İçeriğe geç

Dikişler

Bölüm 3 · 8 dk okuma

Dikişler

Bölüm 3

3:Kederin Tatlı Çiçeği

İki hafta sonra kader onları tekrar bir araya getirdi . Ya da Daniel’ın annesi .

Bu sefer o kasvetli geceden eser yoktu . Açık hava , çimlerle kaplı geniş arazi , tartışan değil gülüşen insanların sesleri ve bahçenin her yerindeki çiçek fidanları o geceyle bir tezat oluşturuyordu . Öyle ki taş malikeneyi kaplayan sarmaşıkların üstü bile gül doluydu .

Haymitch güneşe bakarken gözlerini kıstı ve kuşların cıvıltısına aldırmadan şampanyadan kısa bir yudum aldı . Şampanyanın köpüğü sönmüş gibiydi , ona fark etmezdi . Açık kahverengi bir takım giymişti , üstüne yapışıyor ve vücut hatlarını belli ediyordu . Aile’nin ısrarıyla içine lacivert bir fular takmıştı . Gerçi fularını yine gelişigüzel tıktığı için düzeltip duruyordu . Chia gülmemek için kendini zor tutuyordu.

Haymitch bir süre barbekü yapan aile üyelerinde göz gezdirdikten sonra konuşmaya tahamül edebildiği tek kişi oymuş gibi Chia’ya döndü .

“Ne okuyorsun?”

“Edgar Ellen Poe”

“Bölüm olarak sormuştum”

“Ah..” Chia omzundaki elbisenin askısını düzeltti , bu sefer beyaz , yazlık bir elbise giymişti . Saçlarını havanın sıcak olmasına güvenip ıslak bırakmıştı , bu yüzden tutamlar dalgalı ve dağınık bir hal almıştı . Kafasındaki hasır şapka bu dağınıklığı saklıyordu . Yine boynunun tutulacağını veya en iyi ihtimalle hasta olacağını biliyordu ama hayatı biraz romantize etmeden duramıyordu .

“Gerçekten evlenmek istiyor musun?”

“Hayır”

“O zaman neden bunu devam ettiriyorsun?”

Kız omuz silkti

“Hayatın beni nereye götüreceğini merak ediyorum”

“Pek maceracı değilsin sanırım”

“Kendimi kadere müdahele edecek kadar güçlü hissetmiyorum”

“İnsan kaderini kendisi şekillendirir”

Chia kitabını okumaya devam etti , bu fikri reddediyor , ya da kendini bunu yapabilecek iradede görmüyor gibiydi . Haymitch iç çekip malikanenin gri taş duvarlarında , çiçeklerde ve tekrar aile üyelerinde göz gezdirdi . Chia yüzük tekrar – resmen - takılıp şapmanya patlatıldıktan sonra kitap okumak için sessiz bir köşeye çekilmişti ve Daniel bir kere bile yanına gelmemişti . Kızın bunu umursadığı da yoktu , yalnızlıktan zevk alıyor gibiydi . Haymitch ise sarhoş olmak için en iyi noktayı ararken kendini onun yanında bulmuştu .

“Biliyor musun , hayat hakkında bu kadar karamsar olman sadece Daniel’a yararı olur . Zayıf anında güzel bir kızla evlenir ve olur biter” dedi mırıldanarak , düşünceli bir sesle .

Chia “sabah 10’da içmenin de kimseye yararı olmaz” diye cevapladı .

Haymitch gülerek bardağını kaldırdı “bana oluyor , aramızdaki fark bu , ben kendi yararımı senden daha çok düşünüyorum” .

Chia kaşlarını kaldırdı “bu güzel havada cidden bunu mu konuşacağız?” . Haymitch etrafına baktı , zorla geldiği bir gün için fazla güzel bir hava vardı . Geniş arazi çeşitli çiçeklerle doluydu , Chia ve Haymitch tam malikanenin yanındaki minik masada duruyordu , Chia kendini oraya ait hissediyormuş gibi sandalyesini taş duvara doğru çekmişti .

“Pekala” dedi Haymitch “başka şeylerden konuşalım , mesela bu sarmaşıklar çok güzel değil mi?”

“Evet öyle” dedi Chia , bitkiye gerekenden fazla hayranlıkla bakarak .

“Biliyor musun , çoğu insan sarmaşıkları ürkütücü bulur” dedi Haymitch “genelde herhangi bir duygunun yoğunluğunu , işgal edilmeyi sevmeyen insanlar” . Chia kısa bir an düşündü, sesinde merak vardı “neden?” “çünkü çok çabuk büyürler" dedi Haymtich "sen ne olduğunu anlamadan her yeri kaplayabilirler . Bazı insanlar alanlarını işgal edebilecek , kontrolsüz bir şeyi istemez . Onlar genelde küçük , zararsız çiçekleri severler . El altında tutabileceklerini" gri taş evin tüm duvarını kaplayan sarmaşığı inceledi ve ona döndü “sarmaşıklar istemediğin yerlere de sızar” .

Ona bulutlu bir havanın gökyüzünü taşıyan gözleriyle baktı “aşk gibi” .

Chia sonunda eğlenceli bir şey dinlediği için gülümsedi “ya da alkol gibi" .

"Ah , sana kötü bir örnek vermemeye çalışıyordum tatlım" genç kız omuz silkti "bağlamları kendim düşünebiliyorum" Haymitch’in tek eli cebindeyken gri gözleri kızın üzerinde gezindi "demek öyle" . Sonrasında sarmaşıklara uzanıp üzerlerinde tohumlanmış pembe güllerden birini kopardı “aslında bunu Daniel’ın yapması gerekiyordu ama..” gülü Chia’ya uzattı “sanırım fazla meşgul” .

Chia gülü gülümseyerek aldı , kokusunu içine çekti . “Çok güzel kokuyor” “sarmaşıklarda yetişen çiçeklerin kokusu farklı olur , zorluğun içinde yetişen güzel şeylerin daha büyüleyici olması tanrının bir lütfu sanırım” Haymitch ona güllerin yapısını anlatırken içkisinden bir yudum daha aldı .

“Hep sarhoşsun” dedi Chia

“Sen de hep depresifsin”

“Şu an değil”

Haymitch yudumunu yarıda kesip ona baktı “öyle mi?”

“öyle” .

Gözleri bir süre yüzünde gezindikten sonra “botanik bu kadar içini açtıysa daha fazla anlatabilirim” diyerek genç kızın kıkırdamasına neden oldu . Yanına bir sandalye çekip oturdu “bak şimdi , siyah gülleri biliyor musun..” .

Botanik ve böcek yapıları hakkında uzun bir konuşmaya daldılar .

Chia ilk kez bunalmış hissetmiyordu , ki bu genelde onu ele geçiren bir histi .

Mutsuz olmak için doğmuş gibiydi .

Herkesin sohbet ettiği şenlik masalarında sessizce oturmaya ve somurtkan görünmemeye adanmış bir ömür . Benim hakkımda ne düşünürler diye düşünmenin bile yorucu gelmeye başlaması , kayan göz kapakları , annesinin duruşumu düzeltmesi için küçük uyarıları , o masanın altından bacağını sıktıktan veya boğazını temizleyerek kızına baktıktan sonra sırtını birkaç saniyeliğine dikleştirip sonra yine eski halime dönmesi ve önünde her ne varsa onunla oynaması .

Ona tanıdık gelen atmosfer buydu .

Hepsi tanıdıktı , bunalmışlık ve depresyon tanıdıktı , hatta en iyi dostlarıydı . Hayat genelde başkalarının yanında böyle geçerdi ve Chia bir noktada kendisinde mi bir sorun var yoksa çevresindeki herkes onu karanlık bir çukura mı itmeye çalışıyor diye sorgulamaya başlamıştı .

Haymitch ise başkaydı .

Chia ona karşı ne hissettiğine emin değildi , sadece sessizce yanına gelip o yaprakları hafif soğuk havadan donmuş , fazla narin pembe gülü uzattığında , bir saniyeliğine üzülmek yerine şaşkın göründüğünde ve Haymitch onun kafasındaki bulutları dağıtıp bundan tatmin olduğuna (çünkü hava ne kadar güneşli olursa olsun o bulutlar her zaman Chia’nın başına toplanabiliyordu , görünüşe göre Haymitch bunu da fark etmişti ) ve sarmaşıklar hakkında bilgi vermeye başladığında , Chia sonunda birinin onu o karanlık çukura itmediğine memnun oldu .

Ona karşı hissettiği şey sıcak bir minnetti ve o his kalbinde fazla ısınmaya başlamıştı .

Ekim güneşinden dedi kendine .

İçimdeki bir şeyden değil , çünkü benim içimde karanlıktan başka bir şey yok .

“Ne okuduğunu söylemedin” dedi Haymitch

“Güzel sanatlar” dedi Chia “keman çalıyorum” .

“Bu pek çok şeyi açıklıyor” dedi Haymitch “gerçi botanikçi de olabilirmişsin , çoğu insan bu konuşmadan sıkılırdı” . Chia elbisesini umursamadan bir bacağını diğerinin altına attı “ilginç anlatıyorsun , o yüzden ilgimi çekiyor” “yani iyi bir öğretmen miyim?” “evet” .

Haymitch bir süre düşünür gibi yaptı “belki de gerçekten öğretmen olduğum içindir” Chia’nın kaşları havalandı “botanik mi?” Haymitch kahkaha attı “hayır , keman” genç kız bu sefer gerçekten şaşırmıştı .

Aile barbekü yaparken Daniel’ın babası kızarmış etlerden birini ters çevirdi . Cintia ve Martha birlikte oturuyordu . Martha’nın gözleri ara sıra Chia’ya ve sürekli burnuna götürdüğü güle kayıyordu . Cintia bunu fark edip gerginliği dağıtmak için gülümsedi “iyi anlaştılar değil mi?” Martha gözünü ayırmadan mırıldandı “sence ne konuşuyorlar?” Cintia omuz silkti “kıza böcekler hakkında bir şey anlatıyordur , Haymitch’in böyle garip ilgi alanları vardır” kadın sessiz kalınca Cintia iç çekip devam etti “biliyor musun , aslında Haymitch’in gelmesini pek istemiyordum ama Matthew onu davet edip duruyor” “orasını anladım , bir sarhoşun kızımın yanına yaklaşmasını ben de istemezdim” diye homurdandı Martha .

“İçme sebepleri olması genellikle sarhoş olmalarından daha korkutucudur” diye cevapladı Cintia , Martha gözlerini manzaradan ayırıp ilk defa ona baktı “ne demek istiyorsun?” “şey..artık sen de aileden olduğuna göre söyleyebilirim” Cintia fısıldadı “kızın...onun ölen sevgilisine çok benziyor , Haymitch’in yani” “ne?” Cintia hüzünlü bir sesle devam etti “ilk gördüğümde çok şaşırdım , Matthew bana fotoğraflarını aile albümünden göstermişti..” “aile albümünde fotoğrafı mı vardı?” “tabi ki vardı , sevgili Lenore’u herkes tanıyordu” dedi kadın .

“O kadar büyük bir aşk yaşıyorlarmış ki her kavgalarında Haymitch’in eve kapıyı çarparak girmesinden annesi kavga ettiklerini anlıyormuş . Zavallı kız trafik kazasında öldüğünde yaşananları bir düşün” diye mırıldandı . “O yanında değil miymiş?” dedi Martha “yanındaymış tabi , oğlanı hayata döndürmek için tam 72 dikiş atmışlar . Chia’yla yazın tanışmadıkları iyi oldu , onu havuzda görseydi vücudundaki izlerden korkardı” .

Martha kızını izlemeye devam etti , dikiş izlerinden korkacak bir hali yoktu . “Chia yüzmeyi sevmez , büyük ihtimalle köşesine çekilip izlerdi” diye mırıldandı “efendim?” dedi Cintia , önlerindeki ahududulardan bir tanesini ağzına atarken kızıl saçları önüne düşmüştü , su yeşili gözleri merakla parlıyordu . “Yok bir şey” dedi Martha “sadece tanışmalarının iyi bir şey olduğunu sanmıyorum” “Haymitch Chia’yı korkutmaz” dedi Cintia “merak etme , sadece onu ilk gördüğümde...Nasıl desem..Fotoğraftaki kıza çok benziyordu , zavallı Lenore’a . Kaderleri benzemesin” . Bunu derken arkasına yaslanıp lekeli elleriyle şampanya bardağını kavradı ve bir yudum aldı “gerçi neden onun yanında anlamıyorum , narin bir kız...Umarım korktuğun gibi Haymitch onu ürkütmez” .

Ama Martha’nın korktuğu şey bu değildi , aksine Chia’nın Haymitch’den ürkmeyeceğini bilmek onu korkutuyordu . Kızını çok iyi tanıyordu , istediği bölümü kazanmadan önce ne kadar hırslı olduğunu , o okulda neler yaşandığını ve duyguları yüzünden ne kadar ileri gidebildiğini . Haymitch tam da o duygular sonunda uyuşmuşken açma düğmesine basacak birine benziyordu .

İç çekti ve kendi şampanyasını yudumladı . Cintia onun düşüncelerinden habersiz konuşmaya devam etti , oğlunun nişanlısı tarafından nefret edildiğini ve Martha'nın amcasını tehlike olarak gördüğünü asla tahmin edemezdi çünkü Chia ona göre sadece sessiz bir kızdı . Martha ise o sessizliğin nasıl patlayabileceğini çok iyi biliyordu . “Chia’nın gözleri ne kadar garip” dedi “gözbebekleri çok büyük , rahatsızlığı falan mı var?” “hayır , sadece gözleri hassas” Cintia güldü “yine de güzel bir kız , Daniel çok şanslı” . Martha kibarlık olsun diye gülümsedi ama gözlerini onlardan ayıramıyordu .

“Hadi ama , endişelenecek bir şey yok” dedi Cintia “baksana ona çiçek bile vermiş” .

“Evet , görüyorum” dedi Martha ama daha çok “evet , görüyorum ve asıl sorun da bu” der gibiydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.