istiyorlarmış. Buna da hazır olduğumda gideceğimi söyledim garip olan şey ise şuan hiçbirşeye ne şaşırıyor ne üzülüyordum içimde intikamın o soğuk havası vardı. Neyse bu kadar bilgi yeter sanırım...

*Dışarıda*

Dışarıda okulun banklarına oturduk sessizdik.

*Zeynep* : Nehir.

*Nehir* : hı?

*Zeynep* : şu tarafa bak bi.

Gözüyle gösterdiği tarafa doğru döndüğümde o çocuğun söylediği ilk kanıt ile doğru çıkınca plana başlamam gerektiğine anladım Tunç tam çaprazda bir kız ile sarılıyordu. Aslında haklı çıktığım için sevinmiştim ama Zeynep' e yansıtmadım ona yansıtmamam gerekiyordu.

*Nehir* : amaaan boşver Bize ne?

*Zeynep* : gözlerin doldu farkında mısın?

Evet zeynepciğim fark ettim bilerek yapıyorum zaten sende Tunç'un bu görüntüyü görmesini sağla çünkü biraz oyunculuk yapıyorum boşa gitmesin.

*Nehir* : farkındayım.

Sesim titriyordu ama gerçekte asla üzülmemiş haklı çıktığım için sevinmiştim,biz zaten birbirimizi gerçekten sevmemiştik ben onu beğenmiştim o da beni sadece kullanacak biri olarak görmüştü.

*Zeynep* : kalk bi yüzünü yıkayalım kendini sıkmaktan kıpkırmızı oldun.

Evet ama ağlamamak için sıkmaktan değil gülmemek için sıkmaktan. Umarım sana bir an önce olanları söyleyebilirim Zeynep.

Tunç beni fark etmiş ve kaşlarını çatmıştı.

Tuvalete gittim yüzümü yıkadım.

*Nehir* : teşekkür ederim iyi ki hayatımdasın.

Keşke sana şuan gerçekleri anlatabilsem sana.

*Zeynep* : Sen de iyi ki varsın güzellik.

Sınıfa gidiyorduk ki Emir ve tunç önümüzü kesti

*Emir* : Abicim,ağlamışsın iyi misin?

Başımla Tunç'u gösterdim.

*Nehir* : şu mu söyledi?

*Tunç* : evet,ben söyledim şu mu olduk şimdi?

*Nehir* : sanki beni çok düşünüyorsun da kendine dürüst ol bari be kendiliksiz. Seni ne ilgilendirir benim ağlamam.

Abim kaşları çatık bir şekilde bana bakıyordu.

*Emir* : Tunç n'aptın lan Nehir'e

Beni ne kadar güzel tanıyor vesselam

*Tunç* : napmışım ben?

*Nehir* : ya of kes senin zırlamalarını çekemem sevgiline git sen.

Arkamızdan gelen sesleri umursamadan Zeyno ile sınıfa girdim.

*Tunç'un anlatımıyla*

Kahretsin birşeyler anlamış...Ne kadar da zeki acaba ne öğrendi

*Sarp* : noldu lan Nehir mi gördü sevgilinle seni?

*Tunç* : evet çok mu hoşuna gitti.

*Sarp* : Çok hoşuma gitti valla senin ne kadar karaktersiz olduğunu görüyor ne kadar iyi.

*Tunç* : ona git de ki ben kendim o kızdan hoşlanıyordum Tunç bizim aramızı yapacaktı.

*Sarp* : Tamam

*Tunç* : Tamam mı? Bu kadar çabuk kabul edeceğini bilmiyordum.

*Sarp* : bu kadar çabuk kabul etmedim zaten o senin nasıl biri olduğunu öğrenecek

*Sarp kantinde Nehir'i bekliyor*

*Nehir'in anlatımıyla*

Tenefüs olduğunda Zeynep ile kantine iniyorduk normalde hep biz olurduk tek,Ama şimdi Sarp vardı sanki birini bekliyordu. Tostumu alıp masaya yerleşirken Sarp bizi gördü ve aradığı kişilerin biz olduğunu anladık.masaya oturdu.

*Sarp* : naber hanımlar?

*Nehir* : iyi Sarp abi sen nasılsın?

*Sarp* : Ben de iyiyim de ne duydum.

*Zeynep* : Ne duydun?

*Sarp* : Nehir tunç'a kızgınsın sanırım ha?

*Nehir* : evet ve o seni yolladıysa asla affetmiyorum.

(Sonne-rammstein)

*Sarp* : yok ne dicem sen onu affediyormuş gibi yap el birliği ile plan yapıcaz ben senin tarafındayım.

*Nehir* : O halde intikam diyorsun?

*Sarp* : Senin intikamın diyorum seni aldatıyor beni ikna etmek için yolladı ama ben kesinlikle karşıyım oyunculukta ne kadar iyi olduğunu biliyorum, orda numaradan ağladın değil mi?

Beni tanıması güzel birşey. İş birliği,intikam,kıyamet,Tunç beni kullanamayacak,dünyası ter dönecek güneşi batıdan doğacak,gecenin şansı onu bulamayacak,kaderler tekrar yazılıyor,adalet kartları tekrar dağıtılıyor,görme yetisi az olan yarasalar bile hissederken görüyor...

BÖLİM SONUUUU

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.