İçeriğe geç

DERİN SIYRIK

Bölüm 2 · 6 dk okuma

DERİN SIYRIK

Bölüm 2

1

Nare Aydemir..

Yürüdüğüm yollar hep mayınlıydı benim. Çocukluğum parka tek başıma oynamakla geçti. Başımda simsiyah takım elbiseli heybetli adamlar yürürdüm her yolumu. Kimse yaklaşamazdı bana. Yaklaşmak isteyenin sonu belliydi, nedeni de.

Babam Cihan Aydemir namı değer mafya babası.

Kızına babalık yapamayan bir mafya babası.

Saçımı bir kere okşadığını bilmem ama soran olursa " dünyayı yakarım onun için" diye böbürlenen bir adam.

Hep sorarlar ya hani bir daha bu dünyaya gelmiş olsan bu hayatı mı seçersin diye "ne bu hayatı seçerim, ne de baba diye bu adamı."

Akşam olunca bir yanım eve ölüsü gelsin keşke diyorum ama bir yanım da evlat olmamdan dolayı mıdır nedir bilmem bu duruma gönlüm el vermiyor.

Odamda oturup duruyorum her akşam tek aktivitem de okul. Okul da olmazsa bu hayatla nasıl başa çıkılabilir inanın bilmiyorum.

Bir tane arkadaşım var Rüya adı ..

Onunla da belirli saatlerle dışarda görüşebilirsem görüşüyorum.

Babam bir tek ona izin veriyor çünkü en zengin ve kaybetmekten korktuğu iş ortağı Can beyin kızı.

Rüya benim bu hayattaki tek dayanağım. Başka kimsem yok çünkü

Annem de yok.

Nerede bilmiyorum.

Babam evde konusunu dahi açtırmıyor. Onunla ilgili tek hatırladığım an altı yaşımda elime bir oyuncak bebek tutuşturup " benim bir kaç gün şehir dışına gitmem gerekiyor. Seni çok seviyorum bekle beni gelicem demesi"

Ama 19 yıldır ne gelen var ne giden.

Zaman su gibi akıp gider derler bekleyene.

Bekliyor muyum ya da bu duruma alıştım mı artık kestiremiyorum bunu.

Yine günler bir önceki günün kopyası gibiydi.

Okuldan eve döndüğüm günlerden biriydi.

Arabanın camından dışarı bakıyordum. İnsanlar yürüyordu, gülüyordu, birbirine omuz atıyordu. Benim yürüdüğüm kaldırımlarda ise kimse kimseye değmezdi. Çünkü ben vardım.

Evin kapısı her zamanki gibi sessizce açıldı. Silah sesleri, bağırışlar, tehditler… Bunların hepsi babamın dünyasına aitti. Benim dünyam sessizlikti.

Odaya girdim. Çantamı yere bıraktım. Aynaya baktım.

Yüzümde bana ait olmayan bir ciddiyet vardı. On dokuz yaşındaydım ama çocukluğumdan beri yaşlıydım.

Telefonum titreşti

Rüya.

"Bugün gelebilir miyim"diye sormuştu.

Altında küçük bir not vardı

"İyi değilsin, hissediyorum."

Babam izin vermişti.

Rüya kapıda belirdiğinde gülümsüyordu.

O gülümseme, evin içindeki bütün soğukluğu bir anlığına sustururdu hep.

"Hazır mısın"dedi.

Sesindeki yumuşaklık, benim sertleşmiş iç sesime çarpıp dağıldı.

Hazır değildim. Hiçbir zaman. Ama yine de dolabın kapağını açtım.

Kırmızı, ince askılı, dar bir elbise.

Yırtmacı dizimin biraz üstünde bitiyordu. Aynaya baktığımda babamın görmek istemediği her şey bana bakıyordu. Kadınlığım. Cesaretim. İnatla hayatta kalma hâlim.

Rüya arkama geçti, askıyı düzeltti.

"Çok güzelsin" dedi.

Bunu kıskançlıktan arınmış, saf bir yerden söyledi. O yüzden inandım.

"Babam"dedim, cümleyi tamamlayamadım.

Rüya ellerimi tuttu. Sıcaktı. Gerçekti.

"Bugün sadece biz varız" dedi.

"Başka kimse yok."

Koridordan geçerken ayak seslerimiz yankılandı. Babamın toplantı yaptığı odaya yaklaştığımızda içeriden boğuk erkek sesleri geliyordu. Güç konuşmaları. Para, tehdit. Alışık olduğum kelimeler.

Kapıyı açtım.

Bir anlık sessizlik oldu.

Sonra bütün gözler bana döndü.

Odadaki hava değişti.

Ben girmiştim çünkü.

Babam başını kaldırdı. Kaşları çatıldı. Yüzündeki ifade öfkeyle utanç arasında bir yerde asılı kaldı.

"Ne işin var burada" dedi.

"Önemli bir konu konuşuyoruz. Bu hâl ne"

Bakışları elbisemde gezindi.

Sesini yükseltmedi ama o daha beteri.

"Çık," dedi. "Şimdi."

Adamlarım hepsi önüne dönmüş kafası yere eğik dururken birisi sadece biri başı dimdik bana bakıyordu.

Sakindi.

Göz göze geldik.

Bakışını kaçırmadı.

Kerem.. Kerem Polat.

Beni süzerken sahiplenmeye çalışmıyordu.

Sanki bir hikâye okuyordu.

Babamın sesi yeniden yükseldi ama artık duymuyordum. Rüya yanımda bir adım öne çıktı. Omzuma dokundu. Parmakları titremiyordu.

"Gidelim" dedi kulağıma.

"Buna değmez"

Kapıyı kapattık. Arkada kalan sesler duvarlara çarpıp boğuldu. Asansörde sessizlik vardı. Ta ki Rüya bana sarılana kadar. Sıkıydı. Kaçacak yer bırakmıyordu. İlk kez biri beni, babamdan korur gibi sarıyordu.

"Yalnız değilsin" dedi.

"Ben buradayım."

Geceye çıktık.

Saat dokuzu geçmişti.

Barın ışıkları sokağa taşıyordu. İçerisi loştu. Müzik kalp atışı gibiydi. Rüya yanımdaydı. Hep yanımdaydı.

Buraya geldiğimizi babama söylememiştim . Eve gittiğimde sorulacak bir sürü hesabım vardı.

Kapıdan çıkarken babamın attığı bakış gözlerimin önünden gitmiyordu . Çünkü hep böyle bakardı.

Bazen tiksinir gibi bazen keşke hiç doğmasaydın der gibi.

Rüya diğer arkadaşlarının yanına selam vermek için uğrayınca masada tek başıma kaldım.

Yanıma doğru yürüyen uzun boylu kirli sakallı bir adam. Üstü başı dans etmekten dağılmış. Gömleğin açık mavi rengi koyuya dönüşmüştü.

"Eğlenmek istemez misin."

"Hadi naz yapma oturmaya gelmedin herhalde buraya . Oturulup sohbet edilecek yer değil güzelim burası."

En son dediği cümlenin ardından elleri omzumdan kaydı.

Yüzümde oluşan tiksinti dolu ifade karanlığın ortasında bile belli olurdu.

Diken diken olmuş bir bedenim ve masanın üstünde duran bir şişe vardı.

Kafasına geçirmek için elimi şişeye uzattığım sırada iki tane adam geldi.

Biri sağına biri sol omzuna baskı uygulayarak.

"Rahatsız mı ediyor sizi " içim bir anda ferahladı .

"Yok ben oğlum ne rahatsızlığı yengeniz olur." bunları derken

" Ne yengesi yaa.. tanımıyorum sizi beyfendi."

"Yavrum niye böyle yapıyorsun.” adamlardan kurtulmaya çalışıp kendini gövdesini bana doğru yıktı.

Burun buruna gelmeye ramak kalmıştı ki adamlar onu geri çekti.

"Götürün lütfen daha da rezil olmayalım herkese"

"Tamamdır Nare Hanım."

Adamı ayakları yerden kesilircesine havaya kaldırıp dışarı attılar.

Daha sonra rüya yanıma geldi olanı biteni ona anlattım.

"Özür dilerim yanından ayrılmamam gerekiyordu." diyerek üzüldü birden

Bende çok önemli olmadığını ve olayın güvenlikler tarafından halledildiği detayının üstüne basarak onu sakinleştirmeye çalıştım.

Gitmek için ayağa kalktık. Hesabı ödedikten sonra dışarı çıktık. Barın girişi ara sokakta bir yerdi . Bunun sebebi benim ve onun babası olan Can beyin bulmasının zor olacağından dolayıydı. Köşeyi dönüp taksi durağına doğru yürüdük.

Bir anda arkadan bir silah sesi duyuldu.

O kadar yakındı ki sanki arkamı döndüğüm an namlunun ucuyla burun buruna gelecek gibiydim.

Evet ikimizde bu seslere alışkındık ama yanımızda kimse yokken bunu ilk defa yaşamıştık.

Rüya ile donup kaldık olduğumuz yerde . Sakince arkamıza döndük

"Gitmeliyiz Nare ya bize bişey yaparlarsa."

sessizce konuşuyordu kendi bile zor duyuyordu.

"Saçmalama Rüya biri vuruldu hem de neredeyse 10 adım ilerimizde. Yardım etmeliyiz gidelim gel."

"Ya biri denk gelir ilgilenir onunla elbet gel gidelim dönelim."

"Ben giderim o zaman."

Kolundan çıktım yavaş yavaş yürüyordum sesin geldiği yere doğru.

Köşeye geldiğimde kafamı sakince çıkarıp baktım

Sırtı dönüktü up uzun bir ceket ve siyah şapkası ile yere doğru eğildi. Cesedin tam üstüne doğru. Cebinden bıçak çıkarttı .

Yüzüme derin bir çizik attı. Bıçağı o kadar hızlı çekti ki bunların olması saniyeler aldı. Arkasını dönecek gibi olmuştu ki kafamı geri çektim ve duvara yasladım. Derin derin nefes alıyordum. İlk defa bu kadar canlı şahittim bir ölüme . Bu zamana kadar sadece bu silahların sesini duyardım, ne bir ceset, ne bir kan.. Görmedim bile.

Rüya da sonradan dahil oldu bu anlara . İkimiz korkudan el ele tutuştuk adamın gitmesini bekledik ki ambulansı arayacaktık.

Adam bir süre cesedin başında bekledi ve arkasına baktı . Gelen arabaya binip uzaklaştı oradan.

" Gidip bakalım "

"Ambulansı arayıp gidelim bence Nare başımıza iş açacağız"

Rüyanın cümlesinin bitmesini beklemeden cesedin yanına gittim.

Rüyada oflayarak benim peşimden geldi.

Yerdeki..

Yerde yatan adamı görünce bir anda irkilip kendimi geri çektim.

"Bu adam barda yanıma gelen adam". cümle ağzımdan bir anda değil de sanki bir ağırlık kaldırıyormuş gibi çıktı.

Yüzüne bıçakla çizilmiş derin bir iz, kalbinde oluşan kan birikintisi.

Hiç isabet yok tam noktasından vurulmuş.

"Rüya bu o adam."

"Nare belki yanlış hatırlıyorsundur. Işıklardan falan yanlış görmüş olmayasın."

"Hayır Rüya "bu o ellerini gösterdim.

Sonradan dikkat etmiştim ellerinden üç parmak kesilmişti.

Bana dokunan eli bu.

Bardan gelen insanların seslerini duyunca koşarak uzaktan izledik

En son duyduğum ambulansın siren sesiydi.

Kim neden yapsın bunu.

Yoksa babamın işi miydi bu.

"Benim yüzümden be- benim yüzümden oldu."

Bebenim istemesiz titreyerek ağzımdan çıkan tek cümle buydu.

"Ne saçmalıyorsun Nare ne demek senin yüzünden seninle ne alakası var."

"Eğer o adam yaşamazsa benim yüzümden biri ölecek"

Gözlerim korku, üzüntü, endişe ile dolu baktım sadece.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.