"Aynen kanka ya, ama bence ikinci olan çok daha iyi"
Telefonun kamerasını kendime çevirip, kıyafetlere uzaktan baktım.
"Emin misin kanka?"
"Eminim eminim. Uzun süre sonra ilk defa adam akıllı hep beraber dışarıya çıkacağız ve ben şimdiden heyecanlandım"
Gülümseyip, verdiği fikri onayladım.
"Bencede ikinci kombin daha güzel. Neyse Elisam ben kaçayım çünkü daha kahvaltı bile yapmadım ve orada açlıktan bayılmak istemiyorum"
"Tamamdır Aselim. Seni çok çok öptüm. Hilal ablama selamımı ilet"
"İletirim iletirim. Hadi görüşürüz" Diyip, telefonu kapattım ve diğer kombini dolabıma düzgünce yerleştirdim.
Odamdan çıkıp aşağı kata, annemin yanına indim. Gönlümün sultanı orada kahvaltı hazırlayıp, hazırladıklarını masaya yerleştiriyor. Hızlıca yanına gidip, yanağını öptüm ve tezgahın üstündeki kahvaltılıkları masaya dizmeye başladım
"Günaydın gönlümün sultanı, Hilal Sultan"
"Hayırdır kızım? Bir enerji var bugün üstünde"
"Öyle sultanım öyle. Bugün akşam üzeri bizim kızlarla dilek feneri uçurmaya gideceğiz. Sonra da biraz gezinip, kafede falan birşeyler yeriz"
"A doğru, bugün mü buluşacaktınız?"
"Evet sultanım, bugün buluşma kararı aldık. Hem okul yok, hemde bizim kızların hepsi bugün müsait. O yüzden bugün buluşalım dedik"
"İyi yapmışsınız. Neyse az laf çok iş. Gel bakayım bana şu kahvaltıyı hazırlamama yardım et"
"Ya anne, her işi yaparım ama kahvaltı olmaz ya"
"Hadi kız hadi. Evlenince ne yapacaksın sen? Çalış biraz"
Annemin dediği şey ile ona yan bir bakış gönderip, gözlerimi devirdim. Tabi bunu yapmakla kafama şaplak yemem bir oldu. Acı içinde kafamı tuttum ve yüzümü buruşturdum.
"Tamam anne ya ne vuruyorsun" dedikten sonra ona yardım etmeye devam ettim. Hem konuşuyor, hemde kahvaltı için ona yardım ediyordum.
(3 saat sonra)
Telefonumu, küçük çantamın içine attıktan sonra boy aynasından son bir kez kendime baktım.
Taş gibi kızdım valla.
Şimdi Elisa ve Fidan ile buluşup, kendimize akşam için elbise seçmeye gidecektik. Benim en ama en sevdiğim şeylerden biride dışarı, alışveriş merkezine gidip kıyafet alışverişi yapmaktır.
Bu yaza bomba gibi girmek istiyordum.
Elisa'nın seçtiği tulumu giymiştim ve ilk defa giymeme rağmen üstüme tam oturmuştu.

(Temsili)
Son olarak sağ yüzük ve orta, sol orta ve işaret parmağıma seçtiğim yüzükleri taktım. Süslenmeyi oldum olası sevmişimdir, kendimi çok daha iyi hissettiriyordu.
Odamda, komodinin üstünde duran saate bakmakla geç kaldığımı anlamam bir oldu. Hızlıca aşağı inip, anneme hayali bir öpücük gönderdim. Ayakkabılarımı giyip koşarak dışarıya çıktım ve durağa doğru ilerlemeye -koşmaya- başladım.
Durağa varır varmaz otobüs gelmişti. Sanırım hayattaki tüm şansımı burada kullanmıştım.
Otobüse biner binmez, bindiğime pişman olmuştum çünkü otobüsün içi tıklım tıklımdı. Gözlerim oturacak yer ararken kulaklarıma, şoförün sesi doldu.
"Hadi ablacım hadi, parayı ver öyle geç bekletme bizi"
Çantamdan otuz lira çıkarıp, şoföre uzattım ve hızlıca kalabalığın içine girdim. Etrafa bakınıp, oturacak yer aradım fakat iğne atsan yere düşmezdi burada.
Biraz ilerledikten sonra bir yerde boş bir köşe olduğunu görünce zafer kazanmış gibi gülümseyip, hızlıca oraya doğru ilerledim. Koltuk kadar rahat olmasada bu kalabalıktan biraz uzakta olmak benim için çok daha iyi olacaktı.
Kendimi köşedeki boşluğa atıp, sırtımı arkamdaki cama yasladım ve derin bir nefes aldım. Çantamı açıp içinden telefonumu aldım. Telefonu tam açacakken bana sertçe çarpan biri ile telefonum yere düştü
Şansımı seveyim ya.
Eğilip, telefonumu alacakken başka birinin telefonumu alması ile kaşlarımı olduğunca çatıp telefonumu alan kişiye baktım ve ayağı kalktım.
"Kusuruma bakmayın lütfen. Benim hatam"
Hey maşallah!
Karşımda dünyanın sekizinci harikası duruyor olmalıydı. Bu yakışıklılık başka hiçbir şekilde açıklanamazdı çünkü.
"Sorun değil" Diyip otuz iki diş sırıttım. Şuan aşırı aptal gibi görünüyor olabilirdim ama buna karşımdaki yakışıklı sebep oluyordu.
Telefonu tam alacakken bu sefer de karşımdaki çocuğa çarpan yaşlı bir teyze, söylenerek arka taraflara ilerledi.
"Şu gençlere bak hele. Saygı, edep nedir bilmez olmuşlar"
Teyzeye göz devirip, bu sefer telefonumu almayı başardım. Hızlıca Elisa ile olan sohbetimize girip kısa bir mesaj yazdım. Çünkü geç kalacaktım ve beni merak etmelerini istemiyordum.
Asel: Ben geç gelebilirim, haberiniz olsun.
Mesajı atıp, sohbetten çıkacakken Elisa anında çevrimiçi oldu. Böyle arkadaşa can kurban be.
Boncuk gözlüm😻: Neden kız hayırdır ne oldu?
Asel: Otobüs falan geç geldi. Hem sana anlatacaklarım var kız. Kısmetim açılıyor.
Tamam birazcık abartmış olabilirimm.
Boncuk gozlum😻: YUH KANKA! Ne ara birine aşık oldun kızım. Alt tarafı bir gündür ayrı kaldık hemen birini buldun kendine.
Asel: Ay kanka anlatacağım oraya gelince. Sende dedikoduya amma meraklısın.
Boncuk gözlüm😻: Ay iyi tamam. Beklemedeyim buraya gelince her şeyi anlat.
Yazdığı şeye görüldü atıp, WhatsApp'tan çıktım ve telefonu tekrar kapatıp çantama koydum.
Sanırım uzun süredir konuşuyorduk çünkü otobüsteki kişi sayısı azalmıştı. Hatta birkaç koltuk boştu ama gideceğim yere varmama çok birşey kalmamıştı o yüzden oturmak yerine ayakta kalmayı tercih ettim. Zaten sebepsiz yere otobüste ayakta durmayı severdim bildim bileli.
"Tanışmaya fırsat bulamadık. Ben Kayra"
Gelen sese kafamı çevirdiğimde bana çarpan çocuk olduğunu gördüm ve yüzüme tekrardan samimi bir gülüş yerleştirdim.
"Evet öyle oldu biraz. Bende Asel. Tanıştığıma çok ama çok memnun oldum"
"Bende öyle, bende çok memnun oldum"
Kafamı cama çevirip baktığımda ineceğim durağa çok yaklaştığımı gördüm ve üzgün bir şekilde toparlandım.
"Seninle tanıştığıma tekrardan çok memnun oldum Kayra, biraz garip olsa da tatlı bir karşılaşmaydı. Umarım bir gün tekrar karşılaşırız"
"Umarım karşılaşırız Asel. Bunun için bolca dua edeceğimden emin olabilirsin"
Nedensizce aramızda garip ama bir o kadar da tatlı bir samimiyet oluşmuştu. Tabi bir kez gördüğüm kişiye bu kadar hızlı ısınıp, samimileşmem ne kadar doğru orası meçhul. Neyse biraz da kalbe inanıp, mantıklı kararlardan uzaklaşalım değil mi?
Otobüsteki kırmızı tuşlardan birine basıp, otobüsün durmasını bekledim. Durunca şoföre iyi günler Diyip, Kayra'ya küçük bir gülümseme sundum ve otobüsten indim.
Bizim kızları daha fazla meraklandırmamak için koşa koşa anlaştığımız alışveriş merkezine girdim. Elisa'yı yaklaşık birkaç dakika önce aramıştım ve bana d&n'da kitap baktıklarını söylemişti. Bende hızlıca d&n'a doğru gitmiştim. Şuan Üçümüz beraber kitap bakıyorduk. Aslında sadece ben ve Fidan bakıyordu. Elisa'nın anlattığına göre buraya Fidan'ın zoru ile girmişlerdi ve yaklaşık yarım saat gezinmişlerdi.
Benim gelmemle bir yarım saat daha kitapçıda gezindik. O sırada bende Kayra ile tanışmamızı anlatıyordum onlara.
En sonunda alacağımız kitapları almış, kıyafet almak için bir mağazaya girmiştik. Orada da bir süre -yaklaşık 2 saat- gezindikten sonra seçtiğimiz elbiseleri satın alıp, tekrar bizim eve geçtik.
Kıyafetlerimizi bizim evde değiştirip, asıl dilek feneri uçuracağımız yere gidecektik. Eve uğradıktan sonra vakit kaybetmeden benim odama çıkmıştık ve sırayla banyoya girip, üstümüzü değiştirecektik.
"Kızlar valla oda benim ev benim. İlk ben giyinirken üstümü"
"Ya kanka sen iki saat çıkamazsın şimdi. Bırak ben iki dakikada giyinip çıkayım"
"Valla hiç kusura bakmayın, ben girdim bile" Diyip hızlıca banyoya giren Elisa ile, şaşkın bir şekilde kaldık. İki saattir kavga ediyorduk ilk kimin gireceği konusunda ve Elisa bi anda banyoya girmişti.
Bu kız mı fazla zekiydi, biz mi fazla salaktık?
Bir süre sonra Elisa, Banyodan çıkınca seçtiği elbisenin ona gerçekten aşırı derecede yakıştığını gördük.
Seçtiği elbise açık kahve tonundaydı. Elbisenin kol kısımları ise boldu ve gerçekten üstünde çok güzel duruyordu.

(Temsili foto)
Ardından banyoya Fidan girdi. Bir süre onu bekledikten sonra çıktığında onunda seçtiği elbise üstünde çok güzel durmuştu.
Onunda seçtiği elbise üstünde çiçeklerin bulunduğu beyaz bir elbiseydi. Göğüs kısmı hafif kalp şeklindeydi.

(Temsili foto)
En sonda ben girmiştim. Elbiseyi hızlı şekilde giyinip, Aynadan kendime baktım. Valla çok güzel olmuştum ya.
Benim elbisem de yine üstünde sarılı, çiçek desenleri vardı. Kolları Elisa'nınki gibi boldu.

(Temsili foto)
Aslında bu kadar süslenme sebebimiz alt tarafı bir dilek feneri uçurmak için değildi. Festival olacaktı, ilk olarak Festival olacak sonra dilek fenerleri bırakılacak, en sonda ise kızlarla kafede akşam yemeği yiyecektik. Sanırım yazın en sevdiğim kısmı burası olabilir.
(Uzatmiyorum. Festival yerine geliyorlar)
Festival alanına arkadaş gruplarından tutun, çifte kumrulara kadar herkes gelmişti. Gerçekten büyük eğlence olacağa benziyordu.
Konuşa konuşa festivalin olduğu yere geldik ve festivalin başlamasını bekledik. Fazla kalmamıştı o yüzden gezmek yerine başlamasını bekliyorduk.
"Kızlar düşünsenize, buraya Asel'in sabahki tanıştığı çocuk ta geliyormuş"
"Yuh Fidan, hayal dünyandan çıkmanı öneririm"
"Ya niye öyle diyorsun ki? Gelir belki, sonra beraber siz dans edersiniz sonra öpüşürsünüz-"
"Fidan lütfen devamını getirme çünkü öyle birşey asla olmayacak"
"Büyük konuşmamanı öneririm Aselim"
Cevap vermeme zaman kalmadan festival başlamıştı. Sahneye çıkan hadise ile herkes çığlık çığlığa girdi. Ilk söyleyeceği şarkı 'Biz Buradayız' şarkısıydı. Bu şarkısı hadisenin çıkardığı favori şarkılarımdan biri olabilirdi.
*Hey
Oradaki dinle
Geliyorum gittiğin yerden
Çözülmem çektiğin telden
Buradaki herkes böyle bizde
Başlarız bittiği yerden
Düzeni hep yapboz sananlar
Para, pula mülke takla atanlar
Bu alana giremez böylesi işte
Ne deriz biz? Anlayan anlar*
☆☆☆



