İçeriğe geç

DEPO 4

Bölüm 16 · 2 dk okuma

DEPO 4

Bölüm 16

Tam zamanında Müdahale ve Gerçeklere Son Adım

Zülal’in attığı konum, Trabzon’un merkeze yarım saat uzaklıktaki o eski sahil kasabası Çamlıyokuş’u işaret ediyordu. Hava yavaş yavaş kararmaya başlarken ekiple hemen bir plan yaptık. Erva’yı annemin yanına, evde güvende bıraktıktan sonra Yaman’ın ehliyetli abisinden rica ettik ve bizi arabasıyla kasabaya bırakmasını sağladık.

Abisi arabayı sahil yolunun biraz gerisinde, ağaçlık alanda çalışır vaziyette bekletirken biz dördümüz sessizce arabadan indik. Yol boyunca kimseden çıt çıkmamıştı. Arda ile Kübra arka koltukta yan yana otururken Arda, Kübra’nın elinin gerginlikten titrediğini görünce çaktırmadan elini Kübra’nın elinin üzerine koyup sımsıkı tutmuştu. Kübra da gözlerindeki o sıcak ifadeyi görünce derin bir nefes alıp gülümsemişti.

— Biz hemen dönüyoruz abi, sen burada bekle, —dedi Yaman kapıyı kapatırken.

Karşımızda, dalga seslerinin duvarlarına çarptığı, terk edilmiş iki katlı eski bir sahil deposu duruyordu. Zülal’in videosundaki bina tam olarak burasıydı. Pencerelerin birinden hafif bir sarı ışık sızıyordu.

— Songül içeride, —dedim fısıltıyla.— Havalandırma penceresinden ya da alt kattaki paslı kapıdan girmeliyiz.

— Ben ve Kübra arka taraftaki havalandırma kapaklarını kontrol edelim, —dedi Arda, Kübra’nın elini bırakmadan ayağa kalkarak.— Siz Yaman’la ön tarafı kollayın. Bir şey olursa hemen ıslık çalıyoruz.

Sessiz adımlarla binanın etrafından dolandık. Yaman’la binanın girişine yaklaştığımızda, içerideki konuşma sesleri net bir şekilde duyulmaya başladı. Songül biriyle telefonda bağırarak konuşuyordu:

— Sana diyorum Güney! Çocuklar peşimde, kütüphanedeki dosyayı alamadım ama ana arşiv buradaki kasada! Bu gece hepsini yakıp kaçacağım!

Gözlerim panikle açıldı. Songül bütün orijinal hastane kütüklerini ve kayıtlarını imha etmek üzereydi!

Tam o sırada arka taraftan bir metal çatırtısı ve ardından Arda’nın boğuk "Eyvah!" sesi duyuldu. Arda kapağı açmaya çalışırken ayağı kayıp paslı varillere çarpmıştı!

Songül içerideki sesi duyar duymaz kükredi:

— Kim var orada?!

Yaman’la tek bir kelime bile etmeden kapıya yüklendik. Paslı kilit çatırdayarak açıldı. İçeri daldığımızda Songül elinde bir benzin bidonu ve çakmakla devasa çelik bir arşiv dolabının önünde duruyordu!

— Dur! Sakın yapma! —diye bağırdım, gözlerimde o Karadeniz fırtınasıyla öne atılarak.

Songül çakmağı çakmaya yeltendi ama o sırada havalandırma kapağından içeri süzülen Arda ve Kübra bir anda üzerine fırladılar! Arda benzin bidonuna çelme takıp kenara fırlatırken, Kübra Songül’ün çakmak tutan elini yakaladı.

— Bırakın beni! Mahvettiniz her şeyi! —diye çığlık attı Songül.

Yaman jet hızıyla kasanın üzerindeki ana kütük defterini ve dosyaları kucakladı. O sırada dışarıdan siren sesleri yükselmeye başladı. Zülal’in kasaba polisine yaptığı "Eski depoda şüpheli yangın tehlikesi var" ihbarı tam zamanında adrese ulaşmıştı!

Songül siren seslerini duyunca tamamen pes edip yere çöktü. Yaman elimden sımsıkı tuttu, diğer elindeki dosyalarla bize baktı:

— Bitti Eyşan... Gerçekler artık güvende.

Polisler içeri girip Songül’ü gözaltına alırken, biz dördümüz deponun kapısından dışarı çıktık. Gece Karadeniz’in serin rüzgarı yüzümüze vururken Arda Kübra’ya dönüp sırıttı:

— Nasıl siper oldum ama havalandırmada?

Kübra bu sefer gözlerini devirmedi, gülümseyerek Arda’nın koluna girdi:

— Fena değildin Arda... Fena değildin.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.