-Vay canına,siz zenginler her sabah böyle mi kahvaltı ediyorsunuz?
-Sayılır...
Herkes bahçeye çıkmış ve masanın etrafına yerleşmişti. Bir yandan yemek yemeye bir diğer yandan da sohbet etmeye başlamışlardı. Sohbeti başlatan Bucky olmuştu ve diğerleri de devam ettirmişti.
-Doğruyu söylemek gerekirse Isabelle,böyle bir performans beklemiyordum. Silahı aynen bir profesyonel gibi kullanıyorsun.
-Sağol.
-Nasıl bu kadar iyi silah kullanabiliyorsun merak ettim Isabelle. Kim öğretti,sokak arası gangster çeteleriyle mi ilgileniyorsun..?
-Neden? Nasıl kullanıldığını bilmem tuhaf mı geldi Ward..?
-Sayılır. On altı yaşında olduğuna bakarsak bunu bilmiyor olman gerekiyor.
Isabelle baş ve işaret parmağı ile burun kemiğini sıktı ve tanrıdan sabır diledi. Tam ağzını açacağı sırada Meg konuştu.
-Birileri kıskandı galiba.
-Kıskanmak mı? Ben ve kıskanmak..? Kıskanacak olsaydım Bucky'yi kıskanırdım,Isabelle gibi bir sürtüğü değil.
Isabelle abisinin kendisine söylediğini duyduğunda dişlerini sıktı.
-Demek ki birinden büyük olmak seni her konuda daha iyi yapmıyor Ward. On el ateş ettin ve sadece ikisinde hedefi tam on ikiden vurdun,ben ise nişan bile almadım. Belki de senden daha iyi olduğumu kabul etmelisin. Hem silahları bir kenara bırakalım,az kalsın beni kendi bıçağımla öldürüyordun.
-Siktir oradan,bıçak kullanmayı biliyorum. O farklı bir bıçaktı sadece.
Ardından Meg araya girdi.
-Farklı değildi,o dolaptaki en normal bıçaktı ve sen kullanamadın sadece.
Isabelle Meg'in söylediği ile sinir edici bir şekilde abisine güldü ve arkasını yaslanıp kahvaltı etmeye devam etti. Ward ise Meg'in kendisi yerine kız kardeşine destek vermesine bozulmuştu fakat belli etmedi.
Yemek ile birlikte masadaki herkesin sohbeti de devam ediyordu. Isabelle yine sessizliğini korumuş,ve kendisine sorulan bir şey olmadıkça konuşmamıştı.
Yemeğin ortalarına doğru Isabelle'in telefonuna bir mesaj geldi ve Isabelle telefonu cebinden çıkartıp gelen mesajı okudu.
---------------------------------------
EDEN MALCOLM
Günaydın Güzelim.
Merkeze gelmen gerekiyor,sana ihtiyacımız var.
---------------------------------------
-Harika...
Bucky,Isabelle'ın yanında oturuyordu ve söylediği şeyi duyduğunda ona döndü.
-Isabelle,bir sorun mu var..?
Isabelle başını hayır anlamında sağa sola salladı ve oturduğu yerden kalktı.
-Benim gitmem gerek. Siz keyfinize bakın.
-Hey,Isabelle. Sorun ne..?
Isabelle eve doğru yürümeye devam ederken sadece kafasını çevirip Bucky'nin sorusuna cevap verdi.
-Sizi ilgilendirecek bir şey yok.
Ardından önüne döndü ve salonun bahçeye açılan kapısından içeri girdi.
TIFFANY ISABELLE MALCOLM
Isabelle odasının olduğu kata geldiğinde kata girebilmek için gereken şifreyi ekrana girdi ve kapı açılmadan hemen önce ekranı bir bez parçasıyla iyice temizledi. Kapıdan içeri girdiğinde kapı tekrardan kapandı ve kilitlendi.
Katın tamamı Isabelle'e aitti. Yatak odası,giyinme odası,çalışma odası ve silah odaları bu katı oluşturan odalardı. Hepsi sabelle'e aitti.
Isabelle önce giyinme odasına gitti ve üstüne siyah bir bodysuit ile siyah kargo cepli bir pantolon giydi. Odadan çıkmadan önce botlarını da ayağına geçirdi ve beline özel bir kemer taktıktan sonra giyinme odasının hemen yanındakisilah odasına geçti.
Oda tamamen silahlarla doluydu ve Osabelle iki tabanca seçip şarjörlerini doldurmuş ardından beline taktığı kemerdeki özel silah boşluklarına yerleştirmişti. Yanına yedek olarak dört şarjör daha almıştı.
Isabelle bu katta işi bittiğinde hızla kattan çıktı ve bu sabahın bir kısmını diğerleriyle birlikte orada geçirdiği silah sahasına indi.Özel tasarım olan bıçaklarından iki tanesini seçti ve kemerdeki bıçak bölümüne yerleştirdi.

Ardından ana kata geçti ve kendi garajına garajına girmek için tekrardan şifresini girdi. Kapı kapanmadan ekranı temizledi ve kendisi içeri girdiğinde kapı tekrar kapanıp kilitlendi.
Bu sefer siyah kırmızı detayları olan Lamborghini Aventador SVJ'yi seçmişti.

Arabayı çalıştırdı ve devasa garajın kapısı açıldığı gibi hızla malikaneden çıktı.
On beş dakika sonra araba sürerken babasından gelen bir aramayı cevapladı.
-Günaydın.
-Günaydın Hazinem. Nasılsın..?
-Fena değil. Merkeze geliyorum...
Trafik yoktu ve yol kısmen boştu. Isabelle bu fursattan yararlanarak arabasının üstünü açtı ve daha da hızlanmaya başladı.
-Hey,hey,yavaş sür biraz. Kızımı kaybetmek istemiyorum. Kesinlikle istemiyorum, buna hazır değilim ve hiçbir zaman olmayacağım da.
Isabelle güldü.
-Yirmi dakika sonra oradayım.
-Görüşürüz.
Isabelle aramayı sonlandırdı ve daha da hızlandı.
24 DAKİKA SONRA
Isabellearabasını park etti ve sonrasında asansöre binerek babasının olduğu kata geldi. Kapıyı çalmadı ve direkt olarak içeri girdi.
-Yedi dakika geciktin...
-Hayır,dört dakika geciktim. Üç dakikamı asansörde geçirdim. Teknik olarak sadece dört dakika geciktim.
Victor güldü ve yaslandığı masasından uzaklaşıp kızına sıkıca sarıldı.
-Abimler nerede..?
Victor cevap veremeden kapı açıldı, Önce Jay sonra Eden içeri girdiler. Isabelle kapı sesiyle birlikte arkasını döndüğünde iki abisi de karşısındaydı.
-Güzelim...
Eden kardeşine sarılıp,onu öptükten sonra Jay'de aynısını yaptı. Sonrasında dev,cam ofisin bir kenarında bulunan oturma alanına geçtiler.
-Yarım saat sonra bir toplantımız var.
-Ne!
Üç Malcolm'dan da aynı anda aynı ses çıktığında Victor güldü.
-Sakin olun,kurul toplantısı. Sadece biz vebizim dışımızda birkaç TROYAN üyesi olacak. Sadece en yüksek makama sahip olanlar...
Üç Malcolm'da babalarının söylediği ile rahatladı.
-Ayrıca dünkü görevde harikaydınız. Özellikle sen Isabelle.
-Restoranın oradan mükemmel görünüyordu.
-Restoran demişken,bu gece oraya gidiyoruz. Bir hafta içerisinde iki KHAOS üssünü imha ettik ve bunun şerefine yemek yemeliyiz.
Jay ve Eden birkaç saniye düşündüler,Isabelle'in cevabı ise çoktan hazırdı.
-Bana uyar...
-Bana da...
Victor,Jay ve Eden Isabelle'e döndüler ve sorar gözlerle ona maktılar. Isabelle güldü.
-Cevabını zaten bildiğiniz soruları ne zaman bana sormayı bırakacaksınız merak ediyorum.
-Güzel. Akşama rezervasyonumuzu yaptırırım. Aynı zaman,aynı masa. Şimdi hazırlanın,tolantı için sadece on beş dakikamız var.
TROYAN KURUL TOPLANTISI
Isabelle,Jay ve Eden odaya son girenler oldular. Onlar yerlerine yerleştikten sonra Victor'da içeri girdi.
-Günaydın TROYAN.
Odada TROYAN içerisinde bulunana Malcolm'lar dahil on altı kişi vardı. hepsi patronlarına saygıyla selam verdi.
-Önümüzde on ay var.
Isabelle,Jay ve Eden önce masadaki her bir kişiyle,sonra birbirlriylr tek tek göz göze geldiler. En son kimseden bir ses çıkmayıca babalarına döndüler. Masadaki kimse hiçbir şey anlamamış olacak ki onlar da patronlarına döndüler.
-KHAOS'un sahip olduğu bütün üsleri ve tesisleri bulup lokasyonlarını tespit edeceğiz aynı zamanda ana üsleri belirleyeceğiz. Bunların hepsini yapmak için dört ayımız var.
Üyelerden biri konuşmaya dahil oldu.
-KHAOS'un onlarca hatta belki de yüzlerce tesisi ve gizli üssü var, Dört ay hepsini bulmak için yetmez.
Kimse ağzını tekardan açamadan Isabelle araya girdi.
-Yetir o zaman.
Ardından ayağa kalktı ve odada turlarken konuşmaya devam etti.
-TROYAN'ın bir itibarı var ve bu itibarı sahip olduklarımız sayesinde kazandık. Bugün bize kimseye sunulmayan saygıyı sunuyorlar. Bunların hepsinin tek bir sebebei var ve o da her konuda mükemmelliği istiyor oluşumuz ve işleri onlardan daha hızlı hallediyor olmamız. Kısacası her işi nasıl yapıyorsak bunuda aynı şekilde yapacağız,yani planlayarak. Belki daha sıkı çalışmamız,daha az uyumamız veya genel olarak çok daha fazla yorulmamız gerekecek ama KHAOS'un tamamen çökmesinin ardından bir süre dinlenebiliriz.
Isabelle konuştuğu süre zarfında odayı bir defa turlamış ve son sözünden sonra babasının yanına geldiğinde durmuştu.
Victor yüzünde küçük bir gülümseme ve onurlu bir ifadeyle kızına baktı ardından elini onun omzuna koydu. Victor'ın yüzündeki aynı ifade Jay ve Eden'ın da yüzünde vardı.
Diğer üç Malcolm'ın Isabelle'de sevdikleri şey buydu. Isabelle'in sahip olduğu kontrol,sabır,otoriter ruh,liderlik duygusu ve ihtiyatli oluşu onu her açıdan daha başarılı aynı zamnda yenilmez kılıyordu.
-Isabelle haklı. Doğru planlama ile bunların hepsini dört aya sığdırabilir hatta belki de vaktimizi arttırarak planın ikinci ve en önemli kısmına geçebiliriz.
Isabelle babasının söylediklerinden sonra yerine yöneldi. Telefonunu çıkardı ve koltuğuna yerleşip ayaklarını masanın üstüne koydu.
-Dur tahmin edeyim... Bu planın ikinci kısmının kilit noktası benim. Yani namı değer 'Ejderin Kızı',Jay ve Eden'dan oluşuyor. Tesis ve üsleri tespit edildiğinde o bölgelere suikast girişiminde bulunmamızı istiyorsun.
Gözlerini telefonundan ayırıp babasına baktı ve egoist bir gülümseme eşliğinde söylediklerine bir şey daha ekledi.
-Yanılıyor muyum yoksa her zaman olduğu gibi haklı mıyım..?
Victor bir kez daha gülümsedi.
-Isabelle haklı. Kendisi,Jay ve Eden planın ikinci kısmının kilit noktaları. KHAOS'un her bir üssüne suikast girişiminde bulunacak ve kimsenin sağ çıkamayacağı patlamalar ile üslerini teker teker imha edeceğiz. Yani kısaca özetleyecek olursak,plan KHAOS'u tamamen çökertmek. Yorucu olacak ,belki bazı geceler hiç uyumayacağız ama KHAOS tamamen çöktüğünde her şey daha kolay olacak. O zaman rahatça nefes alabiliriz.
Hem devletin hem de TROYAN'ın tek bir ortak sorunu vardı ve o da KHAOS'tu. İki tarafında tek istediği KHAOS'un tamamen yıkılmasıydı. Devlet KHAOS'u bitirmek için tek başına yeterli değildi ama TROYAN öyleydi. Devletin sahip olmadığı ve asla sahip olamayacağı teknolojiye ve silahlara sahiplerdi.
Toplantı bittiğinde Malcolm'lar hariç herkes odadan çıktı. Eden Isabelle'in masadaki ayaklarını bileklerinden tutarak kendi kucağına çekti.
-Desene on ay boyunca eğelencenin tadına varacağız diye...
-Ne demezsin..(!)
-Eee..? Ne zaman başlıyoruz?
Jay Isabelle'in heyecanını fark ettiğinde güldü ve arkası kendisine dönük olan kardeşinin saçlarıyla oynamaya başladı.
-Bekle biraz güzelim. Pazartesi başlarız
-İyi,tamam. Pazartesi... Daha fazla beklemem ama...
Ardından bacaklarını Eden'ın kucağından çekti ve kalkıp kapıya doğru yürümeye başladı.
-Ben odamda olacağım. Biraz dinlenir sonra da bir şeyler tasarlarım. İhtiyacınız olursa oradayım.
-Ben de silah odasına gideceğim. Bazı yeni prototipler var,onları denemem gerekiyor.
Eden da kalkıp gittiğinde odada sadece Jay ve Victor kalmıştı.
-Ben Isabelle ile birlikte zaman geçireceğim. Sen..?
-Eden ile birlikte silah odasına ineceğim.
Ardından ikisi de odadan çıktılar. Jay asansör ile Isabelle'in yanına çıktı. Sonrasında Victor asansör ile eksi beşinci kata inip Eden'a katılmıştı.
20:10
Victor ve Jay ptoparkta arabalarına yaslanmış,Isabelle ve Eden'ı bekliyorlardı. Sonunda otoparktaki asansörün kapısı açıldığında ikisi birlikte dışarı çıktılar.
Victor kumaş bir pantolon,beyaz bir gömlek,siyah kolsuz bir yelek,siyah harnesler ve birkaç gümüş takı ile mükemmel görünüyordu. Jay ise siyak kumaş pantolon,ince bir kazak,ve birkaç gümüş takı takmıştı. Eden siyah bir pantolon,siyah bir gömlek ve siyah bir ceket giymişti. Aynı zamanda üstünde bir sürü zincir vardı.

Isabelle abisinin kolundan çıktı ve arabasına yöneldi. Kendisi beyaz bir gölek ve askılı siyah bir tulum giymiş,ellerine birkaç adet yüzük takmıştı. Her zamanki gibi mükemmel görünüyordu.
-Silahlarınız araçlarınızda mı?
Üç Malcolm'da başlarını sallayarak babalarını onayladılar. Malcolm'lar genel hedef olmaya karşın her zamn hazırlıklıydılır. Sahip oldukları her arabada en az iki farklı çeşit tabnca ve onlara uygun sekizer adet şarjör vardı.
-Güzel. Gidelim hadi...
Hepsinin arabası siyahtı. Isabelle sabah oraya geldiği arabasına bindi. Victor bir Bugatti'sine,Jay GTR'ına ve Eden'da Ferrari'sine bindiğinde herkes aynı anda açılan dev garaj kapısından hızla çıktı.
* * *
Yol akşamın o saatinde bomboştu ve dörtlü kırmızı ışığa denk gelmişti. Hepsi yeşil ışığın yanmasını bekliyordu. Isabelle'in arabasının üstü yine açıktı,diğerlerinin ise camları.
-Hey,bakın ne diyeceğim... Yarışmak isteyen..?
Isabelle Jay'in sorusunu duyduğunda son derece sarkastik bir şekilde güldü.
-O kadar iyi misin cidden..?
-Yapma bebeğim,tabii ki iyiyim. Ne bekliyorsun ki..?
Ardından araya giren Eden oldu.
-Hile serbest...
-Üçünüz de çok yaramaz çocuklarsınız...
Isabelle sağındaki arabada duran babasına baktı ve alayla söylediğine güldü.
-Diyene bak...
Victor güldü ve birazdan yanıp,yarışlarını başlatacak olan yeşil ışığa odaklandı. Diğerleri de aynısını yaptı.
Işık sarıya döndüğünde herkes ara gaz verdi ve yeşile döndüğünde hepsi gaza bastı.
Herkes düz gidiyordu çünkü yol buydu fakat Isabelle bir süre sonra sol taraftaki bir ara yola saptı.
-Neden öyle bir şey yaptı o!?
-Isabelle bu... Mutlaka vardır bir planı!?
Üçlü Isabelle'den sonra yarışmaya devam ettiler ve bu yirmi dakika sürdü. Yirmi dakikanın sonunda restoranın önüne geldiler.
-Siktir oradan,imkansız.!?
Isabelle binanın önüne çoktan gelmişti. Arabasını park etmiş,kaputunun üstünde oturuyordu. Onları bekliyordu. Onlar arabalarını park edip onun yanına yürümeye başladıklarında kalktı ve ellerini göğsünün altında birleştirdi.
-Basitçe bazı konularda sizden çok daha iyiyim...
Victor güldü ve kolunu kızına uzattı. Isabelle babasının koluna girdiğinde dörtlü hep birlikte binaya girdiler ve asansör ile altmışıncı kata çıktılar.
+Hoşgeldiniz Bay Victor,Bay Jay,Bay Eden. Bayan Isabelle...
Asansörden indiklerinde bir garson kendilerini karşılamış,herkesi selamlamıştı ve Isabelle için ise özel olarak küçük bir reverans yapmıştı. Dörtlüye çoktan donatılmış olan masalarına kadar eşlik etmiş ardından işine dönmüştü.
Kat bomboştu. Malcolm'lar bir rezervasyon yaptıklarında o kata rezarvasyon yaptıran herkes bir alt kata alınıyor ve kat tamamen Malcolm'lar için boşaltılıyordu. Ayrıca oturdukları masa,yani altı yüz altmış altı numara sadece onlar içindi ve kimse için rezervasyona açılmıyordu.
Dörtlü yemeğe başladıklarında aynı zamanda sohbet ediyorlardı. Onların aile akşamları böyle geçiyordu. Samimiyetsizlik yoktu,gülüp eğleniyor ve sevgilerini birbirlerinden saklamıyorlardı.
* * *
PERŞEMBE
00:36
Dörtlü binadan çıktıktan sonra art arda park ettikleri araçlarına doğru yöneldiler.
-Hey,Tiffany..?
-Evet..?
Isabelle ilk adıyla seslenebilecek insanlar babası,Jay ve Eden ile sınırlıydı ve onlar bunu biliyorlardı. Bu yüzden Jay bu defa ona bu şekilde seslenmişti.
-Eve mi gideceksin yoksa bizimle asıl evine mi geleceksin..?
Isabelle arabasına binerken cevapladı.
-Önce yapmam gereken bir şey var,havaya uçurduğum binaya gideceğim. Federaller için küçük bir notum var. Sonrasında eve gideceğim. Yarın akşam yanınıza gelirim.
-Sen nasıl istersen. Bir numaralı evde olacağız.
-Tamamdır. İyi geceler.
-Sanada...
* * *
Isabelle arabasını garajına park etmiş ve evin içine girmişti. Eğer iki gün önce patlattığı binaya gitmeseydi eve daha erken gelebilirdi fakat şimdi saat ikiyi geçiyordu bile. Ve buna rağmen salondan hala gülme sesleri geliyordu. Isabelle uyumadıklarını anladığında oraya yöneldi.
Salonun kapısına yaslandı ve bir süre oradaki kişilere baktı. Travis eve çoktan dönmüştü. Herkes ayaktaydı ve hiç kimse uyumamıştı. Luna bile...
-Uyumuşsunuzdur diye düşünmüştüm.
Herkes birden duydukları kızın sesiyle ikildi ve ona doğru döndüler. Isabelle onların yüzlerindeki ifadeyi görünce kendi yüzünde oluşan gülümsemeye engel olamadı.
-Yalan yok,bizde hiç gelmeyeceğini düşünmüştük. Yarım saat daha burada olmasaydın her birimiz farklı bir araba ile çıkıp,seni bulmak için şehri turlayacaktık.
Isabelle'in yüzündeki gülümseme silindi ve travisin söylediği şeye göz devirdi. Ardından yaslandığı kapıdan uzaklaşıp tekli koltuklardan birine geçti.
-Sen tam bir aptalsın Travis,telefon dediğimiz bir şey var,yıllar önce icat edildi. Ayrıca babam ve abilerim ile dışarıya çıkıyorsam ya geç gelirim ya da hiç gelmem. Bu konuşmayı seninle kaçıncı defa yapıyorum bilmiyorum ama bunu o lanet aklına kazı ve bir daha unutma.
-Tamam,tamam... Sinirlenme hemen. Sadece iyi ve güvende olduğundan emin olmak istiyorum o kadar.
-Inan bana Travis,babam ve abilerim ile iken kimseyle olmadığım kadar güvendeyim. Ve inan bana,kimsenin veremeyeceği mutluluğu bana sadece onlar veriyor. Hayatta ihtiyacım olan tek insanlar onlar. Ayrıca iyi olup olmadığımı bilmek mi istiyorsun..? Nefes aldığım sürece iyiyim demektir.
Travis,Isabelle'in kendisine sert bir tavır göstereceğini bilmesine rağmen konuşmuş ve kısmen pişman olmuştu. Tabii iyi olacaktı. Dövüşebiliyordu ve kendisini her türlü saldırıdan koruyabilirdi. Travis anladığını belirten bir ifade olarak belli belirsiz başını salladı.
Isabelle,Lightwood ailesinden olan abilerini sevmiyordu çünkü küçükken kendisine zorbalık yapmış ve şiddet göstermişlerdi. Hem piskolojik hem de fiziksel şiddetin verdiği ve kendisine çektirdikleri acı Isabelle'i kırılgan biri haline getirmek yerine onu güçlendirmişti. Isabelle on bir yaşında acısını öfkeye dönüştürmeyi öğrenmişti. İstese şu anda abileriyle iyi geçinebilirdi ama istemiyordu. Onun istediği tek bir şey vardı. Onların kendisine çektirdikleri acıyı onların da çekmesiydi. Isabelle onlardan intikam almak istiyordu. Vücudunda onlar yüzünden oluşan ve izi kalan yaraların intikamını almak istiyordu.
Travis kendisi büyüdükçe ona daha iyi davranmıştı ama bu sefer roller değişmişti ve zorba olma sırası Isabelle'deydi. Travis ile yaşadığı süre zarfında zaten intikamını alıyordu. Şimdi Ward'da onunla aynı evdeydi ama o neredeyse hiç değişmemişti. Fakat bu Isabelle için bir sorun değil,eğelenceydi.
Killian için ise durum daha farklıydı. O KHAOS ile birlikte çalışıyordu ve bunu herkes biliyordu. Isabelle en ağır bedeli ona ödetecek,en ağır intikamını ondan alacaktı. Önce bu dünyada ona cehennemi yaşatacak,sonrasında onu öldürecekti.
Isabelle oturduğu yerden kalktı ve salondan çıkmak için kapıya yöneldi.
-Ben yatıyorum,size iyi eğelenceler...
Ardından gözlerden ve seslerden tamamen uzaklaşıp kendi odasına gitti. Onun için uzun bir gün olmuştu. Şimdilik yapmak istediği tek şey daha rahat bir şeyler giymek ve uyumaktı.

