ÇARŞAMBA
-Günaydın...
Isabelle salona girdiğinde Bucky koltukta yatmış,kitap okuyordu. Kafasını çevirip salona giren kıza baktı.
-Günaydın.
-Diğerleri nerede..? Daha uyanmadılar mı?
Bucky doğrulup oturdu.
-Hiç bir fikrim yok. Dün gece kapının bir defa açılıp kapandığını duydum ama sabah odalarına baktığımda boştu.
Isabelle birkaç dakika gidebilecekleri yerleri düşündü. O sırada kapıdan biri bağırarak içeri girdi.
-GÜNAYDIN!!!
Isabelle ve Bucky önce göz göze geldiler ardından Isabelle ne olduğunu görmek adına hızlıca salonun kapısına doğru yürüdü. Bucky'de hızla elindeki kitabı bir kenara bırakıp Isabelle gibi salonun kapısına yöneldi.
-Aman Tanrım..! Ne halt yediniz yine?
Bucky arkadaşlarını Kanye'nin kollarına girmiş,onu taşırken görmüş ve kavgaya karışmış olabileceklerini düşünmüştü ama hayır. Eğer kavgaya karışmış olsalardı yüzlerinde ve vücutlarında yaralar ve morluklar olurdu. Çünkü gruptaki herkes özel eğitimli federallerdi ve hepsi sert dövüşüyordu. Ama Kanye kavgadan çok sarhoş gibi görünüyordu.
-Gece eve gelirken aniden cluba gitme kararı aldık. Önce buraya gelip Luna'yı bıraktık sonrasında cluba gittik. Biraz içip eğelenecektik ama içkiyi biraz fazla kaçırmışız anlaşılan. Bir saat öncesine kadar oradaydık. Kanye bizden biraz daha fazla içmiş sadece,o yüzden hala sarhoş.
Bucky baş ve işaret parmağıyla burun kemerini sıktı,sabır dileniyormuş gibi bir hali vardı.
-Kaç shot..?
Ace arkadan yürüyerek geldi ve aynı zamanda gülerek Bucky'nin sorusuna cevap verdi.
-Shot mı? Hayır dostum,shot değil şişe... Neredeyse bir litrelik bir Tequila şişesini bitirdi. Ayrıca birkaç shot Jack Daniels. Belki dört,belki altı... Bir süreden sonra saymayı bıraktım.
-Harika... Onu odasına götürün. Riley,onu ayıltacak veya alkolü etkisiz hale getirecek bir şeyin var mı?
Riley yavaşça başını salladı ve ilk kattaki odalardan birine girdi. Evde laboratuvar benzeri bir yer vardı ve belliki ilaç benzeri şeyleri oraya koymuşlardı. Ward Kanye'yi devraldı ve yukarıya çıkmaya başladı. Ardından Riley'de onlara yetişti.
Ace salona geçerken diğerleri üzerlerini değiştirmek adına önce odalarına gittiler sonrasında tekrar aşağı indiler. Riley'de gelmişti. Herkes salona günlük,rahat kıyafetler ile geçtiğinde Travis içeri takım elbise ile girmişti.
-Tamamdır millet,benim çıkmam gerekiyor. Halletmem gereken bazı işlerim var,siz keyfinize bakın.
Ardından hızla salondan çıktı ve birkaç dakika sonra onun evden ayrıldığını bildiren kapı sesi herkesin kulağına ulaştı.
-Isabelle,burada spor salonu var mı?
Isabelle gözlerini elindeki telefondan ayırmadan Ward'a cevap verdi.
-Evet,bir alt katta. Salonun karşısındaki kapının ardındaki merdivenler oraya açılıyor.
-Spor salonunda vakit geçirmekten başka bir şey yapamaz mıyız..?
-Ne gibi mesela? Bir önerin var mı..?
Onlar bu konu hakkında tartışmaya başladıklarında Isabelle kafasını telefonundan kaldırıp onlara baktı.
-Eğer isterseniz spor salonunun altında bıçak ve silah sahası var.
Herkes tartışıyordu ki Isabelle'in soylediği şey ile birden sustular.
-Genel olarak bıçaklar ve kılıçlar var anı zamanda birkaç ok ve yay. Ama sizin kendi silahlarınız vardır diye düşünüyorum. Yanılıyor muyum..?
Bucky birden ayaklandı.
-Madem öyle,silahları biz getiririz. Ward,Ace o koca kıçlarınızı kaldırın ve bana yardım edin.
-Emredersiniz kralım.(!)
Bucky,Ward ve Ace salondan çıkıp Travis'in arabalarının olduğu garaja geçtiler. Silahlarının hepsi devasa kutularla birlikte oradaydı.
-Bizde oraya inelim o zaman. Isabelle bizi oraya götürebir misin..?
Isabelle Meg'in nazik sözlerine hafif bir gülümseme ile karşılık verdikten sonra oturduğu yerden kalkıp elindeki telefou cebine koydu ve diğerleri ile birlikte aşağı kattaki sahaya inmek için ardında merdivenlerin olduğu kapıya yöneldi. Bucky,Ace ve Ward onlar inmeden onlara yetişti.
* * *
-Tamam,işte burası.
Isabelle ışıkları açtığında aydınlanan devasa saha net bir şekilde göründü.
-Hdi canım oradan..! Bu bir tür şaka mı?
Her yerde özel olarak tasarlanmış siyah,cam dolaplar vardı ve hepsinin içi kılıçlar ve bıçaklar ile doluydu.
-Travis'in bıçaklar ve kılıçlar ile ilgilendiğini bilmiyordum doğrusu...
-İlgilenmiyor zaten. Bunlarla ilgilenen benim. Buradaki tüm bıçaklar,tüm kılıçlar ve diğer her şey bana ait.
-Hepsini kullanabiliyor musun..?
-Tabii ki evet. Eğer kullanamasaydım burada olmazlardı.
-Denememde bir sakınca yoktur umarım..?
Isabelle Bucky'ye deneyebileciğini belirterek eliyle dolapları işaret etti.
-Buyur... Sadece keskin kısımlarına dikkat et.
-Ben hep dikkatliyimdir.
-Ne demezsin Bucky.(!)
Ward'un dalga geçişine göz deviren Bucky dolaplardan birinden aldığı bıçağı birkaç metre uzaktaki tahta hedefe fırlattı ve hedefi tam on ikiden vurdu. Ward'a döndü ve en egolu gülüşünü yerleştirdi yüzüne.
-Bir şey mi diyordun Ward?
-Siktir oradan Bucky,altı üstü bir bıçak fırlattın. Bende yaparım...
Ward hareketlendi ve Bucky'nin bıçak aldığı aynı dolaptan bir bıçak aldı eline. Hedef tahtasına odaklandı ve bıçağı son derece hızlı bir şekilde fırlattı fakat bıçak hedefe doğru gitmek yerine ters tarafa gitti.
Bıçak arkası dönük olan Isabelle'in tan kafasına gelmek üzereydi ki Isabelle hızla arkasını döndü ve bıçak tenine değmeden hemen önce sağ eliyle bıçağı keskin yerinden yakaladı. Son derece atik bir hareketti.
Herkesten ayı anda endişe ve korku dolu bir ses çıktı.
-Aman Tanrım..!
-Isabelle iyi misin..?
Bucky hemen onu kontrol etmek adına yanına koşmuştu. Onun yanına geldiğinde Isabelle bıçağı hala aynı şekilde tutuyor ve sinirli bir şekilde Ward'a bakıyordu ama sonrasında elini aşağı indirdi ve karşısında duran adama döndü.
-Sorun yok,iyiyim.
Ardından ellerini kaldırdı ve önceden giydiği özel eldivenleri ona gösterdi. Bu eldivenler bıçak kullanan insanlar için özel olarak tasarlanmıştı. Bu tarz durumlarda kişinin elini kesmemesi için kullanılıyorlardı ve Bucky,Isabelle'in o eldivenleri giydiğini gördüğünde rahatlamıştı. Ardından Ward yanlarına geldi.
-Affedersin Isabelle. Kolaydır diye düşünmüştüm ama sanırım yanılmışım.
Isabelle her ne kadar ona sert ve küçümseyici bir bakış atmış olsa da yinede başını salladı ve özrünü.
-Ona izin verdim çünkü kollarındaki kesikleri gördüm,bıçak kullanmayı bildiğini fark ettim. Aynı yaralar bayan Meg'de ve bende de var. Bıçak kullanmak o kadar kolay olsaydı o yaraların hiçbirine sahip olmazdık. Ardından Meg araya girdi.
-Isabelle haklı. Bıçak kullanmak o kadar kolay değil. Eğer kullanmak istiyorsan eğitim almalısın. Veya ben sana öğretirim...
-Tamam,bu kadar yeter. Kimse bıçaklara dokunmasın. Buraya silahlar ile oynamaya geldik.
-Isabelle May'in söylediğine hak verdi. Elindeki bıçağı alındığı yere koymak için dolaplara yöneldi ardından hedeflerdeki bıçağı da alıp yerine yerleştirdi sonrasında dolapları kapattı ve diğerlerinin yanına döndü. O dev kutulardan ikisi şu anda oradaydı ve onlar birini açmış,içinden silahları çıkartıyorlardı. Birden içerde bir ses yankılandı. Birileri ayılmıştı anlaşılan.
-Biz olmadan eğelenecektiniz ha..? Hem de benim tasarladığım silahlarla... Hepiniz hainsiniz.(!)
Herkes kapıdan giren Kanye ve Luna'ya döndü. Kanye arkadaşlarının yanına geçti,Luna ise hızlıca devasa odayı gözleriyle incelerken bir yandan diğerlerini selamlamıştı. Kenardaki oturma bölümüne geçip oturduğunda Isabelle'de onun yanına oturmak adına oraya yönelmişti. Oturduğu zaman Luna'ya hafifçe gülümsemiş ve selam vermişti.
-Günaydın Luna.
Luna ona döndü ve hayranlıkla gülümsedi. Isabelle'i ilk gördüğünde ona hayran olmuştu.
-Sanada günaydın Isabelle.
Karşılarından gelen bir sesle ikisi de aynı anda oraya grubun lideri olan Bucky'e döndüler. Bucky önce eline eldivenlerini geçirdi ardından seçtiği silaha şarjörünü taktı ve hedeflerin önüne geçti. Odaklanıp birkaç el ateş etti. Hedeflerin her birini on ikiden vurmuştu. Diğerleri de silahlarını seçtiler ve ona katıldılar. Herkes birkaç el ateş ederek prototip tasarımları test ettiler.
-Yalan yok Kanye,bunlar harika olmuşlar.
Herkes Ace'in söylediğini onayladı Kanye arkadaşlarının fikirlerini duyduğunda gülümsedi.
Ardından Bucky hariç herkes silahlarını bıraktı. Ward onun biraz daha çalışacağını düşündü ama Bucky'nin gözleri koltuklarda oturan kızlara döndü. Ward bunu fark ettiğinde aynı zamanda onun aklından ne geçtiğini de fark etmişti.
-Aklından bile geçirme Buck. Sakın..!
Ardından Bucky Ward'un yüzüne bakıp alayla güldü ve tekrar kızlara döndü.
-Hey kızlar..! Denemek ister misiniz? Size öğretebilirim...
Luna biraz düşündü. Bir abisine bir de Bucky'ye baktı. Bucky bir profesyoneldi ve onun kendisine yardım etmesiyle bunu denemenin güvenli olduğunu düşündü. Ayağa kalktı ve onun yanına geçti.
-Sadece bir el,sadece bir defa... Nasıl hissettirdiğini bilmek istiyorum,hepsi bu.
Bucky kızı onayladı ve Kanye'den koruyucu kulaklıkları ve gözlüğü kendisine atmasını işaret etti. Kulaklıkları önce Luna'nın kafasına yerleştirdi ve gözlükleri yüzüne taktı. Sonrasında silahı ona verdi ve kendi ellerini onunkilerin üstüne koyarak silahı nasıl tutması gerektiğini gösterdi. Bucky ona ne yapması gerektiğini gösteriyordu ama Luna'nın elleri titremeye başlamıştı.
Bucky onun ellerinin üstündeki ellerini sıkılaştırıp onu sakinleştirmek istemişti ama Luna silahı hızla Buck'ye verip Kafasındaki kulaklığı ve gözündeki gözlüğü çıkardı. Nefes almadığını daha yeni fark etmiş olacaktı ki derin ve hızlı nefesler aldı.
-Çok üzgünüm,sanırım hala buna hazır değilim...
Bucky sorun olamdığını belirtircesine gülümsedi ve başını salladı ardından Isabelle'e döndü. Isabelle onun sorar gözlerini gördüğünde gülümseyerek kalktı oturduğu yerden ve ona doğru yürümeye başladı.
-Ögretmene gerek yok...
Ward bunu duyduğunda Isabelle'e seslendi.
-Bucky'yi bekle Isabelle ve sana verdiği talimatlara uy. Bıçaklar oyuncak olmadığı gibi bunlarda oyuncak değiller. Eğitimin ve deneyimin olmadan birini yaralayabilir ve hatta öldürebilirsin.
Isabelle en egoist gülüşüyle Ward'un gözlerinin içine baktı ve tekrar önüne döndüğünde hızla Bucky'nin elinden silahı aldı. Gözlüğü veya kulaklığı almamıştı. Bucky hızla onu engellemek için öne atıldı ama yeterince hızlı olamadı. Isabelle elindeki tabanca ile beş el ateş etti. Beş el ve beş farklı hedef. Bucky bile beş elden ikisini düzgün yapamamıştı. Fakat Isabelle hedef bile almadan, silahı kaptığı gibi yaptığı beş el atışın hepsi ile hedefleri tam on ikiden vurmuştu.
Salondaki herkes şaşkınlık içinde Isabelle'e bakıyordu. Onun bir amatör olduğunu düşünmüşlerdi. Hatta hayatında hiç silah görmediğini ama yanılmışlardı. Isabelle bir profesyoneldi ve onlar bunu o saniyede anlamışlardı.
Isabelle atışlarını yaparken ve sonrasında ortamda bir sessizlik oluştu fakat o arkasını dönüp elindeki silaha birkaç dakika bakıp,inceledi.
-Aslında başarılı bir prototip ama daha dengeli olabilir ve aynı zamanda menzili de arttırılabilir. Eğer bu ikisi halledilirse çok daha başarılı olur. Ama bunlara rağmen son derece başarılı.
Gözlerini elindeki silahtan ayırıp bir saniyeliğine şaşkın olan Kanye'ye baktı ardından silahı tekrar Bucky'ye verdi.
-Sağol...
Sonrasında oradan çıkmak üzere kapıya yöneldi.
-Ben yukarı çıkıyorum. Kahvaltı muhtemelen hazırdır. Sizde fazla oyalanmayın.
Ardından kapıyı açtı ve oradan çıkarak yukarıya çıkmaya başladı.
Etraf tekrar sessizliğe gömülmüştü ki Bucky onların yanına gitti ve silahı bırakırken konuştu.
-Haklı...
-Ne..?
-Daha dengeli olabileceği ve menzilinin arttırılabileceği konusunda.
Ardından eldivenlerini de çıkartıp bir kenara koydu ve oda kapıya yöneldi.
-Gelmiyor musunuz..?
Hepsi şaşkınlıklarını bir kenara bırakıp,yukarı çıkmak için kapıya yöneldiler
-Geliyoruz...
