İçeriğe geç

Dikenlerin Sessiz Beşiği

Bölüm 24 · 3 dk okuma

Dikenlerin Sessiz Beşiği

Bölüm 24

İstikbalin İlk Parolası – Mevcudiyetin Temeli

"Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir."

Bu cümle, hayatın boyunca karşına çıkacak tüm amaçların en tepesine yerleştirilmiştir. "Birinci vazife" demek; sınavdan, kariyerden, paradan ve kişisel dertlerden önce gelen, her şeyin temeli olan görev demektir. Bağımsızlığını (istiklalini) ve kurduğun bu modern yapıyı (cumhuriyetini) sadece bugün değil, sonsuza kadar (ilelebet) korumak ve savunmak zorundasın. Eğer bu temel sarsılırsa, üzerine inşa edeceğin hiçbir hayalin ayakta kalamaz.

"Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir."

Hayatta sahip olduğun her şey; aldığın nefes, yürüdüğün sokak, kurduğun gelecek hayali sadece bu temele bağlıdır. Bu yüzden o hazineye sıradan bir miras gibi değil, hayatının tek dayanağı gibi bakmalısın. Dünyanın en zengin insanı olsan bile, bir vatanın ve bağımsızlığın yoksa aslında hiçbir şeyin yoktur.

"İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır."

Gelecekte de, tıpkı geçmişte olduğu gibi, seni bu özgürlükten ve bu hazineden koparmak isteyenler çıkacaktır. Bunlar bazen dışarıdan gelen açık düşmanlar (harici), bazen de kendi içinden çıkan, senin gibi görünen ama sana ihanet eden (dahili) kötü niyetli kimseler olacaktır. Uyanık olmalısın; saldırının nereden geleceği belli olmaz.

"Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!"

İşte burası hırsın zirve noktasıdır. "Acaba yeterli gücüm var mı?", "Param var mı?", "Yanımda kimse var mı?" diye sormayacaksın. Şartlar ne kadar kötü, imkanlar ne kadar kısıtlı olursa olsun; savunma sırası sana geldiyse, arkana bakmadan ileri atılacaksın. Tereddüt, yenilginin ilk adımıdır.

"Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir."

Seni bekleyen şartlar çok uygunsuz, çok zor ve imkansız görünebilir. Her şeyin bittiğini, artık yapılabilecek bir şey kalmadığını düşündüğün o an, aslında asıl sınavın başladığı andır.

"İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler."

Karşındaki güçler o kadar büyük, o kadar yenilmez görünebilir ki, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir zafer kazanmış gibi durabilirler. Bu senin gözünü korkutmasın; tarihin akışını değiştirenler, "yenilmez" denilenleri dize getirenlerdir.

"Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir."

Zorla (cebren) ya da oyunlarla (hile ile) vatanın tüm savunma hatları düşürülmüş, kurumları ele geçirilmiş ve her köşesi fiilen işgal altına girmiş olabilir. Bu, en umutsuz fiziksel tablodur. Ancak bu tablo bile senin pes etme nedenin olamaz.

"Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler."

En acısı ve en tehlikelisi budur: Ülkeyi yönetenler gerçeği görmüyor (gaflet), yanlış yola sapmış (dalalet) ve hatta bilerek vatanı satıyor (hiyanet) olabilirler. Kendi yöneticilerin bile senin düşmanına hizmet eder hale gelmiş olabilir.

"Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler."

Kendi koltuklarını ve çıkarlarını korumak için, işgalcilerin ve düşmanların planlarıyla kendi planlarını birleştirebilirler. Seni koruması gerekenler, seni sırtından vurabilir.

"Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir."

Halk yoksulluktan bitmiş, yorgun düşmüş, elinde avucunda hiçbir şey kalmamış ve umudunu yitirmiş olabilir. Toplumun genelinde bir çaresizlik hakim olabilir.

"Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır."

İşte her şeyin düğümlendiği yer. Yukarıda sayılan bütün o felaketler gerçekleşmiş olsa bile; tek başınaymışsın gibi, kimseden yardım beklemeden ayağa kalkacak ve o cumhuriyeti kurtaracaksın. Bahane üretme lüksün yok.

"Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

"Nereden güç alacağım?" diye sorma. O güç senin karakterinde, genlerinde ve bu toprakların sana verdiği o sarsılmaz iradede zaten var. Sen, sadece bu gücün farkına vardığın an dünyayı değiştirebilecek o hırsa kavuşacaksın.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.