Zemin vardı, kaldığımız yada kazdığımız ama hep evimiz yaptığımız yer. Bize düşman olanı aradığımız uzak ise yakınımızdaki kim olur? Dostlar ve yoldaşlar, kendini kandıranlar; en büyük yoldaşı yalan olanlar.
Zemin bir düşman gibi aşağı hızla inerken
Çaylaklar hızla birleşerek birbirlerinden piramit yaparak yukarı çıkanlar yeniden zeminin indigi yere dogru sarkarak birbirini sarkıtıp aşağıdakileri zemin daha fazla inmeden hızla alıp yukarı çıktı. Hepsi yeniden ilk dizildikleri sıra şeklindeki gibi dizilip temsilcinin karşısında durdular.
Temsilci bundan daha fazlasının olduğunu belli eden sırıtış ile cebinden çıkardığı düğmeye dokundu. Bu sefer çaylakların degilde bizim bulunduğumuz zemin yukari dogru çıktı ,onların tarafındaki duvarların içinden robotlar çıkmaya başladı.
Çaylaklar belli bir düzen ile dağıldı. Dağılımları... onları eğiten kimdi? Bu dağılım tuhaftı, aralarında belli bir boşluk olacak şekilde yuvarlak yapmışlardı. Yuvarlağın içinde iki tane çubuk olacak şekilde birleşmislerdi. Çubuklar biri büyük biri küçüktü.akrep ve yelkovan. Saat gibi.
Yaptıkları daha cok dikkatimi çektiğinde ne olacağını merakla izlemeye başladık.
Robotlar onlara saldırmaya başladığında asla ama asla çember şeklinde olanlar yerlerinden ayrılmadan dövüşüyorlardı.
Akrep ve yelkovan olanlar ise sadece yuvarlağın içine girenleri saat gibi dönüp saldırıyorlardı. Fakat asla akrep ile yelkovan bir araya gelmiyordu buna dikkat edecek şekilde dönüyorlardı.
Akrep ile yelkovan...
Birden enseme yediğim şaplak ile bütün odak noktadan ayrılıp diğer enseme gelen şaplağı hissetmem ile kenara çekilip normana gelmesini sağladım. O sırada kız arkadaşı ile mesajlaşan Norman yüzündeki mutlu kedi pozunu kaybetti ve dehşet içinde yere bakmaya başladı. Yere baktığımda Norman in çoktan çöp olmuş ama hala kullanmaya devam ettiği telefonunun kırıldığını gördüm. İşte bu kötü olmuştu.
Norman gözlerini çok yavaş bir şekilde yukarı doğru kaldırıp şaplak atan ailean'a baktı. Ailean hala dehşet dolu gozler ile kırık telefona bakıyordu çünkü Norman'a bakmaktan korkuyordu. Onun bu konularda hassas olduğunu bilirdik.
Norman tam hareketlenip ailean'a gidecek iken birden çaylakların olduğu bölümden bağırışlar artmaya başladı. Başımı oraya çevirdiğimde bir kızın diğer kızı korumak için bir hışınla öne atılmaya çalıştığını ama diğerlerinin onu bağırarak engellemeye yeltendiğini gördüm. Sarı saçlı olan kız çemberin içindeki kısımda yere düşmüş dehşet içinde üstünde duran robotlar cebelleşiyordu.
Çember tarafında olan esmer kız ona her gitmeyi yeltendiğinde temsilci onu engellemek için daha çok robot üstüne salıyordu. Sanki her zaman yaptigi bir şeymiş gibi rahat tavrıyla Bir robotun içini açıp içinden çıkardığı parçayı ona doğru savurup kesici aleti tutan kolunu yakaladı ve diğerler robotların üstüne savurdu.
Cemberden çıkıp hızla sarışın kıza koştu onun üstündeki robotu almaya yeltendiginde bu sefer temsilci araba gibi hareket edip 4 kolu olan ve dört kolundada dönen testereli robotlar gönderdi.
Temsilcinin amacı onları yolundan saptırmak değildi;Onlar sürekli saat şeklinde dönüp duruyorlar. Şeklinde değil, saatler. Onların kendileri zamanlar. Ve zaman her yerde,anda oldugu için bunu onlara göstermeye çalışıyor. Onların her yerde her şekilde birlikte hareket edebileceklerini gösteriyor.
Esmer ve sarışın kız birbirlerine bakıp sırıtıp kafa salladıktan sonra esmer olan emin bir şekilde yere çömelip ellerini avuç içleri görülecek şekilde birleştirdi, sarışın olan geri geri gittikten sonra hızla ona doğru koşup bir ayağını avuc içine bastırıp yukarı doğru kendini ittginde esmer olanda onu eli ile yukarı doğru itmişti. Sarışın onlara doğru gelen testereli robotun üstüne zıplayıp cebinden çıkardığı kuşak ile gözlerini kapatırken o siradada esmer olan çoktan yüzündeki sert duruşla ayaklanmış sırtındaki özel yapım yayına geçirdiği oku robota doğru firlattiginda sarışın olan yukarı doğru zıpladı. Robot patlayıcı ok ile patladığında patlamanın etkisi ile sarışın olan dengesini kaybedip yere cakilacakken iki erkek onu tuttu. Düşündüğümden daha iyiydiler.
Diger testereli robotlar çember kısmını eş geçip akrep ve yelkovana saldırdılar çünkü çember onlara göre yuvarlagini ayarlardı.
Akrep ile yelkovan buradan bakıldığında dik bir çubuk gibi olacak şekilde durmuslardı. Kendilerince birlesmislerdi.
Ceplerinden bazısı büyüyen bir çubuk çıkartırken bazısı ok ve yay ile yetiniyordu. Onlara temel şeyleri öğrenmişlerdi, bize ise onların ilgi alanlarını bulmasını sağlayıp eğitmek kalmıştı.
Büyüyebilen çubuk kullananlar cubugun düğmesine bastığında etrafında yüksek voltajlı elektrik akımı ellerine gelmeyecek şekilde dönmeye başladı. Bu aletin üst modelleri vardı ve onları çok iyi kullanan kişiler elektrik akımını kontrol edip bir güç hibi etrafa yolluyordu. Şuan egitmenlerin o aleti kullanan öğrencilerine bakıp iyi kullanıp kullanmadığını kontrol etme zamanıydı. Bir yandan benim için kötü olmuştu çünkü öğrencim burada olsaydı onun yeteneklerini daha iyi bir şekilde gözlemlerdim.
Elektrik akımlı çubukları kullana kişiler bazı robotların üstündeki testereler çubuklarını kesme ihtimalinden kaçınıp onları sıkıştırdıktan sonra yay kullanan kumral bir erkek okunu oraya atıp hepsinin patlamasını sağladı. Bu sıradada cemberdeki kişiler arkalarında duran kalkanı alıp patlayan parçaların onlara gelmemesini sağlayarak önlerini kapattı. Cemberdeki kişilerde akrep ve yelkovanın yanında yerini almışlardı.
Artık anlamışlardı durdukları yeri saat yaparak değil onlara katılıp vücutlarını kullanarak savaşmanın zaten uyumlu bir çember oluşturduğunu.
Uzun bir zaman geçtikten sonra robotların hepsinin işini bitirdiklerinde tam oturup rahatlayacaklarken temsilci yine yüzündeki sinsi ifadesi ile gözlerini kısıp onları inceledi, eli ile uzaktaki bir çalışana işaret verdiğinde yanlamasına büyük bir duvar açıldı. Karanlıktan başka bir şey gözükmezken birden duvarın içinden eğitim tespit görevlileri çıkmaya başladı.
Eğitim tespit görevlileri aslında Çaylaklar bir üst mertebeye geçecek iken onları kontrol edip sınayanlardı. Ama bu caylaklara özel olarak biz eğitip verecektik bu yüzden temsilci eğitim tespit görevlilerini hazırlattı.
Eğitim tespit görevlileri tam ekip bir şekilde kuşanmıştı;ok patlamasına ve elektrik akımlı çubuklara karşı özel yelekleri, bacaklarında,kollarında ve kafasında özel parçalar vardı. Yani kimse her hangi bir eşya kullanmayacak dövüşecekti.
Çaylaklar görür görmez yapacaklarını anladıklarında bazılarının yüzünde tereddüt aradım ama hiç birinin yüzünde bir duygu belirtisi yoktu. Esmer kız model gibi yürüyüp öne doğru çıkarak ok ile yayını yere attı ve başını tespit görevlilerine doğru kaldırdığında yüzünde sinsi ve ne olacağını bilen bir sırıtış görüldü. Bu sırıtışı tanıyordum, tehlike çanları çalıyordu; tespit görevlileri için.
Esmer kız birden görevlilere doğru koşup onların tam önüne doğru geldiğinde tam saldıracakkken birden yuvarlak çizip kumral olan çocuğun yanına doğru koşmaya başladı o sırada kızıl saçlı kız ile albino olan bir erkek birleşip yerde olan malzemeleri arkaya doğru sürükleyip yanlarına aldıkları bir kaç kişiyle yüzlerindeki profesyonel ifadeyle eşyaları parçalamaya başladılar.
Bu sırada ön tarafta 3 tane gruplara ayrılmışlardı, her gurupta 8 kişi vardı;ortadaki grubu esmer olan başlarında olarak liderleri olduğunu belli ediyordu, sağdaki grubun başında kumral olan erkek duruyordu ve solda ise bizim yaşımıza en yakın olduğunu düşündüğüm siyahi bir erkek duruyordu. Bakışları urperticiydi, sanki ne olursa olsun size asla boyun eğmemdi.
3 gruptan sağdaki kumral erkeğin yönettiği öne çıkıp koşmaya başladı , bununla birlikte saldırılar başlamıştı. Bazıları görevlilerini gücüne katlanamayıp yere düşüyordu. Biraz zaman geçtikten sonra Sağdaki grubun çoğunluğu yerdeydi. Kumpas grubu.
Soldaki siyadi erkeğin yönettiği grup yavaş adımlar ile öne çıktı. Görevliler bu sefer onları indiremedi, bu grup güçlü olan gruptu. Saldırı grubu.
En son oradaki esmer kızın grubu ortaya çıktığında üstlerinde kızıl saçlı kız ile albino erkeğin topladığı kişiler ile parcaladiklari eşyalardan zırh yaptıklarını gördük. Sadece zırh ortadaki grupta bulunan kişilere yapılmıştı, yapan kişiler geriye çekilmişti.
Akıl grubu.
Ortadaki grup saldırıya geçtiğinde eğitmenlerde onlara saldırdılar fakat Ortadaki grup saldırmak yerine dans edercesine egitmenleri peşinden koşturarak etraflarında dönüyordu. Eğitmenler her onlara saldırmaya çalıştığında geri çekilip kaçınıyorlardı.
Taktik grubu.
Bir an eğitmenlerin yerlerinde donarak durduklarinda eylemlerini hareket etmekte zorluk çektiğini gördüm. Yerde yatan sağ grup birden sanki her gün orada yatıp kalkiyorlarmiş gibi kalkıp ellerinde bulunun ince ipi çektiler, bu ip egitmenlerin etrafında duruyordu ve çekilmesi ile tüm eğitmenler birden birbirlerine sıkışarak bir arada toplandılar.
Esmer kızın yönettiği grup ceplerinden çıkardığı düğmeleri birbirlerine zafer gülüşü atarak geriden saymaya başladılar.
"3...2..1.0!" Ve birden sol grubun egitmenlerin üstüne dönüşürken yapıştırdığı yapışık sıvı bombaları patladı.
Akıl takımı planı yapıp onlara iletti, kumpas grubu bilerek yenilip saldırı takımının onları oylaması ile yerlere ipi tutacak ebatları yapıştırdı ve kendi malzemeleri ile yattikları yerlere küçük tümsekte oluşturup o tumsegin üstüne yatıp biraz daha yukarıda bulunmuş oldular fakat yattiklari için bu gozukmemeisti.
Sırtlarında veya karinlarina taktıkları kancaları taktik takımı dikkati kendi üstlerine çekip ipleri kancalara yerleştirdiler sonrasında ise süzülerek ipleri birbirlerinin işlerine doladılar.
Saldırı takımı ise kumpas grubu yere düştüğü esnada akıl takımından bombaları alıp görevlilerin üstüne yerleştirmişlerdi.
Hepsinin bir anda saldırabilirdi ve daha hızlı aynı şeyi yaparak kazanırlardı ama akıl takımının zırhları yapması için xaman lazımdı, Onlarda verdi.
Zirhlarin amacı ise kazandıkları zaman her ihtimale karşı tam hazırlıklı olmalarıydı. Gayet güzel bir takım çalışması yapmışlardı.
Birden bizim bulunduğumuz zemin aşağı doğru inmeye başladı, temsilci yavaş adımlar ile onlara doğru yürüdü ve tam zemin yerine oturduğunda ayağını onların olduğu zemine doğru uzatmıştı. Çaylakların yanına yaklaşarak onlarla ilgili umudu olduğunu geveleyip durdu, bu esnada bizde ailean ile birlikte Norman'ı sakinleştirmeye çalışıyorduk.
En sonda etrafında sessizleşmişti dikkatimizi caylaklara verdiğimizde hepsinin yüzünde Bıkkın bir ifade vardı. Temsilci ise gülerek bize doğru döndü. Ve arkamızda bulunan RİH'İN büyük giriş kapısının işaret ederek bizde bütün çalışanlarla hep bir ağızdan konuştuk.
"Dehşet peşinizde, kovaladığınız gizem ancak Kovalayabildiğiniz RİH olsun"
RİH sadece tesisin ismi değildi, RİH bizdik .
Her bir çalışan RİH'ti .Onu oluşturan çalışanlarıydı. Ancak yıllar sonra artık tamamen RİH olacaktık, devrimciler sayesinde.
Artık pek bir eylence kalmadığında saate bakıp haraketlendim. Boş muhabbet ve temsilci tanışması olacaktı ,bu dokunaklı anı izlemesemde olurdu yani. Zaten bir hafta sonra öğrencim gelecekti o gelene kadar tüm işlerimi halledip onun için eğitim ayarlamam lazımdı.
Tesisten çıkacakken gözüme esmeralda ve esmer kız takıldı . İkizi birlikte çok benziyorlardı, esmer kızın dosyasını görür görmez direk esmeralda'nın ismini yazmıştım. Zaten esmer kızı sahada gören herkes esmeralda'nın öğrencisi olduğunu anlamıştı çünkü asabi hareketleri, taktik hareketleri birbirine benzerdi. Esmeralda kızla konuşurken benim onlara baktığımı hissedip gözünü bana çevirdi.
Yanlarına gittiğimde esmeralda birden enseme şaplak atıp."iyi eşleştirme yapmışsın sloan! Bu kızın icabına sadece ben bakabilirdim " ensemi oyaladağım sırada gözüm esmer kıza kaydı, huysuz bakışları ile esmeraldaya bakıyordu .
Elimi tokalasmak için ona uzatıp "ben sloan,sende esmeralda'nın kayıp kardeşi?"
Kız gözlerini devirdikten sonra oda bana doğru elini uzattı."Della, esmaralda'yı yenecek olan" iddialı konuşması ile yüzümde alaycı bir sırıtma oluştu bunu farm ettiğinde çenesini havaya kaldırıp bize küçümseyici bir bakış attıktan sonra yanımızdan uzaklaştı. Galiba bunu yapmamalıydık.
Aslında onun sahada ne kadar başarılı olduğundan bahsedecektim ama hemen gitmişti. Esmeraldaya döndüğümde onun bir yere dikkatle baktığını görüp kafamı çevirdiğimde, Norman burnundan soluk bir şekilde ailean'a bakıyordu.alican yandın oğlum. Kenardan kenardan kaçmaya hazırlanırken ailean beni gördü parmağı ile beni israte edip Norman'a benim hakkımda pek iyi şeyler demediğini düşündüm çünkü Norman onu dinlerken her kelimesinde dişlerini sıkıp kaslarini daha cok çalıyordu.
Alican sen bizi yaktın,yaktınn..
Norman şeytansı bir sırıtış ile kafasını ağır bir haraket ile kütlettiğini gördüğüm an yüzümde dehşetin ifadesiyle Çıkış kapısına doğru koşmaya başladım. Galiba yapılacak işleri boşverip şu 1 hafta boyunca Norman'dan saklanmalıydım.
😶🌫️
03.03.2023
Saat;1.44
Bir hücum sonrası sessizlik en tehlikelisi olandı, sessizlik beni korkutan tek şey olabilirdi belkide. Çünkü biri sessiz olduğunda en büyük hamlesini oynardı ve bunu bilmemek katlanılmaz olduğu gibide eğlenceli bir oyun gibiydi de.
Doğarız, büyürüz ve büyüdükçe bazı şeyleri unuturuz. Bazı şeyleri. Komikti hersey,herkes, heryer. Hayat gülünç bir komedi filmi gibiydi. Kontrol etmek ve edilmek, deli olamadığını anlamak için.
Hayır, deli olduğuma eminlerdi. Çıldırırım ve herkesi bir anda feci bir şekilde katledip bunu unutmamdan korkuyorlardı. O gün olduğu gibi .
Elimdeki viskiyi kafama birden dikmem ile boğazımdan aşağı akışını hissettim, acı tadını. Son kırk dört dakikadır olduğu gibi yine felaket bir melodi sesini yeniden duymaya başladım. Susmuyordu, susmayacaktı. ben görene kadar asla susmayacaktı. Neyi? Herşeyi.
Viski şişesini ağzımdan çekmem ile nefessiz kaldığımı yeni anlayıp derin bir nefes almaya çalıştım. Hep olduğu gibi bu dünyada nefes yoktu, sadece onda vardı ve bu beni gerçekten korkutan daha büyük bir şeydi.
Baska bir içkiye geçtiğimde birden doğru düzgün tutamamam ile yere düşüp kırıldı,camları çimenlerin üstüne yayıldı.
Umursamayıp başka bir tane alacakken daha kalmadığını görüp ayaklandım. Yürürken ayağıma bir şeylerin battığını hissedip yurumeme devam ettim. O camlar illa çıkacaktı ha şimdi ha sonra, uğraşamazdım. Evin içine girip mutfağa doğru ilerleyecekken yine o felaket melodiyi duydum.bakmayacaktık. buz dolabını açıp ismini bilmediğim bir içki çıkartıp kapağını açtım.
İçkiyi yine birden kafama diktim. Düşünceler,zihinler ve şaşırtmacalar sadece ben olduğumda kazanılır. -dı. Hayır, hala kazanılır. Kazanıyordun. İçkiyi ağzımdan çekmem ile yere fırlatıp yeniden bahçeye çıktım. Gökyüzü fazla sessizdi sanki.
Yukarı doğru baktığımda ayda bana bakıyordu."hey dostum! söylesene niye bu kadar sessizsin? Yoksa yine bana karşı acımasız planların mı var!" Kahkaha atıp yeniden aya döndüm ve ona elimle üç rakamını yapıp havaya doğru görebileceği şekilde kaldırdım." Ama önce sıraya girmen lazım. Merak etme ama ben beklerim her zaman ve beklemekten asla gocunmam"
Ayadan gözlerimi ayırıp elime dikkatle baktığımda aslında dört tane parmağımın açık olduğunu görüp yüzümdeki sırıtış ile felaket sese doğru yürüdüm.
En sonda telefonu elime aldığımda Norman,esmeralda,ailean,ailie'den bir sürü mesaj ve arama gördüm. Her zamanki gibi aynı şeyi yapıyorlardı ve bu kendimden daha çok nefret etmeme neden oluyordu. Tamamen muhtaç ve acınası.
Kendimi toplamalıydım çünkü yakın bir zamanda beni kendi halime bırakmayı boşverip bu evi basacaklardı.
Kafam allak bullak olmasına ihtiyacım vardı ve oldu artık düzelme zamanı.
Eve girip mutfaktan çöp poşeti aldıktan sonra bütün çöpleri atıp, kırılan camları kaldırdım. Evi temizledikten sonra banyoya geçtim. Her zamanki şeyler.
Banyodeyken bağırış sesleri geliyordu aşağıdan,suyu daha cok açtım. Banyo berbattı çünkü her tarafında kırılmış camlar vardı, tek sağlam olan ise lavabonun üstündeki ayna. Küvetin içi bira şişeleri ile doluydu. Dolu olmayan bira şişelerini koyduğum yer orası. Genellikle bira içmediğimi kabullenemedigim için içtikten sonra şişelerini kırardım ama kabullenecek bir şeye içersem onları saklardım ve gözümün önünde olması için küvete koyardım.
Küvet boş olan şişeler ile doluydu. Çoğunlukla nadir bir boş şişe koyardım oraya, neye kabullendigimi hatırlamak için. Bir şeye daha kabullendigimi kendimi hatırlamak için tek tek saydığım gibi.
Ama bugün içmiştim ve küvete hiç boş şişe girmemişti. Elimdeki son kalan bira şişesine baktım, içinde biraz daha vardı. Düşünmeden kafama diktim. Bir yudum,iki yudum, üç yudum ve bitiş. Şişeyi kırık dudaklarımdan çektiğim gibi yere atıp parçalanmasına neden oldum.
Kafamı soğuk mermere dayayıp bu sefer suyu en soğuğa getirdim. Artık her şeyi yerli yerine koyup, kafamda bir şeyleri oturtmam lazımdı, kontrol bende olmalıydı.
Kaybedersem kazanırdım ama ne zaman kaybedeceğimin kontrolü elimde tutmam lazımdı.
Ayağa kalkıp kırılan son bira şişesinin camlarını elimle avuçlayarak topladım. Küvete doğru yürüyüp camları belirgin olsun diye elimde sıkıp kanımın camları belirgin hale gelmesini sağladım. Kırık bira camlarını sapasağlam olan şişelerin üstüne doğru tek tek cam şişelerini inceleyerek attım. Son veya başlangıç umurumda değildi, umurumda olan bunu değiştirecek olan kimdi? Bu kadarmı? neredeydi? Böyle iyi.
Geri dönüp hala soğuk suyun aktığı duş başlığına elimi tuttuğumda acı ile his karıştı. Bir süre sonra elimi çekip duş başlığından akan suyu kapatıp lavabonun üstündeki tamir ettiğim kapaklı ayna dolabına doğru gittim, açıp içinden sargı bezini aldığım gibi elime sardım.
Kapının arkasından havlumu alıp belime sardım. Banyodan çıktıktan sonra kapısını kilitleyip anahtarı kapının deliğinden çıkardıktan sonra gözüm oraya bir süre takıldı. Cekmecenin üstündeki kolyemi alıp içini açtıktan sonra anahtarı katlanabilir şeklinde olduğu için katlayıp oraya koydum ve kolyenin kapağını kapayıp yatağın başlığına astım.
Yatağa uzanıp elimi başımın altına koyduktan sonra yatağın sol bitişiğinde duran camdan ayı izleyerek hatırladığım anılara yolculuk ederek gözlerimi kapadım.
Sabah ışıkları gözümü alırken yanımda bir beden hissettim, elini yanağıma koymuş okşuyordu "ahh sloan dün akşam çok güzeldi" çok iğrenç tiz bir sesti. "Sloan sana yemek hazırladım ben karınım, hadi minik panda!" Ses bu sefer kulağıma daha yakındı. Kafamı başka tarafa çevirip uzaklaşmaya çalıştım. Bu sefer göğsümde bir el hissetigimde eli tutup bedenini ters çevirip arkasına doğru tuttum.
Ailean her zamanki saçma şakaları bir gün onu öldürmeme neden olacaktı. Salak birde kafasına siyah uzun peruk takmış.
"Sloan ben senin karınım aaaa!" Tiz çıkarmaya calistigi sesi ile ayrı bir katlanılmaz hale alması ile onu yataktan ittim. "sloan! şakayada gelmiyorsun bu aralar." Yatkata tavanı izleyerek yatmaya devam ettim, Bir süre sustu sonra ayaklanıp kafasındaki perugu trio atar tavirla eliyle oynadığını gördüm. "Şu 2 haftadır sende anormallik var, fark etmediğimi sanıyorsan büyük yanılgı içindesin" Her şeyin farkındayım ve bundan nefret ediyorum.
"Kafam bu aralar çok dolu ailean. Her şey birbirine girmiş halde, bazen olurya Çıkış yolun en korkuncu olur ama sen çıkmazsanda mahkum kalırsın fakat çıkarsanda... offf" yatakta dinlenip kafamı ellerim arasına aldığımda düşecek olan havlumu fark etmem ile bir hışımla yorganı direk üstüme çekip arkamdaki yastığı ailean'a attım. "Siktir git buradan ailean!" Ailean sabahtan beri gülmemek için çabaladığı yüz ifadesi çabucak kaybolup kahkaha atmaya başladı.
Onaylamaz ifade ile kafamı iki yana sallayıp ikinci bir yastığı ona atacakken.
"Tamam, tamam sakin ol gidiyorum. Üstünü giy ve aşağı gel yoksa ailie ve della kavga etmekten dolayı yemeği yakacaklar" Ona ciddi bir şekilde bakmaya devam etmeye dayanamayıp en sonda bu çocuksu haline gülmem ile oda yüzündeki gülümsemeyi büyütüp kapıyı kapattı.
Yataktan yüzümdeki gülümseme ile kalkıp dolaptan rastgele aldığım tişört ve eşofmanı giydikten sonra aşağı indim.
Oturma odasına geçtiğimde aillie mutfakta şarkı söyleyerek yemek yaparken esmeralda ona bağırıyordu. Norman ise salondaki yemek masasına kurulan önündeki ziyafeti boş vermiş, önündeki tabakları kenara koymuş dosya okumakla meşgul bir şekilde oturuyordu. Bu görüntü çok güzeldi. Odadan çıkmadan önce cebime attığım telefonu çıkarıp kendimi ve hepsini kadraja alacak şekilde "PEYNİRRR!"
Onları bağırmadan önce çektikten sonra bağırmamdan sonraki Sorgu dolu bakislarınıda çektikten sonra hepsi elimdeki kamerayı görüp poz verdi. Bir tanede öyle çekil Norman'ın yanına geçtim.
Arkasından geccegimi sanmasını sağlayıp birden elimi omuzlarına koyup onu öne ittkinten sonra "NORMANN GÜNAYDIN!"
Yüzümdeki büyük gülümseme ile bunu dedikten sonra ciddi yüz ifademi takınıp sanki her dakika bunu yapıyormuş gibi della ile ailie'nin yanına geçtim. Norman ise arkamdan bana "Neden?" Bakışları atarken della'nın elindeki ailie'ye doğru salladığı bıçağı yavaş bir şekilde alıp kesmek için önüne koyduğu salatalar kesmeye başladım."Bir tane şarkı var bilirmisiniz? Haydee gidelum hayde gide-"
Bana anlamsız bakışlar ile hangi dili söylediğimi anlamaya çalışmaları ile." Ne? Bir Türk şarkısı ama şiveli." Hepsi anladığını belli eden bakış attıktan sonra işlerine geri döndüler. Bilgisizler.
Della ile ailie yumurtayı kimin kiracağı hakkında kavga etmeye başlayınca tezgahın üstündeki yumurtalarla dolu kabı alıp ilk della'nın arkasına geçtim. Ailie çok ciddi bir yüz ifadesiyle halen daha della ile yumurtayı çok çirkin kırdığında onun yüzünden yumurtayı yiyemediginden ve sabahlarının çok kötü başladığı ile ilgili şeyler söylüyordu.
Yumurtayı alıp della'nın kafasına atmadan önce." Bence ikinizde yumurtayı berbat kırıyorsunuz. Bakın ve öğrenin mükemmel ve Aziz sloan efendiden!" Sonrasında della'nın kafasında art arda 2 yumurta kırıp bir süre şok içinde della ve bana bakan ailie ile göz göze geldikten sonra tam onun kafasindada kıracakken biri kafamda 3 tane yumurta kırıp önüme geçti. "Seni bilmem aziz sloan efendi ama ben senden daha iyi kırarım. Heleki kız kardeşimin kafasında yumurta kıracakken."
Gözlerimi ailian'a devirip elimdeki kaptan bir yumurta daha alarak kafamda kırdım ve çekici bir gülümseme ile onlara bakarak. "Aziz sloan karşısında kimse mükemmel olamaz kadın ama mutasyon geçirerek erkek olan ailean" sabahki olayı hatırlatma yaparak gülümsediğimde ailean gülerek kafasını iki yana salladıktan sonra yumurta kocasından yumurta alıp. "Benim kardeşime kimse yumurta atamaz çünkü..."
Ailean cümlesini uzatarak elindeki yumurtaları havaya kaldırdı, ona iltifat edilmesini bekleyen aillie ise hüsran ile karşılaştı .
Ailean elindeki yumurtaları aillie'nin suratına doğru yapıştırdı."Bu onura ben sahibim!" Hala eli aillie'nin yüzündeyken, aillie kardeşinin elini alıp ters çevirip onu savunmasız anında yere yapıştırdı. Üstüne çıkıp ona benim verdiğim kaptanı yumurtaları yüzünde patlatıp della'dan öğrendiği değişik küfürler ederken. Della ve ben buna kahkahalar ile gülüyorduk.
Gözüm tek yumurtanın eksik olduğu masaya kaydığında elinde telefon ile bizi yumurtaları kafamıza attığımız anın videosunu çekmiş izliyordu. Della ile göz göze geldiğimizde ikimizde aynı şeyi tahmin ediyor olmalıydıkki aynı anda sırıtıp elimde yarısı gitmiş yumurta kabına baktık, geri başımızı kaldırıp sırıtmamızı dahada büyüttük.
Norman in yanına sinsice yaklaşıp arkamda tuttuğum yumurtaları tam kafasına atacakken, göz göze geldik ve benim ne yapacağımı anlayarak burnundan soluyup engel olacakken. Della arkasından çıkıp tüm yumurta kocasını şiddetle kafasına yapıştırdı.
Norman'ın kafasında sadece ağzının gözükecek büyüklükte duran bir kova ve yüzünden aşağı akan kırılmış yumurta parçaları ile yapışkan sıvı vardı.
Bu görüntü sarı pijamasi ile bir ördek gibi görünmesine yol açtığını için çok komik ve sevimli gözüküyordu.
Ne zaman kavgalarının bittiğini fark etmediğim ailean ve aillie ikiside birlikte birisinde anı kamerası ve telefon tutarak video çekiyorlardı.
Aillie kamerayı bize kadraja alacak şekilde kayıda alacak şekilde bırakarak yanımıza geldi. Hep birlikte Norman bu görüntüyü bozmadan fotoğraf çekildikten sonra ben Norman'ın kafasındaki kabı davul gibi ötturürken aillie'de şarkı söylüyordu. Della nereden bulduğunu bilmediğim keman ile bize eşlik ederken ailean oyuncak mikrofon ve kafasına bağladığı yan şekilde duran kıravatla arka plan sesi yapıyordu.
Bunların hepsini kayda alıyorduk çünkü hepimiz bu anların birgun biteceğinin farkında olarak eyleniyorduk. En güzeline buydu hepimiz ger şeyin farkında olup ve herkes herkesin farkında olduğunu bilmesine rağmen zaman gelene kadar birlikte eylenmek. İşte benim dostlarım.
Birlikte güzel bir sohbetle kahvaltı ettikten sonra öğrencilerinin yanına gittiler. Hepsi onları zorlayacak şeyleri anlatırken sinsi suratlarını izlemek bir hayli keyifliydi.
Ben ise iskoçyada st adwerst ta bulunan en ünlü golf sahasındaydım. Şuan 3. Delikteydim ,birinin kafasına yanlışlıkla top gelmesi ve topu kazlara doğru atıp onları korkutup kaçmaları dışında gayet iyi oynuyordum. Golf oynamayı seviyordum oynayamamayı. Sahadaki güvenliğin oynamam konusunda kötü şeyler diyip beni kovmaya çalıştığını saymazsak, gün bugün çok güzel.
Golf sopasını hafifçe topa yaklaştırıyordum
Vurmaya koyuldugum an arkamda birinin varlığını hissetmem ile topu yanlış yöne doğru atmama sebep oldu.
"Bugün pek şanslı bir gün değil gibi?" Sırık,dipleri kahve uçları kızıl olan, yeşil gözlü bir gençti. Onu buralarda hiç görmemiştim, pek buralı olan birinede benzemiyordu. Attigim topa doğru baktı, göle batmak üzere olan topa .
Başka bir top alıp yere koydum"her sabah güzel ama bu sabah ayrı!" Topu bir daha yanlış attığımda gülüp yanıma biraz daha yaklaştı.
"Yine yanlış attınız bence bırakın siz bu golfü yoksa sonunuz sadece hüsran olur benden söylemesi!" Bur başka top yine yanlış attığımda bu sefer güldü ve sopayı doğru elini uzattı. "İsterseniz size yardımcı olabilirim?" Sopayı ona verip nasılsın atacağına baktım. Top göle gitti. Sırık genç, umutsuzluk ve utanmışlık ile kafasını eğdiğinde elimi yumruk yapıp omzuna hafif bir şekilde vurdum.
"Bence ikimizde golf oynamamalıyız, tabi ben yine bir şansımı denim!"Sopayı geri elinden alıp rastgele topu fırlattım. Top saha görevlisinin kafasına çarpıp yeniden önümde durdu. Tabikide önümüzde duracaktı, dört şansımız.
Yüzünü bana çevirmeden sadece önümde duran topa bakıyordu. O sırada yüzünü incelemeye başladım. Kulağının kıkırdak kısmında kurşun yarası vardı, gözlerinin altı kapatılmak istenmiş gibi fondöten ile kapatılmaya çalışılmıştı, damarları fazla belirgindi. Nefes alış verişi top benim önüme geldikten sonra fazlasıyla değişmişti. Unuttuk. Kafasını çok yavaş bir biçimde bana doğru kaldırdı.
Yüz sadece bir ifade değildir.
Yüz; soruyu iyi bildiğin sürece bilgece verdiğin cevaptı, ama dikkatli olmak lazımdı çünkü bir bilmece karşısında tüm cevaplar aptalların lügatıydı.
Zaman,mekan,ortam hepsi bir delinin ayarlamış olduğu soruydu ,ama gerçek şuki bir delinin verdiği sorunun ,cevabıda yokken biz burada ne yapıyorduk. Biz kimdik? Delinin sorusunun cevabı;
Karşımdaki genç olmak isteyen ile göz göze bakismaya devam ettik en sonda sırıtıp elimi omuzuna atıp pışpışladım.
"Bu kadar gerilme çocuk! Her şeyin bir ilki vardır diğmi?" Bana kaslarini catip baktığında dediğimi anlamadığımı anlayıp.
"Yani o kadar çok önüme geri gelen topa baktınız ilk defa böyle bir şey gördüğünü düşündüm. Sonuçta nadir olan bir şey ne dersin?" Bana kasları çatık bakmaya devam etmesi ile oyunbozanlık yapması sinirimi bozdu.
Gitmek için Yanından geçecek iken kulağına yaklaşıp."Her şeyin ilki nadir insanlardan çıkar çocuk. Nadir insanı bulmak güzeldir şanslı hissetir ama onun ilki olmak her zaman güzel bir şey değildir"
Yanından geçip gittikten sonra bir süre saha görevlisi ile tartıştık. En sonda kafasına bir tane çuval geçirip Yanından kaçmak zorunda kalmıştım.
Tesise geldiğimde üstünde RİH yazılı kapıların önüne gelerek yüzümü okuttum.
Eşleşme ile kapılar açıldı, yeni gelen öğrencilerin eğitim alanlarına gittiğimde onların bir üst seviyesi olan öğrencileri görmem ile yeni gelenlerin nerede olduğunu bulmaya çalıştım.
En sonda bir temizlik görevlisi ile öğrendiğim kadarıyla ilk defa bizim bulunduğumuz rütbeden eğitmenler ve öğrencileri olduğu için, onlara özel çalışma odaları verilmiş. O odalara sadece öğrenci ve öğretmen girip,dekore edebilirmiş.
Gidip kendi öğrencimi eğitecek olan odayı bulup ismini değiştirdim. Sonra biraz dizayn edip günümün yarısını ona harcadım. Bizimkilerin akşam olduğu ve saha boşaldığı için öğrencilerini oraya çıkardıklarında bende yanlarına gidip gozlemlemeye karar verdim, sonuçta hepsi öğrencimin rakibi olacak insanlardı özelliklerini bilip onu her şeye hazırlıklı eğitmem lazımdı.
Sahaya çıktığımda gölün yakınında eğitim yaptıklarını görüp yaklaştım. Della büyük bir kararlılık ve yüzündeki ciddi ifadeyle esmeraldaya bakıyordu, sarışın olan kız ne olup bittiğini anlamıyormus gibi bakarken birden arkasına tekme adan eğitmeni vanessa'yı hiç bir tepki vermeden fark edip yana doğru kaydı ve egitmeninin bacağını tutup kendine çekip suratına yumruğu yapıştırdı.
Aslında vanessa kolaylıkla onun bu ayağından kurtulabilirdi ama yeni yeni eğitimlere başladığı için öğrencilerin gücünü ve kuvvetini ölçüyorlardı. Ben ise elimde ne zaman aldığımı hatırlamadığım sandviç ve meyve suyum ile yere oturmuş onları seyrediyorum. Keyfim çok yerinde ve bu onların sinir oluyorlardı, bu durum beni daha çok keyiflendiriyordu.
Gözüm adının hazel olduğunu öğrendiğim ailean'ın öğrencisi kızıl saçlı kıza kaydı.
Kendisi Hazel Matel; ünlü ve zengin ailenin çocuğu. Peki burada ne arıyordu? Öz geçmişini sadece ailean biliyordu ve o böyle özel konularda ağzını dahi açmaz saygı duyardı, Ailean'ın en sevdiğim özelliğide buydu.
Hazel uzun kızıl saçlarını arkadan örüp percemlerini ise önde düğün kalacak bir şekilde ayarlamış ailean'a doğru hızla koşuyordu, tam ailean ile karşı karşıya gelecek iken birden zıplayıp kendi etrafında havada döndükten sonra ailean'ın sırtına kuvvetli bir tekme geçirdikten sonra yere inip ailean'ın önüne geçip hızla eğilip karnına yumruk attıktan sonra hızla bir kaç santim geri durup kendini koruma pozisyonu aldı. Fazlasıyla hızlı ve pratikti .
Nedense bu sırada perçemleri savunma pozisyonunu alınca yeniden çok düzenli bir şekilde yüzünde durduğunu gördüm, acaba çok hızdanmıydı yoksa fısfısmı sıkmıştı?
Benimkiler ara sıra kirpi gibi oluyorlardı onla bi ara bunu konuşmam lazımdı.
Birden su sesi geldiğinde göle doğru bakıp
Kumral olan çocuğun göle düştüğünü Norman'ın ise başında durmuş kafasını iki yana doğru yana sallayıp yere baktığını gördüm. Iyikide anı kamerasını alıp yanıma koymuştum kesinlikle bu sahneyi çekmiştir çünkü geniş açı moduna almıştım. Keyifle güneş gözlüğümü takip sandiviçimi yemeye devam ettim.
Kumral çocuk gölden çıktıktan sonra Norman ile tartışmaya başladı, ikiside çok gergin durduğu için onlarla sandviçlerimi paylaşmaya karar verip onlara doğru içtiğim meyve suyunun çöplerini attım. Norman bana sinirli bir şekilde baktığında
Elimi "gel gel!" Anlaminda sallayıp sandviçleri işaret ettim.
Öğrencisi ile yanıma doğru yürümeye başladılar, gözüm saatlerdir antrenman yaptığı belli olan albinolu çocuğa kaydı.
Eğitmeni aillie ise artık bıkmış bir tavırla ona eğitim yapmaya devam ederken onu oradan kurtarmak için."hey aillie! Bir sürü sandviçim var öğrencini al gel." Albino olan çocukta bana döndüğünde dikkatini daha cok çekmek için sandvici elime alıp."küçük bir bola her zaman gereklidir!"kafasını aillie'ye doğru çevirip kafasını tamam anlamında salladığında aillie ona düz Bur yüz ifadesi ile bakmıştı. Albinolu Arkasını döner dönmez aillie sevinç nidaları atıp birden bana doğru koşmaya başladı.
Onların geldiklerini gören ailean ve Vanessa'da öğrencileri ile gelmeye başladı.
Sandiviçler bitecek!. Salamlı sandiviçlerim.
Onlara uzgunlukle baktıktan sonra boşverip önüme döndüm. Norman ve öğrencisi çoktan oturmuş sandivic paketleri acarken aillie onlardan önce keyifle yemeye başlamıştı.
Aillienin öğrencisi ona hayretle bakıp kafasını iki yana salladı sonrasında direk sandığı almaya çekinmiş olmalıkı etrafa doğru giz atmaya başladı. Elime direk sandviç ve meyve suyu alıp ona uzattım.
"İstediğin gibi alabilirsin" bana bakıp kafasını sallayarak."teşekkür ederim. Ben breri,siz?" Ağzım dolu olduğu için cevap veremezken aillie hışımla bitirdiği sandviçin copunu elinde buruşturarak keyifle benim yerime cevap verdi."onun adı sloan, öğrencisi daha gelmedi o yüzden boş boş durup tıkınmakla meşgul"
Aillie'ye göz devirdigimde bana elindeki çöpü fırlattı başımı yana doğru çektiğimde çöp vanessa'nın öğrencisine geldi. Eliyle gelen çöpü yakalayıp ortada Norman'ın ayarladığı çöp poşetine attı. Hazel onun bu yaptığına tek kaşını kaldırarak hafifçe gülümsedi.
Vanessa'nın öğrencisi bana bakıp."Ben soleil. Senin öğrencini gördüm galiba,uzun kıvırcık saçlı olduğunu hatırlıyorum." Della öne doğru yaklaşıp."Evet benimde tek hatırladığım uzun ve kıvırcık saçlı olduğu, hatta saçlarından dolayi yüzünü bile doğru düzgün görmedim. Tek hatırladığım bira enerjik olduğuydu"della elini sallayarak doğru cümleyi bulmak için gözlerini etrafta gezdirerek konuşmuştu. Breri della'ya bakıp kaslarini eminmisim gibisinden kaldırdığında della nefesini vererek."Tamam fazla enerjikti, düzelttim cümlemi rahatladınmı?" Breri kafasını olumlu anlamda salladı. Hazel ise bu dediklerine cevapsız kalarak yemeğini yedi.
Susarsan konuşurlar, konuşursan felakette konuşur. İkisinin arası ise sağırlıktan başka bir şey değildir.
Hazel ile göz göze geldiğimizde beni dikkatle inceledikten sonra diğer egitmenleride incelemeye başladı. Onu boşverip birlikte sohbet edip gülüşün soleil ile della'ya baktım, ilk geldiklerindede birbirlerini kollamışlardı.
Dost,düşman ve yalanlayan;sadece görünene kadar.