Kalbimden büyük bir parça oyuldu. Tüm damarların birleştiği o yer işte. O günden beri eksiğim ben, yarım bile değilim, belki çeyreğim. Kalbime dokununca bir boşluk hissederim, dokunduğum yer elimi yakar.
Kalbimde damarlar kalmadı, hepsi onunla gitmişti. Organlarımın hiçbiri yaşayamaz artık. Kanım döner, döner ve boğazımdan çıkar, tam oradan. Yakında tüm vücudum kuruyacaktır. Derim ise çoktan rengini atmış ve kendini soğuk bir morun tonlarına doğru bırakmak üzeredir.
Oksijene ihtiyacım yoktu bu saatten sonra. Nefes almamaya o anda karar verdim. Yaşamak bu cana yakışmazdı zaten. Yaşamanın yakıştığı can çoktan solmuş ve yapraklarını yere bırakmıştı usulca. Önce gözlerim çıktı dışarı ve düştüler. Göremiyordum artık. Görülecek şey kalsa yine belki bir parça üzerdi bu beni. Ama koymadı, görülecek şeyler buharlaşıp havaya karışmıştı çoktan. Bedenim hala beni yaşatmaya çalışıyordu belli ki, uykum gelmeye başlar tam da senin uyanacağın saatlerde. Sen uyanırsın, ben ise dayanamaz kendimi rüyalara bırakırım. İşte rüyalarda görürüm seni. Canımı yakarsın, öldürürsün, hem de hiçbir şey yapmadan, bakışlarınla delersin kuvvetimi. O rüyadan uyanınca uyumamaya karar verdim. Bu bedene uyumak yakışmazdı zaten. Uyumanın yakıştığı şeyler son uykusunu uyuyalı çok olmuştu.
Fakat aciz bedenim izin vermedi daha fazla uyumamama. Gözlerim yavaşça kapandı. Bir daha açılmamak üzere. İşte yanındayım her şeyim.


