Babam elindeki poşeti ve oltaları bagaja yerleştirdi ve direksiyon un başına oturup bana şevkatle baktı
"İyimisin meleğim?" Dedi.
Kendimi zorlayarak
"Evet iyiyim babacım"
Diyebildim kendimi zorlayarak . Sesim her gece ağlamaktan tahriş olmuştu . Babamda bunu bildigi için beni fazla konuşturmak istememişti, direksion u kavrayıp arabayı nazikçe harekete geçirdi . Bende arabanın aynasını kendime çektim ve yüzüme baktım uzun zamandır aynaya bakmıyordum yüzüm nerdeyse 2 aydır yemek yemediğim için solmuş tu ve zayıflamıştı ve yeşil gözlerimin altları mararmış , dudaklarım kurumuş ve yıpranmıştı, uzun zamandır taranmadığı belli olan yıpranmış saçlarımı küçük bir lastik toka tutuyordu. Aynadaki kız tam bir zombiye benziyordu kendimden utanıp aynayı kapattım ve arkama yaslandım. Üstümdeki tüylü kısa hırka ve kısa tayt beni rahatsız etmişti koltuğun üstünde kıpır kıpırdım, bunu farketen babam bana bakmayarak sol elini arkaya doğru uzatıp kabarık olan eski dağcılık çantamı gösterdi.
"Kıyafetlerinden rahatsız oluyorsan çantada kıyafetlerin var, arkaya geçip giyinebilirsin hayatım." dedi hafif sırıtarak . Dirsek koltuğuna tutunarak ayağa kalktım ve arkaya bir hoplayışta geçtim . Babam bana dikiz aynasından bakarak gülmeye başlamıştı. Yüzümü ekşiterek dilimi çıkarttım ve arabanın babama bakan içten perdesini çektim , (Bu tasarım bana aiitti.) Yanlardaki camlarında perdesini çektikten sora eski sırt çantamı kurcalamaya başladım. İçinde daha ben genç kız ken kullandığım ergen kıyafetleri ve hafif makyaj malzemeleri sinek ilacı gibi şeyler vardı. Uzun zamandır giymediğim o ergen kıyafetleri aslında normaldi ama nede olsa uzun zamandır kullanmıyordum. Hızlıca üstüme geçirdim, saçımı eski kıskaçlı tokamla topladım , siyah kısa krop umu geçirdim ve eskiden en sevdiğim siyah ince uzun hırkamlada kombinledim . Hemen bir hareketle geri öne atladım , babamın yüzü sırıtıyordu . Radyoya eli uzandı ve en sevdiği şarkı olan BEAT IT 'i açıp yola devam etti.
Arabanın hırçın ve öksüren ağır firenini duyduğumda gözlerimi açtım.
Gelmiştik işte babam ve benim eskiden en sevdiğimiz balıkçı köyü.
Şekirden uzak olduğu için burda 2 hafta mutlaka her zaman dururduk. Annemden uzaklaşamak ikimize de iyi gelirdi , Ama şimdi uzaklaşmak isteceğimiz bir anne yoktu onun yerine kötü insanlar vardı. Babam arabadan indi ve hasır şapkasını başına geçirdi. Ardından bende eski kapı kolunu çekip açtım ve temiz, özlediğim köy havasını içime çektim. Botlarımla çomurlu yerde ilerleyerek barakada oturan adamın yanına ilerledik bu Şahin Amcaydı .
Babam barakada oturan eski arkadaşı Şahin Amcayı başıyla selamladı ve karşısına oturdu.
" Nasılsın Şahin görmeyeli?" Dedi babam özlemli bir sesle Şahin Amca benimki gibi zedelenmiş sesiyle cevap verdi.
"Ooo eski dostum hoş geldin . Sen buralara gelirmiydin ya?" Sesinde mutluluk vardı .
Eski kanepesin'den kalktı ve babama sarıldı. Gözle açıp kapayıncaya kadar iki yaşlı adam çoktan muappet e dalmıştı.
Onlar muhappet ederken ben çoktan sıkılmıştım bile. Babamdan iskele ye gitmek için izin istedim surat, asarak oda haf arasında " gitsen iyi olur." Dediğini işittim ve hızlıca o farketmeden ordan uzaklaştım. Babamın izin vermiyeceğini biliyordum. Yolda hızlı adımlarla yürürken bir ceviz ağacının altında oturan bir çocuk gördüm ; uzun.siyah saçları yüzünün yarısını örterken eliyse başını desleklemek için dirsekten yardım alıyordu, siyah kıravatı hafif gevşemiş şekilde koyu mavi çizgili gömleğinin üzerinde dağınık bir şekilde duruyodu , kıyafaylerine bakarak bile bir soylu olduğunu anlayabiliyordunuz . Uzaktan bakınca yüzünü göremiyordunuz aynı bir saç yumağıydı meraklanıp yanına yaklaştım. Ben hareket ettikçe hoşurdayan otların ve çalıların sesini duyup başını kaldırdı.