Elif ve Ali asansörde bir saattir mahsur kalmışlardı. İkisi de sinirli ve endişeliydi. Zaman geçmek bilmiyordu ve artık sabırları tükeniyordu. Elif, asansörün dar ve kapalı alanında sıkışmış olmanın verdiği korkuyla titriyordu. Ali ise sakin kalmaya çalışıyordu, ama içinde bir yerlerde o da endişeliydi.
Aniden, asansörün dışında bir ses duyuldu. "Kimse var mı orada?" diye yaşlı bir teyze seslendi.
Ali hemen cevap verdi, "Evet, buradayız! Yardım edebilir misiniz?"
Teyzenin sesi tekrar duyuldu, "Ah çocuğum, ben yaşlı bir kadınım. Size nasıl yardım edebilirim bilmiyorum. Ama belki birilerini çağırırım."
Elif'in umudu bir an için yeşermişti, ama teyzenin sözleri onu hayal kırıklığına uğrattı. "Lütfen, ne yapabilirsiniz yapın," dedi Elif titrek bir sesle.
Teyze üzgün bir şekilde, "Kabul görün yavrum, yaşlıyım. Elimden pek bir şey gelmez," dedi ve uzaklaştı.
Elif artık daha da sıkılmış ve korkmuştu. "Bu böyle nereye kadar sürecek?" diye mırıldandı. Ali ise ona moral vermeye çalıştı. "Dayan Elif, birileri eninde sonunda bizi fark edecek."
Dakikalar saat gibi geçiyordu. İkisi de sessizliğe bürünmüştü. Tam o sırada, dışarıdan bir polis sireni sesi duyuldu. Elif heyecanla, "İşte! Polisler geldi!" diye bağırdı. Ancak kısa süre sonra bu sesin bir araba alarmı olduğunu anladılar ve umutları tekrar yıkıldı.
Ali, Elif'e baktı, "Bu gerçekten saçma bir gün. Ama merak etme, buradan çıkacağız."
O sırada teyzenin sesi bir daha duyulmadı. Elif, teyzenin gitmiş olduğunu fark etti. "Sanırım yaşlı teyze gitti," dedi üzgün bir sesle. Ali başını salladı, "Evet, ama belki de birilerini bulmuştur."
Elif ve Ali, dar asansörde mahsur kalmış halde, polisin gelmesini beklemeye devam ettiler. İçlerinde umut kırıntılarıyla, bir şekilde bu tuhaf durumdan kurtulmayı beklediler.