Yatağımda oturmuş yeni aldığım peruğu kesiyordum.“keşke daha önceden akıl etseymişim bu peruk işini”diye geçirdim aklımdan.yaşadığımız korkunç kayıptan sonra babam anı bir kararla taşınmak istedi,ve bende adeto peşlerinden sürüklendim.gitmek istemiyordum,çünkü burdakiler anlayışlı kişilerdi.hepsi beni gördüğünde içten bir tebessüm yerleştirirdi yüzüne.kardeşimi ne kadar sevdiğimi bildikleri için benim şov yapmadığımı ve gerçektende sarsıdığımı tahmin edecek kadar akılları vardı.ailemin peşinden sürüklendiğim bu hayat gerçektende hiç cazip gelmiyordu.ilk iş olarak beni bir orta okula yazdırdılar.kimseyle konuşmadım orta okul boyunca,kimsede benimle konuşmadı,kim benim gibi birisiyle konuşmak isterim zaten,ben onların gözünde:şov olsun diye saçlarını boyatmış ,dibleri gözükmesin diye şapkasını çıkartmayan,sınıfın sessiz çocuğu havasını vermeye çalışan birisiyim.sağda solda duyyodum hep bu dedikodularını,ve sadece şapkamın çünkü kaldırıp bakıyordum onlara,o kadar korkaktılarki sadece bir çift yeşil gözden korkuyolardı,nede yazık.en sonunda bitmiştim peruğu kesmeyi,kakıp içinde saçın bulunduğu poşeti çöpe attım ve saçımı topuz yapıp peruğu denedim.evet,gayet doğal duruyordu.aslında saçımı boyatmayı aklımdan geçirmemiş deyildim,ama ben kim nederse desin saçlarımı seviyordum.peruğu çıkarıp masaya fırlattım ve yatağıma uzanıp tavanı izlemeye başladım,ama de yazıkki hiç uykum yoktu.kalktım ve bitmiş test kitaplarından dolayı sadece üst rafına kitaplarımı sıkıştırabildiğim kitaplarıma yöneldim.uzandım ve “uğultulu tepeler”'içekip aldım.daha sonra çekmecemden kulaklığımı çıkarıp mutfağa doğru yürüdüm.eşyalarımı masanı üzerine koyup, balkona çıktım ve temiz havayı çektim içime.ama maalesef evimiz birinci katta bulunduğu için manzara karşı binaaydı.içeri girdim ve ocağa sıcak su koydum,daha sonra telfonumu almak için odaya döndüm.telefonumu cebime attım ve tam dönücekken balkonun kapısının gıcırdamasını duydum:kapıyı açık unutmuştum!adeta hareket edemiyordum,evimde bir yapancı vardı,belkide bir hızsız.birbeş dakika kadar sonra mutfağın kapısınında gıcırdamasını duydum.küşün antrede kapıya arkam dönük bekliyordum:daha doğrusu korkudan hareket edemediğim için beklemek zorundaydım.adım sesleri yavaş yavaş yaklaşıyordu ve en sonunda küçük antireninde kapı gıcırdama sesini duydum,önümdeki duvara yavaş yavaş ışık vuruyordu daha sonra duvar tamamen aydınlandığında duvara toslama sesi duydum.bir anda kendime geldiğimi hissettim,ne yapıyordum ben?hırsız olarak girdiği evde duvara çarpan birinden mi korkuyordum?aptallık!yavaşça arkamı döndüm ve sımsıkı yumduğum gözlerimi açtım.arkamda duvara yaslanmış benimle yaşıt gözüken ve benden sadece birkaç santimle uzun, parlak sarı saçlı bir çocuk bana bakıyordu.ama en çarpıcı özelliği ise fal taşı gibi açtığı okyanus mavisi gözleriydi.bu kadar genç bir çocuğun en alt kattaki dairenin balkonundan bir eve izinsiz bir şekilde girmesi oldukça garipti.koskoca bir 15 dakika boyunca bana soran gözlerle baktı,bende ona:o saçların nasıl bu şekilde göründüğünü merak ediyordu,bense gece yarısı bu kadar genç ve hırsıza hiç benzemeyen bir tipin benim evimde ne aradığını merak ediyordum.birden kafamın zonkladığını hissettim,resmen evime giren zibidinin teki karşımda duruyordu ve ben öylece durup adeta kaçmasını bekliyordum!hızlı adımlarla karşımdaki gerizekalıya doğru yürüdüm.epey korkmuş görünüyordu,yanına gittim ve olduça uzun saçlarının ön kısmını eline doladım ve ağzını elimle kapadım,saçına doladığım elimi arkaya savurdum.küt diye bir sesle başını vurdu ve acıyla gözlerini kıstı.eğer babamın homurtularından uyandığını fark etmeseydim eğer onun icabına bakıcaktım fakat ne yazıkki babam uyanmıştı ve buraya geliyordu.ellerine baktım,boştu.kulağına doğru eğildim ve fısıldadım:“eğer birdaha karşıma çıkarsan seni bizzat ben öldürüm.”,yutkumdu,korkudan göz bebekleri titriyordu.elimi ağzından çektim ve ensesinden tutup mutfağa doğru ilerledim,balkona geldiğimizde onu fırlatırcasına baklona koydum ve balkonu kapatıp kilitledim.
*
Kitabıma odaklanmaya çalışıyordum,fakat böyle birşey mümkün değildi.a zönce evime birisi girmişti,ama neden?hırsızlık için girmiş olduğunu düşünmüyorum,başka ne için girmiş olabilirdiki?“keşke sorabilsem”diye geçirdim içimden,