(Yazar anlatımıyla)
Hayat sürprizlerle doludur. Fakat bu sürprizler hayatımıza ve yaşadıklarımıza göre şekil değiştirebilir.
İyi ve kötü olmak üzere.
Fakat yaşadıklarımız iyiyse iyi, kötüyse kötü şeyler yaşamayız. Hayatımız iyi ilerliyorsa kötü, kötü ilerliyorsa iyi sürprizler gelir başımıza. Genel olarak ilk seçenek daha çok başımıza gelir.
Hayatı yaşarken geçmişi ve geleceği düşünerek yaşamak yanlış olur, geçmişe takılırsak önümüzü planlamaya vakit olmaz, geleceğe bağlı olursak ise şimdiyi umursamayız.
Asel Bilgiç ise geçmişe takılı kalmış bir akıl hastasıydı.
Geçmişte yaşadığı, gördüğü ve düşündüğü şeyler onun şimdiki hayatını ve geleceğini kötü yönden bi hayli etkiliyordu. Yaklaşık on yıl önce yaşanan cinayet sebebiyle hayatı tamamen mahvolmuştu.
Ya da kendi mahvetmişti.
Savcı Yiğit bademci ise eski arkadaşı olan Asel'e yardım etmekte kararlıydı. Fakat ifade almak için hastaneye, Asel'in yanına gittiğinde ve ifade sırasında son soruda aldığı cevap sebebiyle beyninden vurulmuşa dönmüştü. Beyin kanamasına sebep olan gördüğü hayalde, Fidan'ın bizzat ölüm yerini görmüştü.
İki seçenek vardı. Ya Asel aslında tüm olanları biliyordu, Ya da evren ona bir mesaj yolluyordu.
Yiğit'e ikisi de mantıksız geliyordu çünkü kendisi öldürse neden arkadaşı öldü diye kendi psikolojisini bozsun veya neden evren ona bir mesaj iletmeye çalışsın?
Kendisi birçok kez arkadaşlarına, ailelerine ve yakın akrabalara ifade almak için gitmişti fakat olay hakkında en ufak bir yaklaşıma ulaşamıyordu. Emniyettekilerin ise özel olarak yardım etmeyişi, Yiğit'in işini bi hayli zorlaştırıyordu.
"Yok uyuşmuyor. Verilen ifadelerdeki bilgilerin hiçbiri, bulduğumuz deliller dışında başka birşey vermiyor bize"
"Nerede hata yapıyoruz Yiğit? Bir yer eksik ama neresi?"
"Bilmiyorum Elisa, hiçbir şey bilmiyorum. Anlayamıyorum bunlar nasıl oluyor"
"Kaçırdığımız birşey olabilir mi? Zamanında bir sürü ifade, olay yeri inceleme, sorgu oldu acaba bir eksik olabilir mi"
Elisa'nın dedikleriyle Yiğit ani bir aydınlanma yaşadı.
Belki de geçmişteki yapılanlar eksik yapılmıştır.
Bu fikir Yiğit'in aklına asla gelmemişti.
"Hazırlan Elisa, gidiyoruz"
"N-ne, nereye gidiyoruz Yiğit?"
Yiğit Elisa'ya dönüp, kendinden emin bir tavırla "gerçekleri bulmaya" dedi.
...
(Yiğit'in anlatımıyla)
Aklıma gelen ani bir aydınlanma ile Asel'in eskiden yaşadığı eve gelmiştik. Bu ev bir süre önce ev sahipleri tarafından terk edilmişti. Sebebi ise evde yaşanan garip olaylar, görülen halisülasyonlar -gerçekte olabilir-, yaşanan bazı korkunç olaylardı. Ayrıca geçmişte yasayan kişinin yaşadıkları da halk arasında yaygınlaşınca terk edilmiş, üstüne girilmesi yasaklanmıştı.
Tabi buna benim gibi savcılar hariç.
"Yiğit, ben savcı veya polis değilim. Görmem doğru mu?"
"Benim gözetimim altında giriyorsun buraya Elisa, ayrıca emin ol birşey yapmaya kalkışsan arka ceplerimdeki tabancalarla seni etkisiz hale getirmek saniyelerimi alır"
Elisa, dediklerime karşı tırsmıştı. Normal bir durumda olsak buna kahkahalar atabilirdim ama normal bir durumda değildik.
Elisa bunun için dua etmesi gerekirdi.
Şeritleri kaldırıp, terk edilmiş eve doğru ilerledim. Arkamdan korkarak giren Elisa'nın kolunu tutup yanıma doğru sürükleyince tiz bir çığlık attı.
"Deli misin kızım, madem gerçekleri öğrenmek istiyorsun korkusuz olacaksın"
"Ben sen miyim Yiğit? Ay Allah'ım iyiki zamanında savcılık mesleğini elemişim"
Dediklerini duymazdan gelip, evin toz kapısını araladım ve içeriye bakındım.
Evin içinde anlamadığım bir sebepten ötürü is vardı. Biraz daha ilerleyince toz ve pislikten ötürü mobilyaların üstü siyahtı ve gerçekten kötü kokuyordu.
"Evin içinde birşey mi yakılmış?"
"Bilmiyorum ama olma ihtimali var. Odaları ayrılıp, arayalım"
"Sen diğer odalara bak, ben ilk olarak Asel'in odasına bakacağım"
Elisa tam gidecekken onu durdurdum.
"Elisa!"
Bana soran gözlerle bakınca cebimden bir çift eldiven çıkardım.
"Bunları giy" dedim. Elimden eldivenleri alıp Asel'in odasına ilerledi. Bende oturma odasına doğru yol aldım.
Oda kırık cam parçaları, sökülmüş perdeler, birkaç mobilya ve rutubet kokusundan oluşuyordu. Araştırmak zor olacaktı.
İlk olarak cam parçalarına ilerledim ve hepsini teker teker dikkatli bir şekilde incelemeye başladım. Bunu yaparken elimi yere bastırarak yapıyordum birşey bulma ihtimaline karşı. Fakat bu fikrim tüm yeri taramama ve birşey bulamamama neden olunca içime bi üzüntü düştü.
Bu sefer duvarları ellerimle taramaya başladım. Ellerim duvarların üstünde aynı zamanda bastırarak geziniyordu. Belki filmlerdeki gibi gizli bir tuşa basar ve sonucunda bir portal açılırdı.
Ne saçmalıyordum ben ya.
"Yiğit, sanırım birşey buldum"
Bu kızı boşuna yanıma almamıştım.
"Ne buldun?"
Koşar adımlarla yanıma geldi ve bana elindeki şeyi gösterdi.
Bir defter.
"Asel'in günlüğü"
Bingo!
"Süpersin. İçini açtın mı?"
"Hayır, beraber bakalım dedim"
Hızlıca yanıma geldi ve günlüğün kapağını açtı.
jour 1
J'ai peur, très peur. Ils viennent, il m'arrive quelque chose. Il agit bizarrement. Je me déteste de penser ça, mais est-ce une mauvaise personne ? Il est toujours avec moi mais j'ai l'impression que quelque chose ne va pas. Il ne m'a rien fait. Mais et s’il le faisait aux gens à côté de moi ? J'espère que rien de grave n'arrivera. j'espère j'espère
"Bu hangi dil, biliyor musun?"
"Türkçe dışında hiçbir dil bilmiyorum Yiğit"
