Elini tuttuğum an içimde iki ayrı duygu çarpıştı.
Birinde güven vardı… Diğerinde az önce söylediği cümlenin ağırlığı.
Arabaya doğru yürürken etrafıma bakmadan edemedim. Her gölge babamın adamı olabilirdi. Her far ışığı yakalandığımızın habercisi gibi geliyordu.
Kerem kapıyı sessizce açtı.
"Bin," dedi alçak bir sesle.
Sormadım nereye. Sormadım nasıl. Sadece bindim.
Kapı kapandığında kalbim hâlâ deli gibi atıyordu. Kerem direksiyona geçti, motoru çalıştırdı ama farları hemen yakmadı. Birkaç saniye bekledi. Sokağı kontrol etti. Sonra ağır ağır hareket etti.
Camdan dışarı baktım. Evim karanlıkta küçülüyordu. İçimde bir şey kopmuş gibiydi.
"Kerem" dedim fısıltıyla.
"Geldik sayılır. Biraz sakin ol."
"Sakin olamıyorum. Yakalanacağız. Babam fark edecek. Adamlar peşimize düşecek. Sen yaralısın zaten. Ya tekrar"
Bir anda sağ eli direksiyondayken sol eliyle dizimin üzerine hafifçe dokundu.
"Nare."
Sadece ismimi söyledi ama tonunda öyle bir kesinlik vardı ki sustum.
"Korkma. Ben yanındayım."
Ama korkuyordum. Hem de çok.
" Bana bir şey olmayacak. Sana da olmayacak. Eve gidelim. Detaylıca konuşacağız "
Araba ana yola çıktı. Farlar açıldı. Şehir ışıkları üzerimize aktı. İçimdeki panik azalmadı ama yanında oturuyor olmak tuhaf bir şekilde iyi geliyordu.
Başımı koltuğa yasladım.
"Yine yakalanacağız gibi hissediyorum," dedim kısık bir sesle.
Kerem hafifçe gülümsedi.
"Bu kadar korkak olduğunu bilmiyordum."
"Güçlü olmak zorunda bırakıldım. Ama korkmuyorum demedim."
Bir an sessizlik oldu.
Sonra daha yumuşak bir sesle konuştu:
"Bak bana."
Baktım.
"Bu saatten sonra seni kimseye bırakmam. Baban da dahil."
Bu cümle içimi hem ürpertti hem ısıttı.
"Peki ya evlilik" dedim bir anda.
Cevap vermedi çünkü bu işi nasıl yapacağımız hakkında bir fikri bile yoktu.
Araba durdu ama ben inmediğim için o da inmedi.
"Nare."
"Hımm"
"Geri dönmek istiyor musun?"
Bir saniye bile düşünmedim.
"Hayır."
Derin bir nefes verdi.
"O zaman korkmayı bırak. Çünkü artık birlikteyiz."
Kapıyı açtım. Gece serindi ama içimdeki ateş dinmemişti. Bu kaçış bir son değil, başlangıçtı. Bunu hissediyordum.
Kapı kapandığı anda içimdeki gerginlik biraz olsun gevşemişti.
Ama sadece bir saniyeliğine.
Salonun ışığı yandı.
Donup kaldım.
"Baba" sesim boğazımda düğümlendi.
Karşımızda babam duruyordu. Kolları göğsünde kenetlenmiş, yüzü taş gibi.
Cihan başını hafifçe eğdi.
"Baba ya" dedi sakin ama tuhaf bir tonla.
Kerem refleks gibi beni arkasına aldı. Omzuma dokundu, geri çekti beni. Gövdesi önümde bir duvar gibi duruyordu.
"Bir adım daha yaklaşmayın," dedi alçak ama net bir sesle.
Babamın gözleri önce bana sonra Kerem’e kaydı.
"Demek buraya kadar geldin" dedi soğukça.
"Baba şey"
"Onun bir suçu yok Cihan bey ben getirdim onu korumak için buraya gelmesine ben sebep oldum"
"Sen kimi kimden koruyorsun lan it"
Kerem bir adım öne çıktı.
"Bakın Cihan Bey" dedi kontrollü ama içindeki öfkeyi bastırdığı belliydi
"Bu iş artık büyüdü. Nare korkuyor, tehdit alıyor. "
"Sana kalmadı onu korumak artık bu iş zıvanadan çıktı"
"Bana kaldı ve ömrüm sonuna kadar da bu böyle olacak. Evleneceğim kızınızla."
"He bak çok güzel yere değindin "evlilik" meselesine gelelim diyerek evlilik kelimesini bastırdı.
"Evet madem kızımı korumak için evlenmesi şart oldu o zaman bu fikri onaylıyorum"
Keremle birbirimize baktık babamı uzun çabalar sonucu ikna etmiş olmanın verdiği gurur mu nedir bilmem ama içim birden ferahladı.
Babam uzun süre sessiz kalıp bize baktı ve devam etti.
"Ama damat olarak seni değil"
Sanki biri göğsüme yumruk atmıştı.
"Ne demek o" dedim istemsizce.
Babam bakışlarını Kerem’den ayırmadan konuştu.
"Bu evlilik olacak ama Kerem’le değil."
Salon bir anda daraldı. Nefes alamadım.
Kerem’in vücudu gerildi. Omuz kasları sertleşti. Ama ses tonu hâlâ kontrollüydü.
"Kiminle"
Babam başını hafifçe yana çevirdi.
Cihan bir adım öne çıktı.
O an içimde bir şey koptu.
"Hayır" sesim bu kez netti titremiyordu.
Babam bana döndü.
"Konuşma sırası sende değil"
"Hayır" diye daha yüksek çıktım.
"Bu benim hayatım"
Kerem hafifçe kolumu tuttu. Sakin olmam için değil yanında olduğunu hissettirmek için.
Babam yavaşça yürüdü. Önümüzde durdu.
"Zaten Keremle de sevdiğin için değil senin tehlikeye atılan hayatını koruamak için evlenmeyecek miydin. "
"Evet" dedim kekeleyerek ama asıl neden benim için bu muydu değil miydi işte o an bende ikilemde kalmıştım
Cihan gözlerini kaçırdı.
Kerem sonunda sabrını zorlayan o ince çizgiyi geçti.
"Yeter" sesi artık daha sertti.
"Ne demek oluyor bu Cihan bey ben değil de bir başkasıyla mı evlenecek, benden başka kime emanet edeceksiniz kızınızı bana güvenmeyipte kime güveneceksiniz."
"Sana güvendiğimi de nerden çıkardın" diye hiddetli bir şekilde bağırdı babam
Babam alaylı bir şekilde güldü. Kerem duydukları karşısında kırılmıştı . O mafya tipli tehlike saçan adam çökmüş gibiydi
"Nare kendi tercih ettiğiyle evlenecek"
"Sen de tercih değildin , çözümdün Kerem Polat"
“Hayır,” dedi Kerem.
"O karar verecek"
Ve o an ilk defa babamın karşısında dik durduğumu hissettim.
Babam gözlerini bana çevirdi.
"Nare yanıma gel"
Bu kez emir değil uyarı gibiydi.
Kerem’in arkasından çıktım ama onunla arama mesafe koymadım.
Babam tekrar konuştu.