İyi okumalar :) "Yıllardır denenen ama asla gerçekleşmeyen, hatta bir süre askıya alınan *deney* gündeme geri geldi. " "Hatırlarsınız ki bilim adamları insanların felaketlerden sağ çıkabilmesi için bir deney oluşturmuşlardı. Uzun bir sürenin ardından pek bir gelişme olmadı. Artık denekler yapılan denylere yetmiyor. Bilim insanları deneylerde kullanmak için sokaktan rastgele insanları toplayacaklarını -özellikle fakir kesimlerden- duyurdu. Eğer deney başarılı olursa deneğe yüklü bir para vericeklerini de eklediler."
--- Yağmur yağıyordu. Sokakta hızlı hızlı yürüyor ve bir haftadır kaldığım parkın bankına doğru ilerliyordum. Küçük yaşta ailemi kaybettikten sonra sokakta kalmıştım. Ne bir tanıdığım nede bu nesilde beni evine alıcak kadar merhametli insanlar vardı. Yani, ben olsam bende evime kimseyi almazdım. Eve gelicek yeni biri, doyuracak yeni bir boğaz ve fazladan bir masraf daha gelicek demekti.
Parka geldiğimde etraftaki sessizlik ürpermemi sağlamıştı. İnsanlar iki gün önce yayınlanan haberle beraber seçilmemek için evlerinden az çıkar olmuşlardı. Birde üstüne yağmurlu havalar olunca kendimi başka bir dünyada, tek ben varmışım gibi hissettim.
Üstü kapalı bank eskimiş olmalı ki tavanı var mı yok mu belli olmuyordu. En kuru yerine oturmaya çalıştım. Çöplerden bulmuş olsamda bu kıyafetler benim için önemliydi. Poşetimden emekle kazandığım -bakkaldan çaldım- kraker paketini çıkarıp açtım. Bayat ve yapay krakerleri yerken sanki dünyada ki en güzel yemeğini yiyormuşum gibi hissettim. Tabi öyle yemekleri yapacak malzemeler kaldıysa.
Ben yemeğime odaklanırken omzumda bir el hissettim. Bakkal sahibinin olduğunu düşünerek kaçmaya hazırlandım ve hızla oturduğum yerden kalktım. Tam koşacakken benekli yüzüyle Austin gülümseyerek önümü kesti.
"Nereye gittiğini sanıyorsun Asena? Dışarıda felaket bir şekilde yağmur yağıyor." Göz ucuyla banka baktı. "Yani...orası da pek kuru değil ama olsun. En azından biraz daha korunaklı." Rüzgarla birlikte banktan bir tahta uçunca ikimizde dona kaldık. Sonra Austin gülerek bana baktı. "Biraz."
Karşılıklı oturmuş birlikte kraker yiyorduk. O da benim gibi dışarıda kalmış binlerce insandan biriydi. Benden iki yaş büyüktü ve bununla bana övünüp duruyordu. Uzun uzun konuşmanın ardından zaten kapalı olan hava kararmaya başladı. "Bence artık uyumalıyız Asena. Hava geç oluyor ve benimde sabah erken kalkıp çalıştığım yere gitmem gerek. Biliyorsun patron mandanın teki" gülümseyerek başımı salladım ve ayağa kalkıp esnedim.
"Bu Sefer nerde kalacaksın? Dükkanın orada mı yoksa bulduğun ilk yerde mi?" Austin de ayağa kalktı. "Sen nerde kalacaksan orada. Bu gün içimde kötü bir his var. Bence birlikte olmalıyız." Austin ne işe yarıyor deseniz hiç bir şey sayamam ama ne zaman içindeki o garip hislerden bahsetse hep dediği çıkıyor. Durum bu olunca onun yanımda kalmasına izin verdim. "O zaman banka sıvışsan iyi edersin. Burada uyumayı planlıyorum."
Hırkamı çıkarıp yastık niyetine top haline getirdim. Başımın altına koyup uzandım. Austin de karşıma geçip yattı. "Sence şu deneyler gerçekleşir mi? Bu garip fikirler dünyayı kurtarabilir mi?" Soruyla irkildim. Bu konu içimin daralmasımı sağlıyordu. "Bilmem. Hem mantıklı hem de mantık dışı geliyor bana. En başında önlemler alsaydılar bu kadar hayvan ve insan ölmezdi." Beni onaylar gibi bir ses çıkardı. "Peki deneklerden biri olmak ister miydin? Şahsen ben merak ediyorum. Acaba bu deney dedikleri ne oluyor?" İnanamaz bir şekilde baktım. "Gerçekten de ölmek istiyorsun. Ben istemezdim. Tabi birazda paraya bağlı." Austin güldü. "Senin kararlılık da maşallah ne kadar güçlü." Bende güldüm. Yavaş yavaş uykuya dalmaya başlamıştım. En son hatırladığım şey Austin'in üstüme hırkasını bırakmasıydı.
~*~*~
Yerin sallanmasıyla irkildim. Gözlerimi zar zor açabiliyordum. Yavaş bir şekilde yattığım yerden kalktım. Gözlerimi ovalamaya başladım. "Austin gittin mi?" Ses gelmeyince gözlerimi açtım ve etrafıma bakındım. Gördüğüm manzara hiç de uyuduğum yere benzemiyordu. Kocaman bir kamyonetin içinde bir sürü insanla bir aradaydım. Ve bu insanların çoğu benim gibi çocuklardan oluşuyordu. Korkuyla uyanık biri var mı diye etrafa bakındım ama kimse yoktu. Sonra tanıdık bir yüz gözüme çarptı.
Emekleyerek Austin'in yanına gittim ve onu dürtmeye başladım. Austin uyanmayınca korktum. Nefes alıp almadığını kontrol ettim ve evet, nefes alıyordu. Büyük hir rahatlamayla nefes verdim. Sonra yanımda ki bir kaç kişiyi de uyandırmaya çalıştım. Kimse uyanmadı. Büyük bir ihtimal herkes baygındı.
Tam duvara vuracakken bir el bileğimi kavradı. Korkuyla çığlık atacakken arkamdan biride ağzımı kapatıp beni kendine çekti. Korkuyla derin nefes almaya çalıştım. Bileğimi tutan elin sahibine bakınca iki yandan örülmüş sarı saçlı bir kız olduğunu fark ettim. Sonra ağzımı kapatan kişiye baktım. O da benden büyük olduğunu düşündüğüm bir erkekti. "Şimdi bağırmak yok, tamam mı? Bizde senin gibi burada uyandık. Sakın bağırma. Gel sakin bir şekilde konuşalım." Kızın tatlı yüzüne ters orantılı sesi kalın sesi şaşırmama sebep oldu. Başımı onaylar bir şekilde salladım. Beni tutan çocuk elini çekti ve üstünden kalkmam için benden biraz uzaklaştı. Hemen kenara geçtim. İki yabancıya bakarken meraklıydım. "Siz kimsiniz? Neden burada olduğumuzu biliyor musunuz?" Önce kız konuştu. "Ben Sarah. Tanıştığında memnun oldum. Peki ya sen?" Sonra diğer çocuk konuştu. "Ben de Rory. Sarahla az önce tanıştım. Biri daha uyanmıştı ama...geri uyumak zorunda kaldı." Rory'in baktığı yere bakınca küçük bir kız çocuğunu gördüm. Yerde yüz üstü yatıyordu. "Ben Asena." Diye mırıldandım. Tam neden kızın geri uyuduğunu soracakken Sarah hemen cümleye açıklık getirdi. "O da senin gibi korkmuştu. Bağırmaya başladığında onu susturamadık. Sonra araba durdu. Biz de korktuğumuz için uyuyor numarası yaptık. Kız hala ağlarken içeriye bir kaç kişi girdi ve ona uyuması için ilaç verdiler. Bu yüzden yine aynı şeyler olmasın diye senin bağırmanı engelledik."
Şaşırmış gözlerle ona baktım. Nereye düşmüştüm böyle? "Peki...neden buradayız? Biliyor musunuz?" İkisininde suratları düştü. Rory sırtını duvara yasladı. "Hiç bir fikrim yok. Uyandığımda ne yapacağımı bilemedim." Yan gözle bana baktı. "İsmin garip geldi. Yabancısın galiba?" Başımı onaylarcasına salladım. "Annem Türkmüş. O yüzden adımı Asena koymak istemiş ve koymuş." Sarah gülümseyerek yanına oturdu. "Peki neden onu uyandırmaya çalıştın? Yoksa erkek arkadaşın mı?" Eliyle Austin'i gösterdiğinde kaşımı kaldırdım. "Asla. Sadece arkadaşım." Sarah gülerek kollarını birbirine kenetledi. "İyi, hadi öyle olsun."
Biz konuşmaya devam ederken araba durdu. O anki kalp atışlarım bir yarış atını bile geçebilirdi. Rory aceleyle olduğu yere yattı. "Hemen uyuyor gibi yapın!" O anki korkuyla hemen yattım. Sarah yanıma yattı fakat doğal durmak için benden biraz uzaklaştı. Kamyonetin kapısı açıldığında içeriye birilerinin geldiğini duydum. Ağır bot sesleri kamyonetin içinde yankılanıyordu. "Hemen herkesi binaya götürün. Yakında uyanırlar." Kalın bir sesti. Göz ucuyla etrafa baktığımda bir sürü askerin insanları sedyeye taşıdığını gördüm. Birinin bana yaklaştığını görünce hemen gözümü kapadım.
Biri ayaklarımdan biride omzundan tutup beni kaldırdı. Hareket etmemek ve gözümü açmamak için kendimi zor tuttum. Sedyeye indiğimde derin bir nefes aldım. Sedye bir kaç saniye sonra havalandı ve arabadan çıktı. "Numara 11 ve 14, durun. " Kalın ses yine konuşmuştu. Üstünde olduğum sedye durunca kalp atışlarım tekrar hızlandı. Yoksa uyanık olduğumu gördüler mi? Kalın ses yanımıza geldi. "Aldığınız kişileri kontrol etseydiniz keşke. Şuan uyanık birini taşıyorsunuz. Aptallar." Donup kaldım. Omzuma gelen elle hemen gözlerimi açtım ve sedyeden atladım.
Korkuyla koşmaya başladım. Arkamdan bir gülme sesi geldi. Bacağıma saplanan iğneyle yere düştüm. Dünyam kararırken yanıma kalın sesli o adam geldi. "Çabalaman miğdemi bulandırıyor, bücürük."
BÖLÜMÜ SEVDİYSENİZ YORUM ATMAYI VE BEĞENMEYİ UNUTMAYIN! DESTEK OLURSANIZ ÇOK SEVİNİRİMM💖⭐
-1112 kelime-
*Not: Asena 16 yaşındadır*





