İçeriğe geç

DEPO 4

Bölüm 39 · 3 dk okuma

DEPO 4

Bölüm 39

Bitmez Geceler

İki yıllık pratik okul hayatımız, dışarıdan bakıldığında kısa gibi duruyordu ama içeriden bakıldığında her günü ayrı bir sınav olan bir hayatta kalma mücadelesiydi. Gündüzleri amfiler, acil tıp simülasyonları, adliye koridorları ve ceza hukuku ezberleriyle geçiyordu. Dersler biter bitmez Yaman limandaki lojistik deposuna, o devasa tırların arasına koşuyor; Arda ise yerel bir avukatlık bürosunda katip olarak ter döküyordu. Akşam olduğunda yorgunluktan bitap düşen dördümüzün soluğu yine o kutsal sığınağımızda, Depo 4’te alınırdı. Yaman’ın nasırlı elleriyle masaya bıraktığı çaylar eşliğinde, duvardaki anatomi posterlerinin altında sabahlara kadar ders çalışır, ailelerimizin o zehirli ve baskıcı seslerini bu duvarların dışında bırakırdık.

Mezuniyet ve Gelen Zafer

O uykusuz gecelerin, limandaki ağır mesailerin ve dökülen alın terlerinin karşılığı nihayet ekranlara düştü. İki yılın son sınav sonuçları açıklandığında, Depo 4’ün tahta masasına kapanıp mutluluk gözyaşları döktük. Ben ve Yaman İlk ve Acil Yardım (Paramedik) bölümünü gururla tamamlarken, Kübra ile Arda Adalet programını dereceyle bitirmişti.

Mezuniyet belgelerimizi elimize aldığımız o gün, evdeki o baskıcı ve küçümseyici atmosfer bir anda buz kesti. Yıllarca bize "Bu bölümlerden bir şey olmaz" diyen ailelerimiz, masaya bıraktığımız diplomalar karşısında başlarını öne eğmek zorunda kaldı. Kendi ayakları üzerinde duran, adını tırnaklarıyla kazıtan dört gence karşı artık hiçbir bahaneleri kalmamıştı. Kararlarımıza resmen boyun eğmek zorunda kaldılar.

Askerlik Sülüsleri ve Vakit

Ancak zaferimizin tadını doya doya çıkaramadan, hayat o en sert, o en acımasız yüzünü bir kez daha gösterdi. Kapımıza dayanan o kağıtlar, tüm mutluluğumuzu bir anda sessizliğe bürüdü: Askerlik sülüsleri!

Kısa dönem de olsa vatan borcu vakti gelip çatmıştı. Yaman ve Arda’nın birliğe teslim olacağı gün yaklaşırken, Trabzon’un o serin havası üzerimize kurşun gibi ağır biniyordu. Birliğe gitmeden önceki son gece, her şeyin başladığı, en güzel hayallerimizi kurduğumuz o sığınakta, Depo 4’te baş başa kaldık.

İçerideki o tahta masanın üzerinde diplomalarımız duruyordu ama o an kimsenin gözü orada değildi. Yaman, üzerindeki montunu çıkarıp bir kenara bıraktı. Yüzündeki o her zamanki karizmatik tebessüm, yerini içten içe yanan derin bir hüzne bırakmıştı. Yanıma geldi, ellerimi yavaşça kavradı.

— "Ağlamak yok dedik güzelim..." dedi sesi çatlarak. "Şu kısa dönem dediğin nedir ki, göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Ama gitmeden önce içimde bir sızı var... Seni bu kasvetli şehirde, o evlerin arasında yalnız bırakmak içimi acıtıyor."

Gözyaşlarımı tutmaya çalıştım ama çenem titriyordu. Kollarımı boynuna dolayıp başımı göğsüne bastırdım.

— "Git ve çabuk dön Bay Karizma..." diye fısıldadım hıçkırıklarımı bastırmaya çalışarak. "Depo 4 burada duracak. Ben burada, bıraktığın yerde seni bekliyor olacağım."

Trabzon Otogarı’nda davul zurna sesleri arasında asker adayları sıraya girerken, otobüsün motoru çalıştı. Yaman son kez alnımdan öpüp otobüse bindi. Arda, Kübra’ya sıkıca sarıldıktan sonra yerine geçiti. Otobüs yokuştan aşağı kıvrılıp sisli yollarda gözden kaybolana kadar arkalarından baktık. O otobüs uzaklaştıkça, içimdeki o büyük boşluk rüzgarla birlikte yüzüme çarptı.

Depo 4'teki Ağır Sessizlik

Kız başımıza eve döndüğümüzde, odalarımızdaki o sessizlik sağır ediciydi. Akşam olduğunda Kübra’yla birlikte gayriihtiyari adımlarımız bizi yine Depo 4’e götürdü.

Paslı demir kapıyı açıp içeri girdiğimizde, yerdeki o boş tabureler, masanın üzerinde yarım kalan kahve fincanları ve onların kokusu karşıladı bizi. Yaman’ın montunu bıraktığı sandalye bomboş duruyordu. Kübra kendini eski koltuğa bırakıp sessizce ağlamaya başladı. Ben de deponun soğuk zeminine çöktüm, dizlerimi karnıma çekip ellerimdeki o boşluğa baktım.

Dışarıda hayat akıp gidiyordu ama bizim için zaman, o otobüsün arkasından baktığımız anda donup kalmıştı. Şimdi önümüzde, sabırla devrilmeyi bekleyen o uzun, karanlık ve sessiz şafak geceleri duruyordu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.