İçeriğe geç

DEPO 4

Bölüm 14 · 3 dk okuma

DEPO 4

Bölüm 14

Sert Kaya Sonrası Tehlikeli Liman

Songül’ün o tüyler ürperten tehdit telefonundan sonra evimizin önündeki bankta otururken üzerimizdeki baskı katlanarak artmıştı. Erva bahçede seksek oynarken, biz dördümüz masanın etrafında adeta gizli bir operasyon odasındaymışız gibi fısıltıyla konuşuyorduk.

— Polise gidemiyoruz, bu kesin, —dedi Yaman, çantasındaki siyah dosyaya eliyle bastırarak.— Erva’nın kılına zarar gelme ihtimalini bile riske atamayız. Ama bu dosyayı öylece oturup bekletmeyeceğiz de.

— Peki ne yapacağız Yaman? —dedim endişeyle Erva’yı gözümün önünden ayırmayarak.— Songül her an bir yerlerden çıkabilir.

Arda, az önce Kübra’yla yaşadığı olayın havasıyla öne doğru eğildi:

— Bak dinleyin agalar. Songül bu dosyayı kütüphaneye saklamaya geldiyse, demek ki polisin erişemeyeceği ama kendisinin sıkışınca alabileceği tek güvenli liman orasıydı. Dosyanın içindeki kütük numaralarını polise vermeden önce kendimiz incelemeliyiz. Şifreleri biz çözersek, Songül’ün bir sonraki hamlesini de önceden tahmin ederiz.

Kübra, Arda’ya bakıp şaşkınlıkla tek kaşını kaldırdı:

— Arda... Sen hayatında ilk defa mantıklı ve stratejik bir cümle kurdun, farkında mısın?

Arda hafifçe sırıttı, göğsünü kabartarak Kübra’ya doğru yaklaştı:

— E yani Kübo! Canımızı ortaya koyduk çarşı yollarında, motorların önüne atladık! Biraz vizyonumuz gelişti herhalde.

Eyşan olarak gözlerim bir anda açıldı, hemen araya girdim:

— Bir dakika, bir dakika... Ne motoru?! Ne atlaması?! Arda siz çarşıda ne yaşadınız söylesenize?!

Yaman da kaşlarını çatarak Kübra’ya baktı:

— Harbi, ne oldu çarşıda? İkiniz de bir garipsiniz zaten geldiğinizden beri.

Kübra’nın yanakları bir anda al al oldu, kekelemeye başladı:

— Şey... Önemli bir şey değil ya! Ara sokaktan bir motokurye hızlı çıktı da... Kaldırıma kayıyordu. Arda malzemeleri fırlatıp beni kenara çekti işte.

Arda bıyık altından sırıttı:

— 'Beni kenara çekti' derken? Kızım baya bildiğin siper oldum sana! Motor bana çarptı neredeyse.

Yaman ayağa kalkıp Arda’nın sırtına ve kollarına baktı endişeyle:

— Oğlum sana bir şey oldu mu? İyisin değil mi?

— Yok yok, sırt çantam kurtardı valla, —dedi Arda gülerek.

Gülümseyerek Kübra’ya baktım. Kübra gözlerini kaçırıp Arda’nın o korumacı tavrını hatırlağında tebessümünü saklamaya çalışıyordu. Arda’nın o lafarasının arkasındaki yüreklilik Kübra’yı çoktan etkilemişti, bunu masadaki herkes anlamıştı.

— Vay be Arda... —dedi Yaman sırtına vurarak.— Senden hiç beklemediğim hareketler. Aferin sana.

Ertesi gün ödev projesini bahane ederek bizim evin çardığında toplandık. Annem bize kek ve çay getirip içeri geçince çalışma masasında operasyon başladı.

Yaman’la ben Erva’yı bahçede gözümüzün önünden ayırmadan nöbet tutarken, dosyadaki detaylı yerel harita ve eski kayıt kopyalarını inceleme görevini Kübra ile Arda’ya verdik. Çardaktaki küçük masada yan yana oturmuş, baş başa verip eski tarihli notları tarıyorlardı.

Arda elindeki büyüteçle haritadaki koordinatlara bakarken, Kübra not tutuyordu. O sırada Arda’nın dirseği yanlışlıkla Kübra’nın eline çarptı. Kübra’nın elindeki kalem yere düştü.

İkisi aynı anda kalemi almak için masanın altına doğru eğildiklerinde kafaları tak diye birbirine çarptı!

— Ah! —diye inledi Kübra, elini alnına götürerek.

— Ya çok özür dilerim Kübo! —dedi Arda panikle.— Valla bilerek olmadı, dur bakayım neresi acıdı?

Arda hiç düşünmeden elini Kübra’nın alnına koyup hafifçe ovalamaya başladı. Arda’nın o her zamanki şakacı tavrının yerini alan bu aşırı hassas ve nazik tavrı, Kübra’yı adeta kilitlemişti. İkisi masanın altında birkaç saniye boyunca göz gözü gelip öylece kaldılar.

Kübra’nın kalbinin atışını çardaktan ben bile hissedebiliyordum!

— Şe... Şey, önemli değil, geçti, —dedi Kübra fısıltıyla, Arda’nın elini yavaşça alnından indirerek. Ama elini hemen bırakmadı, birkaç saniye Arda’nın parmaklarını tutmaya devam etti.

Arda boğazını temizleyip hafifçe kızararak masanın üzerine çıktı:

— Hah... Nerede kalmıştık? Şurayı çiziyorduk değil mi?

Ben çardağın girişinde Yaman’a yaslanmış onları izlerken bıyık altından gülümsedi. Yaman kulağıma eğilip:

— Bizim Arda sert kayaya çarptı ama galiba limana yanaşıyor, —diye fısıldadı.

— Hiç sorma, —dedim gülerek.— Kübra da az değil, Arda’nın elini tutarken az kalsın heyecandan keki düşürüyordu!

Tam o sırada Kübra haritanın alt köşesindeki kırmızı kalemle işaretlenmiş eski bir adresi fark etti.

— Çocuklar! —diye bağırdı Kübra heyecanla.— Şuraya bakın! Songül haritanın kenarına Trabzon sınırındaki eski bir sahil kasabasının koordinatlarını yazmış! Yanında da 'Kayıtlar ve orijinal belgeler' notu var!

Yaman hemen masaya yaklaştı:

— Songül’ün asıl sakladığı büyük arşiv orada olabilir. Polise gitmeden önce bu adresi doğrulamamız lazım.

Aramızdaki sessiz anlaşma sağlanmıştı: Erva’yı korumak için Songül’ün tehdidine boyun eğmiş gibi görünecektik ama arkasından onun gizli haritasını adım adım çözüp onu kendi tuzağına düşürecektik. Üstelik bu tehlikeli yolculukta, ekibimizdeki o yeni kıvılcımlar da her geçen gün daha da alevleniyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.