İçeriğe geç

Dersimiz; Aşk

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Dersimiz; Aşk

Bölüm 2

"İnsan Önce Varolur"

Beden eğitimi dersi bittiğinde ikimizde sınıfa geri dönmüştük. Sıradaki ders felsefeydi. Sınıftaki çoğu kişi felsefeyi pek sevmezdi. Sonuçta anlaması o kadar da kolay bi ders değildi. Yine de ben seviyordum. Felsefe dersimize Serhat Hoca giriyordu. Genç biriydi. Aslında tüm sınıf onu severdi. Daha stajını yeni bitirmiş, bu dönem girmeye başlamıştı derslerimize. Öğretmen zili çalınca sınıf başkanımız Aydın ayağa kalktı

"Herkes yerine!" diye bağırdı hafifçe

Aydın kesinlikle sınıfta iyi anlaşabildiğim nadir kızlardandı. En azından aklı başında ve duyarlı biriydi. Ama sinir problemleri de yaşıyordu. Yani her şeye hemen kızardı. Bu yüzden pek konuşanı olmazdı. Yıllardır böyleydi bu.

Bir kaç dakika sonra Serhat Hoca sınıfa girdiğinde herkes hemen ayağa kalktı

"Tünaydın, çocuklar!"

"Sağol" Dedik hep bir ağızdan. Sonra tekrar yerlerimize oturduk. Sonra Hoca'nın gözü hemen Selim'e takıldı.

"Ooo, sınıfımıza yeni bir arkadaşınız geldi demek. Adın ne bakalım?"

"Adım Selim, Hoca'm" dedi hemen Selim.

"Güzel isimmiş. Adnın anlamını ve kökenini biliyor musun bakalım?"

"Hayır, bilmiyorum Hocam"

"Ben diyeyim o zaman. Selim ismi Arapça kökenli bir isimdir. Kök'ü 'selamet' kelimesinden gelir. Anlamı; Esenlik ve güvenliktir."

Selim 'evet' başını salladı. Sonra Serhat Hoca anlatmaya başladı.

"Evet, gençler. Bu günkü konumuz; Varlıksal Problemler ve Anlam Kaybı. Unutmayın, Varoluş özden önce gelir: Bir masa veya kalem önce zihinde tasarlanır yani özü belirlenir, sonra üretilir. Ancak insan önce var olur, sonra yaptığı seçimlerle kendi özünü ve karakterini kendisi yaratır... Demek istediğim, insan kendini verdiği kararlarla tanır. Önce varolur sonra kişiliği gelişir ve özü oluşur."

Ders böyle böyle devam eder. Diğerleri oflaya sıkıla dinlese de Serhat Hoca'ya saygılarından pekte belli etmezler. Ama gözlerim Selim'e kaydığında onun pür dikkat dinlediğini fark ederim. Sanırım o da benim gibi Felsefe dersini seviyor gibiydi. Teneffüs zili çalınca herkes dağılır. Selim yanıma gelir.

"Dışarı çıkmak ister misin?" Diye sordu. Canım pek istemese de onu kırmamak için kabul ederim. Dışarı çıktığımızda pekte konuşacak bir şey bulamayız. Sonra birden söze girer.

"İyi yemek yaptığını söylemiştin, nereden öğrendin?" Diye sordu.

"Babam öğretti. O da aşçı. Ama emekli oldu."

Babam hakkında konuşmayı pek sevmezdim. Çünkü küçüklüğümden beri benimle neredeyse hiç ilgilenmemişti. Sadece yemek yapmayı öğrenebilmiştim ondan. Onu da küçükken. Zaten bu yüzden yemek yaparken biraz acı hissederdim içimden. Babamdan bana kalan tek şey buydu çünkü. Bi an dalıp gitsem de ben de,

"Sen gitar çalmayı nereden öğrendin peki?" Diye sorarım.

"Kendi kendime öğrendim" Dedi.

"Hiç kursa da mı gitmedin yani?"

"Evet, deneyerek yaptım bir şekilde"

"Yetenekliymişsin o zaman..."

"Herkes öyle der." Dedi sonra.

Bi an göz göze geldik sonra bakışlarımızı kaçırdık.

O gün çok çabuk bitivermişti. Çıkış zili çalınca yavaşça eşyalarımı toplayıp çantama koydum. Okul çıkışı tıklım tıklım doluydu. Eve metroyla gidiyordum. Anneannem ile yaşıyordum. Zaten neredeyse tüm çocukluğum Anneannemde geçmişti. Dedem, anneannemle evlendikten 5 yıl sonra ölmüş. Annem de küçük yaşta babasız kalmış. Şimdi ben de annesiz kalmıştım işte. Metroya yürürken arkamdan birinin ismimle seslendiğini duydum. Arkama baktım...

-------------------------------

Bu bölüm de böyleydi canlarr. Biraz heyecan olsun diye burada kesiyorum. Umarım seversiniz. Amacım çok ünlü olmak veya binlerce okuma almak değil. Sadece eğer isterseniz beğenerek veya yorum atarak bana destek olabilirsiniz.

ÖPÜLDÜNÜZZ BİR SORNAKİ BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE

Bölüm sonu

1 yorum

  • Adının anlamı kökeni felan tanıdık geldi bu soru halla halla

    1Yanıt