Üç kız ellerimizde dondurma vardı ve yiyerek etrafı geziniyorduk. Dikkatimizi çeken birşey vardır belki diye de sürekli bakınıyorduk.
Konser bitmişti ve resmen bizde bitmiştik. Bağıra bağıra şarkı söylemiştik ve boğazlarımız şuan gerçekten ağrıyordu. Fakat ona rağmen dondurma yemekten asla vaz geçemiyorduk. Yine de enerjimiz asla bilmiyordu çünkü daha dilek feneri uçurmamıştık.
"Gelen herkese çok teşekkürler. Yaklaşık beş dakika içinde dilek fenerleri bırakılacaktır. Lütfen hazırlıklarınızı yapınız. İyi eğlenceler"
Üçümüz birbirimize döndük ve gülümsedik. Çok kez dilek feneri uçurmuştum ve herkes dilek fenerini bırakınca ortaya çıkan görüntüyü çok seviyordum.
Dondurmalarımızı bitince bizde dilek fenerlerinin uçurulacağı yere gelmiştik. Üçümüzde dilek fenerlerimizi çıkarıp hazırda tuttuk.
Ve o an geldi. Uçurma vaktii.
"Sevgili gelenler. Dikkatli bir şekilde getirdiğiniz dilek fenerlerini yakıp, uçurabilirsiniz"
Dilek fenerini paketini açıp, içindeki mumu dilek fenerinin tel kısmına güzel bir şekilde koydum. Ardından yanımızda getirdiğimiz kibrit ile mumu sırayla yaktık ve sırayla dilek fenerinin yavaşça yukarıya yükselmesini bekledik.
İlk olarak Fidan'ın dilek feneri yavaş yavaş havalanmaya başladı. İyicene uçana kadar destek verdikten sonra elini çekti ve dilek fenerini uçurmayı başardı. Ardından Elisa'nın dilek feneri uçtu fakat benimki bir türlü uçmuyordu. Uçmayı bırak yerinden bile kımıldamamıştı.
Mumu alıp üfledim ve dikkatli şekilde dilek fenerinin etrafına baktım.
Kahretsin ya!
Dilek fenerinin bir kısmında küçük bir yırtık vardı ve bunun yüzünden uçmuyordu. Gerçekten günüm güzel geçerken bi anda böyle bir aksilik çıkması oldu mu şimdi?
"Noldu Asel niye uçurmadın dilek fenerini?"
Dudaklarımı büzerek üzgün bir şekilde yanıt verdim.
"Dilek fenerim yırtık ve malesef ki uçmuyor"
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten"
"Şanssızlığın bari burada seni terk etseydi be kızım ya"
Dilek fenerini alıp, köşedeki bir çöp kovasına attım. Bizimkilerin yanına gidecekken arkamdan bir elin omuzuma dokunması ile durup Arkamı döndüm.
"Yaşanan küçük aksilikler yüzünden kendini üzmemelisin" dedi ve ardından elindeki dilek fenerini gösterdi
"Beraber uçurmak ister misin?"
Evet gençler, karşımda kuran kişi sabah otobüste tanıştığım Kayraydı! Elindeki dilek fenerine şaşkınca bakıp gözlerimi, gülümseyen yüzüne çevirdim.
"Bakma öyle. Arkadaşlarımla geldim ama onlar dilek fenerinin saçmalık olduğunu söyleyip karşıdaki restorana gittiler. Fakat ben hiç dilek feneri uçurmadım ve seni de görünce bu deneyimi seninle denemek istedim"
Şaşkınlıktan kocaman olan gözlerimi kısıp, küçük bir gülümseme sundum ona.
"Neden olmasın?" Dememle gülümsemesi daha da büyüdü.
Beraber biraz daha ilerlerken aklıma bi anda Elisa ve Fidan geldi ve içimi bir korku kapladı. Şimdi ben Kayra ile gelirsem yanlış anlayıp kaç dakika benimle orada dalga geçebilirlerdi.
Biraz daha ilerlediğimizde Elisa ve Fidan'ın bıraktığım yerde olmadıklarını gördüm ve derin bir nefes aldım.
Canım arkadaşlarım nerede kaybolacaklarını çok iyi biliyorlardı.
Tekrar eski yerime geldiğimizde elinden dilek fenerini alıp, kibrit ile mumu yaktım ve tel yere koydum.
"Elini dilek fenerinin altına koy. Yavaş yavaş havalanacak ve iyice yükseldiğinde bırakacağız"
Kafasını sallayıp, elini dilek fenerinin altına koydu. İkimizde havalanmasını pür dikkat izliyorduk. Aslında sadece ben izliyordum çünkü Kayra dilek fenerini değil beni izlemeyi tercih etmişti. Ona bakıp, bakmamasını da söyleyemiyordum çünkü bakması hoşuma gidiyordu.
Dilek fenerinin yavaş yavaş havalanması ile güldüm. Sanırım benim gülmemden dolayı Kayra'da gülmüştü. İyicene havalanana kadar destek verdik ve ardından elimizi çektik ve dilek fenerinin uçmasına izim verdik.
"Kolaymış ya uçurması. Ben daha zor bekliyordum"
"Kolaydır kolay, artık tek başına da uçurabilirsin"
"Sanmam. Seninle uçurmak çok daha güzel"
Tam cevap verecekken çalan telefonum buna engel oldu. İçimden saydırıp arayan kişiye baktığımda Elisa olduğunu gördüm.
"Efendim kanka"
"Ya bi susana gerizekalı. Heh kanka, acil festivalin karşısındaki restorana gel. Valla ben Fidan'ı tutamıyorum"
"Ne oldu, iki dakika yanınızdan ayrıldım yine bi işlere mi bulaştınız siz?"
"Bu sefer işler bize bulaştı. Biz şimdi bir masada oturmuş senin gelmeni bekliyorduk. Sonra bi erkek grubu geçerken bir tanesi elindeki içeceği Fidan'ın üstüne döktü. Kız şuan çıldırdı kavga falan ediyorlar acil gel!"
"Tamam, tamam geliyorum kapat" dememle Elisa telefonu kapattı. Derin bir nefes alıp, elimi alnıma vurdum.
"Benim gitmem lazım. Karşıdaki restoranda arkadaşlarım birileri ile kavga ediyor"
"İstersen bende geleyim. Benimde arkadaşlarım Oradaydı, size yardımcı oluruz"
"Gerek yok aslında-"
"Rica ediyorum"
Gözlerine baktığımda gerçekten peşimden gelmekte ısrarcı gözüküyordu.
"Pekala"
Hızlıca yürüyüp, festival alanından çıktık ve biraz ileride olan restorana girdik. Gözlerim ile etrafı taradığımda arka taraflarda kavga eden Fidan'ı gördüm. Ve Koşar adımlarla yanına gittim.
Kayra ne mi yapıyor? Benimde fikrim yok en son arkamdan geliyordu.
"Hey hey hey, neler oluyor"
"Oh be çok şükür geldin, valla elimde kalacak simdi bu" dedi Elisa
"Fidan sakin ol, şimdi gideriz eve sende üstünü değiştirirsin"
"Lan Yiğit sizin ne işiniz var oğlum"
Kayra'nın sesi ile hepimiz ona doğru dönmüştük.
Bir dakika bu çocuklar Kayra'nın arkadaşları mıydı?
"Kayra şu şeytan kılıklının elinden kurtar beni yalvarırım" Diyip, Kayra'nın koluna girdi.
Kafam ciddi anlamda karışmaya başlamıştı.
