İçeriğe geç

DERİN DÜŞLER /GERÇEK AİLE

Bölüm 5 · 11 dk okuma

DERİN DÜŞLER /GERÇEK AİLE

Bölüm 5

4.BÖLÜM

Sabah telefonumun çalmasıyla uyandım.

Normal de beni pek arayan olmazdı.

Kimin aradığına baktığımda Minelya ablanın aradığını görüp aramayı cevapladım.

"Günaydın Mavi"

"Günaydın Minelya abla"

"Seni bu saatte rahatsız ediyorum ama bugün kafeyi açamayacağım işim var kafe kapalı olacak o yüzden bugün işe gelmene gerek yok."

"Yok sorun değil. Sadece bugün mü iş yok?"

"Bilmiyorum bu gün ki işimi halledebilirsem. Eğer yarın iş olursa ben seni akşam arayıp haber veririm."

"Tamam o zaman" deyip aramayı kapattım.

Saate baktığımda daha saatin 07.10 olduğunu gördüm.

Artık uyandığım ve geri uyuyamayacağım için yataktan kalkıp yatağı ve odamı topladım. Banyoya geçip işlerimi halledip odama geri geçtim.

Ares ve Hera'yı kafesten çıkarıp yatağın üstüne koydum. Sonra da kafeslerini temizlemeye başladım. Kafesi temizledikten sonra mutfağa geçtim ve dolaptan atıştırmalık bir şeyler alıp yemeye başladım.

Yemek yedikten sonra üstümü değiştirip üstüme spor yapmak için spor takımı olan gri renkte şort ve sporcu atleti giyip üstüme iç cebi ve dış cebi olan bir gri renkte bir ceket alıp giydim. İç cebinin sağ tarafına Ares'i sol tarafına ise Hera'yı koyup ceketin fermuarını kapattım.

Yanıma da bir sırt çantası alıp içine Ares ve Hera için yemek ve su koydum. Telefonumu ve anahtarımı ceketin dış cebine koyduktan sonra spor ayakkabımı giyip evin kapısını kapatıp kilitledikten sonra dışarı çıktım.

Benim evim ve sahil arasın da yürüyerek yarım saat vardı. Ben de uzun zamandır spor yapmadığım için sahile doğru gitmeye karar verdim.

🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍

Sahile gelince 1 saat yürüyüş yaptım. Saate bakınca saatin 09.09 olduğunu gördüm. Yürüdüğüm için hafif acıkınca sahilde bir amcadan simit ve su alıp bir banka oturup yemek yemeye başladım.

Biraz oturduktan sonra telefonum çaldı kimin aradığına bakınca Minelya ablanın aradığı görüp telefonu açtım.

"Nasılsın Mavi iyi misin? Umarım seni rahatsız etmemişimdir."

"İyiyim Minelya abla sen nasılsın? Hayır beni rahatsız etmedin."

"İyiyim bende. Seni şey için aramıştım. Imm nasıl desem benim işim için bir hafta ya da daha fazla İzmir'e gitmem lazım. O yüzden ben gelene kadar kafeyi açamayacağım. Ne zaman döneceğim belli değil. Ya da geri gelirmiyim bilmiyorum. Sen istersen kendine yeni bir iş ara eğer geri dönersem seni ararım ve kendine iyi bak. "

" Tamam Minelya abla zaten benim başka bir işim daha vardı artık ona giderim. Sende kendine iyi bak. "deyip telefonu kapattım.

İşsiz kalınca ve bir kaç hafta barda dövüş olmayacağı için aklıma daha önceden çalıştığım spor salonunda ki Selim'i aramak geldi.

Telefondan Selim'in numarasını bulup aradım ve bir kaç çalıştan sonra telefon açılınca direk selim söze başladı ve konuşmaya başladı.

"Kaçak Mavi hanım sen beni arar mıydın? Hangi dağda kurt öldü? Ya da bana işin mi düştü?"

"Selim sence de abartmadın mı? Telefonu açar açmaz bir nasılsın bile demedin. Hem ben seni san ki hiç aramıyorum."

"Ne yalan mı beni en son ne zaman aradığını bile hatırlamıyorum."

"Tamam kes zevzekliği sana bir şey sormak için aradım. Spor salonun da ki dövüş öğretmenliği teklifin hala geçerli mi?"

"Evet geçerli de sen hani başka bir işte çalışıyordun? Bur da çalışmaya zamanın yoktu ne oldu?"

"Çalıştığım kafenin sahibi acil bir işi çıkınca İzmir'e gitti ve ne zaman döneği belli değil. Beni de biliyorsun ben boş boş oturmayı sevmem. Şimdi de gidip daha yeni bir iş aramaktansa spor salonunda dövüş öğretmenliği yaparım daha iyi. "

" O zaman bugün boşsan saat 10'da gel işe başla seni bekliyorum. "

" Tamam geliyorum. " diye konuşup aramayı sonlandırdım.

Saate bakınca 09.30 olduğunu gördüm. Spor salonu burasına 15 dakika uzaklıkta olduğu için yavaş yavaş spor salonuna doğru gitmeye başladım.

Bugün de nedensizce gene takip ediliyormuş gibi hissetmeye başladım. Etrafıma bakınca benim tanıdığım ya da şüpheli davran kimseyi görmeyince önüme döndüm.

🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍

Yavaş Yürüdüğüm için tam yarım saatte spor salonunun önündeyim.

Kapıyı açıp içeri girince danışmada ki Pelin'i görünce yanına doğru ilerledim.

"Nasılsın Pellin iyi misin? Ters giden bir şey yok değil mi?"

"İyiyim Mavi. Sen nasılsın? Ters giden bir şey yok merak etme. Asıl seni burda görünce şaşırdım ve sevindim."

"Şu an işsiz olduğum için eskisi gibi burda dövüş hocası olarak çalışmaya başlayacağım. O yüzden beni sık sık göreceksin. " deyip ve göz kıptıktan sonra içeri doğru adımlamaya başladım.

Selim'in odasının önüne gelince kapıyı çaldım ve Girin dediğini duyunca kapıyı açıp içeri girdim.

Selim beni görünce ayağa kalktı ve yanıma gelip bana sarıdı ben de sarılışına karşılık verdim.

Selim yerine geçmek yerine masanın önüne koyulmuş karşılıklı koltuklardan birine geçti. Ben de karşısınada ki koltuğa geçip çantayı kucağıma koydum.

"Eee Nasılsın Mavi görüşmeyeli ne yapıyorsun?"

"Bildiğin gibi burdan ayrıldıktan sonra kafe de çalışmaya başladım. Akşamları da barda çalışıyorum. Ayrıyetten kafes dövüşlerine de devam ediyorum.

Eee sen nasılsın nasıl gidiyor?"

"Bildiğin gibi burasını işletmeye devam ediyorum. Sen gittikten sınra ne kadar iyi olabilirsem o kadar iyiyim. Ama geri dönmene çok sevindim."

"Abartma sende o kadar. Hem niye eski konuları açıyorsun. Burdan neden ayrıldığımı biliyorsun."

"Biliyorum ama ayrılmayı seçmen çok saçmaydı."

"Değil di biliyorsun ki burda ki ilk kız arkadaşımdı Selin ve ben onu daha fazla üzmek istemedim."

"Ama Sedat'ın seni sevip Selin'i sevmemesi keza Selin'in Sedat'ı sevip onu sevmemesi senin suçun değildi."

"Ama kendimi suçlu hissediyorum. Bi deSelin hep yanım da Sedat'ı ne kadar sevdiğini söylerken daha fazla burda durmaya devam edemedim. Şu an nasıllar iyiler mi?"

"İyiler merak etme Sedat sen gidince Selin de ondan uzaklaşınca Selin'in kıymetini ve sevdiğini anlayınca Sevgili oldular. Sonra evlenip İzmir'e taşındılar. Şimdi ise evli mutlu çocuklu yaşamaya devam ediyorlar. "

" Onlar adına çok sevindim. Umarım hep mutlu olurlar. "

" Şimdi bu konuları bırakıp iş konuşmaya başlayalım Mavi. Seni bir daha kaybetmek istemiyorum o yüzden geçen sefer sana verdiğim maaşın 2 katını veriyorum bir de ne zaman istiyorsan o gün çalış seni zorlamayacağım."

"Sen nasıl istiyorsan öyle olsun. Merak etme o kafe de çalışmaktan sıkılmıştım. Bir daha seni kolay kolay bırakmam Selim Abi." diyince Selim duygulandı.

Çünkü aramızda beş yaş olmasına rağmen ona Abi demezdim. Selim beni kardeşi olarak görüp ona Abi dememi isterdi. Ama ben Abi demeyi sevmediğim için söylemiyorum. Yoksa ben de onu abim olarak görüyorum.

" Hadi ama ağlamayacaksın değil mi Selim bak ağlamaya başlarsan sana bir daha Abi demem ona göre."

"Yok kızım ağlamayacağım. Sadece bunca zamandan sonra bana Abi demen beni dugulandırdı. Bu gün çalışmak istiyor musun yoksa yarın mı çalışmak istiyorsun?"

"Bu gün çalışayım zaten üstümde spor kıyafetleri var gelmişken eve gidip boş oturmaktansa çalışayım daha iyi."

"O zaman beni takip et giriş işlemlerini Pelin'in yanın da yapıp ringe geçeriz."

Odadan çıktıktan sonra Pelin'in yanına gidip giriş işlemlerini yaptık. Ondan sonra da ringe doğru ilerlemeye başladık.

Dövüş odasının önüne gelince Selim kapıyı açıp içeri girdi bende arasından içeri girdim.

İçeride 2 adam Ringte dövüşüyordu. Onların dövüştüğünü görünce sessiz olup beklemeye başladık.

Dövüşen kişilerden biri bronz tenli gri gözlü iki metre boyların da bir adamken diğeri

kumral kahverengi gözlü 1.90 boylarında bir adamdı.

Gri gözlü olan hem daha güçlü hem daha atik duruyor ve tahminime göre Gri göz bu dövüşü alır ve kazanır.

10 dakika sonra dövüş bitti ve tahminim doğru çıktı. Dövüşü Gri göz kazandı. Dövüş bittikten sonra ikili bizi farkedip bize döndü ve beni bakmaya başladılar.

İkili aşağı inip bana selime baş selamı verdi ve kumral olan Selim'e

"Bu yeni öğrenci mi? Çok çelimsiz duruyor. Ben buna eğitim vermem. Pars eğitim versin." dedi ve ilerlemeye başladı.

Ben söylediğine sinirlenince arkasını dönmüş gidecek olan kumral adamın sırtına dizimi geçirip kolunu sırtına doğru çevirip diğer kolumu da boynuna sarıp sıktım ve sinirle konuşmaya başladım.

" Öğrenci senin anandır. İt oğlu it Pezevenk. Her çelimsiz gördüğün de zayıf değildir. Ben öğrenci değil yeni Hocayım. Bundan sonra ayağı denk al benden uzak dur yoksa seni doğduğuna pişman ederim." deyip kollarımı üstünden bırakıp geriye çekildim.

Kumral adam ayağa kalkıp bana şaşkınca ve sinirle bakmaya başladı. Ben de ona sinirle bakarken Selim" Sakin ol mavi ilk günden gerilime gerek yok. "deyince Selim'in hatrına kendimi sakinleştirdim.

Selim'e dönünce yanındaki Gri gözü bana bakarken yakaladım. Ama onu bana bakarken yakalamama rağmen bana bakmaya devam edince ben de inat edip gözlerimi giri göze dikip bakmaya başladım.

Bu Gri gözde beni etkileyen bir şey var ama anlamadım. Ben normalde birini görünce hemen etkilenmem ama bu gri göz de niye hemen etkilendim acaba ilk defa Gri göz görüyorum diye mi?

Biz durmuş inatla bir birimize bakarken Selim daha fazla dayanamadı ve konuşmaya başladı.

"Mavi ve Pars birbirinize bakmayı kesin ve bana bakın artık." diyince gözlerimi Gri gözden çekip Selim'e baktım.

"Sizi tanıştırayım Mavi bundan sonra burda sizinle beraber eğitim vermeye başlayacak. Mavi bu karşında ki Pars diğer dövdüğün ise Sarp jendileri kuzen olur."

Ben de Sarp'a dönüp "Tanıştığıma memnun olmadım ama ne yapalım." deyip Parsa'a döndüm ona da "Seninle tanıştığıma memnun olurmuyum onu da zaman gösterecek." dedim.

Sır çantamı yete bıraktım ve ceketin fermuarını açıp tam çıkartıcakken Ares ceketin cebinden kafasını çıkartıp boynuma dolanınca Hera da aynısı yapıp kafanı ceketin cebinden çıkartıp boynuma dolandı.

Ben Ares ve Hera'nın yanım da olduğunu unutup buraya geldiğime inanamıyorum. Hep evde oldukları için unutmuş olmalıyım. Bir şey varmı diye onlara bakıp hasar kontrolü yaptım ve bir şey olmadığını görünce rahatladım.

Ben yılanlarıma bakarken Selim bir anda

"Siktir Amına koyayım. Sen yılanlarım var diyince ben seni hiç ciddiye almadım. Benimle dalga geçtiğini zannettim. Bir de sen cidden yılan alıp onları eğitim yanında mı taşıyorsun?"

"Sen cidden yılanlarım olduğuna inanmadıysan ben ne yapayım. Şimdi inanmışsındır." dedim.

Biz konuşurken unuttuğum Sarp ve Pars'a baktım ve bana inanmaz gözlerle baktıklarını gördüm.

Onlara "Ne bakıyorsunuz öyle bir insan illa kedi ya da köpek mi besleyecek? Ben yılanları seviyorum ve besliyorum. Bunda inanmayacak bir şey yok."

Ben konuştuktan sonra Pars eski ifadesiz bakışlarına döndü ama Sarp bana hala inanmazca bakıyordu.

Sarp biraz kendine gelince " Bundan sonra kardeşimsin seninle hiç uğraşmayacağım yeter ki o yılanları benden uzak tut." dedi ve dışarı çıktı.

Selim'e dönüp " Ben Ares ve Hera'nın benimle olduğunu unutmuşum. O yüzden ben eve gideceğim. Yarın saat kaçta geleyim? "

" Yarın saat 09.00'da burda ol yeter." dedi. Ve koşarcasına arkasına bakmadan dışarı çıktı.

Sadece ben ve Gri göz kalınca bir bana ve yılanlarıma baktı.

Ona " Korktuysan onlar gibi gitmene gerek yok ben zaten gidiyorum. "

" Korkmuyorum. Imm nasıl desem yılanlarına dokunabilir miyim? "

" İstiyorsan dokun ama yabancıları pek sevmezler ve tıslayıp saldırmaya çalışırlar. "

" Hangisi daha sakin ilk ona dokunayım?"

" Sağ tarafta olan Ares ve erkek ve daha hırçın ama sol tarafta olan Hera dişi ve daha sakin. İstiyorsan sağ tarafta ki Hera'ya dokun. "

" Tamam yanına yaklaşacağım o zaman. "

O böyle söyleyince başımı salladım ve onay verdim.

Bir kaç adım atıp bana yaklaştıktan sonra yavaşça elini Hera'ya doğru uzatmaya başladı.

Hera onu yakınımda görünce daha da bana yaklaştı. Biraz bekledikten sonra korkusu geçince Gri göz ilgisini çekmiş olacak ki kafasını boynumdan çıkarttı ve Gri gözün eline doğru ilerlemeye başladı.

Birden Gri gözün eline başını uzatıp vücudunu dolamaya ve boynuna çıkmaya başladı ve Gri göz birden irkildi. Boynuna gelince başını uzatıp Gri göze bakmaya başladı.

Hera böyle yapınca çok şaşırdım. Hera genelde utangaç ve yabancıları sevmez. Genelde Ares daha atılgan olduğu için ilk Ares sonra kendisi yapar. Özellikle ilk defa gördüğü birisine gitmez.

Artık bu Gri gözlü de ne varsa hem beni hem Hera'yı ilk görüşte etkiledi.

Ben Gri göz ve Hera'ya inanmazca bakarken Gri göz elini uzatım Hera'nın başını sevmeye başladı.

Bu seferde Ares de hareketlilik olunca ne yaptığına baktım ve onunda Gri göze gitmeye çalıştığını görünce Gri öze biraz daha yaklaşıp diğer tarafına Ares'i koydum. Ben bunu yapınca gene irkildi sonra hemen toparlanıp Ares'e bakmaya başladı.

Pars biraz onlarla ilgilenip oynadıktan sonra kapı açıldı ve içeri Selim Sarp ve bir kadın girdi.

Onlar bize daha doğrusu Pars'a inanmazca bakmaya başladı.

Selim ve Sarp aynı anda "Siktir" dedi.

Sonra Selim bana "Mavi sen daha gitmedin mi?" diye sordu.

"Burda olduğuma göre nasıl gidebilirim Selim. Pars yılanlarıma dokunmak isteyince kaldım. Zaten gidiyorum." dedim.

Ve Gri göze dönüp kolumu uzattım ve ilk Ares'i alıp sağ cebime Hera'yı da sol cebime koyup ceketin fermuarını kapatıp

yerden çantamı aldım.

Kapıya doğru ilerlerken Selim'e " Yarın görüşürüz." dedim ve yanındaki sarışın kadının bana nefretle baktığını gördüm. Ortada bir şey yokken bana niye öyle baktığını anlamadım.

Ben çıkarken Selim yana kayıp " Yarın görüşürüz." dedi.

🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍

Sonunda spor salonundan dışarıya çıktığımda eve yürüyerek gitmeye başladım. 45 dakika sonra nihayet eve varınca evimin önünde daha önce görmediğim bir araba dikkatimi çekti. Ben arabaya bakarken arabanın kapısı açıldı ve arabadan ilk Deniz Aksoy yani Başkomiser indi. Sonra sırasıyla Derim ve İkiz olduklarını tahmin ettiğim adamlar yani ikizler indi.

Ben onlara onlar bana bakarken söze ilk Deniz girdi ve "Mavi konuşmamız gereken bir mesele var konuşabilir miyiz?"

"Olur konuşalım." dedim ve önden yürüyüp kapının şifresini açıp yukarı çıkmaya başladım.

2.kata gelince cebimden anahtarı çıkartıp ayakkabılarımı çıkarttım ve onların içeri geçmesini bekledim.

Dördü de içeri geçip ayakkabılarını çıkartınca içeri salona doğru yürüyüp içeri geçtim ve tekli koltuğa oturdum.

Onlarda sırasıyla ikisi bir tane üçlü koltuğa diğer ikisi de diğer üçlü koltuğa oturdu.

Beş dakika boyunca kimse konuşmak yerine birbirine bakıyorken daha fazla dayanamayıp sesizliği bozdum.

"Buraya ne için geldiğinizi biliyorum. Boşuna birbirinize bakıp konuşmayı kim başlatacak diye bakmayın." dedim.

Derim "Nasıl yani buraya ne için geldiğimizi gerçekten biliyor musun?"

diye sordu.

"Evet . Adlarınız neydi bu arada?"

Derim "Benimki Derim abim başkomiser zaten biliyorsun adı Deniz. İkizler Yeşil gözlü olan Demir Mavi gözlü olan ise Emir."

"Benim de bildiğiniz üzere adım Mavi Abilerim tanıştığıma memnun oldum." ben bu cümleyi kurar kurmaz hepsi bana şaşkınca baktı.

Derim ilk şoku atlatan olup "Yalnız ben abin değil ikizinim. Bana ikizim diye bilirsin."dedi.....

BÖLÜM SONU....

DEVAM EDECEK...

🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍

Eeeeee bölüm nasıldı?

Nasıl buldunuz.

Karekterleri ve bölümü beğendiniz mi?

Bu bölü favori karakteriniz kim?

Selim Targıcı

Pars Haznaderoğlu

Sarp Haznaderoğlu

Hera

Ares

Pelin Akça

Deniz Aksoy

Demir Aksoy

Emir Aksoy

Derim Aksoy

Mavi Yılmaz / Derin Aksoy

🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍🐍

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.