İçeriğe geç

DERİN SIYRIK

Bölüm 7 · 4 dk okuma

DERİN SIYRIK

Bölüm 7

6

Kapı açıldığında zaman bir anlığına durdu.

Babam kapıda duruyordu. Bakışı odanın içinde gezindi, sonra masanın altındaki bana takıldı.

"Ne işin var senin odamda Nare" dedi. Sesi sakindi ama o sakinlik fırtına öncesiydi.

Kalbim göğsümü yumrukluyordu.

Düşünmeye vaktim yoktu. Refleksle uzandım. Çekmeceden silahı çıkardım.

Babamın yüzü ilk kez değişti.

Gerçek bir şaşkınlık geçti gözlerinden. Bir adım geri attı.

Silahı ona değil, arkasındaki adamlara doğrultmuştum. Ellerim titriyordu ama namlu sabitti. Ne diyeceğim şimdi? diye geçirdim içimden. Ne halt ediyorum ben?

"Bırak onu Nare" dedi babam bu kez daha alçak bir sesle. Adamlar kımıldadı ama babam eliyle durdurdu.

"Bana silah kullanmayı öğret" dedim bir anda.

Oda buz kesti.

"Nasıl yani" dedi. Kaşları çatıldı.

"Ne diyorsun sen"

Bir adım öne çıktım. Sesim beklediğimden daha netti.

"Basbayağı söylüyorum. Madem etrafım bundan sonra tehlike dolu olacak ki öyle görünüyor kendimi korumayı öğrenmem lazım."

Babam sertçe güldü.

"Yanımda bir sürü adam var. Her zaman olacaklar. Ne gerek var böyle bir şeye"

Gözlerinin içine baktım. Geri adım atmadım.

"Ya bir gün olmadıkları bir ana denk gelirlerse"

Bu cümle onu vurdu. Belli etmemeye çalıştı ama oldu.

Yüzü sertleşti. "Yeter" dedi.

"Saçmalıyorsun"

"Hayır ilk defa saçmalamıyorum."

Aramızdaki hava ağırlaştı. Kimse nefes almıyordu sanki. Babam dişlerini sıktı.

"Tamam" dedi sertçe.

"Yeter artık."

Silahı yavaşça çekmeceye geri koydum. Elim çekmeceyi kapatırken, parmaklarım torbaya değdi. Kol düğmesini hissettim hiç kimse fark etmeden onu tekrar yerine bıraktım.

Çekmece kapandı.

Babam arkasını adamlara döndü.

"Arka bahçeyi hazırlayın" dedi. Sesindeki ton tartışmaya kapalıydı.

Adamlar hemen harekete geçti.

Babam bana bir kez daha baktı. Bu bakış eskisi gibi değildi. İçinde öfke vardı evet ama ilk kez tedirginlik de vardı.

Bahçenin sonundaki boş alan kısa sürede değişmeye başladı.

Birileri metal sehpalar taşıdı birileri tahta panolar yerleştirdi.

Karanlığın içinde hedef tahtaları yükseliyordu.Toprak ezildi ışıklar yakıldı.

Babam kollarını göğsünde kavuşturdu.

"Bunu bir oyun değil"

"Biliyorum" diye cevap verdim. Sesim sakindi ama içim korkuyordu.

Adamlardan biri kulaklık ve gözlük uzattı.

"Tak" dedi kısa bir emirle.

Babamdan gözümü ayırmadan taktım. Sonra silahı getirdiler. Aynı çekmecedeki silah.

Elime verdiklerinde ağırlığı düşündüğümden fazlaydı. Babam arkamda durdu. Çok yakındı.

"Önce duruş" dedi. Sesindeki ton farklıydı. Baba gibi değil patron gibiydi.

Ayaklarımı nasıl koyacağımı gösterdi.

"Dizlerini kilitleme" omzuma bastırdı.

"Silah seninle bir bütün olacak. Ona karşı gelmeyeceksin.

Nefes almayı unuttuğumu fark ettim.

"Şimdi hedefe bak" dedi.

Karşımdaki tahta panoda siyah bir daire vardı. O daireye bakarken aklıma yüzü olmayan adam geldi.

"Tetiğe asılma" dedi babam" yavaşça dokun"

Parmağım tetiğe dokundu. Kalbim kulaklarımda atıyordu.

"Hazır mısın" diye sordu.

Hazır değildim ama kafamı salladım.

Silah patladı geri tepmeyle geriye sendeledim. Bir el omzumdan tuttu.

Tahtaya baktım. Kurşun dairenin kenarına saplanmıştı. Babam bir an hiçbir şey söylemedi. Sonra başını hafifçe eğdi.

"Bir daha" dedi bu sefer daha sağlam durdum. Tetiği çektim. Bu sefer kurşun merkeze daha yakındı.

Babam yanıma geldi. Sesini alçalttı.

"Öğrenirsin "dedi.

"Ama öğrendikçe, bu işin geri dönüşü olmadığını da anlayacaksın."

"Elime aldım artık iş işten geçti zaten."

Yıllarca korktuğum bu metal parça artık avuçlarım içindeydi. Yakalanıp kendimi ele vermemem için söylediğim yalan buralara kadar getirdi beni.

Bir kaç atış daha yaptıktan sonra hedefi vurmayı başarmıştım.

Ama sevinemedim , bunun sevinecek ve mutlu olunacak bir tarafı yoktu.

"Biraz daha zamanın var"

"Bu kadarını bekliyor muydun"

"Evet kanında var bu zehir senin" gözlerimin içine baktı .

"Bana bulaştırdığın zehir"

"Sen istedin" sesi alçak çıkmıştı.

Evet ben istemiştim bunu ama çaresizlik insana bunu da yaptırıyor demek ki

"Bu dünyada hayatta kalmanın bedeli var Nare" dedi.

"Ve sen o bedeli ödeyebilecek misin, onu görüyorum."

Silahı uzattım ama babam almadı.

"Dedenden hatıra kalan silah o, sıra seninmiş demek ki"

Silahı fırlatıp atmak istedim bir anda içimde bir mide bulanması oluştu. Kim bilir kaç kişinin kanı vardı bu silahta.

"Benim mi oldu"

"Evet"

"Ben alamam bunu istemiyorum "

"Senin artık " arkasını dönüp eve doğru yürümeye başladı.

Elimde verdiği silahın dışına baktım metal renkti tıpkı ayna gibiydi . Kendimi gördüm ama bu defa farklı bir ben vardı. Gözümdeki o korku birden silinip gitmişti.

Silaha tekrar baktım, artık sadece bir eşya değildi. Bir yük ya da mühür gibiydi.

Aniden bastıran yağmurun altında kaldım öylece kıpırdayamadım.

Yağmur damlalarının yere düşüşünü izlerken yerdeki mermileri gördüm.

Eğilip yerden aldım bir tanesini elime.

Elimdeki mermiyi sıktım. O an şunu düşündüm. Silah korkutucuydu evet ama asıl korkunç olan, onu kullanabilecek hale gelmemdi.

Eğilip yerde dururken birden yanımda bir adam belirdi sadece simsiyah botlar görünüyordu.

Yağmur bir anda üzerimden çekilmiş gibi oldu ama yağıyordu.

Kafamı kaldırdığımda karanlıkta yüzü belli olmayan elinde şemsiyeyle bir adam belirdi

Kendimi koruma iç güdüsüyle hızla kalkıp geri adım attım olduğum yerden ve silahı ona doğrulttum.

Bahçenin lambalarından yayılan ışık birden yüzüne yansıdı .

Namlunun ucuyla arasındaki mesafe bir adım kadardı .

" Sakin ol Nare benim .

"Benim Kerem Polat".

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.