(Elisa'nın anlatımıyla)
"Yiğit, Asel hala uyanmış olsa da kendinde değil. Büyük bir olay yaşadı ve bu üstünde travma bıraktı. İfadeyi biraz daha sonraya ertelemek zorundayız" dememle hışımla bana döndü Yiğit.
"Bak Elisa, herşeyi daha hızlı çözmeye ihtiyacımız var. Bunun dışında çözülmesi gereken bir sürü de dosya var. Uyanıkken onu yormayacak şekilde ifade almalıyız"
"Bencillik yapıyorsun!"
"Bencillik falan yaptığım yok!" Diyerek, sesi koridorda yankılanacak kadar bağırdı. "Dava uzun süre sonra yeniden açıldı ve bu sefer katili bulmakta kararlıyım. Bulmazsam Asel dahil hepimizin içi rahat olmayacak" bana daha da yaklaşıp, konuştu.
"Kafede bende vardım. Kimin ne tepki vererek konuştuğunu gayet iyi biliyorum. Ve lütfen bana inan. Bu mesleği bunun için elime aldım" Ardından seri adımlarla ilerlemeye devam etti.
Dava bir süre kapanmış olabilirdi fakat ben hiçbir zaman araştırmayı bırakmamıştım. Evimde, odama bağlı olan bir odada yaptığım araştırmalar ve sonuçları yer alıyordu. Bir süre onları kimseye göstermeyi de düşünmüyordum.
Koşar adımlarla Yiğit'in yanına vardığımda çoktan Asel'in kaldığı Odaya gelmiştik. Ondan önce davranıp, kapıyı tıklattım ve içeri girdik.
Asel, elindeki kitaba öyle odaklanmıştı ki bizim Geldiğimizi bırakın duymayı, ruhu bile hissetmemişti.
"Asel" Diyerek seslendim ona. Bakışlarını bize çevirince Gülümseyip yanına gittim ve sımsıkı sarıldım. Bana karşılık vermekte çekinmedi ve o da bana sımsıkı sarıldı.
"Nasılsın Elisa"
"İyi olmaya çalışıyorum diyelim. Önemli olan sensin, nasıl oldun durumun nasıl?"
"Gün geçtikçe iyileşiyorum. Böyle giderse yakın zamanda taburcu olabileceğimi söyledi doktor"
"Gerçekten mi? Harika bir haber bu!"
"Öyle öyle" Arkama -Yiğit'e- bakıp, gözlerini kıstı.
"Siz kimsiniz?"
"Ben savcı Yiğit Bademci"
Asel şaşırmış gözlerle Yiğit'i süzmeye devam ediyordu.
"Bir sorun mu var?"
"Yok, hayır. İfade almak için buradayım. Kısa sürecektir"
Asel sadece kafasını sallamakla yetindi. Yatağın yanına oturup, elini tuttum. Bu 'her zaman yanındayım' demekti.
"Hazırsan ifadeye başlayalım. Elinden geldiğince açık cevaplar ver. Kendini kötü hissettiğin an söyle, kisa süreliğine ara veririz."
Asel tekrar kafasını salladı.
"Şimdi on yıl önceki olayda bende vardım. Ama yine de senin düşüncelerini merak ediyorum"
"On yıl önceki olayda bende vardım derken" dedi şüpheli bir şekilde Asel
"Beni hatırlamadın mi Asel?"
Asel şaşkınlıkla kafasını olumsuz anlamda sallayıp, bana baktı.
"On yıl önce. Tanıştığımız erkeklerden biri olan Yiğit" Diyince gözleri fal taşı gibi açıldı. Yüzünde koca bir gülümseme oluştu.
"Yiğit, sen misin?"
"Evet, benim"
Asel, daha çok gülümsedi. Mutlu etmişti eski bir arkadaşı görmek.
"Başlayalım ifadeye"
"Tamamdır. Asel, bana festivaldeki yaşadıklarını, o gün içerisindeki olanları hatırladığın kadarıyla anlatabilir misin?"
Asel, bir süre dalmış bir şekilde düşündü. Kolay değildi On yıl öncesini hatırlamak. Akıl hastanesine kaldırıldığı için ifade alınmamıştı, akıl hastanesinden çıktığında ise dosya kapanmıştı.
"Otobüse bindim, orada Kayra ile karşılaştık zaten. İnip bizimkilerin yanına geldik elbiselerimizi giyinip, festival alanına gittik. Hadise konser vermişti, ondan öncede dondurma yemiştik. Konser sonrası arkadaşlarım beni Kayra ile basbasa bıraktı. Bir süre sonra kavga ettiğiniz haberi geldi-"
"Haberi sana kim verdi Asel?"
"Elisa beni aradı. Geldik ve o şekilde tanıştık."
"Anladım. Festivalden bir hafta sonra markete gitmişsin ve orada kaçırılmışsın doğru mu?"
"Evet, doğru"
"Peki markette çalışan kılığına girmiş adamın garip davranışları karşısında nasıl hissettin? O anki duygularını anlatır mısın?"
Bir süre bekledi, ardından konuştu.
"Markete ilk girdiğimde kimsenin olmamasına çok şaşırdım. Sonra birşey alacaktim fakat yiyeceklerin yerleri değişmişti. Bende bi kasiyer aramaya koyuldum. Bir kasiyer bulunca başta sevindim ve alacağım şeyin nerede olduğunu sordum, onu takip etmem gerektiğini söyledi. Gittim ve bir anda durdu, o anda yine şaşırdım ve bana gülmeye başladı, o an tırsmaya ve bir şeylerin döndüğünü anladım. Sonra ise beni bayılttı"
"Peki kaçırılma anını Hatırlıyor musun?"
"Hayır, bayılttıkları içi hatırlamıyorum"
"Kaçırıldığın yerde neler oldu?"
"Birşeyler konuştuk kaçıran ile, ardından büyük bir ekrandan" devamını soylemekte zorlanıyordu. Çok normaldi ondan dolayı ikimizde susmuştuk.
"Alkanalp, Fidan ve sevgilisi Batu'nun cesedi vardı"
Bir süre yine sustuk. Yaşadıklarını yaşamasına izin verdik, üstünden On yıl geçmiş olabilirdi ama acımız hala tazeydi.
"Devam edelim mi Asel?"
"Evet, lütfen"
"O an, cesetleri görünce ne hissettiniz?"
"Sadece korku, üzüntü ve tiksinti. Onu yapandan nefret ettim, içimden lanet okudum"
"Akıl, hastanesinde kaldığın süreçte neler yaptın? Ziyaretçin oldu mu? Olduysa kimlerdi"
Asel, göz yaşını silip konuşmaya devam etti.
"Sadece bana verilen odamda kaldım. Ziyaretçi ise, tek Ailem, Kayra ve Elisa geldi"
"Son bir soru kaldı Asel. Bundan sonra çıkacağız buradan. Ayağın mi kaydı? Kafanı nasıl klozete çarptın?"
"Ben"
Konuşmakta zorlandığı belliydi.
"Ben bir hayal gördüm"
İkimizde şaşırmıştık. Bunu düşünmemiştik.
"Ne hayali?"
"Sabah kalktığımda lavaboya girdim. Elimiz yüzümü yıkamak için, sonra resmen bir yere ışıklandım. Aynı banyoydu, fakat her yer kanlıydı. El izleri vardı. Duşakabinin içinde, Fidan'ın cesedi vardı" Bu sefer gözleri dolmamıştı, aksine donuk bir şekilde yere bakıyordu.
Yiğit'in bakışları değişti. Hızlıca yerinden kalkıp, Odadan çıktı.
"Elisa!" Beni çağırması üzerine Asel'in yanağını öpüp, vedalaştıktan sonra Odadan çıktım.
"Ne oluyor Yiğit?"
"Hatırlıyor musun?"
"Neyi?"
"Fidan'ın cesedinin nerede bulunduğunu"
"Neyden bahsediyorsun Yiğit? Anlamıyorum"
"Fidan'ın cesedi.. Fidan'ın cesedi terk edilmiş bir evin içinde, banyoda bir Duşakabinin içinde bulunmuştu Elisa"
