Bazen içinde bir his olurdu Eden'in.
Evde olsa bile eve gitmek isterdi.
Evinin neresi olduğunu kendisi de bilmiyordu.
Eskiden bunu ona birisi sorsa rahatça voleybol salonu yada annesiyle babasının yaşadığı yeri diyebilirdi.
Ama şimdi oraya ev demek bile zor geliyordu.
Ailesiyle kavga ettiğinden değildi.
Hatta uzun zamandır etmiyorlar bile denebilirdi.
Ama
Kendi istediği gibi yaşayamadığı belirli bir yemek ve uyku saatinin olduğu gece geç saate ses çıkarmamak için uğraştığı bir yere ev denebilir miydi?
Yada ev yanındaki insanlar mıydı?
Ev bir yer mıydı yoksa bir kişi mi?
Bilmiyordu.
Aslında çoğu şeyi bilmiyordu.
Küçüklükten beri en büyük hayallerinden birisiydi kendi evinin olması.
Hatta baska ülkede şehirde olması.
Küçükken Washington'a gidip orada hem lisansı voleybolcu olup hemde liseye giderek yaşamak isterdi ama şimdi voleybol oynadığı süre her gün azaliyordu. Oynamayı hâlâ seviyordu ama ne onunla oynayanlar vardı artık ne de eski hevesi.
İstese bir takıma rahatça girerdi.
Tekrar oynaması için para bile teklif etmişlerdi denebilirdi hatta.
Ama artık voleybolun hayatının ana noktası olmasını istemiyordu.
Voleybolcu olmayı maçlara gitmeyi hala istiyordu ama yine de büyünce hem antrenmanlar her gün hem haftada 2 3 kere maç hemde yaz ve kış maçlar olacaktı.
Kendisine nasıl vakit ayiracakti?
O bunu istemiyordu.
Yeni diller öğrenip dünyayı gezmek istiyordu...yani öyle istediğini düşünüyordu.
Ne istediğini kendisi de gam olarak bilmiyordu.
Bilemezdi de.
Ev hayali kurmuş birisi dünyayı gezerse evi nerede bulacaktı?
Denizin suyundan çıktığı anda bu düşünceler etrafını sarmış onu tekrar boğmaya çalışıyordu.
Sitenin içine girdi.
Kapıyı sessizce açmıştı ama basketbol oynayan Jake kapının açıldığını fark etmişti.
Jake Eden'e döndü " Saat gece 3. Ve sen islaksin?"
Eden omuz silkti" Biraz nefes almak istemiştim sonra kendimi suyun içinde buldum."
Jake kaşlarını kaldırdı " Git kurulan. Üşüme. "
Eden gözlerini devirdi ama gülümsüyordu da" tamam baba!"
Jake gülmekten topu düşürdü " Baba mi?!"
Eden giderken zıplayarak arkasına döndü " babam gibi davranıyorsun!"
Sonra yürümeye devam etti.
Jake'in kahkaha seslerini ve topun gürültüsünü duyuyordu hâlâ.
Telefonunu cebinden çıkardı.
Instagrama girdi.
20 takipçi isteği.
Isimlerde gezindi yavaşça.
Tanıdık bir kaç kisininkini kabul etti.
En alttlara doğru sıkılmaya başladı ve tam çıkarken bir isim gözüne battı.
Daylan Hale...
Unutamadığı yeni yeni vazgeçmeye unutmaya başladığı eski sevgilisi.
Hailey'e onu anlatınca" sizin aşkınız gerçek gibiymiş. Eğer istersen ve o bir adım atarsa tekrar dene ama unutma bazen geçmiş sadece tekrarlanır o zaman kaç." Demişti.
Bu Eden'in hayatında duyduğu en iyi tavsiyelerden birisiydi.
Hailey'e yazmak ona danışmak gecenin körüne kadar konuşmak istiyordu.
Ama Hailey uyuyor muydu emin değildi.
Yazsa bakar mıydı ki?
Rahatsız etmesem kayla'ya mi yazsam diye düşündü bir an.
Kayla en fazla ne derdi ki " İyiymiş kannka geçen gün eski sevgilim bana döndü snecw ne diyim???"
Derdi kesin.
Eden'in dertlerini yok sayar kendi dertlerine geçerdi.
Eden'in onu sevdiğini bilmesine rağmen ayarlasana bile derdi belki.
En son dediği gibi.
Telefonunu cebine koydu.
Dylan'ın isteğini kabul etmedi.
Yarın hailey'e sorup konuşup ona göre karar verecekti.
Telefonunu cebine koyduğu anda titredi.
Önce annem mi diye düşündü sonra mesaja bakmaya karar verdi.
Telefonunu açtı instagrama tekrar girdi.
Hailey bir mesaj.
Hailey" NE OLDU BANA HEMEN ANLATIYORSUN AŞAĞI INIYORUM YARUN FALAN DERSEN SENI GEBERTİRİM!"
Eden gülümseyerek Hailey'jn odasının camına döndü.
Hailey gülümseyerek ona baktı sonra aşağı iniyorum bekle dedi dudağını hareket ederek.
Eden Hailey'in gelmesinin uzun süreceğini biliyordu. Eve gitti üstünü değiştirdi saçını kuruttu ve dışarı çıktı.