İçeriğe geç

Dîde-i Giryan

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Dîde-i Giryan

Bölüm 4

4.BÖLÜM

√Günümüz

Hatırlamıyordum, gelen numarayı da göremiyorum. Sadece sayfanın ismi vardı, 'Bibliyofilinlerin Eğitim Dünyası' yazıyordu. Telegram'dan çıkıp Google üzerine gelip araştırma merakı hissettim. Bibliyofilin yazdığımda şaşırmıştım ben daha değişik anlamlar bekliyordum, gelen mesaja bakılırsa daha atarlı giderli durumların içine düştüm galiba diye düşünmüştüm.

Bibliyofilin; kısaca kitapsever, kitap kurdu, kitaba tutkuyla bağlı gibi anlamları varmış.

Yunanca' da kitapsever demekmiş. Ali Püsküllüoğlu'nun Türkçe Sözlük'ünde bibliyofil için kitap dostu, kitaplara düşkün kimse denmiş. Şaşırmıştım. Bibliyofilinlerin Eğitim Dünyası diye yazdığımda karşıma kocaman bir okul çıkmıştı kısaca göz attığımda, hatırlamaya başlamıştım. Hatta e postamda başvuru yaptığıma dair mail'in durduğuna emindim. Evet e postamda da kabul edildiğime dair mail vardı. Burda da, 'sizi delirtmeyeceğiz sadece kitapları ne kadar sevdiğinizi kanıtlayacaksınız' yazıyordu.

Sayfanın reklam alıntısında “Sizde kendinizi denemek ve o büyük ödülü kazanmak ister misiniz?” yazıyordu. Acaba neydi o ödül?

Para olur diye tahmin ediyorum.

Büyük ödül için bile şansını deneyen elbette olacaktı. Onlarca kişinin içinden seçildiysem elbet bunun bi sebebi vardı ama şuanda ona takılamazdım. Fotoğrafta görünen kadarıyla alanı çok genişti ve binalar yan yana dizilmiş kampüs gibi görünüyordu. Siteden anladığım kadarıyla hem eğitim vereceklerdi hemde bu 6 ay da yarışmalar düzenlenecekti. Aklıma yatmıştı, illa ki bilgilendirme mesajı göndereceklerdi. Ona göre gider konuşurdum. Şimdilik işimi düşünmeliydim. Instagrama girdiğimde tahmin ettiğim gibi takip isteği gelmişti. Tanımıyordum blog hesabım olduğu için pek fotoğrafım yoktu, daha çok kendi karemden birşeyler ve hoşuma giden sözler vardı. Bazıları da bana aitti işte.

@serdardilem diye biriydi. Onunda fotoğrafı yoktu kabul etmiştim. Öyle ellememiştim sonra. Stalk yapma huyum yoktu. Hikâyeme girip story ekleyecektim. Ama ilk önce kendime kahve yapmalıyım diye düşündüm saçlarımı hemen melik örüp mutfağa geçmiştim. Kahve makinesine ölçerek suyu koyup, kokusuna hayran kaldığım türk kahvesini ekledim. Köpüklenmeye başladığı an tamamdı, fincanıma boşaltıp fotoğraflamıştım.

İşte kendime gelmeye başlamıştım. Kahvemi alıp, odama geçtim. Önüme dün başladığım kitabı aldım, bir kaç satır okuyamadan bir bildirim sesi daha geldi. Bu yüzden telefonla müzik dinlemeyi sevemiyorum diye mırıldandım. Hikâyeme yanıt verilmişti, az önceki istek gelen kişiydi.

@serdardilem hikâyene yanıt verdi: Afiyet olsun, köpüğüne yandığım🔥

@edebimeftuun :Buyrun?

-Ne demek istiyorsunuz gibisinden yazmıştım ama verilen cevaba daha çok hayret etmiştim.-

@serdardilem : Ah gelebilsem hiç sormam zaten.

@edebimeftuun: He siz ciddi ciddi kahveye davet ettiğimi düşündünüz?

@serdardilem: Etmediniz mi?

@edebimeftuun :Etmemi isterdiniz galiba?

@serdardilem: Tamam davetsiz de gelirim de ederseniz daha çok hoşuma gider.

-Gece gece çatmıştım delinin birine-

@edebimeftuun: Tanımadığım birini bırakın kahve içmeye, hiçbir yere çağırmam.

@serdardilem: Bu hâlleriniz hoşuma gitti.

Gerçekten hangi kafayı yaşıyordu bilmiyorum ama cevap verme gereği görmeden sohbeti sessize alıp uygulamadan çıkmıştım. Kitabıma geri gömülecektim. Bu kitabı yanımda çalışan Naz önermişti. Genç kurguları bende severdim, klasiklerden falan da okurdum. Ben kitap ayırmazdım ki, en ufak deneme kitapları bile insana birşeyler katardı buna inanıyordum.

Kahvemi içtim, fincanımı durlayıp makineye yerleştirdikten sonra balkon kapısını ve dış kapıyı kilitledim. Saat 11'e geliyordu. Yatsam iyi olacaktı. Tuvalet ihtiyaçlarımı giderip, odama girdim. Mp3 çalarımdan arka fona Sancak/Yokluğuna açtım. Battaniyenin altına girip gözlerimi tavana dikmiştim. Hayal etmeye başlamıştım. Düşler benim düşüşlerim olmayacaktı. O 6 ay boyunca verecekleri listedeki 100 kitabı da bitirecektim. Yarışmalar da ödülleri de kapacaktım. Bu şarkı bana ailemin yokluğunu hatırlatıyordu. Anneme ne olmuştu bilmiyordum. Babam'ın şehit olduğunu biliyordum. O onurla yaşıyordum. Dimdik. Bende yapardım, bu vatan uğruna canımı verirdim. Kendimde o potansiyeli bilsem, görsem bende olurdum. Ama o cesaretim yoktu. Babam'la fotoğrafımız olmasına rağmen annemle hiç yoktu. Biyolojik annemle' Beni bırakıp, evladını, canını bırakan, çekip giden kadın için anne demeye çekiniyorum. Ama ne kadar istemesem de öyleydi. Hiç düşünmemiştim. Yattığım yerden doğruldum, geri gelseydi affeder miydim? Büyük konuşmamak gerekirdi, elbette ki vardır bi açıklaması diye düşünmüştüm. Kitabımdaki karakterleri düşünmeye çalışırken gözlerim kapanıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.