İçeriğe geç

DENGE~Kayıp Işık~

Bölüm 7 · 3 dk okuma

DENGE~Kayıp Işık~

Bölüm 7

•7•

Kabul ettiği şeyden gram tedirgin olamayan Dünya etraflarında dönen taşları tek hamlede durdurdu. Etrafında birleştirip devasa bir kılıç haline getirdi. Tek amaçlı Pelin'i biraz da olsa korkutmaktı. Eğer benden korkarsa dediğimi yapar.

Kılıcı Pelin'e doğru savurdu. Aynı virtusa sahip olmaları birbirleri üzerinde bir üstünlük sağlamıyordu. Eğer kendi güçlerini de katabilirlerse biri kazanabilirdi. Bu yüzden kız, suratına gelen kılıcı hava gücünü kullanarak duvara yönlendirdi. Hızlı bir biçimde duvara çarpan kılıç ikiye ayrıldı.

"Bu durumda birbirimizi yenemeyiz, Dünya." İki kızın etrafındaki toz bir anda yükselmeye başladı. Dünya, Pelin'in ne yapmaya çalıştığını anlamıştı. Eğer o hile yapıyorsa, bende yaparım.

Virtuslarının asıl özel özelliği taşlara şekil verebilmekti. Ama kendi gücünü kullananlar virtuslarını daha kolay yönetebiliyorlardı. Pelin'in kendine gelen kılıcı fırlatması gibi kendini gücünü kullananlar bir sıfır ileride oluyorlardı. Dünya'da bunu fark etmiş ve o da güçlerini birleştirmeye karar vermişti. Kendi gücü sayesinde toprağın içini yarabiliyordu. Bu sayede de yerin altındaki taşları kolayca yüzeye çıkarabilirdi.

Oyuna daha fazla taş sokması onu kazanan yapacağı gibi Pelin'in oyunu kendi lehine çevirmesi durumunda kaybedebilirdi. Her ne olursa olsun kazanmalıydı. Ortaya koydukları iddia arkadaşlarının güvenini sarsabilirdi. Ve o, bunu istemiyordu.

"Sonunda aynı dili konuşmaya başladık. Ama ne yazık ki o dilde ben senden daha öndeyim."

Dünya daha ne olduğunu anlamadan etrafındaki taşlar incelip kızın etrafında bir duvar oluşturdu. Bir kubbe gibi kızın üzerinde kapanmaya başladı. Dünya, son anda farkına varıp Pelin'in yaptıklarına engel olmaya çalıştı. Ama yapamadı. Pelin ondan daha güçlüydü. Ellerini hareket ettirdi ama o taşların üzerinde kapanmasına engel olamadı.

"Yakalandın işte!" Dedi Pelin bağırarak. Taşlar arasına kapanmış kızın sesini duyabilmek için biraz daha yaklaştı.

"Toprak hocayı kandırdığın gibi beni kandıramazsın. Senin ne yapacağını biliyorum."

Pelin, ona cevap veren olmayınca duraksadı. Yüzüne sinsice bir sırıtmış takındı ve vücudunun her bir hücresini gaz moleküllerine dönüştürüp yok oldu. Taşların arasındaki minik bir delikten içeri girdi. Vücudunu dönüştürdüğü her bir gaz hücresini çok kolay hareket ettiriyordu. Üst seviyeye geçen her kişi vücudunu dönüştürebiliyordu. Üst seviyeye geçebilmek için çok fazla seçenek vardı. Ya mahkumu olduğun duygu seni korumak için bir güç çağırıyordu -bu daha çok vücud değiştirme ya da duyu artışı idi- ya da küçük düellolara katılarak minik kristaller alınıyordu. Pelin de bu kristalleri kullanarak vücudu gaz moleküllerine dönüştürmüştü.

Dünya'yı kapattığı kubbeli kafes zifiri karanlıktı. Pelin etrafını göremese de kızın içeride olduğunu biliyordu. Temkinli bir biçimde yürümeye başladı. Ellerini savuruyordu ama savurduğu ellerin değdiği hiçbir şey yoktu. Tam o sırada elinden geçen minik ürpertiyi hissetti. Elini savurup bir hava akımı oluşturdu ve eline değen o şeyi kavradı. Bunun Dünya'nın eli olduğunu anlaması uzun sürmemişti. Tek hamlede kızın elini ters döndürüp onu yere yatırdı ve üzerine çıktı.

Zafer kazanmış bir edayla etraflarındaki taşları yıktı. Zifiri karanlıktan kurtulan gözleri ışığa kolayca alıştı ve üzerinde oturduğu Dünya'nın çaresiz bakışları altında sırıttı.

"Kaybettin. Anlaşma iptal." Dedi Pelin kahkaha atarak. Dünya hayal kırıklığına uğramıştı. Oysa kazanabileceğini biliyordu. Kazanması gerekiyordu. Bir şey yapması gerekiyordu. Kaybetmeyecekti. Arkadaşlarının güvenini sarsmayacaktı.

Yüz üstü yattığından etrafındaki hiçbir şeyi göremiyordu. Ama görmesine gerek yoktu. İhtiyacı olan tek şeyin üzerinde yatıyordu.

Ellerini arkasında birleştiren Pelin'in gücü aksine onun fiziksel gücü daha fazlaydı. Elini bir hışımla çekti ve sertçe yere vurdu. Yer sallandı, Dünya ise yarattığı bu şansı kullanarak kendini Pelin'in altından kurtarmayı başardı. Yerdeki bir taşı aldı, Pelin'in bacaklarına vurup onu dizleri üzerinde oturur pozisyona getirdi. Ayaklarını kızın omuzları üzerinden atarak onu iki bacağının arasın aldı. Uzun saçlarını diplerinden tutarak kızın kafasını sabitledi. Elindeki taşı keskin bir hale getirip kızın boynuna dokundurdu.

Tam o sırada yüksek sesli bir zil duyuldu. Bu yapılan yarışmayı fazla ileri giderse durdurmak için kullanılıyordu. Dünya fazla ileri gitmiş ve kızı tehdit edecek konuma gelmişti. Halbuki onu baştan beri kışkırtan ve kendi kendini tehdit eden Pelin idi.

Kızı sakince serbest bırakan Dünya, korkmuş olan Pelin'i şaşkınca izliyordu. Yine kozunu kullanıyordu. Kendini masum göstermeye çalışıyor. Ama öğretmenim benim tarafımda olacaktır.

Kendini toparlamaya çalışan kız sakince savaş alanını terk etmeye hazırlandı. O sırada ona doğru gelen Toprak'ı görüp gülümsedi. Öğretmeni de ona bakarak gülümsedi. "Seni tebrik etmek isterim."

"Teşekkür ederim. Sizce kazanır mıyım?"

Öğretmeni ona endişeyle baktı ama suratını hemen düzeltti. "Son hamle biraz sıkıntı çıkarabilir ama onları ikna edebilirim. En iyi öğrencimin kaybetmesini istemiyorum."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.